
Millî Eğitim Bakanlığının açıklamış olduğu takvime nazaran 2026-2027 eğitim öğretim yılının birinci periyodu 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlamış olacak. Okul öncesi eğitim ve ilköğretim birinci derslik öğrencileri için uyum emek harcamaları ise daha erken başlamış olacak. Bu yüzden ağustos ayının son haftaları yalnızca kırtasiye alışverişi, okul giysisi ve ders programı hazırlığıyla geçirilmemelidir. Çocuğun duygusal, toplumsal ve zihinsel hazırlığı da minimum bunlar kadar önemlidir. MEB 2026-2027 eğitim öğretim yılı takvimi
Bir öğrencinin ders emek harcama isteği yalnızca iradesine bağlı değildir. Yoğun kaygı yaşayan, uyku düzeni bozulan, ailesiyle devamlı çatışan, dost ilişkilerinde güçlük çeken yada dijital dünyayı bir kaçış alanı hâline getiren çocuğa yalnızca “Ders çalışmalısın.” demek bir çok süre kafi olmaz.
Sadece burada mühim bir denge kurulmalıdır: Hırçınlık, tırnak yeme, odasına kapanma, dalgınlık yada uzun süre telefon kullanma şeklinde davranışların her biri tek başına ruhsal bir hastalığın kanıtı değildir. Bu davranışlar çocuğun gelişim döneminden, mizacından, günlük stresinden, uyku düzeninden, aile ve dost ilişkilerinden ya da yaşamış olduğu başka bir güçlükten kaynaklanabilir.
Amaç evladı etiketlemek değil, davranışının ardındaki ihtiyacı anlayabilmektir.
Okula Hazır Olmak Ne Anlamına gelir?
Okula hazır olmak yalnızca önceki senenin mevzularını anımsamak, kontrol çözmek yada okul gereksinimlerini tamamlamak değildir. Sıhhatli bir okul hazırlığı dört temel alanı kapsar:
- Duygusal hazırlık: Çocuğun kaygısını, korkularını ve beklentilerini ifade edebilmesi
- Toplumsal hazırlık: Arkadaşları ve öğretmenleriyle tekrardan ilişki kurmaya hazır olması
- Fizyolojik hazırlık: Uyku, beslenme ve günlük hareket düzeninin kurulması
- Bilimsel nitelikli hazırlık: Ders emek harcama ortamının ve gerçekçi hedeflerin belirlenmesi
Çocuk kendisini güvende, anlaşılmış ve desteklenmiş hissetmiyorsa önüne konulmuş olan detaylı ders programı beklenen sonucu vermeyebilir. Bundan dolayı öğrenme yalnızca zihinsel değil, hem de duygusal bir süreçtir.
Dünya Sıhhat Örgütü, kaygı ve depresyon şeklinde duygusal sorunların ergenlik döneminde sık görülebildiğini; yoğunlaştığında öğrencinin okul, aile ve toplumsal yaşamını etkileyebildiğini belirtmektedir. Bununla beraber her kaygı bir bozukluk, her mutsuzluk da depresyon değildir. Belirtilerin süresi, sertliği ve günlük yaşam üstündeki tesiri beraber değerlendirilmelidir.
Çocuğun Davranışı Bizlere Ne Söylüyor Olabilir?
Aşağıdaki tablo tanı koymak için değil, ebeveynlerin daha doğru sorular sorabilmesine destek olmak amacıyla hazırlanmıştır.
