Mizah Nedir? Dünya ve Türk Edebiyatında Mizah

Gülmece Nedir? Dünya ve Türk Edebiyatında Gülmece

İnsan, kimi vakit değiştiremediği bir gerçeğe güler. Bundan dolayı gülmece yalnızca neşeli konuların dili değildir. Savaşın, yoksulluğun, bürokrasinin, ikiyüzlülüğün ve gündelik yaşamın minik saçmalıklarının da ifade yoludur.

İyi gülmece, güldürürken zihinde ikinci bir cümle kurar: “Burada ters giden bir şey var.”

Edebiyatta mizahın aslolan gücü de buradan gelir. Yazar, direkt söylemenin sertliğini azaltabilir; görünüşte hafifçe bir anlatımla oldukça ağır bir eleştiri yapabilir. Kimi zaman okuru kahkahaya yaklaştırır, kimi zaman yalnızca gülümsetir. Kimi vakit da güldürmekten oldukca rahatsız eder ve düşündürür.

Gülmece Nedir?

Gülmece; insan ve cemiyet hayatındaki çelişkileri, kusurları, uyumsuzlukları ve komik durumları nükte, ironi, abartma, öykünmek, parodi benzer biçimde ifade yollarıyla görünür hâle getiren ifade biçimidir. Temelinde güldürme bulunsa da mizahın amacı yalnızca eğlendirmek değildir. Eleştirme, düşündürme, rahatlatma ve direnme işlevleri de vardır.

Gülmece” kelimesi Arapça kökenlidir. Türkçede bu kavram için “gülmece” sözü de kullanılır. Günümüzde gülmece daha oldukca güldürücü yönü, gülmece ise hem güldürme hem de eleştirme niteliğini çağrıştırmaktadır.

Gülmece, düşünceleri latife ve nüktelerle süsleyerek özetleyen bir söz ve yazı biçimidir. Gülmece, bireysel ve toplumsal aksaklıkları eleştirme, iğneleme ve düzeltme amacı taşır.

Gülmece yalnızca güldürmek midir?

Hayır. Gülmece ile kahkaha içinde mecburi bir bağ yoktur. İnsan, mizahi bir metin karşısında kahkaha atmayabilir; yalnızca gülümseyebilir, şaşırabilir yada anlatılan çelişkiyi fark edebilir.

Ek olarak her gülme de mizahın sonucu değildir. İnsanlar heyecandan, rahatlamadan, utanmadan yada toplumsal ortama uyum sağlamak için de gülebilir. Bundan dolayı mizahı yalnızca “güldüren şey” olarak tanımlamak yetersiz kalır.

Edebî mizahın ayırt edici özelliği, gülme duygusunun arkasında bir anlam katmanı oluşturmasıdır.

Mizahın Temel Özellikleri Nedir?

Mizahın biçimi dönemden döneme ve toplumdan topluma değişebilir. Buna karşın başarıya ulaşmış gülmece metinlerinde bazı ortak özelliklere rastlanır:

  • Beklenen ile gerçekleşen içinde bir uyumsuzluk kurulur.
  • Günlük yaşamın olağan kabul edilen yönleri değişik bir açıdan gösterilir.
  • Söylenen söz ile aslolan anlatılmak istenen anlam birbirinden ayrılabilir.
  • Abartma, küçültme, tersine çevirme ve benzetmeden yararlanılır.
  • Dilin oldukca anlamlılığı, ses benzerlikleri ve kelime oyunları kullanılabilir.
  • Kişilerin davranışları, düşünceleri yada toplumsal rolleri öykünmek edilir.
  • Okurun kültürel bilgisine ve çıkarım gücüne güvenilir.
  • Açık bir suçlama yerine dolaylı eleştiri tercih edilebilir.

Mizahın en mühim özelliklerinden biri bağlama bağlı olmasıdır. Bir çağda son aşama etkili olan latife, başka bir dönemde anlaşılmayabilir. Şu sebeple gülmece; dil, derslik, yaş, eğitim, anane, politika ve ortak bellek ile yakından ilişkilidir.

İnsan Niçin Güler? Temel Gülmece Kuramları

Mizahın niçin ortaya çıkmış olduğu ve insanların neye güldürmüş olduğu, Antik Çağ’dan beri tartışılmaktadır. Mevzuyla ilgili oldukca sayıda yaklaşım bulunmakla beraber üç kuram öne çıkar: uyumsuzluk, üstünlük ve rahatlama kuramları.

Bu kuramlar birbirini bütünüyle dışlamaz. Aynı gülmece örneği, birden fazla yaklaşımla açıklanabilir.

