Atillâ Dorsay – Türk Dili ve Edebiyatı

Atillâ Dorsay

Atillâ Dorsay, Türkiye’de sinema eleştirmenliğinin bağımsız ve saygı duyulan bir uzmanlık alanı hâline gelmesine katkıda bulunan yazar, gazeteci ve kültür insanıdır. Mimarlık eğitimi almasına karşın meslek yaşamını büyük seviyede beyazperdeye adamış; gazetelerde, dergilerde, tv ve radyo programlarında piyasaya çıkan çalışmalarıyla birkaç dönem sinemaseverin yetişmesinde etkili olmuştur.

Onu yalnızca gösterime giren filmleri değerlendiren bir eleştirmen olarak tanımlamak noksan kalır. Dorsay bununla birlikte Türk sinemasının değişimini tertipli halde kayda geçiren bir tarihçi, şehir kültürünü korumak için çaba sarfeden bir İstanbul yazarı ve kültürel belleğin korunması için söz alan bir aydındır. Beyazperde üstüne yazmaya başladığı 1966’dan itibaren Türkiye’deki sinema anlayışının, seyir alışkanlıklarının ve eleştiri dilinin dönüşümüne yakından tanıklık etmiştir.

Atillâ Dorsay’ın Özetlemek gerekirse Yaşamı

Atillâ Dorsay, 17 Mart 1939 tarihinde İzmir’de hayata merhaba dedi. Çocukluklarının bir bölümünü Karşıyaka’da geçirdi. Ailesi, onun eğitimini Galatasaray Lisesinde sürdürebilmesi amacıyla İstanbul’a taşındı. Böylece ufak yaşlardan itibaren hem İstanbul’un kültür hayatıyla hem de Fransız dili ve kültürüyle yakın ilişki kurdu.

Galatasaray Lisesini bitirdikten sonrasında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümünde tahsil gördü. Bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin temelini oluşturan bu kurumdan 1964 senesinde yüksek mimar olarak mezun oldu. Bir süre mimarlık ve kent planlaması alanlarında çalıştı. Fakat çocukluğundan beri devam eden sinema tutkusu, zaman içinde onun aslolan mesleğini belirledi.

Atillâ Dorsay’ın biyografisini ana çizgileriyle şöyleki özetlemek mümkündür:

  • Doğum zamanı ve yeri: 17 Mart 1939, İzmir
  • Tahsil görmüş olduğu kurumlar: Galatasaray Lisesi ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi
  • Eğitimi: Yüksek mimarlık
  • Başlıca emek verme alanları: Beyazperde eleştirmenliği, gazetecilik, yazarlık, tv ve radyo programcılığı
  • Beyazperde yazarlığına başlangıcı: 1966
  • Öne çıkan kurumsal görevi: Beyazperde Yazarları Derneğinin kurucu isimlerinden ve onursal başkanı
  • Yaratı verdiği alanlar: Beyazperde, Türk sineması, şehir kültürü, mimarlık, müzik, yiyecek kültürü, anı ve yaşam öyküsü

Çocukluğu ve Sinemayla İlk Karşılaşması

Atillâ Dorsay’ın sinemayla ilişkisi mesleki bir tercihten ilkin, çocukluk yıllarına uzanan kuvvetli bir merak olarak başladı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında İzmir’de yaşayan ailesi için sinema, gündelik yaşamın başlıca eğlencelerinden biriydi. Ailesiyle beraber gittiği filmler, onun hayal dünyasını ve güzel duyu algısını erken yaşta biçimlendirdi.

Dorsay, daha on iki yaşlarındayken izlediği filmlerle ilgili notlar tuttuğunu ve ufak eleştiri denemeleri yazdığını anlatır. Bu detay önemlidir. Şu sebeple onun eleştirmenliği, sonradan edinilmiş geçici bir gazetecilik uğraşı değil, çocuklukta başlamış olan uzun soluklu bir seyretme ve düşünme disiplinine dayanır.

