Üç ayaklı sandalyem Daha fazla dayanmaz susarsan kırılır gider Aslında çok zor değil Gerçekler çelimsiz istersen yeniden Kalbim kırık kapılar…
is karası gibiyim o temiz ellerinde dil yarası gibiyim o masum sözlerinde kal deme hiç bunu benden isteme sus bu…
Ölsem, ölsem, ölsem... hemen şimdi Kaçsam, gitsem, kaçsam... tam da şimdi Bu kez pek bir afili yalnızlık Aldatan bir kadın…
Bu kez anladım Kuru dallardan yapma Bi köprüden geçiyorum Ben ordaydım Erbabı yalnızları Yutan kentler biliyorum Bu kez anladım Hüzünlerden…
Kelimelerden alacaklı bir sağır gibi. İçimi döktüm bugün yokluğunla konuştum Tutsak gibi, enkaz gibi, kendim gibi İçimden çıktım bugün içimle…
Belki bir gün özlersin Başka adamlarla Başka şehirlerde Yürürken Okuduğun ilk roman Sevdiğin ilk adam Yasal acılarından Hatta yalnızlıktan Belki…
Geceyi mesken tuttum gündüz senin olsun yalnızlık derdime dert katar gözlerim ağlar Asil bu yaşlar tek çarem var hayata renk…
Gözlerin yalansız Kaçamıyor yüzümden Bir kuş gibi uçta gel kon Yarala beni derinden Sen dalgalı hırçın deniz Kaçışların sebepsiz Suskun…
uyanır geceyarısı yoktan sevda yaparım adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım adamım bu küçük işlere ben bakarım yakarım dilsizler…
Bu akşam sanki hiç ayrılmamışız gibi Hissetmek istedim En sevdiğin kot pantolonumla En sevdiğin lacivert tişörtümü giydim Güzel bir akşam…