| Gözlenen davranış | Ihtimaller içinde anlamları | Ebeveynin düşünmesi ihtiyaç duyulan sual |
|---|---|---|
| Sık sık hırçınlaşma ve inatlaşma | Bitkinlik, anlaşılmama hissi, sınır çatışması, kaygı | Bu davranış ne süre ve hangi mevzularda artıyor? |
| Tırnak yeme | Alışkanlık, can sıkıntısı yada gerginlikle artan bir davranış | Çocuk bunu bilhassa hangi durumlarda yapıyor? |
| Devamlı odasına kapanma | Dinlenme ve mahremiyet ihtiyacı ya da toplumsal geri çekilme | Sevilmiş olduğu etkinliklere ve arkadaşlarına ilgisi de azaldı mı? |
| Özgüven kaybı | Kıyaslanma, başarısızlık korkusu, akran problemi yada negatif kişilik algısı | Çocuk kendisi hakkında hangi cümleleri kuruyor? |
| Dalgınlık ve dikkat güçlüğü | Uykusuzluk, kaygı, yoğun ekran kullanımı, fizyolojik ya da bilimsel niteliği olan güçlük | Problem yalnızca ders esnasında mı, başka ortamlarda da görülüyor mu? |
| Imtihan kaygısı | Başarısızlık korkusu, yüksek beklenti, geçmiş deneyimler | Kaygı evladı çalışmaya mı yöneltiyor, tamamen kaçınmasına mı niçin oluyor? |
| Uzun soluklu teknoloji kullanımı | Eğlence, sosyalleşme, alışkanlık yada sorunlardan kaçış | Ekran kullanımı uykuya, ilişkilere ve sorumluluklara zarar veriyor mu? |
Tek bir davranıştan büyük sonuçlar çıkarmak yerine örüntüye bakılmalıdır. Davranış ne zamandır sürüyor? Giderek artıyor mu? Çocuğun okulunu, uykusunu, arkadaşlıklarını ve aile yaşamını etkiliyor mu? Aslolan belirleyici olan bu soruların cevabıdır.
Ilkin Konuşun, Fakat Sorgulamayın
Okullar açılmadan ilkin yapılabilecek en kıymetli hazırlıklardan biri, çocukla sakin ve güvenli bir konuşma ortamı oluşturmaktır. Bu konuşmanın amacı hesap sormak değil, çocuğun dünyasında neler bulunduğunu anlamaktır.
“Tüm gün niçin odandasın?” demek yerine şu şekilde bir cümle kurulabilir:
“Son günlerde odanda daha çok süre geçirdiğini fark ettim. Seni rahatsız eden ya da benimle paylaşmak istediğin bir şey var mı?”
“Gene telefonun başındasın.” yerine:
“Telefonu bıraktığında huzursuz bulunduğunu görüyorum. Telefon sana en fazlaca hangi zamanlarda iyi geliyor?”
“Bu yıl bu şekilde giderse başarıya ulaşmış olamazsın.” yerine:
“Yeni dönemle ilgili seni en fazlaca düşündüren mevzu nedir? Beraber kolaylaştırabileceğimiz bir şey var mı?”
Bu cümlelerde suçlama, aşağılama ve peşin yargı yoktur. Gözlem, merak ve destek vardır. Sıhhatli aile içi iletişim, çocuğun sorunlarını saklamadan anlatabilmesinin temel şartlarından biridir.
Çocuk ilk konuşmada hiçbir şey anlatmayabilir. Bu durumda ısrar etmek yerine güvenli yazışma kapısını açık tutmak gerekir:
“Şimdi konuşmak istemeyebilirsin. Hazır olduğunda konuşalım. (seni yargılamadan dinlemeye hazırım.)”
Çocukla Aranızdaki İlişkiyi Onarın
Aile içinde uzun süredir devam eden bir gerginlik var ise yeni eğitim yılı başlamadan ilkin bu ilişkiyi onarmaya çalışmak gerekir. İlişkiyi onarmak tüm sorumluluğu ebeveyne yüklemek anlamına gelmez. Sadece iletişimi başlatma mevzusunda yetişkinin daha çok mesuliyet üstlenmesi doğaldır.
Bunun için:
- Her gün en azından kısa bir süreyi telefonsuz ve başka bir işle uğraşmadan çocuğunuza ayırın.
- Her konuşmayı ders, imtihan ve mesuliyet mevzularına bağlamayın.
- Çocuğun ilgi duyduğu bir etkinliği beraber yapın.
- Onu kardeşleriyle yada dostlarıyla kıyaslamayın.