Ailesinin İstanbul’a taşınması, beyazperdeye ilgisini daha da geliştirdi. Galatasaray Lisesinde yatılı talebe olduğu yıllarda okulda gösterilen eski filmleri izledi. Hem de devrin sinema merkezlerinden Beyoğlu’nda yaşadı. Okuldan çıktığında karşılaşmış olduğu sinemalar, afişler, tiyatrolar, kitapçılar ve sanat çevreleri onun kültürel kişiliğini besledi.

Bu yüzden Beyoğlu, Dorsay’ın eserlerinde bayağı bir semt olarak değil; sinema, edebiyat, müzik ve şehir hafızasının kesiştiği temel bir kültür mekânı olarak yer alır.

Galatasaray Lisesi ve Mimarlık Eğitimi

Galatasaray Lisesi yılları, Atillâ Dorsay’ın dil kabiliyetinin ve Batı kültürüyle ilişkisinin gelişmesinde belirleyici oldu. Fransızcayı iyi derecede öğrenmesi, Avrupa sinemasını ve Fransız beyaz perde yazarlığı geleneğini yakından izlemesini kolaylaştırdı. Yabancı kaynaklara erişebilmesi, eleştirmenliğinin yalnızca mahalli basındaki bilgilerle sınırı olan kalmasını önledi.

Üniversite öğreniminde mimarlığı seçmesi de onun beyaz perde anlayışını etkiledi. Dorsay, mimarlık eğitiminin kendisine İstanbul’u tanımayı, çevreyi gözlemlemeyi ve görsel bir beğeni geliştirmeyi öğrettiğini belirtir. Hakikaten de onun film yazılarında mekân, dekor, şehir dokusu, görüntü düzeni ve güzel duyu bütünlük şeklinde unsurların dikkatle ele alındığı görülür.

Mimarlık ile sinema içinde direkt bir bağ vardır. Her iki alan da mekân, ışık, ölçek, ritim ve insan hareketi üstünden biçimlenir. Dorsay’ın mimarlık geçmişi, filmlere yalnızca mevzu ve oyunculuk açısından değil, görsel kompozisyon bakımından da yaklaşabilmesini elde etmiştir.

Bir süre İstanbul Belediyesinde mimar olarak çalışan Dorsay, zaman içinde yaşamının aslolan yönünün beyaz perde bulunduğunu fark etti. Mimarlık mesleğini bütünüyle sürdürmemiş olsa da bu eğitim, yazarlığının düşünsel temellerinden biri olarak kaldı.

Atillâ Dorsay’ın Beyazperde Eleştirmenliğine Başlaması

Atillâ Dorsay’ın ustalaşmış beyaz perde yazarlığı 1966 yılının sonlarında Cumhuriyet gazetesinde başladı. Gazetenin beyaz perde eleştirmeninin bir süre yazılarına ara verdiğini öğrenince o hafta gösterime giren filmler üstüne üç eleştiri hazırlayarak gazeteye götürdü. Yazılarından biri yayımlandı ve böylece ortalama altmış yıla yaklaşan beyaz perde yazarlığı serüveni başlamış oldu.

Cumhuriyet Gazetesindeki 27 Yılı

Dorsay, Cumhuriyet gazetesinde 27 yıl süresince tertipli olarak beyaz perde yazıları kaleme aldı. Bu dönem, onun eleştirmen kimliğinin yerleştiği ve geniş bir okur kitlesine ulaşmış olduğu senelerdir.

1960’ların ikinci yarısından itibaren dünya sineması mühim bir değişiklik geçiriyordu. Avrupa’da yeni sinema hareketleri güç kazanıyor; Hollywood’da klasik stüdyo düzeni dönüşüyor; Türkiye’de ise toplumsal gerçekçi filmler ve yeni yönetmenler öne çıkıyordu. Dorsay, tüm bu gelişimleri haftalık yazılarıyla izledi.