Uyumsuzluk Kuramı

Uyumsuzluk kuramına bakılırsa gülmece, beklenen netice ile ortaya çıkan netice arasındaki ani farklılıktan doğar. Okur belirli bir sona hazırlanırken anlatı beklenmedik bir yöne döner.

Nasreddin Hoca fıkralarının mühim bir kısmı bu yapıya dayanır. Fıkranın son cümlesi, olayın anlamını aniden değiştirir. İlk bakışta mantıksız görünen yanıt, daha derinde başka bir mantığı açığa çıkarır.

Kelime oyunları, yanlış anlamalar, sürpriz sonlar ve absürt durumlar çoğu zaman uyumsuzluk tesiri yaratır.

Üstünlük Kuramı

Bu yaklaşıma bakılırsa insan, başkasının yanılgısını yada eksikliğini fark ettiğinde kendisini geçici olarak üstün hisseder ve güler. Beceriksiz bir kişinin düşmesi, kibirli bir kahramanın minik duruma düşmesi yada yalancının kendi tuzağına yakalanması bu çerçevede değerlendirilebilir.

Sadece tüm mizahı üstünlük duygusuyla açıklamak mümkün değildir. İnsanın kendi hatalarına gülmesi de mizahın mühim bir yönüdür. Nitelikli gülmece, yalnızca başkasını küçültmez; okuru kendi kusurlarıyla da karşılaştırır.

Rahatlama Kuramı

Rahatlama kuramı, mizahı biriken gerilimin boşalması olarak açıklar. Toplumun açıkça konuşmakta zorlandığı ölüm, cenk, hastalık, korku, cinsellik ve politika benzer biçimde mevzular gülmece kanalıyla daha katlanılabilir hâle gelebilir.

Kara mizahın tesiri büyük seviyede buradan doğar. İnsan, değiştiremediği yada direkt yüzleşemediği bir gerçek karşısında gülmece vasıtasıyla ruhsal bir mesafe kurar.

Gülmece, Hiciv, İroni ve Güldürü Arasındaki Farklar

Gülmece üstüne yazılan metinlerde bazı kavramlar birbirinin yerine kullanılmaktadır. Oysa aralarında mühim anlam farkları vardır.

KavramTemel özellikBaşlıca amaç
GülmeceKomik, tutarsız yada uyumsuz olanı gösterir.Güldürmek, düşündürmek, rahatlatmak
HicivŞahıs, kurum, fikir yada düzenin kusurlarını hedef alır.Eleştirmek ve yermek
İroniGörünen anlam ile aslolan anlam içinde karşıtlık kurar.Çelişkiyi sezdirerek görünür kılmak
AlayBir şahıs yada durumu küçümseyen tavır ihtiva eder.Kusuru belirginleştirmek
İstihzaÜstü kapalı, iğneleyici ve bir çok vakit sert alaydır.Küçümsemek yada yaralamak
ParodiBir eserin, türün yada üslubun özelliklerini öykünmek eder.Öykünmek edilen yapıyı dönüştürmek ve eleştirmek
GüldürüKomik vaka ve kişilere dayanan acıklı yada anlatısal yapıdır.Gülünç çatışma oluşturmak
Kara mizahAcı, ölüm, cenk ve yıkım benzer biçimde ağır mevzuları mizahi bakışla işler.Gerilimle baş etmek ve sarsıcı eleştiri yapmak

Gülmece, bu kavramların tümünü içine alabilecek geniş bir ifade alanıdır. Hiciv ise daha belirli bir hedefe yönelir. Hicvin eleştiri amacı belirgindir; mizahın eleştirel olması mecburi değildir.

İroni de başlı başına gülmece değildir. Ağlatısal bir metinde de ironi kullanılabilir. İroninin mizahi tesir oluşturabilmesi için bağlamın ve ifade tonunun buna uygun olması gerekir.

Edebiyatta Gülmece Iyi mi Oluşturulur?

Edebiyatta gülmece yalnızca gülünç vakalar anlatılarak kurulmaz. Dil, anlatıcı, karakter, kurgu ve görüş açısı da mizahın taşıyıcısı olabilir.

Dil ve kelime oyunları

Oldukça anlamlı kelimeler, ses benzerlikleri, deyimlerin gerçek anlamda kullanılması ve yanlış anlamalar dil mizahının temelini oluşturur.

Karagöz ile Hacivat arasındaki konuşmalarda bu yönteme sıkça rastlanır. Hacivat’ın eğitimli ve süslü dili, Karagöz tarafınca değişik anlaşılır. Böylece yalnızca bir kelime oyunu değil, değişik toplumsal kesimler arasındaki iletişimsizlik de görünür hâle gelir.

