Kategoriler: Kitap Özetleri

Dervişin Seyir Defteri Özeti ve Konusu

Dervişin Seyir Defteri – Mim Kemal Öke

Tür: Din – Tasavvuf
Yazar: Mim Kemal Öke
Yayınlanma Zamanı: 2020
Yayınevi: Turkuvaz Kitap
ISBN: 9786257231169
Mevzusu

Kitapta, bir dervişin içsel yolculuğu söyleşi üslubunda adım adım anlatılır. İnsanın aramaktan bulmaya, dinlemekten zikre, aşkın yakıcılığından sabır ve şükre uzanan dönüşüm sürecini izliyor. Mim Kemal Öke, bu yol haritasını kitap süresince Mesnevi’den esinlenen kavramlarla kurar.

Dervişin Seyir Defteri Özeti

Kitap, daha en başta tasavvufu bir hal/olgunlaşma yolu olarak tanım ederek okuru bir sohbetin içine alır. Anlatıcı sesi, ara sıra bir mürşit benzer biçimde konuşsa da okura “aslen okuduğun kendi kitabın, kalbini oku” diye göz kırpar. Bu çerçevede kitap, her bölümün başına Mesnevî-i Tinsel’den bir mısra koyan; ek olarak tercüme/aktarımı kurarken değişik Mesnevi kaynaklarını karşılaştırmalı halde yoklayan bir yol okuması iddiası taşır.

Selâm ile başlangıç, “slm”dan fazlaca bir eşik gibidir. Besmele üstünden, birliğin çoklukta iyi mi örtük durduğu, insanoğlunun yaratılışla beraber verdiği “evet”in (bala) hatırası ve yolculuğun, aslen başlangıçta verilmiş bir sözleşmenin izini sürmek olduğu fikri öne çıkar. “Merhaba” burada hem edep hem yön tayini: okurun kalbini, kelimelerin arkasındaki hakikate çevirmeyi amaçlar.

Gel bölümünde davet netleşir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin dünyadaki popülerliğinden, ona yakıştırılan sözlerden, “gel” davetinin kültürel dolaşımından söz açılır, fakat vurgu şuraya bağlanır: Aslolan çağrı, duygusal bir alıntı değil, insanoğlunun kendi içindeki karar anıdır. Yol bir lütuf benzer biçimde görünse de ilk adım irade ister. Çağrıyı duymak kadar, ona karşılık verebilmek de terbiyenin parçasıdır.

Ara ile kitap, “ne arıyoruz?” sorusunu merkeze alır. İnsanın dünyadaki arayışları; seçici idrak, neyi duymak istiyorsak onu duymaya eğilimli oluşumuz; arayışın bu yüzden ilkin “niyet” ve “yön” meselesi olduğu anlatılır. Arkasından arayış, yalnız “bir şey” bulmaya değil, insanı birleştiren bir “rehberlik” fikrine (mürşid/ “insan-ı kâmil” ufkuna) açılır. Kişinin kendini aynada tanıması, aynayı doğru tutacak bir bakışla mümkün olur.

Bul aşamasında kitap, “bulduktan sonrasında ne olacak?” sorusunu sorar ve cevabı bir ilişki ahlâkına bağlar. Bulmak, “dost edinmek” ve “rehber kabul etmek” sorumluluğunu getirir, aksi halde deneyim yarım kalır. Burada “Tanrı dostu” fikri hem ümit hem imtihandır. İnsan, sahih olanı sahteden ayırmak zorundadır; kibirle ölçüp biçmek yerine dikkat ve tevazu gerekir. Kitap, velîlerin/seçkinlerin “kusur” görünen yanlarına takılmanın yol üstündeki tuzaklarına işaret eder, bulmanın aslen bir “bağlanma ve terbiye” sonucu bulunduğunu vurgular.

Kokla ile duyular metaforu derinleşir. Koku yalnız biyolojik bir his değil, hakikatin izini sürdürten bir işarettir. İnsan, neye alışmışsa onu “düzgüsel” sayar. Kimi zaman fena kokuda büyüyen biri, güzel kokudan bile rahatsız olabilir. Bu yüzden kitap, velilerin kokusunu (kısaca halini, tesirini, insanı özüne götürmüş olan işaretini) ayırt etmeyi, ince bir algı eğitimi olarak anlatır. Koku, kişiyi “öz”e çağıran bir pusula benzer biçimde çalışır.

