O aşk denen zehiri... Önce sen iç sonra ben! Ayrılığı kederi... Önce sen sil sonra ben! Acılarla bir yaşım Yalnızlar…
Ne bana huzur verdin, Ne kendine ne de aşkıma. Yalanların, bahanelerin, Biri bin para. Senin için varmıydım? Yokmuydum? Az mı…
Daha dün bu saatlerde Benden mutlusu yoktu kollarında Ben ve güneş yıldızlar bide dünya Dönerdik eksenin etrafında Canımın içi kime…
Belki de zamansız açtım içimi Yüreğim şeffaftı aklımsa deli Ben geldim sen kaçtın hep bana inat Bir vardın bir yoktun…
İstemesende dostlar sorar Benden konuşacaksın Evde her eşya sana delil Aleyhimemi kullanacaksın Sevişirken başkasıyla Benim kokum odanda Aynalarda yansımam belirir…
Yıllar önce tanıdığın O aşk perisinden hiç eser yok Kalbin boşsa benim suçum değil Belki sende hatalısın Gönlümü nereye nereye…
Elimde yine kalemim Yazıyorum seni sayfalara Seneler seneler Kitap olmuş anılarla Gizlesem hiç fayda etmez Söylesem de daha beter Sorma…
Yalan sevgilim inanma ellere Kapılıp düşlere bana sitem etme Hiç mi hissetmedin ah bendeki yüreği Ben sadece seni hep seni…
Ne güz, ne güller ister Bu kalp bir sende titrer Yak hadi durma Senin bu küller Ne yazı, ne kışı…
Bir baba oğluna sarılmış ağlıyor Bir ana kucağında bebeği dileniyor Hayat acımasız soğuk ve zalim Haksız ve hain bazı insanlara…