Tip ve karakter mizahı

Pinti, dalkavuk, ukala, bilgisiz, kibirli yada gösteriş meraklısı kişiler bazı özellikleri abartılarak sunulur. Okur, karakterin kendisi ile alakalı düşüncesi ile gerçekte olduğu şahıs arasındaki farkı görür.

Moliere’in pinti, hastalık hastası ve düzmece dindar tipleri bu tekniğin dünya edebiyatındaki kuvvetli örneklerindendir.

Durum mizahı

Kişilerin yanlış yerde bulunması, kimliklerin karışması, yanlış anlaşılmalar ve beklenmedik karşılaşmalar durum mizahını doğurur.

Geleneksel komedilerde, halk hikâyelerinde ve çağdaş durum komedilerinde bu yöntemden yararlanılır. Sadece edebî kıymeti yüksek bir durum mizahı, yalnızca tesadüfe dayanmaz. Karakterlerin zayıflıklarını yada toplumdaki bir çelişkiyi de açığa çıkarır.

Abartma ve küçültme

Önemsiz bir olayın büyük bir yıkım benzer biçimde anlatılması yada ciddi bir probleminin sıradanlaştırılması mizahi tesir oluşturabilir.

Jonathan Swift’in metinlerinde görülen soğukkanlı ifade, oldukça ağır meseleleri hesaplama ve akıl yürütme diliyle sunar. Okur, anlatımın sakinliği ile mevzunun sarsıcılığı arasındaki karşıtlığı farklıdır.

Öykünmek ve parodi

Parodi, tanınan bir eserin yada ifade biçiminin özelliklerini öykünmek ederek dönüştürür. Öykünmek edilen yapının kalıpları abartılır ve görünür hâle getirilir.

Cervantes’in Don Kişot romanı şövalye anlatılarının kalıplarından yararlanır. Fakat bu kalıpları bununla beraber sorgular. Böylece parodi, yalnızca güldüren bir öykünmek olmaktan çıkar ve edebî türler üstüne düşünmenin aracı olur.

Absürt ve grotesk ifade

Absürt gülmece, gündelik mantığın işlemediği durumlara dayanır. Grotesk ifade ise komik ile ürkütücü, güzel ile çirkin, olağan ile garip olanı yan yana getirir.

Bu yöntemler bilhassa çağdaş edebiyatta ehemmiyet kazanmıştır. Okurun rahatsız olması, kimi vakit eserin bilgili olarak oluşturduğu mizahi etkinin parçasıdır.

Mizahın Edebiyattaki İşlevleri

Edebî mizahın başlıca işlevleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Okuru eğlendirmek ve metne ilgisini çoğaltmak
  • İnsan davranışlarındaki çelişkileri göstermek
  • Toplumsal kurumları ve iktidar ilişkilerini eleştirmek
  • Direkt söylenmesi sakıncalı düşünceleri dolaylı şekilde ifade etmek
  • Korku, acı ve baskı karşısında ruhsal dayanıklılık sağlamak
  • Ortak kültürel hafızayı güçlendirmek
  • Dilin ifade olanaklarını genişletmek
  • Okurun eleştirel düşünmesini sağlamak

Mizahın yalnızca eğlence sayılması, edebiyat tarihindeki yerini noksan değerlendirmek olur. Bilhassa baskının arttığı dönemlerde gülmece, açık eleştirinin yerine geçen kuvvetli bir ifade alanı oluşturmuştur.

Dünya Edebiyatında Gülmece

Dünya edebiyatında gülmece tek bir kaynaktan doğmamıştır. Sözlü anlatılar, halk oyunları, dinî törenler, saray eğlenceleri ve kent kültürü değişik gülmece gelenekleri meydana getirmiştir.

Bununla beraber yazılı edebiyatın gelişmesiyle gülmece; güldürü, hiciv, roman, hikâye, şiir, tecrübe etme ve tiyatro içinde belirgin bir ifade biçimine dönüşmüştür.

Antik Yunan ve Roma Edebiyatında Gülmece

Antik Yunan komedyasının en mühim isimlerinden Aristophanes, siyasal kararları, savaşları, düşünürleri ve Atina toplumunu mizahi bir üslupla eleştirmiştir. Bulutlar, Kuşlar, Kurbağalar ve Lysistrata benzer biçimde oyunlarında abartma, parodi, kaba komedi ve siyasal hiciv beraber görülür.