- Yanlış tepki verdiğinizde özür dilemekten kaçınmayın.
- Duygusunu kabul ederken her davranışını onaylamak zorunda olmadığınızı bilin.
- Kuralları hiddet anında değil, sakin bir zamanda konuşun.
“Kaygılanmanı anlıyorum fakat bizlere bağırmana izin veremem.” cümlesi hem duyguyu kabul eder hem de sınırı korur.
Çocuğun öz saygısını geliştirmek her istediğini yapmak değildir. Aslolan amaç, onun kıymetli bulunduğunu hissetmesini sağlarken mesuliyet almasına da destek olmaktır.
Uyku Düzenini Son Geceye Bırakmayın
Yaz tatilinde geç yatıp geç kalkmaya alışan evlatların bir gecede okul düzenine geçmesi kolay değildir. Uyku saatlerini okul açılmadan bir yada iki hafta ilkin kademeli olarak düzenlemek daha sağlıklıdır.
Şu adımlar uygulanabilir:
- Yatma ve kalkma saatlerini birkaç günde bir 15-30 dakika erkene alın.
- Hafta sonları da büyük saat farklılıkları oluşmasını önleyin.
- Sabahları perdeyi açarak gün ışığından yararlanın.
- Kahvaltı saatini okul düzenine yaklaştırın.
- Akşam saatlerinde ağır yiyecekleri ve yoğun uyarıcı etkinlikleri azaltın.
- Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımını yatmadan minimum bir saat ilkin sonlandırın.
- Mümkünse telefonları gece süresince evlatların odasında bırakmayın.
Amerikan Pediatri Akademisinin ailelere yönelik kaynakları da okul başlamadan bir yada iki hafta ilkin uyku saatlerinin düzenlenmesini ve yatmadan ilkin ekran kullanımının sınırlandırılmasını önermektedir.
Uykusunu alamayan bir çocukta dalgınlık, isteksizlik, huzursuzluk ve hiddet artabilir. Bu yüzden davranışları değerlendirirken ilkin temel yaşam düzenine bakmak gerekir.
Teknolojiyi Yasaklamak Yerine Aile Düzeni Kurun
Telefon, tablet yada bilgisayar karşısında uzun süre geçirmek daima “teknoloji bağımlılığı” anlamına gelmez. Ilk olarak teknoloji kullanımının çocuğun hayatında nelerin yerini aldığına bakılmalıdır.
Şu sorular önemlidir:
- Ekran kullanımı sebebiyle uyku saati devamlı gecikiyor mu?
- Çocuk aile etkinliklerinden ve arkadaşlarından uzaklaşıyor mu?
- Sorumluluklarını devamlı erteliyor mu?
- Kullanımı sınırlandığında olağan dışı derecede öfkeleniyor mu?
- Daha ilkin sevilmiş olduğu etkinliklere ilgisini yitirdi mi?
- Yaşamış olduğu sorunlardan kaçmak için devamlı dijital ortama mı yöneliyor?
Çözüm, bir gecede tüm cihazlara el koymak değildir. Aile üyelerinin beraber belirlediği açık ve uygulanabilir kurallar daha işlevseldir:
- Yiyecek masasında telefon kullanılmaması
- Ders esnasında gereksiz bildirimlerin kapatılması
- Yatmadan ilkin vizyonun bırakılması
- Ebeveynlerin de aynı kurallara uyması
- Teknoloji dışı aile etkinliklerine yer verilmesi
- Kuralların çocukla beraber konuşularak belirlenmesi
Amerikan Pediatri Akademisi, her ailenin kendi koşullarına uygun bir aile medya planı oluşturmasını; yiyecek, ders ve uyku zamanlarında ekransız alanlar belirlemesini önermektedir.
Bu mevzuda daha detaylı data için Dijital Çağda Ebeveyn Olmak başlıklı yazımızdan da yararlanabilirsiniz.