Cumhuriyet’ten ayrıldıktan sonrasında Milliyet, Yeni Yüzyıl ve Sabah gazetelerinde çalıştı. Daha sonraki dönemde T24’te beyaz perde, kültür, sanat, kent ve güncel yaşam üstüne yazılar yayımlamaya başladı. Haziran 2026 tarihindeki yazıları, ileri yaşına karşın film izlemeyi ve eleştirmenlik yapmayı sürdürdüğünü göstermektedir.

Türk Sinemasına Yönelişi ve Ümit Filmi

Atillâ Dorsay’ın Türk sinemasına sistemli halde yönelmesinde Yılmaz Güney’in 1970 tarihindeki Ümit filmi mühim bir dönüm noktasıdır. Dorsay, bu filmden sonrasında Türk filmleri üstüne yazmayı bir tür kültürel mesuliyet olarak gördüğünü ifade eder.

Bu yaklaşım, devrin bazı eleştiri alışkanlıklarından farklıydı. Yerli filmleri yalnızca teknik yetersizlikleri üstünden küçümsemek yerine, onları kendi toplumsal ve tarihsel koşulları içinde değerlendirmeye çalıştı. Lütfi Ömer Akad, Yılmaz Cenup ve sonrasında gelişen yeni yönetmen kuşakları üstüne yazdığı yazılar, Türk beyaz perde tarihinin eleştirel kayıtları içinde yer aldı.

Atillâ Dorsay’ın Eleştirmenlik Anlayışı

Atillâ Dorsay’ın eleştiri dili bilimsel nitelikli çözümleme ile gazete yazısının okunabilirliği içinde kurulmuştur. Filmleri yalnızca vaka örgüsünü aktararak tanıtmaz. Yönetmenlik, oyunculuk, senaryo, görüntü, müzik, tür özellikleri ve filmin toplumsal arka planı üstünde durur.

Eleştirilerinde öne çıkan bazı temel özellikler şunlardır:

  • Filmi, yönetmenin önceki çalışmalarıyla beraber değerlendirmek
  • Dünya beyaz perde tarihinden karşılaştırmalar yapmak
  • Oyunculuk ve yıldız olgusuna hususi ehemmiyet vermek
  • Filmin izleyici üstündeki duygusal tesirini dikkate almak
  • Güzel duyu değerlendirmeyi toplumsal bağlamdan ayırmamak
  • Eleştirmenin kişisel beğenisini açıkça ortaya koymak
  • Okura filmi seyredip izlememe mevzusunda yol göstermek

Dorsay’ın yazılarında kişisel beğeni güçlüdür. Bazı filmleri coşkuyla savunur, bazılarını ise açık halde eleştirir. Bu tavır bazen tartışmalara yol açsa da yazılarının ayırt edici niteliği de buradan gelir. Eleştirmen, metnin arkasına saklanmaz; okur, karşısında belirli bir beyaz perde görüşüne haiz gerçek bir kişilik bulunduğunu hisseder.

Onun eleştirmenliği, yalnızca “iyi film-kötü film” ayrımına dayanmaz. Bir yapımın beyaz perde zamanı içindeki yerini, ilişik olduğu türü ve sürecinin kültürel iklimini de sorgular. Bu yüzden yazıları, yayımlandıkları haftanın ötesine geçen belgesel bir kıymet taşır.

Türk Beyazperde Kültürüne Katkıları

Atillâ Dorsay’ın beyazperdeye katkısı gazete eleştirileriyle sınırı olan değildir. Mesleki örgütlenme, festival kültürü, tv yayıncılığı ve beyaz perde kitapları alanlarında da etkin olmuştur.

SİYAD ve İstanbul Film Festivali

Dorsay, 1977’de kurulan Beyazperde Yazarları Derneğinin önde gelen kurucu isimlerindendir. Derneğin uzun seneler başkanlığını yürütmüş, sonrasında onursal başkanı olmuştur. SİYAD’ın kuruluşu, Türkiye’de beyaz perde eleştirmenliğinin bir meslek olarak tanınması bakımından önemlidir. Dernek, eleştirmenler arasındaki dayanışmanın yanı sıra beyaz perde sanatının korunmasını ve nitelikli yapımların görünür kılınmasını amaçlamıştır. Dorsay’ın 2025’te de SİYAD Onursal Başkanı olarak etkinliklere katılmış olduğu görülmektedir.