Roma edebiyatında Horatius ve Iuvenalis, hicvin iki değişik yönünü temsil eder. Horatius daha yumuşak, hoşgörülü ve gülümseten bir eleştiri kullanır. Iuvenalis’in hicvi ise daha sert, öfkeli ve yargılayıcıdır. Bu fark, günümüzde de “Horatiusçu hiciv” ve “Iuvenalisçi hiciv” adlarıyla kullanılmaktadır.

Orta Çağ ve Rönesans Edebiyatında Gülmece

Orta Çağ Avrupa’sında gülmece; fabliaux adında olan kısa anlatılarda, halk gösterilerinde ve karnaval kültüründe yaşamıştır. Geoffrey Chaucer, Canterbury Hikâyeleri’nde değişik toplumsal sınıfları aynı seyahat çevresinde buluşturmuş; anlatıcıların kusurlarını ironiyle görünür kılmıştır.

Rönesans’ta François Rabelais, gövde, yiyecek, eğitim ve otorite üstünden grotesk bir gülmece geliştirmiştir. Cervantes, Don Kişot ile şövalye romanlarının dünyasını parodileştirmiştir. Shakespeare ise yanlış kimlikler, kelime oyunları, kılık değişiklik yapma ve toplumsal rol değişimleriyle güldürü geleneğini zenginleştirmiştir.

Klasik Çağ ve Aydınlanma Döneminde Gülmece

Moliere, Fransız tiyatrosunda karakter komedisinin en kuvvetli örneklerini vermiştir. Tartuffe’te düzmece dindarlığı, Pinti’de para tutkusunu, Hastalık Hastası’nda tıp çevresindeki bilgisizliği ve insanoğlunun kendi kuruntularını ele almıştır.

Jonathan Swift’in Gulliver’in Gezileri yalnızca fantastik bir seyahat kitabı değildir. Yapıt; politika, bilim, cenk, insanoğlunun kibri ve akılcılığın aşırılıkları üstüne kapsamlı bir hicivdir. Voltaire’in Candide adlı eseri de iyimserlik düşüncesini cenk, yıkım ve insan zulmü karşısında sınar.

Bu zamanda gülmece, eğlendirici bir unsur olmanın ötesine geçmiş; düşünsel ve siyasal eleştirinin temel araçlarından biri olmuştur.

19. Yüzyıl Dünya Edebiyatında Gülmece

19. yüzyılda romanın yükselişi, mizaha geniş bir toplumsal alan kazandırmıştır.

Nikolay Gogol, Müfettiş ve Ölü Canlar’da bürokrasiyi, rüşveti ve taşra yöneticilerinin ikiyüzlülüğünü eleştirmiştir. Charles Dickens, unutulmaz gülünç tipler vasıtasıyla derslik farklarını ve kent hayatındaki adaletsizlikleri göstermiştir.

Mark Twain, Amerikan toplumundaki ırkçılık, ikiyüzlülük ve yerleşik değerleri halk diline yaslanan ironik bir anlatımla ele almıştır. Oscar Wilde ise aforizmaları, tersine çevirmeleri ve zekice kurulmuş diyaloglarıyla Viktorya toplumunun gösterişini hedef almıştır.

20. Yüzyıldan Günümüze Dünya Edebiyatında Gülmece

20. yüzyılın savaşları, totaliter yönetimleri ve bürokratik yapıları mizahın tonunu değiştirmiştir. Gülmece daha karanlık, absürt ve tedirgin edici bir özellik kazanmıştır.

Franz Kafka’nın eserlerinde fert, anlamını çözemediği bir seviye karşısında çaresizdir. Jaroslav Hasek’in Aslan Asker Şvayk adlı romanı, askerî düzenin mantıksızlığını saf görünen bir kahraman üstünden açığa çıkarır. Samuel Beckett ve Eugene Ionesco, absürt tiyatroda dilin kontakt kurma enerjisini sorgular.

Joseph Heller’ın Madde 22 ve Kurt Vonnegut’ın Mezbaha Beş romanlarında cenk, kara gülmece vasıtasıyla anlatılır. Bu eserlerde gülme, rahatlatıcı olmasıyla birlikte huzursuz edicidir.

Dünya gülmece geleneği yalnızca Avrupa edebiyatından ibaret değildir. Arap edebiyatında Câhiz’in Cimriler Kitabı, insanoğlunun para ve çıkar karşısındaki davranışlarını mizahi hikâyelerle işler. Fars edebiyatında Ubeyd-i Zâkânî, siyasal baskıyı, toplumsal yozlaşmayı ve dinî ikiyüzlülüğü sert bir hicivle ele almıştır.