Imtihan Kaygısını Başarı Baskısıyla Büyütmeyin
Belirli seviyede kaygı, öğrenciyi çalışmaya ve hazırlanmaya yöneltebilir. Sadece yoğun imtihan kaygısı öğrencinin bildiklerini kullanmasını, derse başlamasını, dikkatini toplamasını ve sınava girmesini güçleştirebilir.
Evladınız imtihan kaygısı yaşıyorsa:
- “Kaygılanacak bir şey yok.” diyerek duygusunu küçümsemeyin.
- Başarısını yalnızca not ve sıralamayla değerlendirmeyin.
- Başka öğrencilerin neticelerini örnek göstermeyin.
- Büyük hedefleri ufak ve ulaşılabilir adımlara ayırın.
- Çabasını, sürekliliğini ve kullandığı yöntemi fark edin.
- Yanlış yapmanın öğrenmenin organik bir parçası bulunduğunu hatırlatın.
- Tatilin son günlerini yoğun bir kontrol kampına dönüştürmeyin.
Çocuğa “Bu yıl kaç net yapacaksın?” sorusundan ilkin “Bu yıl öğrenmeni kolaylaştırmak için iyi mi bir seviye kurabiliriz?” sorusu yöneltilmelidir.
Bilimsel nitelikli hazırlık aşamasında verimli çalışma ve başarılı olma yöntemleri yaşa ve öğrencinin bireysel özelliklerine nazaran uyarlanabilir.
Hususi Ders Her Problemi Çözmez
Hususi ders yada kurs, öğrencinin belirli bir dersteki öğrenme eksiklerini gidermesine destek olabilir. Fakat kaygının, uyku düzensizliğinin, aile içi çatışmanın, akran zorbalığının yada toplumsal geri çekilmenin yerine geçemez.
Çocuk ruhsal açıdan zorlanıyorsa ders saatlerini çoğaltmak kimi zaman üstündeki baskıyı daha da büyütebilir. Bu yüzden ilkin probleminin deposu belirlenmeli, peşinden gereksinim var ise bilimsel niteliği olan destek planlanmalıdır.
Başka bir ifadeyle hususi ders bir eğitim desteğidir; ruhsal yada tıbbi değerlendirmenin alternatifi değildir.
Okulla İş Birliği Kurun
Aileler çocuğun davranışlarında belirgin bir değişim gözlemliyorsa okul açıldığında derslik rehber öğretmeni ve okul ruhsal danışmanıyla yazışma kurabilir.
Bu görüşmede:
- Çocuğa tanı koyan ifadeler kullanılmamalı,
- Evde gözlenen somut davranışlar anlatılmalı,
- Önceki yıllarda yaşanmış olan mühim güçlükler paylaşılmalı,
- İlk haftalardaki derslik içi davranışların gözlenmesi istenmeli,
- Çocuğun hususi yaşamı gereksiz kişilerle paylaşılmamalıdır.
“Çocuğum fazlaca problemli.” demek yerine “Son üç haftadır daha azca uyuyor, sık öfkeleniyor ve dostlarıyla görüşmek istemiyor.” demek fazlaca daha açıklayıcıdır.
Etkili rehberlik hizmetleri, öğrenciyi yargılamak yada onun adına karar vermek için değil; kendisini tanımasına ve çözüm yolları geliştirmesine destek olmak için yürütülür.
Ne Vakit Uzman Desteği Alınmalı?
Her davranış değişikliği için derhal psikiyatrik bir netice çıkarılmamalıdır. Bununla beraber bazı işaretlerin görmezden gelinmesi de doğru değildir.