İstanbul Film Festivali’nin müessese ve gelişme sürecinde de vazife alan Dorsay, festivalin danışma çalışmalarına katkıda bulunmuş oldu. Yerli ve yabancı oldukça sayıda festivalde jüri üyeliği yapmış oldu. Internasyonal Beyazperde Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI çevresinde Türkiye’den tanınan eleştirmenlerden biri oldu. FIPRESCI’nin yaşam öyküsü kaydında, 1966’dan beri eleştirmenlik yapmış olduğu ve beyaz perde zamanı ile Türk sineması üstüne oldukça sayıda kitap yayımladığı belirtilmektedir.

Tv ve Radyo Emekleri

Dorsay, beyaz perde kültürünün daha geniş kitlelere erişmesi için tv ve radyodan da yararlandı. TRT 2’de film kuşakları hazırlayıp sundu. Klasik filmleri tanıttığı programlarla, tv seyircisinin beyaz perde tarihinin mühim eserleriyle buluşmasına destek oldu.

1986-1995 yılları aralığında TRT Radyo 3’te müzik programları hazırladı. Daha sonraki yıllarda televizyonda piyasaya çıkan kültür ve söyleşi programlarına katıldı. Bu emek harcamalar, onun ilgi alanının sinemayla sınırı olan olmadığını; popüler müzikten şehir hayatına kadar uzanan geniş bir kültürel birikime haiz bulunduğunu gösterir.

Atillâ Dorsay’ın Kitapları ve Eserleri

Atillâ Dorsay, gazete ve dergilerde kalan yazılarını düzenleyerek kalıcı kitaplara dönüştürmüştür. Beyazperde eleştirilerinin günlük tüketilen metinler olmaktan çıkarılıp arşivlenmesi, Türkiye’de beyaz perde zamanı emek harcamaları bakımından mühim bir katkıdır.

2023 tarihindeki yaşam öyküsü kayıtlarında yayımlanmış kitap sayısı 51 olarak belirtilir. Sonraki yıllarda yeni eserlerin eklenmesiyle bu sayı artmıştır. Remzi Kitabevinin güncel yazar sayfasında beyaz perde zamanı, Türk sineması, portre, anı ve film eleştirisi alanlarındaki yeni kitapları yer verilmiştir.

Başlıca eserlerinden bazıları şunlardır:

Beyazperde Zamanı ve Film Eleştirisi Üstüne Eserleri

  • Mitos ve Şüphe
  • Beyazperde ve Çağımız
  • Yüreğimin Orta Yeri Beyazperde
  • Sinemayı Sanat Yapanlar
  • 100 Senenin 100 Yönetmeni
  • 100 Senenin 100 Filmi
  • 100 Senenin 150 Oyuncusu
  • 50 Unutulmaz Film
  • 50 Unutulmaz Film Daha
  • Hayatımızı Değiştiren Filmler dizisi

Bu kitaplarda yönetmenler, oyuncular ve filmler belirli bir tarihsel seviye içinde ele alınır. Bilhassa “100 Yıl” dizisi, genel okuyucunun beyaz perde evveliyatına toplu bir bakış kazanmasını amaçlayan temel müracaat çalışmalarındandır.

Türk Sineması Üstüne Kitapları

  • Sinemamızın Ümit Yılları
  • 12 Eylül Yılları ve Sinemamız
  • Sinemamızda Çöküş ve Rönesans Yılları
  • Yılmaz Cenup Kitabı
  • 100 Senenin 100 Türk Filmi
  • Dünyaya Oluşturulan Sinemamız ve Yeni Bir Dönem

Bu eserler, Türk sinemasını dönemlere ayırarak inceler. Filmler yalnızca sanatla alakalı nitelikleriyle değil, üretildikleri siyasal ve toplumsal ortamla beraber değerlendirilir. Bu yönüyle Dorsay’ın kitapları araştırmacılar ve beyaz perde öğrencileri için birinci elden tanıklık niteliği taşır.