Dinle kısmı, çağdaş süre eleştirisini en açık taşıyan yerlerden biridir: Hepimiz konuşur; fakat kimse dinlemez. Oysa yolun ilk şartlarından biri, iç ve dış gürültüyü azaltıp “susmayı bir âdet” kılmaktır. Dinlemek burada pasiflik değil; kalbin dikkatini toparlama, hakikati işitecek bir boşluk açma pratiğidir.

Zikret ile dinlemenin içinde ne olduğu belirir. Zikir anımsamak, anmak, Tanrı’ı dilde ve halde “gündem” kılmaktır. Kitap, varlığın aslına bakarsan bir tür tesbih halinde bulunduğunu, insanoğlunun ise bir çok süre bu ortak koroya “sağır” kaldığını söyler. Zikir, kalbi titreten eylemi yönlendiren, kıbleyi tekrardan kuran bir merkezleme olarak ele alınır.

İç bölümünde sarhoşluk ve şarap metaforu devreye girer. Buradaki içiş, fiziki değil, tanrısal aşkın insana verdiği ayıklık ve ince sezgiyle ilgilidir. Musiki, ritim, meşk benzer biçimde kültürel çağrışımlar, bu metaforun tat tarafını kuvvetlendirir: İnsan, doğru mecliste doğru “içki”yi içer, kısaca hakikate yakınlaşan bir vecd ve farkındalık haline adım atar.

Yan kitabın sert fakat dönüştürücü kavşağıdır. “Yanacaksın” denirken cehennem korkusu değil, aşkın yakıcılığı kastedilir. Yanmadan olgunlaşma yoktur, fakat bu yanış, insanı küçülten değil, arındıran bir ateştir. Korku dini dilde yer tutsa da, burada öncelik sevgiye verilir, yanış, sevginin işlediği bir ameliyat benzer biçimde sunulur.

Sev yanmanın adını koyar. Bu acı, “aşk”tır. Kitap, zikrin kalpte bir sızı benzer biçimde başlayıp tüm varlığı kuşatan bir hâle dönüşmesini anlatır, tasavvuf edebiyatındaki yanma/özlem/hasret motiflerini bu çizgiye bağlar. Aşk, yalnız duygu değil, insanoğlunun benliğini merkez olmaktan çıkaran bir tekrardan düzenlemedir.

Düşün ile okur, duygudan akla değil, “düşüncenin terbiyesine” çağrılır. Metin, önceki durakların aslen nefsin mertebeleriyle ilişkili olduğuna dikkat çeker, fakat bir taraftan da “kaç ayda olur, kaç yılda biter” kaygısına kapılmamayı öğütler. Fikir, kişiyi yola getiren kıvılcımdır fakat fikir bununla birlikte kaygıya da dönüşebilir. Bu yüzden hedef, düşünceyi yolda tutmak ve istikameti korumaktır.

Oku okumanın nesnesini değiştirir. Artık kitap sayfasından fazlaca, insanoğlunun kendi göğsünde yazılı olanı okumaya yöneliriz. Ruhun iyiyi-kötüyü sezmesi, erdemle sevinip zararla incinmesi, okumanın, içsel farkındalık ve ilhamla birleştiği bir hat kurar. Böylece okumak, data toplamaktan ziyade “kendine dair gerçeği” ayıklama pratiğine dönüşür.

Sabret bu pratiğin bedelini hatırlatır. Sorun, yolun dışından gelen bir engel değil, bir çok süre yolun kendisidir. Sabır, yalnız katlanma değil, sebat, ölçü, ritim, nefes anlamına gelir. Kitap, sabrı “sevince oluşturulan anahtar” olarak çerçeveler. Dayanma, insanı kırmak için değil, genişletmek için vardır.

Gör ile hedef, görmek kelimesinde toplanır. Görmek, gözün görmesi değil kalbin perdeyi aralaması, bir işaretle yetinmeyip hakikati algı etmesidir. Metin, görenle görmeyeni bir tutma fikrini bir terbiye düsturu benzer biçimde sunar. Filiz vermiş yeşilliği sulamak gerekir, bir kez nasiplenmiş olanı incitmemek, o nasibi diri tutmak gerekir.