Aşağıdaki durumlarda okul ruhsal danışmanı, aile hekimi, çocuk doktoru yada çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınabilir:
- Kaygı, hiddet, üzüntü yada içe kapanma haftalar süresince devam ediyorsa
- Emareler giderek şiddetleniyorsa
- Çocuğun okula, arkadaşlarına yada sevilmiş olduğu etkinliklere ilgisi belirgin şekilde azaldıysa
- Sık sık okula gitmek istemiyor yada bedensel yakınmalar ileri sürüyorsa
- Uyku ve beslenme düzeninde mühim değişimler olduysa
- Ders başarısında açıklanamayan ve süratli bir düşüş yaşandıysa
- Yoğun dikkat güçlüğü birden fazla ortamda görülüyorsa
- Hiddet nöbetleri çocuğa yada çevresine zarar veriyorsa
- Çocuk kendisini değersiz, umutsuz ya da yaşamak istemeyen biri olarak anlatıyorsa
Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü, çocuğun duygularının yada davranışlarının haftalarca sürmesi, ailede ya da çocukta belirgin sıkıntıya yol açması ve okul, ev yada arkadaşlık yaşamını bozması durumunda ustalaşmış değerlendirme alınmasını önermektedir.
Türkiye’de çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları, 0-18 yaş grubundaki evlatların ruhsal, bilişsel, bilimsel niteliği olan ve toplumsal güçlüklerini beraber değerlendirmektedir.
Acil Durumlarda Beklemeyin
Çocuk kendisine yada bir başkasına zarar vermekten söz ediyorsa, zarar verme girişiminde bulunmuşsa ya da davranışları güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyorsa onu yalnız bırakmayın.
Bu tür sözler “dikkat çekme çabası” denilerek küçümsenmemelidir.
Okullar Açılmadan Ilkin Uygulanabilecek Kısa Hazırlık Planı
İlk günler: Kulak verin ve gözlemleyin
- Çocuğunuzla sakin bir zamanda konuşun.
- Davranışların ne süre arttığını not edin.
- Tatilin iyi mi geçtiğini onun bakış açısından kulak verin.
- Her problemi aynı gün çözmeye çabalamayın.
Sonraki hafta: Günlük düzeni kurun
- Uyku ve kalkış saatlerini kademeli olarak erkene alın.
- Yiyecek ve ekran saatlerini düzenleyin.
- Emek harcama masasını çocukla beraber hazırlayın.
- Her gün kısa bir fizyolojik etkinliğe yer verin.
Okuldan önceki son hafta: Belirsizliği azaltın
- Okul yolunu ve ulaşım düzenini gözden geçirin.
- Giyim ve okul gereksinimlerini son güne bırakmayın.
- Çocuğun yeni dönemle ilgili sorularını konuşun.
- İlk günlerin muhteşem geçmesi gerektiği beklentisini oluşturmayın.
- Yaşına uygun, kısa ve sürdürülebilir bir emek harcama düzeni belirleyin.
Okulun ilk haftaları: Takip edin
- Her gün “Dersler iyi mi geçti?” demekle yetinmeyin.
- “Bugün seni sevindiren yada zorlayan ne oldu?” diye mesele.
- Uyku, iştah, arkadaşlık ve okula gitme isteğindeki değişimleri izleyin.
- Gerektiğinde öğretmen ve okul ruhsal danışmanıyla iş birliği yapın.
Anne Babaların Kaçınması Ihtiyaç duyulan Davranışlar
Okul yaklaşırken iyi niyetle meydana getirilen bazı davranışlar çocuk üstündeki baskıyı artırabilir:
- Evladı başka öğrencilerle kıyaslamak
- “Tembel”, “sorumsuz”, “bağımlı” yada “başarısız” şeklinde sıfatlar kullanmak
- Okulu ve öğretmeni tehdit unsuru hâline getirmek
- Tüm dinlence eksiklerini birkaç haftada kapatmaya çalışmak
- Telefonu herhangi bir izahat yapmadan tamamen yasaklamak
- Çocuğun sorunlarını akrabaların yanında anlatmak
- Her konuşmayı ders ve imtihan mevzusuna çevirmek
- Uzman desteğini bir ceza yada utanç sebebi şeklinde göstermek
Unutulmamalıdır ki çocuklar bir çok süre nasihatten ilkin anlaşılmaya gereksinim duyar.
Netice: Başarıdan Ilkin Itimat Duygusu Gelir
Okullar açılmadan ilkin yapılacak en mühim hazırlık, evladı daha çok teste ve derse zorlamak değildir. Ilkin onun ne yaşadığını, niçin zorlandığını ve hangi desteğe gereksinim duyduğunu idrak etmek gerekir.
