Türk Edebiyatında ve Dünya Edebiyatında Bilimkurgu

Bilimkurgu, bilimsel gelişmeler ve teknolojiyle beslenen, hayal enerjisini bilimsel verilerle birleştiren bir edebiyat türüdür. Bilimkurgu edebiyatı, bir çok okurun zihninde “uzay gemileri, robotlar, uzak gezegenler” çağrışımı yapar. Oysa türün aslolan gücü, yalnızca geleceği resmetmesinde değil; bugünü, insanı ve toplumu daha net görmemizi sağlamasında yatar. Bilimkurgu, bilimsel düşünceyle hayal enerjisini aynı metinde buluşturur. “Ya şu şekilde olsaydı?” sorusunu, rastgele bir düşlem olarak değil; tutarlı bir varsayım ve netice ilişkisiyle kurar. Bu yüzden bilimkurgu, hem edebiyatın güzel duyu alanına hem de fikir evveliyatına dokunan hususi bir alandır.
Bu yazıda bilimkurgu edebiyatını bilimsel niteliği olan bir çerçevede fakat mütevazi bir üslupla ele alacağım: Türün tanımını netleştirecek, alt türlerini ve temel temalarını açıklayacak, okuma önerileri ve derslik içi kullanım ipuçları sunacağım. Gayem, “bilimkurgu nedir?” sorusuna öğretici ve ergonomik bir cevap üretmek.
Bilimkurgu Edebiyatı Nedir?
Bilimkurgu edebiyatı, bilimsel bilgiye, teknolojiye yada rasyonel varsayımlara dayanan kurgularla “ihtimaller içinde” dünyalar kuran edebiyat türüdür. Buradaki “bilim” vurgusu, metnin bir ders kitabı şeklinde teknik olmasını koşul koşmaz. Aslolan belirleyici olan, anlatılan olayların bir neden-sonuç tutarlılığı içinde ilerlemesi ve okuru düşünmeye sevk eden bir “varsayım” üstüne kurulmasıdır.
Bilimkurgu metni çoğu zaman şu sorulardan birini merkeze alır:
- Teknoloji insanı özgürleştirir mi, bağımlı mı kılar?
- Bilimsel ilerleme etik sınırlar tanır mı?
- Cemiyet düzeni değişirse insan doğası iyi mi dönüşür?
- İnsan, insan olmayanla (suni zekâ, uzaylı, klon) karşılaşınca kendini iyi mi tanımlar?
Bu sorular, türün yalnızca “gelecek anlatısı” olmadığını gösterir. Bilimkurgu, bir çok vakit bugünün tartışmalarını büyütür, hızlandırır yada aşırılaştırır. Böylece okur, güncel sorunları daha keskin bir mercekle görür.
Bilimkurgu ile Fantastik Arasındaki Fark
Okurların en sık karıştırdığı alan burasıdır. Bilimkurgu ile fantastik edebiyat içinde elbet kesişimler vardır; sadece temel fark, kurgu dünyasının işleyiş mantığında ortaya çıkar.
- Bilimkurgu, “bu vakalar malum bilimle ya da bilimsel bir varsayımla açıklanabilir” fikrini taşır.
- Fantastik, “bu dünyada tabiat yasaları değişik çalışabilir; büyü, mit, doğa ötesi devreye girer” yaklaşımına daha yakındır.
Bu fark kati bir duvar değildir; “bilim fantezisi” denen ara türler vardır. Gene de okur açısından ergonomik bir ölçüt şudur: Metin, okuru ikna etmek için daha oldukça rasyonel izahat mı kullanıyor, yoksa mitsel/masalsı bir kabul mü istiyor?
