Karakterler
Berk: Hikâyenin merkezindeki çocuklardan biridir. Telefonla zaman geçirmeyi fazlaca seven Berk, yaşanmış olan vakalar yardımıyla teknolojiye bakışını sorgular.
Ali, Can ve İpek: Berk’in kuzenleri. Onlar da Berk benzer biçimde telefonla fazlasıyla iç içedir ve yaşanmış olan olağan dışı vakadan direkt etkilenirler.
Sıtkı Sıyrıldı (Koca Dede): Ailenin en yaşlı üyesi. Görünürde saf ve sessiz benzer biçimde dursa da olayların merkezinde yer edinen, ufaklıklara mühim bir ders veren kişidir.
Anne, Baba, Hala, Enişte ve Öteki Aile Üyeleri: Evlatların telefon bağımlılığına bir çok vakit göz yuman, vakalar ilerledikçe durumun ciddiyetini fark eden yetişkinlerdir.
Bebek (Torunun Torunu): Hikâyede yaşanmış olan telaşın artmasına sebep olan, olayların düğüm noktasında yer edinen karakterdir.
Mevzusu
Telefon Melefon Yok!, telefon ve teknoloji bağımlılığını evlatların dünyasından ele alan keyifli ve düşündürücü bir hikâyedir. Kitap, kontrolsüz telefon kullanımının aile ilişkilerini, iletişimi ve günlük yaşamı iyi mi etkilediğini mizahi bir üslupla anlatırken; aklı kullanmanın, beraber zaman geçirmenin ve gerçek yaşamın kıymetini vurgular.
Berk ve ailesi, ağustos ayında hem koca dedeleri Sıtkı Sıyrıldı’nın 98. yaş gününü kutlamak hem de kuzenlerinin bebeğinin kırk uçurmasını yapmak için babaannelerinin evinde bir araya gelir. Ev kalabalık, ortam neşelidir. Sadece çocuklar için aslolan mühim olan, bebek yardımıyla büyüklerin ilgisinin dağılması ve rahatça telefonlarıyla oynayabilmeleridir.
Doğum günü pastası kesilirken çocuklar gözlerini telefonlarından ayırmaz. Bu duruma sinirlenen büyük halaları “Telefon elinize yapışsın!” diye söylenir. Koca dede de bu sözü istek benzer biçimde tekrarlar. Kısa bir süre sonrasında ise garip bir şey olur: telefonlar hakkaten de evlatların sağ ellerine yapışır.
Ilkin aile büyükleri, peşinden doktorlar devreye girer fakat kimse evlatların ellerindeki telefonları çıkaramaz. Bayram öncesi olduğundan hepimiz “bayramdan sonrasında bakarız” diyince aile çaresizce evine döner. Çocuklar tek elle yaşamaya çalışırken hem zorlanır hem de evde büyük karmaşalara sebep olurlar.
Tam bu sırada koca dedenin kaybolduğu haberi gelir. Telefonlarının şarjı biten çocuklar, dedelerini bulmak için çabalar fakat bu sırada bebeğin de kaybolduğu anlaşılır. Evde ürkü büyürken koca dede, bebeği kucağında getirir. Meğer balkonda oturmuş, uyanan bebeği de alıp orada yine uyutmuştur.
Berk, bu vakadan sonrasında bir düşünce bulur: Koca dedeye tekrardan doğum günü yapmış olup yeni bir istek diletmek. Aile yine pasta başlangıcında toplanır. Koca dede bu kez evlatların ellerindeki telefonların düşmesini diler ve telefonlar tek tek yere düşer. Arkasından koca dede gerçeği açıklar: Telefonlara çam sakızı sürerek ufaklıklara ders vermek istemiştir.
Çocuklar yaşadıklarından ders alır; telefonlarını tamamen bırakmak değil, kontrollü kullanmak icap ettiğini öğrenirler. Aile hep beraber keyifli bir bayram geçirir. Bayram harçlıklarını birleştirerek koca dedelerine bir telefon alırlar. Koca dede telefondan gülünç videolar izler, masalları bile telefondan açar. Böylece çocuklar, hızla gelişen teknolojinin tamamen fena olmadığını fakat dozunda kullanıldığında anlamlı bulunduğunu farklıdır.
Şermin Yaşar’dan hem evlatları hem de yetişkinleri güldürürken düşündüren yepyeni bir hikâye!
Berk, telefonunu bir an bile elinden bırakmak istemeyen bir çocuk. Anası, babası, büyükbabası, babaannesi, halaları, amcaları, enişteleri… hepimiz fakat hepimiz ondan aynı şeyi istiyor: “Artık bırak şu telefonu!” Derken, büyük bir doğum günü partisinde, tam da Koca Dede’nin 98. yaş gününde, olanlar oluyor: Telefonlar, Berk ve kuzenlerinin ellerine hakkaten yapışıyor!
Tornavidalar, yağlar, hastane yolları işe yaramıyor. Şundan dolayı sorun yalnız bir telefon değil.
Berk ve kuzenleri bu garip durumdan kurtulmaya çalışırken, teknolojiyle kurmuş oldukları bağları, kendi alışkanlıklarını ve sorumluluklarını sorgulamak zorunda kalıyorlar.
Mizahın, absürtlüğün ve içtenliğin bir araya gelmiş olduğu bu hikâyede Şermin Yaşar, çağımızın çocuklarını fazlaca iyi tanıyan gözlem gücüyle gene mükemmel bir iş çıkarıyor.
Şeyh Bedreddin Destanı – Nazım Hikmet Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı, yalnızca bir şiir kitabı…
Türk Kültüründe ve Türk Edebiyatında Hızır Hızır Halk inanışında ölümsüz olduğuna, zorda kalanların yardımına yetiştiğine,…
Kötülüğün Sıradanlığı – Hannah Arendt Fenalık bir çok vakit “canavarca” bir şey şeklinde düşünülür: Şiddete…
🦐 Karides Kokteyl Tarifi⏱️ Hazırlık DetaylarıHazırlık Süresi: 15 dakikaPişirme Süresi: 5 dakikaDinlenme Süresi: 10 dakikaPorsiyon:…
🥒 Dereotlu Van Cacığı Tarifi⏱️ Hazırlık DetaylarıHazırlık Süresi: 10 dakikaPişirme Süresi: –Dinlenme Süresi: 10 dakikaPorsiyon:…
🍆 Patlıcanlı Dip Meze Tarifi⏱️ Hazırlık DetaylarıHazırlık Süresi: 15 dakikaPişirme Süresi: 20 dakikaDinlenme Süresi: 10…