Hırçınlık, tırnak yeme, içe kapanma, özgüven kaybı, dalgınlık, imtihan kaygısı ve yoğun teknoloji kullanımı görmezden gelinmemelidir. Fakat bu davranışlar çocuğun kişiliğiymiş şeklinde de değerlendirilmemelidir. Bunlar kimi zaman çocuğun kelimelerle anlatamadığı bir ihtiyacın işaretidir.
Sıhhatli yazışma, tertipli uyku, gerçekçi beklentiler, dengeli teknoloji kullanımı ve okul-aile iş birliği çocuğun yeni eğitim yılına daha güvenli başlamasını sağlar. Gerektiğinde uzman desteği almak ise bir başarısızlık değil, çocuğun gelişimini sakınan görevli bir adımdır.
Çocuğunuza verebileceğiniz en kuvvetli ileti şudur:
“Notların ve başarıların kadar duyguların da mühim. Zorlandığında bunu tek başına çözmek zorunda değilsin.”
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum okullar açılacağı için hırçınlaşıyor, ne yapmalıyım?
Ilk olarak hırçınlığın hangi zamanlarda arttığını gözlemleyin. Çocuğun okul, arkadaşlık, öğretmen yada başarısızlık mevzusunda bir kaygısı olabilir. Sakin bir zamanda suçlamadan konuşun ve uyku düzenini gözden geçirin.
Tırnak yeme ruhsal bir hastalık emaresi midir?
Tırnak yeme tek başına ruhsal hastalık göstergesi değildir. Alışkanlık, can sıkıntısı yada gerginlikle artabilir. Davranış uzun süre devam ediyor, fizyolojik yaralanmaya yol açıyor yada başka belirgin sorunlarla beraber görülüyorsa uzman görüşü alınabilir.
Çocuğun devamlı odasına kapanması düzgüsel mi?
Bilhassa buluğluk döneminde mahremiyet ve yalnız kalma ihtiyacı düzgüsel olabilir. Sadece çocuk arkadaşlarından uzaklaşıyor, sevilmiş olduğu etkinlikleri bırakıyor, aileyle tüm iletişimini kesiyor yada belirgin şekilde mutsuz görünüyorsa durum daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Okul başlamadan kaç gün ilkin uyku düzeni kurulmalıdır?
Mümkünse okul açılmadan bir yada iki hafta ilkin başlanmalıdır. Yatma ve kalkma saatlerini bir gecede değişiklik yapmak yerine birkaç günde bir 15-30 dakika erkene almak geçişi kolaylaştırabilir.
Telefonu tamamen yasaklamak doğru mudur?
Çoğu zaman ani ve bütünüyle yasaklayıcı kararlar çatışmayı artırabilir. Bunun yerine uyku, ders, yiyecek ve aile zamanlarını sakınan açık kurallar oluşturulmalı; anne babalar de bu kurallara uymalıdır.
Imtihan kaygısı ne süre mesele hâline gelir?
Kaygı öğrencinin derse başlamasını, sınava girmesini, uyumasını yada bildiklerini kullanmasını belirgin şekilde engelliyorsa destek gerekebilir. Yoğun bedensel yakınmalar ve devamlı kaçınma da dikkate alınmalıdır.
Ilkin okul ruhsal danışmanına mı, çocuk psikiyatristine mi başvurulmalı?
Okulla ilişkili sorunlarda okul ruhsal danışmanı mühim bir başlangıç noktasıdır. Sadece emareler uzun süredir devam ediyor, ev ve toplumsal yaşamı da etkiliyor yada güvenlik riski oluşturuyorsa çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır.
Hususi ders çocuğun isteksizliğini giderir mi?
İsteksizliğin sebebi bilimsel niteliği olan eksiklikse hususi ders destek olabilir. Fakat mesele yoğun kaygı, uykusuzluk, aile çatışması, akran zorbalığı yada duygusal güçlükse hususi ders tek başına kafi olmaz.