Bilimkurgu Edebiyatının Temel Özellikleri
Bilimkurgu edebiyatını tanımak için bazı ortak özellikler işe yarar. Her metinde hepsi bulunmak zorunda değildir; fakat türün “omurgası” çoğunlukla bunlardan oluşur:
- Varsayım: Bir değişken belirlenir: suni zekâ şuur kazanırsa, Mars’ta yaşam kurulursa, insan kopyası yaratılırsa, uzayda insanlığın yaşayabileceği başka bir dünya yaratılırsa, genetik seçilim gündelik hayata girerse…
- Tutarlı dünya kurma: Teknoloji, cemiyet, iktisat, hukuk, gündelik yaşam birbirini tamamlar.
- Toplumsal yansıma: Bilimkurgu bir çok vakit geleceği değil, bugünü eleştirir.
- Etik ve felsefi boyut: “Yapabiliriz” ile “yapmalı mıyız?” arasındaki gerilim, türün ana motorudur.
- Bilimsel duyarlık: Metin bilimsel doğru olmak zorunda değildir; fakat “bilimsel düşünme tarzını” taşır.
Bilhassa öğretmenler için bu özellikler mühim: Bilimkurgu, metin incelemesinde tema, çatışma, karakter ve anlatıcı kadar fikir örgüsü açısından da kuvvetli araç-gereç sunar.
Alt Türler:
Bilimkurgu edebiyatı, geniş bir şemsiye… Okur, “ben bilimkurgu sevmiyorum” derken aslına bakarsak bir alt türe mesafeli olabilir. Bu yüzden alt türleri tanımak, doğru kitapla buluşmayı kolaylaştırır.
- Ütopya, “ideal cemiyet” tasarımıdır.
- Distopya, “kötüye giden cemiyet düzeni”ni gösterir.
Distopyalar sık okunması mümkün bu sebeple güncel kaygılarla direkt temas eder: nezaret, propaganda, biyopolitika, derslik ayrımı, özgürlük- güvenlik gerilimi… Günümüz okurunun distopyaya yönelmesi rastlantı değildir; tür, dönemin nabzını meblağ.
2) Bilim-Teknik Ağırlıklı Bilimkurgu
Sert (bilim/teknik ağırlıklı) bilimkurgu; fizik, mühendislik, astronomi şeklinde alanlara daha çok yaslanır. Metin, bilimsel ayrıntıyı daha görünür kılar. Bazı okurlar bunu “zor” bulur; fakat doğru örneklerle okunduğunda oldukça öğretici bir ufuk açar. Burada anlatı, bilimsel bir problemin çevresinde dönebilir.
3) Toplumsal Bilimkurgu
Toplumsal/insan odaklı bilimkurgu, teknoloji kadar insanı ve toplumu da merkeze alır. Psikoloji, sosyoloji, dil, kültür şeklinde alanlara daha açık bir damarı vardır. Bilimsel detay azalabilir; fakat düşünsel derinlik artar. Derslik içi tartışmalar için çoğu zaman daha erişilebilir bir çizgidir.
4) Kozmik Serüven
Geniş ölçekli serüven, harp, imparatorluklar, yıldızlar arası seyahat… Uzay operası, “epik” anlatıyı sever. Bazı örnekleri daha popüler ve süratli okunması mümkün; bazıları ise politik kurguya yaklaşır.
5) Siberpunk (Dijital distopya) ve Yakın Gelecek Kurgusu
Siberpunk; mega firmalar, kent distopyaları, siber uzay, beden-teknoloji birleşimi, dijital nezaret şeklinde mevzuları işler. Yakın gelecek kurgusu ise “derhal yarın” hissi verir: bugünkü teknolojilerin birazcık ilerlemesiyle ortaya çıkacak neticeleri tartışır. Bu alt tür, bilhassa suni zekâ ve veri etiği konuşmalarında kuvvetli bir metin zemini sağlar.
Bilimkurgu Neyi Tartışır? Temalar ve Sorular
Bilimkurgu edebiyatı, mevzu çeşitliliğiyle değil; sordurulmuş olduğu soruların niteliğiyle kıymetlidir. Tür, çoğu zaman şu temalar çevresinde yoğunlaşır:
- İnsan olmanın sınırları: Şuur nedir? Bellek kimliği belirler mi?