Şükret ile finalde, yolun tonu şükre bağlanır. Şükür burada “iyi gün nezaketi” değil, varoluş terbiyesidir. Artış vaadi, nimetin korunması, belânın bile manaya çevrilebilmesi… Metin, Balkanlı iki büyük Sufi arasındaki nükteli bir konuşmayı aktararak (biri “tokken şükreder, açken sabrederiz” der; diğeri “bu köpeklerin yapmış olduğu; biz varlıkta da yoklukta da şükrederiz” diye yükseltir) şükrün mertebelerini gösterir. Son söz şudur: Şükür, öfkeyi rahmete çevirebilen bir iksir benzer biçimde insanoğlunun hem genişlikte hem darlıkta istikametini müdafaasını elde eden bir görme biçimidir.

Dervişin Seyir Defteri – Kitap Açıklaması

Tasavvuf, “hal” ilmidir. Dervişten, deneyimlediği “halleri”, okuyabildiği seviyede, başka bir deyişle, varmış olduğu menzillerdeki idraki ve irfanı nispetinde bir deftere not etmesi istenir. Acaba bazı “şeyleri” yaşarken kavrayabilmiş midir diye…

Dervişin Safa/Seyir/Gökyüzü Defteri bu çerçevede mütalaa edilmesi ihtiyaç duyulan bir sufi üçlemesidir.

Üçlemenin ikinci kitabı Dervişin Seyir Defteri

21. yüzyıl insanının dokusuna uygun bir terminolojiyle bu fazlaca girift âlemi özünü muhafaza ederek tanıtmaya çaba etmektedir. Tasavvuf, muhabbet ilmini marifete dönüştürebilme kemalidir. Yolculuğun kaptanı ise bu yollardan geçmiş bilge bir kılavuz olan mürşittir. Dervişin Seyir Defteri’nde bu görevi Hz. Mevlana üstlenecek ve onun dili egemen olacaktır.

“Dinle”yin Derviş-i Zamane’yi; neyin, kimin öyküsünü işlemiş bu defterlere, bakalım.

(Tanıtım Bülteninden)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

👏

0

😍

0

😢

0

😡

0

👍

0

👎

0

Bul-Tikla

Son Yazılar

İstiridye Korsanları Özeti, Konusu ve Karakterleri

İstiridye Korsanları – Jack LondonTür:RomanYazar:Jack LondonYayınlanma Zamanı:2019Yayınevi:Yordam EdebiyatISBN:9786051723310KarakterlerJoe Bronson: 15 yaşlarında, meraklı ve maceraperest ve…

34 dakika ago

Zen Öğreten Kedi Özeti, Konusu ve Karakterleri

Tür:FelsefeYazar:James NorburyYayınlanma Zamanı:2025Yayınevi:Epsilon YayıneviISBN:9786254144127MevzusuZen Öğreten Kedi, kendini bilge sanan bir kedinin sonsuz bilgelik bulacağını düşündüğü…

1 gün ago

Poetika Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Poetika Nedir? Poetika, edebiyat konuşmalarında sık geçen fakat bir çok vakit “şiir teorisi, şiir kuramı,…

2 gün ago

Komplolar Üzerine Özeti ve Konusu

Tür:FelsefeYazar:Niccolo MachiavelliYayınlanma Zamanı:2020Yayınevi:Zeplin KitapISBN:9786257966115MevzusuKitap, iktidara karşı kurulan komploların niçin bir çok süre başarısız bulunduğunu ve…

2 gün ago

Carl Gustav Jung – Türk Dili ve Edebiyatı

Carl Gustav Jung Kimdir? Yaşamı, Eserleri Carl Gustav Jung Carl Gustav Jung (D: 26 Temmuz…

2 gün ago

Meşa Selimoviç – Türk Dili ve Edebiyatı

Meşa Selimoviç Meşa Selimoviç (D: 26 Nisan 1910, Tuzla, Bosna-Hersek – Ö: 11 Temmuz 1982,…

3 gün ago