
Basmakalıp, sözlü ya da yazılı anlatımda fazlaca sık kullanıldığı için özgünlüğünü yitirmiş fikir, söz, deyim, benzetme ve ifade kalıplarına verilen addır. Bu tür ifadeler için klişe ya da klişeleşmiş söz adları da kullanılır.
Basmakalıp sözler, cemiyet içinde yaygın olarak malum ve kolayca anlaşılan ifadelerdir. Halk edebiyatında ve Divan edebiyatında güzele, sevgiliye ilişkin benzetmeler kalıplaşmıştır. Mesela “servi boylu”, “elma yanaklı”, “gül yüzlü” benzer biçimde benzetmeler zaman içinde kalıplaşmış ifadelere dönüşmüştür.
Atasözleri ve deyimler de ortak kültürün ürünü olan kalıplaşmış anlatımlardır. Sadece bunlar devamlı negatif anlamda basmakalıp sayılmaz. Şundan dolayı atasözleri ve deyimler, toplumun deneyimlerinden süzülerek oluşmuş ortak fikir ve ifade biçimleridir. Bu yönleriyle bir milletin kültürel birikimini yansıtırlar.
Edebiyatta ve öteki sanat dallarında ise basmakalıp fikir, benzetme ve söyleyişler çoğu zaman güzel duyu kıymet taşımaz. Şundan dolayı sanat kitabından beklenen, bayağı ve alışılmış olanı yeniden etmek değil; yeni, örneksiz ve etkisinde bırakan bir ifade ortaya koymaktır. Bundan dolayı bir edebî eserin kıymeti, bir çok vakit basmakalıp ifadelerden uzak durması ve kendine özgü bir ifade kurmasıyla ölçülür.
Özetlemek gerekirse basmakalıp, fazlaca kullanıldığı için tesirini yitirmiş, örneksiz olmayan söz ve fikir kalıplarıdır. Edebî anlatımda başarı göstermiş olmak için bu tür klişelerden kaçınmak ve yeni söyleyiş yolları bulmak önemlidir.