- Suni zekâ ve etik: Otonomi, mesuliyet, haklar, “insan benzeri” varlıklar.
- Bilim ve iktidar: Informasyon kimin elinde? Teknoloji kime hizmet eder?
- Ekoloji ve gelecek: İklim krizi, kaynak paylaşımı, çevresel hakkaniyet.
- Gövde ve dönüşüm: Genetik müdahale, sibernetik, hastalık ve “iyileştirme”nin sınırları.
- Süre ve nedensellik: Süre yolculuğu, paralel evrenler, kader-özgür irade tartışması.
Burada minik bir vurgu yapmak isterim: Bilimkurgu, “bilim yüceltmesi” değildir. Birçok büyük bilimkurgu eseri, bilimin toplumsal neticelerini sorgular. Hatta bazı metinler, ilerlemenin kör noktalarını göstererek okuru uyarır.
Örneklerle Bilimkurgu Okuması Iyi mi Yapılır?
Bilimkurgu okurken okur iki şeyi aynı anda takip eder: hikâye ve varsayımın mantığı. Bundan dolayı okuma stratejisi birazcık farklılaşır.
Aşağıdaki yöntemler hem öğrenciler hem öğretmenler için işe yarar:
- Varsayımı yakala: Metnin “ana bilimsel/teknolojik fikri” nedir?
- Netice zincirini izle: Bu düşünce toplumda hangi değişimleri doğuruyor?
- Karakterin konumunu belirle: Kahraman sistemin içinde mi haricinde mı?
- Etik gerilimi not al: Metin hangi sınırı tartışıyor?
- Simgesel katmanı kaçırma: Bilimkurgu, bir çok vakit alegoriye yaklaşır.
Kısa bir örnek düşünelim: “Her insanın anıları kaydedilebilse ne olur?” Bu varsayım, yalnızca bir teknoloji fikri değildir; mahremiyet, kabahat, hakkaniyet, affetme, travma ve kimlik şeklinde alanlara uzanır. Bilimkurgu okuması, işte bu uzantıları sistemli şekilde görünür kılar.
Eğitimde Bilimkurgu: Niçin Değerlidir?
Bir öğretmen gözüyle konuşayım: Bilimkurgu, derslik ortamında “metin merkezli düşünme”yi oldukça iyi tetikler. Bu sebeple öğrenciyi eylemsiz alıcı olmaktan çıkarır; okurdan yorum ister, gerekçe ister, münakaşa ister.
Bilimkurgu metinleri şu becerileri destek sunar:
- Eleştirel düşünme: Varsayım kurma, netice çıkarma, çelişki soruşturma
- Okuduğunu anlama: Dünya kurma unsurlarını takip etme
- Münakaşa kültürü: Etik ikilemler üstünden kanıtlı konuşma
- Disiplinlerarası bağ: Bilim, felsefe, sosyoloji ve edebiyatın kesişimi
Bilhassa lise ve üniversite düzeyinde, “tema analizi” ile “toplumsal eleştiri”yi bir araya getiren bir tür arıyorsanız bilimkurgu oldukça kuvvetli bir seçenektir.
Bilimkurgu Okumaya Nereden Başlamalı?
Bilimkurguya girişte zorluk çeken okurların en sık yapmış olduğu hata şudur: Oldukça ağır, oldukça teknik bir metinle adım atmak. Oysa giriş için iki yol daha sağlıklıdır:
- Kısa öykülerle adım atmak: Bilimkurgu öyküsü, fikri süratli kurar ve kuvvetli bitirir. Türün “emek verme mantığını” öğretir.
- Alt tür seçmek: Distopya mı, yakın gelecek mi, uzay operası mı? İlginize yakın alt tür motivasyonu artırır.
Başlangıç düzeyinde okur için ideal metin, “mevzu oldukça garip fakat dil yorucu değil” dengesini kurandır. Ek olarak şunu da ekleyeyim: Bilimkurgu okuru olmak, bir “tür sadakati” değildir. Birkaç yaratı okuduktan sonrasında kendi çizginiz netleşir.