Japon edebiyatında Natsume Sōseki’nin Ben Bir Kediyim romanı, insan dünyasını adsız bir kedinin bakış açısından gözlemler. Böylece modernleşme, aydın çevreler ve toplumsal gösteriş dışarıdan bir bakışla hicvedilir.

Dünya edebiyatından başlıca gülmece eserleri

  • Aristophanes – Lysistrata
  • François Rabelais – Gargantua ve Pantagruel
  • Miguel de Cervantes – Don Kişot
  • Moliere – Tartuffe, Pinti, Hastalık Hastası
  • Jonathan Swift – Gulliver’in Gezileri
  • Voltaire – Candide
  • Nikolay Gogol – Müfettiş, Ölü Canlar
  • Mark Twain – Huckleberry Finn’in Maceraları
  • Oscar Wilde – Ciddi Olmanın Önemi
  • Natsume Soseki – Ben Bir Kediyim
  • Jaroslav Hasek – Aslan Asker Şvayk
  • Joseph Heller – Madde 22

Türk Edebiyatında Gülmece

Türk edebiyatında mizahın kökleri yazılı eserlerden daha eskidir. Fıkralar, masallar, destanlar, seyirlik oyunlar ve gündelik konuşma kültürü kuvvetli bir sözlü gülmece geleneği oluşturmuştur.

Bu gelenekte gülmece bir çok vakit güçsüzün kuvvetli karşısındaki sözüdür. Nasrettin Hoca kadıya, Karagöz eğitimli ve seçkin kişilere, Keloğlan ise kendisini küçümseyenlere zekâsıyla karşılık verir.

Sözlü ve Anonim Türk Edebiyatında Gülmece

Nasrettin Hoca fıkraları, Türk mizahının en tanınmış örnekleri arasındadır. Bu fıkralarda kısa ifade, beklenmedik netice, ters mantık ve sağduyu öne çıkar. Hoca, kimi vakit çevresindeki insanları eleştirir; kimi vakit da kendisini komik duruma düşürür.

Bektaşi fıkralarında kalıplaşmış düşünceler sorgulanır. İncili Çavuş anlatılarında hazırcevaplık ve saray çevresine yönelen eleştiri dikkat çeker. Keloğlan masallarında toplumun önemsiz görmüş olduğu şahıs, aklı ve şansıyla üstün konuma geçer.

Karagöz, orta oyunu ve meddah geleneğinde ise mizahın temel kaynakları şunlardır:

  • Yanlış anlama ve kelime oyunları
  • Ağız ve şive taklitleri
  • Toplumsal tiplerin karşılaştırılması
  • Kılık değişiklik yapma
  • Doğaçlama
  • Otoriteyle alay etme
  • Gündelik yaşamın aksaklıkları

Karagöz ile Hacivat’ın çatışması yalnızca eğitimli şahıs ile eğitimsiz şahıs arasındaki karşıtlık değildir. Hem de değişik dil ve yaşam anlayışlarının karşılaşmasıdır. Karagöz’ün “yanlış” anlamaları, kimi vakit süslü ve suni dilin gerçekte ne kadar iletişimsiz bulunduğunu gösterir.

Divan Edebiyatında Gülmece ve Hiciv

Klasik Türk edebiyatında gülmece; latife, hezl, tehzil, hiciv ve mülâtafa benzer biçimde kavramlarla ilişkilidir. Sadece bu kavramların tümü aynı anlama gelmez.

Hezl, ciddi bir düşüncenin latife ve eğlence kanalıyla anlatılmasına yaklaşır. Hiciv daha sert bir yergidir. Tehzil ise ciddi bir şiirin ölçü, kafiye yada söyleyiş özelliklerini öykünmek ederek mizahi bir metne dönüştürülmesidir.

Şeyhî’nin Harnâme adlı mesnevisi, Türk edebiyatındaki en kuvvetli erken dönem gülmece ve hiciv örneklerinden biridir. Boynuz sahibi olmak isteyen zayıf bir eşeğin başına gelenler anlatılır. Yapıt, görünüşte bir hayvan hikâyesidir; gerçekte ise bilgisizlik, hırs ve adaletsizlik üstüne kurulmuş alegorik bir eleştiridir.

Fuzûlî’nin Şikâyetnâme’si, bürokrasiyi ve rüşvet düzenini ironik bir üslupla ele alır. Nef‘î’nin Sihâm-ı Kazâ adlı eseri ise mizahın yumuşak alanından oldukca sert hicve yaklaşır. Halk şiirindeki taşlamalar da divan şiirindeki hicvin halk edebiyatındaki karşılığı olarak görülebilir.

