
İdeal Devlet – Farabi
| Tür: | Felsefe |
| Yazar: | Farabi |
| Yayınlanma Zamanı: | 2017 |
| Yayınevi: | İş Bankası Kültür Yayınları |
| ISBN: | 9786053329565 |
Mevzusu
Kitap, insanoğlunun gerçek mutluluğa tek başına değil, erdemli bir cemiyet içinde ulaşabileceği fikri üstüne kuruludur. Farabi, ideal devletin amacını haz, güç ya da zenginlik değil, akıl ve terbiye kanalıyla yetkinleşmiş insan yetiştirmek olarak tanımlar ve bu düzenin, bilgeliği ve erdemi birleştiren bir önder tarafınca yönlendirilmesi icap ettiğini savunur ve doğru hedefe yönelmeyen toplumların niçin bozulduğunu da açıklayarak, politika ile ahlakı ayrılmaz bir tüm olarak ele alır.
İdeal Devlet Özeti
Çevirisini Ahmet Arslan’ın yapmış olduğu İdeal Devlet kitabı, metafizikten ahlaka ve kent düzenine uzanan bütüncül bir sistem kurma girişimini anlatır. Eserin omurgasında şu düşünce vardır: İnsan tek başına yetkinleşemez; mutluluğa (saʿâde) giden yol, insanların birbirini tamamladığı bir toplumsal seviye ve bu düzeni doğru hedefe yönelten bir liderlik gerektirir. Farabi bu yüzden “kent”i (medine) bir tek coğrafi bir yerleşim olarak değil, ortak amaç çevresinde birleşmiş ahlâkî-siyasal bir organizma olarak ele alır. Erdemli şehrin hedefi, bireylerin haz, servet ya da şöhret değil, hakiki anlamda yetkinlik ve mutluluk kazanmasıdır.
Kitap, klasik bir “anayasa taslağı” benzer biçimde başlamaz, ilkin evrenin düzeninden söz eder. Bu sebeple Farabi’ye bakılırsa iyi politika, gerçeğin düzeniyle uyumlu olmalıdır. İlk Sebep/İlk Mevcuttan (Tanrı) süregelen hiyerarşik bir varlık düzeni düşünür; buradan akıllar ve kozmik seviye vesilesiyle aşağı aleme doğru bir “düzenlilik” aktarılır. Bu kozmoloji insanoğlunun akli gelişimini ve toplumun düzenini temellendirmek için kullanılır. Evren iyi mi mertebeler halinde işliyorsa, toplumda da işlevler ve yetkinlikler mertebelenir. Farabi’nin politika felsefesi bu yüzden “tepeye bir hedef koyup aşağıya doğru seviye kurma” mantığı taşır.
Bu doğa ötesi yerin arkasından Farabi insanı ele alır. İnsanın ayırt edici gücü akıldır ve insan aklı, doğru eğitim ve alışkanlıklarla yetkinleşerek mutluluğa yaklaşır. Buradan kent teorisine geçer. Kent, tek tek bireylerin yapamayacağı şeyleri beraber yapabildiği bir ortaklaşa iş düzenidir, bedenin organları iyi mi değişik görevlerle tek bir yaşamı sürdürüyorsa, erdemli şehirde de gruplar değişik görevler üstlenerek ortak hedefe hizmet eder. Bu organik benzetme, kent tasarımının ve kurumların rastgele değil, hedefe bakılırsa uyumlu şekilde kurgulanması gerektiği fikrini besler.
Erdemli şehrin kalbinde önder (başkan) vardır. Farabi’nin en meşhur bölümlerinden biri, bu liderin niteliklerini saydığı kısımdır: Liderin yalnızca yönetim tekniği bilmesi yetmez; hakikati kavrayacak akli, yetkinliğe ve toplumu doğru hedefe sevk edecek etik erdeme haiz olması gerekir. Bu figür, Platon’daki filozof-krala benzer, Farabi bunu İslami bağlamda, toplumu ikna ve eğitimle bir arada tutan bir önderlik seçimi olarak işler. Eğer bu tam yetkin şahıs bulunamazsa, bazı nitelikleri tamamlayan ikinci derecede yöneticilerle (yada yönetici kadrolarla) düzenin sürdürülebileceğini de tartışır.