Türkiye’de Bilimkurgu Edebiyatına Kısa Bir Bakış
Türkiye’de bilimkurgu, uzun süre marjinal bir tür olarak görüldü; sadece son yıllarda okur ilgisi artıyor. Bu artışta tercüme eserlerin çoğalması, dijital yayıncılık ve dizi/film kültürünün tesiri büyük. Gene de yerli bilimkurgu üretiminin önünde bazı yapısal zorluklar var: tür geleneğinin geç oluşması, yayıncılık riskleri, okur beklentisinin “gerçekçi roman” ağırlıklı seyretmesi şeklinde.
Buna karşın Türkçe bilimkurgu metinleri, bilhassa kısa öykü alanında dikkate kıymet denemeler üretiyor. Eğitimde de bu metinler kıymetli: Talebe, “kendi kültürünün sorunları” üstünden bilimkurgusal düşünmeyi daha kolay içselleştiriyor.
Bilimkurgu edebiyatı, yüzünü geleceğe döner; fakat gözünü bugünden ayırmaz. Türün iyi örnekleri, okuru yalnızca eğlendirmez; düşünmeye zorlar. Değişen teknolojinin hızlandığı, suni zekânın gündelik hayata girmiş olduğu, ekolojik krizlerin derinleştiği bir çağda bilimkurgu daha da işlevsel hâle geliyor. Bu sebeple bilimkurgu, “olacak olanı” bilmek için değil; geleceği idrak etmek ve “ne yapmalıyız?” sorusunu daha bilgili sormak için okunması mümkün.
Bir okur olarak bilimkurgu size şunu kazandırır: İnsanı, toplumu ve bilimi aynı metinde beraber düşünme alışkanlığı. Bir öğretmen içinse, öğrencinin merakını yakalayan ve münakaşa kültürünü büyüten bir vasıta. Bu yüzden bilimkurgu, edebiyatın kenarında duran bir tür değil; çağdaş düşüncenin merkezine yakın bir damardır.
Dünya Edebiyatında Bilimkurgu Yazarları
Bilimkurgu edebiyatı “tek bir çizgi” değildir; değişik dönemlerde değişik ihtiyaçlara yanıt vererek büyür. Bu yüzden yazarları da dönem ve damar üstünden okumak daha öğreticidir. Aşağıdaki sıralama, bu türün “klâsikleri” iddiası taşımaz; fakat türün ana yol haritasını verir.
Dünya edebiyatında kurucu ve öncü adlar
- Mary Shelley – Frankenstein (1818): Çağıl bilimkurgu geleneğinin erken ve belirleyici metinlerinden biridir; “yaratma” fikrini bilimsel hırs ve etik mesuliyet ekseninde münakaşaya açar.
- Jules Verne: 19. yüzyılda bilimsel merakı macerayla birleştiren romanlarıyla türün popülerleşmesinde kuvvetli bir rol oynar (ör. Dünyanın Merkezine Seyahat, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah).
- H. G. Wells – Süre Makinesi (1895): Süre yolculuğu fikrini kurucu bir kurguyla işleyerek alt türlerin gelişimine öncülük eder; bununla beraber toplumsal eleştiri damarını da sağlamlaştırır.
- Karel Capek – R.U.R. (1920): “Robot” sözcüğünü edebiyata kazandıran oyun; teknoloji, emek ve insanoğlunun yerini “suni insanoğlunun” alması şeklinde tartışmaları erken dönemde görünür kılar.
20.yüzyılın klasikleri: türün omurgasını kuran yazarlar
- Isaac Asimov – Vakıf (Foundation) Serisi: Büyük ölçekli uygarlık anlatısı ve “psikotarih” fikriyle bilimkurgu düşüncesini sistemli bir çerçeveye taşır.
- Arthur C. Clarke – 2001: Bir Uzay Destanı: Kozmik ölçekte insanlık, şuur ve teknoloji ilişkisini tartışan metinler üretir; 2001 bu damar için iyi bir eşiktir.