Gülmece ile hiciv arasındaki farkları detaylı şekilde incelemek için Türk Edebiyatında Yergi (Hiciv) başlıklı yazıya da bakılabilir.

Tanzimat Periyodu’nde Gülmece

Tanzimat’la beraber gülmece, geleneksel gösterilerden gazete, mecmua, tiyatro ve romana doğru genişlemiştir.

Şinasi’nin Ozan Evlenmesi, görücü usulü birliktelikleri, aracı kişileri ve toplumdaki yanlış alışkanlıkları güldürü kanalıyla eleştirir. Ziya Paşa’nın Zafernâme’si, görünüşte bir övgü metnidir; sadece abartılı övgünün altında kuvvetli bir siyasal hiciv bulunur.

Direktör Âli Bey, tiyatro ve lügat biçimindeki eserlerinde dil mizahından yararlanmıştır. Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası, yanlış Batılılaşmayı Bihruz Bey’in davranışları üstünden ironik şekilde gösterir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar ise yanlış Batılılaşma, batıl inanç, mahalle yaşamı ve aile ilişkilerini canlı konuşmalarla anlatmıştır. Onun romanlarında gülmece, toplumun değişik kesimlerini bir araya getiren kuvvetli bir gözlem aracıdır.

Türk Gülmece Basınının Doğuşu

19. yüzyılın ikinci yarısında gülmece basını gelişmeye adım atmıştır. Teodor Kasap’ın 1870’te yayımlamaya başladığı Diyojen, Türkçe siyasal gülmece basınının kurucu yayınlarından biridir. Mecmua, devrin yönetimini ve toplumsal yaşamını eleştirdiği için çeşitli kapatma cezalarıyla karşılaşmıştır.

Burada minik fakat mühim bir tarih bilgisi vardır: Diyojen bir çok kaynakta ilk Türkçe gülmece dergisi olarak anılsa da ondan kısa süre ilkin bazı gazetelerin gülmece ekleri yayımlanmıştır. Bundan dolayı Diyojen için “ilk bağımsız ve siyasal Türkçe gülmece dergilerinden biri” demek daha dikkatli bir değerlendirmedir.

II. Meşrutiyet’in (1908) ilanından sonrasında Kalem, Cem, Karagöz ve benzeri yayınlarla gülmece basınında belirgin bir canlanma yaşanmıştır. Karikatür, yazılı mizahın yanında bağımsız bir eleştiri dili kazanmıştır.

Cumhuriyet Periyodu Türk Edebiyatında Gülmece

Cumhuriyet döneminde mizah, hem edebiyatın hem de basının kuvvetli alanlarından biri olmuştur. 1922’de yayımlanmaya süregelen Akbaba, aralıklarla 1977’ye kadar varlığını sürdürmüş ve pek oldukca yazar ile çizerin yetişmesine katkıda bulunmuştur.

1946’da yayımlanmaya süregelen Markopaşa, Türk gülmece tarihinde mühim bir dönüm noktasıdır. Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Mim Uykusuz benzer biçimde adların yer almış olduğu gösterim, mizahı açık bir toplumsal ve siyasal eleştiri aracı olarak kullanmıştır.

Aziz Nesin, siyaset, çıkarcılık, fırsatçılık ve siyasal yozlaşmayı basit insanoğlunun hayatından hareketle işlemiştir. Zübük ve Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, güldürücü olayların arkasında ciddi kurum eleştirileri barındırır.

Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı, yalnızca haylaz öğrencilerin maceralarından oluşmaz. Eğitim sistemindeki ezberciliği, otoriter yönetimi ve okulun gerçek yaşamdan kopuşunu da eleştirir.

Haldun Taner, hikâye ve tiyatrolarında gözleme dayanan ince bir gülmece geliştirmiştir. Keşanlı Ali Destanı, kahraman yaratma ihtiyacını, mahalle düzenini ve siyasal ilişkileri geleneksel tiyatrodan da yararlanan bir yapıyla sorgular.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Türk romanındaki en derin ironik eserlerden biridir. Hayalî bir kurum vasıtasıyla bürokrasiyi, modernleşme arzusunu ve toplumun kurum üretme alışkanlığını ele alır.

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanında parodi, ironi, dil oyunları ve tür taklitleri iç içedir. Gülmece burada yalnızca toplumsal eleştiri için değil, kişinin yabancılaşmasını göstermek için de kullanılır.

