| Tür: | Felsefe |
| Yazar: | Byung-Chul Han |
| Yayınlanma Zamanı: | 2025 |
| Yayınevi: | Ketebe Yayınevi |
| ISBN: | 9786258094589 |
Mevzusu
Byung-Chul Han’ın Ötekini Kovmak: Günümüzde Cemiyet, Idrak ve İletişim adlı eseri, çağıl toplumlarda özne ile diğeri arasındaki birlikteliğin iyi mi zayıfladığını ve giderek ortadan kalktığını ele alan felsefi ve sosyolojik bir incelemedir. Kitap; dijitalleşme, küreselleşme, toplumsal medya, narsisizm ve performans toplumu benzer biçimde kavramlar üstünden, aynılığın egemen olduğu uygar dünyada farklılığın ve ötekiliğin iyi mi dışlandığını sorgular. Han, çağıl insanoğlunun özgürleştiği yanılsaması altında kendini sömüren, yalnızlaşan ve kaygı üreten bir yapının içine hapsolduğunu ileri sürer.
Byung-Chul Han bu eserinde, günümüz toplumlarında özne–diğeri ilişkisinin köklü bir dönüşüm geçirdiğini savunur. Ona nazaran çağıl cemiyet, değişik olanı dışlayan ve “aynı”yı yücelten bir yapıya haizdir. Bu aynılık hâli; gizemi, merakı ve derinliği yok ederek ferdin hem kendisiyle hem de başkalarıyla kurduğu bağları yüzeyselleştirir. Ötekiyle temasın kaybolması, ferdin içsel olarak yıpranmasına ve toplumsal patolojilerin artmasına neden olur.
Han, bilhassa dijitalleşme ve toplumsal medya üstünden bu dönüşümü ele alır. Aşırı şeffaflık ve devamlı kontakt, ilişkileri mekanik ve performatif bir düzleme taşır. Fert, devamlı görünür olma ve değerlendirilme kaygısıyla kendisini sergileyen bir özneye dönüşür. Bu durum özgürlük hissi verse de, gerçekte depresyon, tükenmişlik ve kaygı benzer biçimde krizleri bununla beraber getirir. Bundan dolayı fert baskının kaynağını sistemde değil, kendi yetersizliğinde arar.
Eserde informasyon terimi da eleştirel şekilde ele alınır. Teknolojik gelişmeler bilgiye erişimi kolaylaştırmış olsa da, deneyimden doğan derin bilginin yerini veri yığınları almıştır. Bu da ferdin düşünsel ve duygusal gelişimini sekteye uğratır. Küreselleşme ise her şeyi değiştirilebilir ve tüketilebilir hâle getirerek ötekine yönelik yeni bir sertlik biçimi üretir. Han, bu bağlamda neoribalizm terimini eleştirir ve ferdin özgürlük adına kendini gönüllü olarak sömürdüğünü ifade eder.
Kitapta “kendin ol” söyleminin de eleştirisi yapılır. Han’a nazaran çağıl cemiyet, bireyi narsisizme ve yalnızlığa sürüklerken, özdeğer için lüzumlu olan sevilme, kabul görme ve takdir edilme gereksinimlerini karşılayamaz hâle gelmiştir. Günümüz kaygısının kökeni de bu kopuklukta yatmaktadır.
Han, çözüm olarak evrensel değerlerin tekrardan inşa edilmesini, ötekiyle diyalog kurulmasını ve gerçek anlamda dinlemenin önemini vurgular. Özne ve diğeri birbirine kulak verdiğinde, anlayış ve dayanışmaya dayalı bir ilişki mümkün hâle gelir. Ötekini Kovmak, çağıl dünyanın yanlışlarını teşhis eden, okuru sorgulamaya ve kaybedilen insani bağları tekrardan düşünmeye çağrı eden eleştirel bir eserdir.
Kendini seyrettiği gölün başından ayrılamayan Narcissus bugün her yerde ; sokakta, otobüste yada dağ başlangıcında, kendini cep telefonu ekranından seyrediyor. İlla seyretmesine de gerek yok. Bakmış olduğu her şey, avmsindeki her ürün, dinlediği her şarkı, okumuş olduğu her tweet hatta bir başkasının yüzü bile ona kendi muhteşemliğini, eşsizliğini, biricikliğini yansıtıyor bugün. Fakat bu olumlamanın zehirli bir tarafı da var : gizlenmiş bir iktidar mantığı, zorun sapkın bir içselleşmesi. Aynının sonsuz tekrardan üretiminde şahıs, kendisine şekil verecek suali yitirmiş durumda, ötekini. Ötekinin, başkanın, olumsuzun uzaklara sürüldüğü yerde, sınırın çekilebileceği nirengi noktası bulunamıyor. Geç-modernitenin performans öznesi için her yerden üstüne çullanan ve köpürdükçe köpüren bu mutlak aynılığın tek bir neticesi var: kendini tüketmek. Bu sefer yıkım dışarıdan değil içeriden, ani bir çöküş, depresyon yada burn-out biçiminde geliyor.
Kaybolan olumsuzun düşünürü, Byung Chul-Han, acının, mahremiyetin, mesafenin kaybını bu sefer de ötekinin kaybı üstünden düşünüyor. Pek fazlaca düşünür içinde aydınlatıcı ve beklenmedik bağlantılar kurmakta mahir düşünme pratiği, bizlere bir taraftan içinde yaşadığımız “aynının cehennemini” gösteriyor, öte taraftan da şaşırtıcı bir felsefe zamanı gezintisi vaat ediyor:
“Ötekinin varolduğu zamanlar bitti. Gizem olarak diğeri, baştan çıkarma olarak diğeri, Eros, arzu, cehennem ve acı olarak diğeri ortadan kayboluyor. Bugün, ötekinin negatifliği, yerini aynının pozitifliğine bırakıyor. Aynının aşırı çoğalması, toplumsal gövdeyi etkileyen patolojik değişikliklere sebep oluyor. Bünyeyi hasta eden şey, mahrumiyet ve yasaklama değil, aşırı kontakt ve aşırı tüketim; bastırma ve olumsuzlama değil, her şeye izin verme ve her şeyi olumlamadır. Zamanımızın patolojik alameti bastırma değil, depresyondur. Yıkıcı baskı ötekiden değil, içten gelir.”
(Tanıtım Bülteninden)
Şeyh Bedreddin Destanı – Nazım Hikmet Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı, yalnızca bir şiir kitabı…
Türk Kültüründe ve Türk Edebiyatında Hızır Hızır Halk inanışında ölümsüz olduğuna, zorda kalanların yardımına yetiştiğine,…
Kötülüğün Sıradanlığı – Hannah Arendt Fenalık bir çok vakit “canavarca” bir şey şeklinde düşünülür: Şiddete…
🦐 Karides Kokteyl Tarifi⏱️ Hazırlık DetaylarıHazırlık Süresi: 15 dakikaPişirme Süresi: 5 dakikaDinlenme Süresi: 10 dakikaPorsiyon:…
🥒 Dereotlu Van Cacığı Tarifi⏱️ Hazırlık DetaylarıHazırlık Süresi: 10 dakikaPişirme Süresi: –Dinlenme Süresi: 10 dakikaPorsiyon:…
🍆 Patlıcanlı Dip Meze Tarifi⏱️ Hazırlık DetaylarıHazırlık Süresi: 15 dakikaPişirme Süresi: 20 dakikaDinlenme Süresi: 10…