- Ray Bradbury – Fahrenheit 451: Sıkıdüzen, kültür ve bellek üstüne distopik bir klasik; bilimkurgu ile edebî duyarlığı oldukça iyi birleştirir.
- Philip K. Dick – Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi?: Gerçeklik, kimlik ve “insan” tanımı üstüne çağdaş bilimkurgunun en kuvvetli sorgulamalarından birini kurar.
- Stanislaw Lem – Solaris: “Tamamen yabancı” bir zekâyla temasın sınırlarını, psikoloji ve felsefe boyutuyla ele alan benzersiz bir örnektir.
- Frank Herbert – Dune Serisi: Ekoloji, iktidar, din ve kaynak politikası şeklinde temaları oldukça katmanlı bir evrende işler; çağdaş bilimkurgunun büyük kırılma noktalarındandır.
- Ursula K. Le Guin: Dil, kültür ve “yabancı cemiyet” tasarımıyla yumuşak bilimkurgunun ufkunu genişletir; karakter ve dil duyarlığıyla öne çıkar.
- Aldous Huxley – Yürekli Yeni Dünya ve
- George Orwell – 1984: Teknolojiyle yönetilen cemiyet, nezaret ve propaganda şeklinde distopya temalarını edebiyatın merkezine taşırlar.
Modern ve küresel açılımlar: yeni sesler ve yeni sorular
- Octavia E. Butler: Gelecek toplumları ve güç ilişkileri üstünden ırk, cinsiyet, etik ve “diğeri” temasını oldukça kuvvetli halde işleyen çağdaş bir dönüştürücüdür.
- William Gibson – Neuromancer: Siberpunk estetiğinin ve “yakın gelecek” dilinin kurucu metinlerinden; dijital kültür ve şirket iktidarı tartışmalarında hâlâ temel referanstır.
- Liu Cixin – Üç Cisim Problemi: 21. yüzyılın bilim/teknik ağırlıklı bilimkurgu damarında küresel ölçekte etkili bir örnek; bilhassa “ölçek” (kozmos–insan) oyunuyla dikkat çeker.
Ek olarak Bakınız ⇒ Bilimkurgu Edebiyatı Yazarları
Türk Edebiyatında Bilimkurgu
Türk edebiyatında bilimkurgu konuşurken “ilk” meselesi bir münakaşa yaratabilir; bu sebeple tür; ara sıra hicivle, ara sıra fantastiğe yakın metinlerle iç içe ilerlemiştir.
Türk edebiyatında bilimkurgu, Batı edebiyatına kıyasla geç ortaya çıkmış; uzun süre merkezî bir tür olmaktan ziyade, değişik edebî metinlerin içinde tematik bir unsur olarak varlık göstermiştir. Bunun temel sebeplerinden biri, Türk edebiyatının yüzyıllar süresince şiir ağırlıklı bir anane içinde gelişmesi, düzyazı türlerinin ise görece geç kurumsallaşmasıdır.
Tür bilincinin eşiği: “Bilim-kurgu” adının yerleşmesi
Türkiye’de “science-fiction” için “bilim-kurgu” karşılığının teklif edilmesi, türün kurumsal görünürlüğü açısından mühim bir dönemeçtir. Orhan Duru’nun 1 Ocak 1973 tarihindeki Türk Dili dergisinde “Science-Fiction sözcüğüne Türkçe karşılık arama” başlıklı yazısıyla “bilim-kurgu” önerisini görürüz; aynı bağlamda, 1973’te Türk Dili dergisinde “Bilim-Kurgu Hususi Kısmı” yayımlanmıştır. Türkçede bilimkurgu edebiyatının “adı konmuş” ve daha geniş bir okur kitlesine açılmıştır.