Muzaffer İzgü, Aziz Nesin geleneğini halkın gündelik problemlerine yaslanan sıcak bir anlatımla sürdürmüştür. Ferhan Şensoy ise tiyatroda kelime oyunlarını, siyasal taşlamayı ve geleneksel meddah anlatımını çağdaş sahneyle birleştirmiştir.

Modern Türk Edebiyatında Gülmece

Modern Türk edebiyatında gülmece, tek bir yazar topluluğu yada gösterim çevresiyle sınırı olan değildir. Roman, hikâye, şiir, tiyatro, karikatür ve dijital anlatı içinde değişik biçimlerde yaşamaktadır.

Postmodern anlatılarda parodi, metinlerarasılık, güvenilmez anlatıcı ve tarihsel üslup taklitleri öne çıkar. İhsan Oktay Anar’ın romanlarında tarihsel dil, grotesk karakterler ve absürt vakalar mizahi bir dünya meydana getirir.

Gülmece dergiciliğinde Gırgır, Leman, Hıbır, Penguen ve Uykusuz değişik kuşakların gülmece anlayışını şekillendirmiştir. İnternetin yaygınlaşmasıyla karikatür ve kısa gülmece metni dijital platformlara taşınmıştır.

Bu dönüşüm mizahın üretim hızını artırmıştır. Sadece hız, devamlı derinlik anlamına gelmez. Kalıcı edebî gülmece, güncel bir vakası aşarak insan davranışlarına ve toplumsal yapılara ilişkin daha geniş bir gözlem sunar.

Türk gülmece dergilerinin gelişimi için Türkiye’de Mizah Dergileri başlıklı incelemeye bakılabilir.

Türk edebiyatından başlıca gülmece ve hiciv eserleri

  • Nasreddin Hoca fıkraları
  • Karagöz ve orta oyunu metinleri
  • Şeyhî – Harnâme
  • Fuzûlî – Şikâyetnâme
  • Nef‘î – Sihâm-ı Kazâ
  • Şinasi – Ozan Evlenmesi
  • Ziya Paşa – Zafernâme
  • Recaizade Mahmut Ekrem – Otomobil Sevdası
  • Hüseyin Rahmi Gürpınar – Şıpsevdi, Gulyabani
  • Ahmet Hamdi Tanpınar – Saatleri Ayarlama Enstitüsü
  • Aziz Nesin – Zübük, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
  • Rıfat Ilgaz – Hababam Sınıfı
  • Haldun Taner – Keşanlı Ali Destanı
  • Oğuz Atay – Tutunamayanlar

Bir Edebî Metinde Gülmece Iyi mi İncelenir?

Bir metinde gülünç bir vaka bulunması, o metnin mizahi yapısını açıklamak için kafi değildir. Sıhhatli bir incelemede şu sorulara yanıt aranmalıdır:

  1. Mizahın hedefi nedir?
    Bir şahıs, toplumsal kurum, fikir, anane yada insanoğlunun genel bir zayıflığı mı eleştirilmektedir?
  2. Gülmece hangi teknikle kurulmuştur?
    İroni, abartma, parodi, yanlış anlama, kelime oyunu, öykünmek yada karşıtlık mı kullanılmıştır?
  3. Kim konuşmaktadır?
    Anlatıcının düşüncesi ile karakterin sözü birbirinden ayrılmalıdır. Bir karakterin görüşü direkt yazarın görüşü sayılamaz.
  4. Okur hangi bilgiye haiz olmalıdır?
    İroninin anlaşılabilmesi için tarihsel, siyasal yada kültürel bir data gerekiyor olabilir.
  5. Mizahın oluşturduğu tesir nedir?
    Metin güldürüyor, gülümsetiyor, rahatsız ediyor, düşündürüyor yada acı bir gerçeği mi görünür kılıyor?
  6. Eleştirinin yönü nereye dönüktür?
    Kuvvetli bir kuruma mı, yaygın bir düşünceye mi, yoksa savunmasız bir kişiye mi yönelmektedir?

Bu sorular, mizahın yalnızca “gülünç unsur” olarak değil, metnin anlamını kuran bir ifade yöntemi olarak incelenmesini sağlar.

Mizahın Sınırları Var mıdır?

Mizahın sınırları mevzusunda tüm dönemler ve toplumlar için geçerli tek bir ölçü yoktur. İfade özgürlüğü, kişilik hakları, kültürel değerler ve toplumsal hassasiyetler içinde devamlı bir münakaşa yaşanır.

Burada niyet kadar hedef ve bağlam da önemlidir. Kimlikleri aşağılayan bir söz ile kuvvetli bir kurumun çelişkilerini açığa çıkaran hiciv aynı şekilde değerlendirilemez.

