
Elveda Gülsarı – Cengiz Aytmatov
Karakterler
Tanabay: Romanın merkezindeki kişidir. Gençliğinde idealist, çalışkan ve hakkaniyet duygusu kuvvetli bir emekçidir. Devrime ve yeni düzene içtenlikle inanır. Emeğin karşılığını bulacağı bir dünya hayal eder. Zaman içinde bürokrasinin, haksızlığın ve kayırmacılığın içinde hayal kırıklığına uğrar, içten içe isyan eder fakat açıkça karşı koyamaz. Yaşlandıkça içine kapanır ve geçmişini sorgulayan, vicdanıyla baş başa kalan bir karaktere dönüşür.
Gülsarı: Tanabay’ın yoldaşı olan yorga attır. Gençliğinde süratli, kuvvetli, özgür ve göz kamaştırıcıdır. Zaman içinde ağır işlerde yıpratılır, el değiştirilir ve enerjisini kaybeder. Gülsarı yalnızca bir hayvan değil, özgürlüğün, bozkır yaşamının ve insan onurunun simgesidir. Onun yaşlanması ve ölümü, Tanabay’ın hayatındaki umutların tükenişiyle paralel ilerler.
Tanabay’ın Eşi: Sabırlı, özverili ve sessiz bir karı figürüdür. Sıkıntılı kolhoz yaşamında ailesini ayakta tutmaya çalışır. Tanabay’ın öfkesi ve kırgınlığı karşısında daha gerçekçi ve dayanıklıdır. Bayanların yükünü ve görünmez alın terini temsil eder.
Mevzusu
Yaşlı bir kolhoz emekçisi olan Tanabay’ın, ömrünü beraber geçirdiği yorga atı Gülsarı’yla çıkmış olduğu son seyahat esnasında geçmişini ve inançlarını sorgulamasını mevzu alır. Roman, kişinin alın terini ve özgürlüğünü yavaş yavaş tüketen Sovyet kolhoz düzenini, insan ile hayvanın ortak kaderi üstünden anlatarak ideallerin iyi mi yıprandığını ve bir devrin kapanışını hüzünlü bir üslupla işler.
Gülsarı Özeti
Roman, çerçeve olarak yaşlı Tanabay’ın, artık enerjisini yitirmiş, “binilmez hale gelmiş” eski dostu Gülsarı’yı kolhozun hayvan barınağında görmesiyle açılır. İçi sızlar ve onu orada bırakmaya razı olmaz, atı da yanına alıp eve doğru bir yolculuğa çıkar. Bu yol, bununla birlikte bir veda yolculuğudur. Tanabay, Gülsarı’nın her sendeleyişinde ve her duruşunda geçmişe dalar. Böylelikle bu geri dönüşlerle hem Tanabay’ın gençliğini hem de Gülsarı’nın “dolu dizgin” günlerini parça parça öğrenmiş oluruz.
Geri dönüşlerde ilkin Tanabay’ın devrime ve yeni düzene duyduğu coşku belirir. Kolhozun kurulması, emekle bir şeyleri değiştirebileceklerine inanması, kendini işe vermesi… Bu dönem Tanabay’ın idealizmiyle beraber anlatılır. Fakat vakit geçtikçe kolhoz yaşamı, kağıt üstünde “eşitlik” vaat ederken gerçekte siyaset, kayırmacılık ve emir-komuta zinciri altında insanı ezen bir yapıya dönüşür. Tanabay benzer biçimde inançla çalışanlar, sistemin içinde yavaş yavaş tükenen insanlara dönüşür. Romanın büyük acısı da buradan büyür. Gülsarı’nın kaderi ile Tanabay’ın kaderi, sanki aynı düzenin içinde beraber yaşlanır ve yıpranır.
Ayrıca Gülsarı’nın hikayesi de Tanabay’ın hatıralarıyla ilerler. Gülsarı gençken süratli, dayanıklı, göz dolduran bir attır. Tanabay’la beraber yollar aşar, işlere koşar, ün salar. Tanabay için Gülsarı yalnızca bir “iş hayvanı” değil, özgürlüğün ve eski bozkır yaşamının hatırasını taşıyan bir yoldaştır. Romanda Tanabay’ın sevincini de öfkesini de en çıplak haliyle yanında yaşayan da odur. Sadece kolhoz düzeninde hayvan da insan da plana ve üstlerin sonucuna bağlıdır. Gülsarı’nın iyi olduğu dönemde elinden alınması, başka ellere verilmesi, yanlış koşullarda çalıştırılması benzer biçimde kırılmalar Tanabay’ın hem atıyla hem düzenle bağını zedeler. Tanabay’ın içindeki isyan, bir taraftan da çaresizlikle boğuşur.
Roman ilerledikçe Tanabay’ın hayatında cenk yıllarının ve sonrasının da izleri görünür fakat aslolan vurgu, savaşın kahramanlık tarafında değil, geri dönüldüğünde insanoğlunun karşılaşmış olduğu körleşmiş seviye ve emeğin değersizleşmesi üzerindedir. Tanabay, bir taraftan ailesi, aşkı, gururu ve köy hayatıyla uğraşırken, öte taraftan inanılmış olduğu sistemin içinden yükselen çürümenin onu iyi mi yalnızlaştırdığını hisseder. Bu süreçte Gülsarı’nın da eski görkemi kalmamıştır. At da insan da aynı yazgıyı paylaşır: idealist başlangıç, ağır emek verme, yıpranma ve son olarak yalnızlık…
Sonunda öykü yine çerçeve zamana, doğrusu Tanabay’ın yaşlı haline döner. Gülsarı artık son enerjisini de tüketmektedir. Tanabay eve doğru ilerlerken, bu seyahat hem bir yaşam muhasebesine hem de bir son zamanların kapanışına dönüşür. Gülsarı’nın bitkin düşüp yola yığılmasıyla Tanabay’ın iç sesi de adeta tamamlanır. Veda etmiş olduğu şey yalnız bir at değildir. Bu bununla birlikte gençliğine, inançlarına, bozkırın özgürlüğüne ve “bir zamanlar mümkün sandığı” dünyaya da vedadır.
Elveda Gülsarı – Kitap Açıklaması
Büyük anlatıcı Cengiz Aytmatov, opus magnum’larından önde gelen Elveda Gülsarı’da, Gülsarı nam meşhur bir cins atın ve sahibi Tanabay’ın çalkantılarla dolu yaşam hikayelerini okura sunar. Çarlık Rusyası’nın yıkılmasıyla özgürlüklerine kavuşan Kırgızların yaşamış olduğu büyük coşku; değişiklik fikrinin büyüsü, toplum-birey ve insan-doğa arasındaki ilişki ustalıkla ve gerçekçi bir halde dile gelir romanda. Özgürlüğün derhal arkasından sökün eden yozlaşma, bürokratikleşme ve çöküş ise tek kelimeyle hüzünlüdür. Pratiğin teoriyle örtüşmediği o çelişki dolu noktada ise bir öz eleştiri adım atar.
Elveda Gülsarı yaşamla ölümün sınırında bir muhasebedir!
Bir atın yaşam döngüsüyle insanoğlunun ve toplumun yaşam döngüsünü, “evcilleşme”yle “modernleşme”nin ağlatısal neticelerini muhteşem bir halde özetleyen görkemli bir ağıttır Elveda Gülsarı. Yitirilen özgürlüğe, eşitliğe ve kardeşliğe yakılan bir ağıt…
(Tanıtım Bülteninden)