Tanzimat’tan Cumhuriyet’e: Bilimkurgunun Zihinsel Zemini
Tanzimat dönemiyle beraber Batı’ya yönelen Osmanlı aydınları, bilim, teknik ve ilerleme fikriyle tanışmış; bu durum edebî metinlere de yansımıştır. Sadece bu zamanda yazılan eserler, direkt bilimkurgu olarak değil, daha oldukça “fenni edebiyat”, “gelecek tasavvuru” ve “ütopya/distopya benzeri anlatılar” şeklinde ortaya çıkmıştır. Bilim, çoğu zaman ilerleme ve modernleşmenin sembolü olarak kullanılmıştır.
İlk yerli çağdaş örnek: Mars yolculuğu ve “ilk temas”
Cumhuriyet sürecinin ilk dönemlerine dair bilimkurgu örnekleri tartışılırken, Cemil Cahit’in 1931’de yayımladığı Merih’e Gezi bilhassa anılır: Sav, eserin Jules Verne çizgisinin “bir ileri safhası” şeklinde düşünülmesini ve yerli bilimkurguda “yabancılarla ilk temas” türünde ilk yerli örneklerden sayılmasını vurgulanır.
Bu, Türk edebiyatında bilimkurgunun yalnızca “gelecek” değil, bununla beraber “dış dünya ile karşı karşıya gelme” fikri üstünden de şekillendiğini gösterir.
Cumhuriyet periyodu için kuvvetli bir başlangıç: 1943
Cumhuriyet döneminde bilimkurgu romanı denince, Dr. V. Alim’in 1943’te piyasaya çıkan Rüya mı Hakikat mi? romanını görürüz. Bu yaratı, “Cumhuriyet sürecinin ilk bilimkurgu eseri” olarak nitelendirebiliriz.
Şu demek oluyor ki bu roman, “teknoloji merakı”ndan öte, bilimkurgunun eleştirel potansiyelini erken dönemde kullanan örneklerdendir.
Cumhuriyet Süreci ve 1950’ler: Öykünün Yükselişi
Cumhuriyet’le beraber düzyazı türleri güçlenmiş, bilhassa öykü, edebiyatın merkezine yaklaşmıştır. 1950’li seneler, Türk öykücülüğünün olgunlaştığı bir dönem olarak öne çıkar. Bu zamanda edebiyat, yalnızca toplumsal gerçekçilikle sınırı olan kalmamış; fert, şuur, ironi ve değişik ifade biçimleri ön plana çıkmıştır. Bilimkurgu da bu ortamda, edebiyatın tekdüzeliğini kırabilecek bir olanak olarak görünür hâle gelmiştir.
Orhan Duru ve İlk Emsalsiz Bilimkurgu Denemeleri
Belgede detaylı halde ele alındığı suretiyle, Orhan Duru, Türk edebiyatında bilimkurguyu bilgili halde kullanan ilk yazarlardan biridir. Duru’nun bilimkurgu anlayışı, Batı’daki örneklerden farklıdır:
- Bilimkurguyu salt teknoloji, uzay yada gelecek tasvirleriyle sınırlamaz.
- İroni ve mizahı merkeze alır.
- Bilimkurguyu toplumsal eleştiri aracı olarak kullanır.
“Domuz”, “Bahçeyi Suladım”, “Medya Can alıcıları”, “Maykıl” şeklinde öykülerinde; insanoğlunun doğayla ilişkisi, tüketim kültürü, medya, para hırsı ve yabancılaşma, bilimkurgusal öğelerle sorgulanır. Duru’nun bu yaklaşımı, bilimkurgunun yalnızca “kıyamet senaryoları” ya da “teknolojik fanteziler” olmadığını gösterir.
1970’ler Sonrası: Türün Çeşitlenmesi
1970’lerden itibaren Türk edebiyatında bilimkurgu:
- Kimi zaman tam merkezde,
- Kimi zaman de başka türlerle (fantastik, distopya, alegori) iç içe halde gelişmiştir.