Nitelikli gülmece, kolay hedeflere yönelmek yerine görünmeyen çelişkileri ortaya çıkarır. İnsanı yalnızca aşağılamaz; ona kendisine dışarıdan bakma imkânı verir. Mizahın edebî kıymeti de bir çok vakit bu mesafede ortaya çıkar.

Netice

Gülmece, yaşamın ciddi meselelerini hafife almak değildir. Tam tersine, kimi gerçekleri başka türlü görebilmenin yoludur. Gülme, mizahın görünen yüzüdür; altında gözlem, eleştiri, direnme ve kendini sorgulama bulunur.

Aristophanes’in cenk karşıtı komedilerinden Cervantes’in parodisine, Swift’in sert hicvinden Gogol’ün siyaset eleştirisine kadar dünya edebiyatı mizahı kuvvetli bir fikir aracı olarak kullanmıştır.

Türk edebiyatında ise Nasrettin Hoca’nın ters mantığı, Karagöz’ün yanlış anlamaları, Şeyhî’nin alegorisi, Fuzûlî’nin ironisi, Hüseyin Rahmi’nin mahalle gözlemleri ve Aziz Nesin’in cemiyet eleştirisi aynı büyük geleneğin değişik halkalarını oluşturur.

Kalıcı gülmece yalnızca güldüren gülmece değildir. Okurun zihninde, gülme bittikten sonrasında da yaşamayı sürdüren mizahtır.

Sık Sorulan Sorular

Gülmece edebî bir tür müdür?

Gülmece tek başına yalnızca bir edebî tür değildir. Roman, hikâye, şiir, tiyatro, tecrübe etme ve fıkra benzer biçimde pek oldukca türde kullanılabilen bir ifade biçimi ve güzel duyu tutumdur. Bununla beraber bütünüyle güldürme amacı taşıyan eserler “gülmece edebiyatı” başlığı altında incelenebilir.

Gülmece ile hiciv arasındaki fark nedir?

Gülmece güldürme, düşündürme yada rahatlatma amacı taşıyabilir. Hiciv ise belirli bir kişiyi, kurumu, düşünceyi yada toplumsal aksaklığı eleştirmeye yönelir. Her hiciv mizahi unsurlar taşıyabilir; fakat her gülmece hiciv değildir.

Gülmece ve gülmece aynı anlama mı gelir?

Gülmece, Türkçede mizahın karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bununla beraber güncel kullanımda gülmece daha oldukca güldürücü yönü, gülmece ise eleştiri ve fikir boyutunu da içine alan daha geniş bir alanı çağrıştırır.

Türk edebiyatındaki ilk gülmece eseri hangisidir?

Bu probleminin tek bir cevabı yoktur. Türk mizahının kökleri yazılı edebiyattan önceki sözlü geleneğe dayanır. Yazılı edebiyatta Şeyhî’nin Harnâme’si erken ve kuvvetli örneklerden biri kabul edilir. Çağıl Türkçe siyasal gülmece basınının başlangıcında ise 1870’te piyasaya sürülen Diyojen mühim bir dönüm noktasıdır.

Dünya edebiyatında mizahın ilk temsilcisi kimdir?

Gülmece sözlü kültürlerde yazılı edebiyattan oldukca daha ilkin vardır. Bundan dolayı tek bir başlangıç kişisinden söz edilemez. Yazılı Batı edebiyatında Aristophanes, günümüze ulaşan eserleri bakımından en eski ve en mühim güldürü yazarlarından biridir.

Kara gülmece nedir?

Kara mizah; ölüm, cenk, hastalık, yıkım, korku ve insanoğlunun çaresizliği benzer biçimde ağır mevzuları mizahi bir bakışla ele alan ifade biçimidir. Amacı acıyı küçümsemek değil, onunla yüzleşmek ve ortaya çıkardığı çelişkiyi görünür kılmaktır.

İroni ile alay arasındaki fark nedir?

İronide söylenen söz ile aslolan anlatılmak istenen anlam içinde karşıtlık bulunur. Alayda ise bir şahıs yada durumun komik yönünü gösterme ve küçümseme daha belirgindir. İroni ince ve dolaylı olabilir; alay bir çok vakit daha açıktır.

Mizahın eğitimdeki önemi nedir?

Gülmece, öğrencinin dikkatini artırabilir ve soyut kavramların anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Ek olarak eleştirel düşünme, dil farkındalığı ve değişik bakış açıları geliştirmeye katkı sağlar. Sadece eğitimde kullanılan mizahın öğrenciyi minik düşürmemesi ve dersin amacını gölgelememesi gerekir.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )