
Kulağımızı kime açalım, kime kapatmış olalım?
Bu probleminin cevabı aslen hem akıl hem de kalp terazisinde tartılmalı. Kime kulak açacağımızı ve kime kapatacağımızı ayırt etmek için birkaç ölçü:
Kulak açmamız gerekenler:
- Niyetinde iyilik olanlar: Sözleri seni geliştirir, cesaretlendirir, yanlışını kırmadan düzeltir.
- Tecrübeyle konuşanlar: Yaşadıklarından süzülmüş, ispatlanmış informasyon verir.
- Dürüst ve yapıcı olanlar: Acı gerçekleri bile sevgiyle ve yarar amacıyla söylerler.
- Değişik perspektif sunanlar: Seni dar bir fikir çemberinden çıkarır.
Kulak kapamamız gerekenler:
- Devamlı negatif ve yıkıcı (toksik) olanlar: Eleştirileri çözüm değil moral bozar.
- Dedikodu ve kara çalma taşıyanlar: Bilgiyi çarpıtarak yayarlar.
- Kendi menfaatine bakılırsa yönlendirenler: Sana değil, kendi çıkarına hizmet eder.
- Kin, nefret yada önyargıyla konuşanlar: Hakikati değil, duygusal tepkilerini yayarlar.
Özetlemek gerekirse, kulağımız bizi iyiliğe, gelişmeye ve hakikate yönlendirenlere açık; zehirleyen, körelten, küçültenlere kapalı olmalı. Zira hangi sese uzun süre maruz kalırsak, ruhumuz o frekansta titreşir.
Yukarıdaki yazımızda geçen bazı kavramları açıklayalım.
İyi Niyet Nedir?
İyi niyet, en kolay tanımıyla başkalarına yada kendine zarar vermeden, yarar ve güzellik üretme amacıyla hareket etme halidir.
İyi niyetin temel unsurları:
- Içtenlik: Gösteriş, çıkar ya da manipülasyon amacı taşımamak.
- Yarar gözetmek: Sözlerin ve davranışların başkalarına destek, refah yada kolaylık sağlaması.
- Zarar vermeme prensibi: Kendi yararını gözetirken başkasına haksızlık etmemek.
- Empati: Karşındaki kişinin durumunu anlamaya emek vererek hareket etmek.
- Uzun vadeli düşünmek: Kısa süreli hoş görünen fakat uzun solukta zarar verecek adımlardan kaçınmak.
Kısacası, iyi niyet; hem niyetin temiz olması, hem de o niyetin doğru yöntemlerle uygulanmasıdır. Zira yanlış yöntemle meydana getirilen “iyi niyetli” bir şey bile kimi zaman zarar verebilir — tıpkı aşırı suyun çiçeği çürütmesi benzer biçimde.
Dedikodu ve kara çalma nedir?
Dedikodu ve kara çalma, ikisi de başkaları hakkında negatif konuşmayı ihtiva eder fakat aralarında mühim farklar vardır:
- Dedikodu
- Tarif: Bir kişinin hususi yaşamı yada davranışları hakkında, o şahıs yokken konuşmak.
- Özelliği: Söylenen şey doğru olabilir, kısmen doğru olabilir yada tamamen yanlış olabilir.
- Ziyanı: Kişinin itimatını zedeler, ilişkileri bozar, ortamda güvensizlik oluşturur.
- İftira
- Tarif: Bir şahıs hakkında bilerek ve isteyerek aslı astarı olmayan, uydurma, yalan informasyon yaymak.
- Özelliği: Tamamen gerçek dışıdır, amacı genel anlamda zarar vermektir.
- Ziyanı: Kişinin itibarını, toplumsal ve ustalaşmış yaşamını direkt yıkar.
Aralarındaki fark:
- Dedikodu: Doğru da olabilir, yanlış da — fakat genel anlamda izinsiz paylaşılır.
- İftira: Tamamen bilgili yalandır, amacı hedef kişiye zarar vermektir.
İkisi de itimat ortamını yok eder, fakat kara çalma hem etik hem de hukuki açıdan oldukca daha ağır bir suçtur.
Önyargı nedir?
Önyargı, bir şahıs, grup, vaka yada durum hakkında kafi bilgiye haiz olmadan, öncesinden edinilmiş fikir yada duygulara dayanarak yargı verme halidir.
Önyargının özellikleri:
- Peşin yargı ihtiva eder: Gerçekleri dinlemeden yada görmeden ilkin karar vermek.
- Çoğu zaman deneyimden değil, kalıplaşmış düşüncelerden beslenir: Toplumdan, aileden, medyadan yada önceki negatif tecrübelerden aktarılır.
- Esnek değildir: Karşı deliller ortaya konsa bile kolay kolay değişmez.
- Duygu yüklüdür: Bir tek mantık değil, korku, hiddet, küçümseme benzer biçimde duygular da rol oynar.
Örnekler:
- “Bu meslekten olanlar güvenilmez.”
- “O şehirden gelen insanoğlu ne olursa olsun kaba olur.”
- “Yaşı minik biri bu işi yapması imkansız.”
Ziyanı: Önyargı, hakikatı görmeyi engeller, adaleti bozar, iletişimi zayıflatır ve insanların potansiyelini kısıtlar. Kısacası, önyargı hakikate giden yolda gözümüze çekilmiş bir perde gibidir; kaldırmadan net göremeyiz.
Deneyim nedir?
Deneyim (Tecrübe): Bir vaka, durum yada süreçle bizzat yaşayıp, görüp, uygulayarak kazanılan informasyon, beceri ve anlayıştır.
Tecrübenin özellikleri:
- Yaşanmışlığa dayanır: Kitabından yada başkasından duyulan bilgiden değişik olarak, bizzat deneyimle elde edilir.
- Kalıcıdır: Zorlukla, deneme-yanılmayla yada yeniden eden uygulamalarla öğrenildiği için unutulması zor olsa gerek.
- Yorum gücü kazandırır: Bir tek ne yapılacağını değil, iyi mi ve ne vakit yapılacağını da öğretir.
- Duygu boyutu vardır: Yaşarken hissettiğin duygular, bilgiyi zihne daha derin yerleştirir.
- Paylaşılabilir fakat aktarımı sınırlıdır: Birinin anlattığı deneyim, dinleyen için yol gösterici olur; fakat aynı etkiyi yaşamak için şahıs de bizzat deneyimlemelidir.