Sadece tür, uzun süre ana akım edebiyat çevrelerinde yeterince ilgi görmemiş; bilimkurgu, bir çok vakit “hafifçe”, “popüler” ya da “çocukça” bir tür olarak değerlendirilmiştir. Belgede de vurgulandığı şeklinde, bu durumun sebeplerinden biri, bilimkurgunun ironik ve mizahi yönünün devrin edebî beklentileriyle örtüşmemesidir.
Günümüz: Yerli Bilimkurgu Bilincinin Güçlenmesi
Yerli Bilimkurgu Yükseliyor dergisi şeklinde yayınlar, günümüzde bilimkurgunun Türkiye’de hak etmiş olduğu edebî ciddiyetle ele alınmasına katkı sağlamaktadır. Kısa öykü yarışmaları, dosya yazıları, bilimsel niteliği olan incelemeler ve genç yazarların ürünleri yardımıyla:
- Bilimkurgu, yalnızca bir tür değil,
- Toplumu, insanı ve geleceği sorgulayan oldukça yönlü bir ifade alanı olarak konumlanmaktadır.
Türlerarası bir örnek: “Parapsikolojik bilimkurgu”
Peyami Safa’nın “Cingöz Merih”* romanı, bilimkurgusal tarafı zayıf olsa da “parapsikolojik bilimkurgu” çizgisinde yetkin bir örnek olarak değerlendirrebiliz; 1960’larda ilkin tefrika edilip sonradan kitaplaştırılmıştır.
Bu detay, Türkçe bilimkurgunun tek kanaldan değil; zihin, idrak ve “olağandışı edinim” şeklinde alanlardan da beslendiğini düşündürür.
Dergicilik ve bir kuşağın ortaya çıkışı: 1971 Antares
Bilimkurgunun yerli sahada görünürleşmesinde dergiler kilit rol oynar. Sezar Erkin Ergin’in 1971’de çıkardığı Antares dergisi “Türk edebiyatında ilk bilimkurgu dergisi”dir. Dergiyle beraber bilimkurgu türünde yaratı veren “ilk genç dönem” ortaya çıkmış, bazı adlar bu dergide yazmaya adım atmıştır. Bu, türün “tekil metinler” olmaktan çıkıp bir edebî çevre ve üretim iklimi kazanılmış olduğu anlardan biridir.
Çocuklar için bilimkurgu: 1976 “ilkler içinde”
Öğretmenler için mühim bir hat da çocuk edebiyatıdır. Hadi Besleyici’nin 1976 tarihindeki Ayşe ile Çetin Gezegenler Içinde romanını küçüklere yönelik yazılan ilk bilimkurgu örnekleri arasındadır. Bu yaratı, evlatların rahat anlayacağı dille yazılmış, çocuklaru uzay araştırmalarına yöneltmeyi amaçlamıştır.
Bu, “Türk edebiyatında bilimkurgu” başlığını yalnızca erişkin romanlarına sıkıştırmamak icap ettiğini hatırlatır.
Uzaylı bakış açısından insanlık eleştirisi: 1979 Refik Özdek
“Bilimkurgu roman örneği” olarak öne çıkan eserlerden biri de Refik Özdek’in 1979 tarihindeki Uzaylı Bargan’ın Dönüşüdür. Burada “sulh yanlısı uzaylıların bakış açısından” insanoğlunun tutkulu ve saldırgan yapısı eleştirilir. Bu roman, bilimkurgunun Türkiye’de de “uygarlık eleştirisi” taşıyabildiğine iyi bir örnek.
1990’lar ve sonrası: romanlaşma ve çeşitlenme
1990’larda Sadık Yemni, Orkun Uçar, Sulh Müstecaplıoğlu, Haldun Aydıngün, Hasret Alpin şeklinde adları görmekteyiz.