Dorsay ek olarak Yılmaz Cenup ve Türkân Şoray şeklinde Türk sinemasının önde gelen adları üstüne biyografik eserler hazırlamıştır. Portre yazılarında sanatçıların çalışmalarının yanı sıra kişiliklerine, dostluklarına ve devrin kültür çevrelerine de yer verir.

İstanbul, Beyoğlu ve Şehir Kültürü Yazıları

Atillâ Dorsay’ın mimarlık eğitimi, şehir üstüne yazdığı kitaplarda belirginleşir. Benim Beyoğlum, Quo Vadis İstanbul? ve İstanbul’un değişimini ele alan öteki çalışmalarında kentin mimari dokusunu, tarihî yapılarını, sinemalarını, lokantalarını ve gündelik yaşamını anlatır.

Bu yazılarda İstanbul, yalnızca binalardan oluşan fizyolojik bir çevre değildir. Kent; insanları, hatıraları, sanat mekânları ve yaşam alışkanlıklarıyla beraber değerlendirilir. Dorsay’a bakılırsa bir beyaz perdenin, tiyatronun ya da tarihî yapının ortadan kalkması, bununla birlikte toplumsal belleğin bir bölümünün silinmesi anlamına gelir.

Bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri Emek Sineması tartışmasıdır. Tarihî beyaz perdenin dönüşümüne karşı çıkan Dorsay, daha ilkin verdiği sözü tutarak 8 Nisan 2013’te Sabah gazetesindeki yazılarına son verdi. Hemen sonra bu süreçte yazıya döktüğü yazıları Emek Yoksa Ben de Yokum adlı kitapta topladı. Bu tavır, onun kültür mirası mevzusundaki görüşlerini yalnızca yazıda bırakmadığını gösteren simgesel bir vakadır.

Atillâ Dorsay’ın Almış olduğu Ödüller

Atillâ Dorsay, uzun yazarlık yaşamı süresince Türkiye’de ve yurt haricinde çeşitli ödüllere kıymet görüldü. Başlıca ödül ve nişanları içinde şunlar bulunmaktadır:

  • Fransa tarafınca verilen sanat ve kültür nişanları
  • Türk Dil Kurumu Basın Ödülü
  • İstanbul, İzmir, Antalya, Adana ve başka şehirlerde düzenlenen festivallerin emek ve onur ödülleri
  • 2010 Altın Koza Film Festivali Yaşam Boyu Onur Ödülü

Bu ödüller, yalnızca uzun bir emek verme yaşamının karşılığı değildir. Hem de Dorsay’ın beyaz perde yazarlığını kültürel bir meslek ve kamusal mesuliyet alanı olarak sürdürmesinin de göstergesidir.

Atillâ Dorsay’ın Türk Sinemasındaki Yeri

Atillâ Dorsay, Türk sinemasının ortalama altmış senelik değişimini kesintisiz halde izlemiş azca sayıdaki yazardan biridir. Yeşilçam’ın üretim düzeninden toplumsal gerçekçi beyazperdeye, 1980 sonrası daralmadan 1990’ların tekrardan canlanmasına, bağımsız yönetmenlerden dijital platformlara kadar birçok dönüşümü direkt gözlemlemiştir.

Onun aslolan önemi, bu dönüşümleri yalnızca hatırlamakla kalmayıp yazılı hâle getirmesidir. Gazete yazıları, kitapları, söyleşileri ve programları beraber düşünüldüğünde ortaya geniş bir beyaz perde arşivi çıkar.

