Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım Bu yüzden insan içine karışamadım Bana mı sordunuz adımı koyarken Bir küstüm bir daha…
Bölünür sancıyla uykular Sığınak değil en kuytular Gökte ay on dört ben dolunay Son hatıranı sinene say Bu kadarına razıyım…
Bu şehrin meydanlarında, garında, rıhtımında Sensizlik bir türlü yakamı bırakmıyor Bütün duraklarda, kahvelerde Büyük küçük yalanların Dönüp dönüp vuruyor ansızın…
Aglamak guzeldir Suzulurken yaslar gozunden SakIn utanma Aglamak ofke delice nefret Doruklarda ask doyumsuz sevinc Kahreden keder kisaca hayat Ve…
Uzanıp Kanlıca’nın orta yerinde bir taşa Gözümün yaşını yüzdürürüm hisara doğru Yapacak hiç birşey yok gitmek istedi gitti Hem anlıyorum…
Titresin bir mum alevinde o eski günler Bir gümüş çerçeveden seyret yine maziyi Bir nezaket bir ince söz belki O…
Geçti yıllar ah geç aydım Anladım ki boşa gün saydım Bakakaldım giden güne Ben hep düne ait kaldım Çocukluğum kavruk…
Ablam aşktan öldü Herşey filmlerdeki gibi oldu Bir hazan yaprağı düşerken Pencereye bakarak Son nefesini verdi mucize Sevgililer buluşamadı Hayat…
Görenler hayran olur o kara gözlerine Sevdim seni güzelim vermem seni ellere Görenler hayran olur o kara gözlerine Sevdim seni…
Geç geç buldum ben bu aşkı Çok bedel ödedim ödüyorum Zaman durmadan vurdu acımasız Ahım mahşere kaldı Zaman bir türlü…