Dr. Hasret Alpin:
- Son Cephede Şafak, 2003, İm Gösterim Tasarım
- Karanlık Uykusu, 2008, Karakutu Yayınları
- Alacaşafağın Rengi, 2005, İm Gösterim Tasarım
- Yüreğin Zafere Çağrısı, 2003, İm Gösterim Tasarım
Sadık Yemni:
- Çözücü, 2003, Everest Yayınları
- Ölümsüz, 2004, Everest Yayınları
- Akisfer, 2011, Çizmeli Kedi
- Ela, 2016, Erdem Kültür Kitapları
- Çağrılan, 2019, Ketebe Yayınları
Orkun Uçar:
- Demir Yıldız (Yüksek Doz Gelecek içinde), 2017, Altın Kitaplar
- Kült, 2019, Dedalus Kitap
Sulh Müstecaplıoğlu:
- Osmanlı Cadısı, 2016, Doğan Kitap
Haldun Aydıngün:
- Toso Dağın Ötesinde, 1996, Uçanbalık Yayınları
- Boğaziçi ve Ötesi, 1999, Ve Yayınları
Türk edebiyatında bilimkurgu, geç başlamış sadece örneksiz bir çizgide gelişmiştir. Orhan Duru şeklinde yazarlarla süregelen bu süreç, günümüzde yerli yazarlar, dergiler ve kolektif çalışmalarla güçlenmektedir. Bilimkurgu, Türk edebiyatında artık yalnızca “geleceği özetleyen” değil; bugünü eleştiren, insanı merkeze alan ve düşünsel derinlik sunan bir ifade biçimi olarak varlığını sürdürmektedir.
Türkçe bilimkurgu romanları; distopya, polisiye, aksiyon, toplumsal eleştiri şeklinde damarlarla türlerarası halde büyüyerek aşama kaydediyor.
Yerli bilimkurguyu kovuşturmak için ergonomik bir yol
Yerli üretimi seyretmek isteyen okur/öğretmen için en verimli yöntemlerden biri, öykü antolojileri (seçkileri) ve topluluk çalışmalarıdır. Mesela “Yerli Bilimkurgu” seçkileri, oldukça yazarlı üretimi bir arada görme şansı verir.
Sık Sorulan Sorular
1) Bilimkurgu edebiyatı ile distopya aynı şey mi?
Hayır. Distopya, bilimkurgunun bir alt türüdür. Her distopya bilimkurgu olabilir; sadece bilimkurgu yalnızca distopyadan ibaret değildir. Uzay operası, sert bilimkurgu, yakın gelecek şeklinde birçok alt alan vardır.
2) Bilimkurgu okumak için bilim bilmek gerekir mi?
Temel düzeyde hayır. İyi bir bilimkurgu metni, okuru teknik bilgiyle boğmadan varsayımını anlatır. Sadece bazı sert bilimkurgu örnekleri daha çok bilimsel merak ister.
3) Bilimkurgu ile fantastik edebiyat iyi mi ayırt edilir?
Genel ölçüt şudur: Bilimkurgu rasyonel bir izahat ve tutarlı varsayım kurar; fantastik ise tabiat yasalarını değiştirebilir ve mitik kabullere yaslanabilir. Gene de iki türün kesiştiği eserler de vardır.
4) Öğrenciler için bilimkurgu metinleri sınıfta iyi mi işlenebilir?
Varsayımı belirleyip “toplumsal sonuçlar” üstünden münakaşa açmak etkili olur. Karakter çatışması, etik ikilem, anlatıcı ve tema analizi beraber yürütülebilir. Kısa öyküler, derslik içi uygulamalar için oldukça uygundur.
5) Bilimkurgu edebiyatı niçin bugün daha oldukça konuşuluyor?
Bu sebeple güncel dünya, bilimkurgunun temel meselelerine yaklaştı: suni zekâ, nezaret, veri güvenliği, iklim krizi, biyoteknoloji. Tür, bu meseleleri düşünsel bir laboratuvar şeklinde münakaşaya açıyor.
6) Bilimkurgu eserlerinde “bilimsel doğruluk” koşul mı?
Tam doğruluk koşul değildir; mühim olan metnin kendi içinde tutarlı bir mantık kurmasıdır. Bilimsel doğruluk arttıkça ikna gücü yükselir; fakat edebî kıymet, yalnız teknik doğrulukla ölçülmez.