Şehrin yapısında görevler ve sınıflar soy üstünden değil, işlev ve erdem üstünden anlam kazanır. Farabi, şehirdeki kesimleri kabaca, yöneten-akledenler, müdafa/güvenlik işlerini yürütenler ve üretim–iktisat faaliyetlerini sürdürenler benzer biçimde işlevsel katmanlarda düşünür. Burada eleştiri nokta şudur: Erdemli şehirde bu kesimler birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlardır. Amaç, her insanın aynı işi yapması değil, her insanın kendi kabiliyeti doğrultusunda ortak iyiliğe katkı sunmasıdır. Böylece politika, bir iktidar kavgası değil, mutluluğa yönelen bir eğitim ve terbiye düzeni halini alır.
Farabi erdemli şehri anlattıktan sonrasında onu daha görünür kılmak için bir karşıtlık kurar ve erdemli olmayan şehirleri sınıflandırır. Erdemli kent tektir. Erdemsiz şehirler ise değişik bozulma biçimlerine bakılırsa türlere ayrılır: mesela bilgisiz kent hakiki mutluluğu bilmez ve hedefi haz, zenginlik, güç benzer biçimde dünyevi şeylere indirger. “Fasık kent” gerçeği bilir fakat bile bile başka hedeflerin peşine düşer. Ek olarak doğru yoldan sapmış yada zaman içinde değişip bozulan kent tiplerinden söz edilir. Bu tipoloji, bugünün diliyle söylersek, yanlış hedefe kilitlenen şehir kültürlerinin anatomisidir. Mesele bir tek kurumlarda değil, hedefin (neye ‘iyi’ dediğimizin) yanlış kurulmasındadır.
Eserde mühim bir damar da din–felsefe ilişkisi ve toplumun iyi mi ikna edileceği meselesidir. Farabi’ye bakılırsa hepimiz felsefeci olması imkansız; fakat şehirdeki çoğunluk, semboller ve örneklerle eğitilebilir. Bu yüzden dini anlatı ve temsil dili, toplumsal birlik için işlev görür. Felsefe hakikati kavramsal düzeyde kavrarken, din daha geniş kitlelerin anlayacağı bir temsiller dili sunar. Bu çerçeve, erdemli şehrin bir tek kanunlarla değil, bununla birlikte eğitim, alışkanlık, erdem öğretimi ve ortak anlam dünyasıyla ayakta durduğu fikrini sağlamlaştırır.
Özeyle İdeal Devlet, doğrusu orijinal adıyla el-Medinetü’l-Fazıla “iyi devlet iyi mi kurulur?” sorusunu yalnızca yönetim biçimleri üstünden değil, insanoğlunun ne olduğu, mutluluğun ne olduğu ve toplumun hangi hedefe bakılırsa örgütleneceği üstünden yanıtlar. Evrenin düzeninden başlayıp insan aklına, erdem eğitimine, liderlik niteliklerine ve kent tipolojilerine uzanan bu akış, Farabi’nin “politika = insanı mutluluğa götürmüş olan en büyük eğitim düzeni” fikrinin çevresinde birleşir.
İdeal Devlet – Kitap Açıklaması
Farabi (870-950): Türk-İslam filozofu, gökbilimci, müzisyen. İslam’ın Altın Çağ’ının en mühim adlardan biridir. Farabi yükseköğrenimini Bağdat’ta tamamladı, dönemin meşhur bilginlerinden ders aldı. Aristoteles’in ve Platon’un eserlerini inceledi, bu iki filozofun felsefelerini İslam’la bağdaştırmaya, bu sayede İslam dinine felsefi bir kalite kazandırmaya çalıştı. Felsefeye mantık ile başlayıp doğa ötesi üstünde durdu; felsefenin dil, politika, tabiat, zihin ile ilgilenen dallarında eserler verdi; müzik aletleri geliştirdi, müzik ve psikoloji mevzularında yazdı. İslam felsefesinin gelişmesini ve korunmasını sağlamış oldu, İlkçağ Yunan-Latin eserlerinin Arapça tercümelerinden yararlanmak zorunda kalan ve kendisini Alpharabius ismiyle anan Batılı Orta Çağ düşüncesini etkiledi. İdeal Devlet malum 103 kitabından sonuncusudur ve Farabi’nin felsefesini tüm açılardan yansıtır. Eserde İlk Var Olan’ın nitelikleri, öteki varlıkların iyi mi meydana geldiği, varlıkların dereceleri, bunun organlardaki karşılığı, bir gövde benzer biçimde işleyen şehri/toplumu yönetecek kişinin nitelikleri, kent/cemiyet türleri, her birinin kuvvetli ve zayıf yanları ele alınır.
(Tanıtım Bülteninden)