Dorsay’ın eleştirileri tartışılabilir; bazı değerlendirmelerine katılmak, bazılarına itiraz etmek mümkündür. Nitelikli eleştirmenliğin aslı de burada yatar. Eleştiri, kati hükümler dağıtan değişmez bir otorite değil, eserle izleyici içinde düşünsel bir münakaşa alanı kurar. Dorsay, uzun yazarlık yaşamı süresince bu münakaşa alanının Türkiye’deki en görünür temsilcilerinden biri olmuştur.

Netice

Atillâ Dorsay, sinemayı kişisel bir tutkudan yaşam boyu sürdürülen bir kültür hizmetine dönüştürmüş mühim bir eleştirmen ve yazardır. Mimarlık eğitiminin kazandırdığı görsel duyarlılığı, Galatasaray Lisesinde edinmiş olduğu dil ve kültür birikimiyle birleştirmiş; Türk ve dünya sinemasını geniş bir tarihsel perspektif içinde değerlendirmiştir.

Gazete yazılarıyla güncel sinemayı izlemiş, kitaplarıyla bu yazıları kalıcı bir belleğe dönüştürmüş, SİYAD ve İstanbul Film Festivali şeklinde kurumların gelişimine katkıda bulunmuştur. Şehir kültürü ve tarihî beyaz perde yapıları mevzusundaki tavrı ise onun yalnızca bir film eleştirmeni değil, kamusal mesuliyet taşıyan bir kültür insanı bulunduğunu gösterir.

2026 senesinde da yazılarını ve film değerlendirmelerini sürdüren Dorsay’ın meslek yaşamı, beyaz perde sevgisinin disiplinli emek verme, merak ve kültürel sorumlulukla birleştiğinde iyi mi kalıcı bir tesir yaratabileceğinin kuvvetli bir örneğidir.

Atillâ Dorsay Hakkında Sık Sorulan Sorular

Atillâ Dorsay kaç yaşındadır?

Atillâ Dorsay, 17 Mart 1939 doğumludur. 17 Mart 2026 tarihinde 87 yaşına girmiştir. Beyazperde ve kültür yazılarını sürdürmektedir.

Atillâ Dorsay nerelidir?

Atillâ Dorsay İzmir doğumludur. Çocukluğunun ilk yıllarını Karşıyaka’da geçirmiş, eğitim yaşamı sebebiyle ailesiyle beraber İstanbul’a taşınmıştır.

Atillâ Dorsay’ın aslolan mesleği nedir?

Dorsay, Devlet Güzel Sanatlar Akademisinden yüksek mimar olarak mezun olmuştur. Bir süre mimarlık yapmış, sonrasında beyaz perde eleştirmenliği ve yazarlığı aslolan mesleği hâline gelmiştir.

Atillâ Dorsay beyaz perde yazarlığına ne vakit başladı?

Ustalaşmış beyaz perde yazarlığına 1966 senesinde Cumhuriyet gazetesinde başladı. Bu gazetede 27 yıl süresince tertipli olarak yazdı.

Atillâ Dorsay’ın en mühim kitapları hangileridir?

Mitos ve Şüphe, Sinemamızın Ümit Yılları, 100 Senenin 100 Yönetmeni, 100 Senenin 100 Filmi, 100 Senenin 150 Oyuncusu, Yılmaz Cenup Kitabı, 50 Unutulmaz Film ve Hayatımızı Değiştiren Filmler dizisi en oldukça malum eserleri arasındadır.

Atillâ Dorsay niçin önemlidir?

Dorsay, Türkiye’de beyaz perde eleştirmenliğinin bir meslek olarak kurumsallaşmasına katkıda bulunmuş; Türk ve dünya sinemasının ortalama altmış senelik gelişimini yazıları ve kitaplarıyla kayda geçirmiştir.

Atillâ Dorsay SİYAD’ın kurucusu mudur?

Evet. Atillâ Dorsay, Beyazperde Yazarları Derneğinin kurucu adları arasındadır. Uzun seneler derneğin başkanlığını yürütmüş, sonrasında SİYAD Onursal Başkanı olmuştur.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )