
Dervişin Teselli Koleksiyonu – Mecit Yaşam Öztürk
Mevzusu
Üzüntü ve iç sıkıntısı yaşayan bir dervişin rüya benzer biçimde bir mecliste Doğu’dan ve Batı’dan gelen bilgelik sözleriyle 99 ayrı “teselli” dinlemesini anlatır. Kitap, acı, kaygı ve umutsuzluk karşısında insanoğlunun bakışını değiştirmeyi ve sabır, anlam ve ümit duygusunu tekrardan oluşturmayı amaçlayan bir tefekkür yolculuğu sunar.
Dervişin Teselli Koleksiyonu Özeti
Dervişin Teselli Koleksiyonu, tasarı bir çerçeve içinde inşa edilmiş, sadece esas ağırlığını düşünsel ve içsel metinlerden alan bir “teselli kitabı”dır. Yaratı, yaşamın acı, yitik, hayal kırıklığı, yalnızlık, umutsuzluk ve anlam arayışı benzer biçimde temel insani problemlerine karşı, Doğu ve Batı düşüncesinden derlenen sözler ve kısa tefekkür metinleri vesilesiyle bir karşılık üretmeyi amaçlar. Kitabın anlatı düzlemi, kederli bir dervişin rüya benzeri bir atmosferde bir “meclis”e kabul edilmesi üstüne kuruludur.
Bu mecliste değişik zamanlardan, kültürlerden ve fikir geleneklerinden gelen bilge figürler yer alır ve dervişin dile getirmiş olduğu her iç sıkıntıya karşılık bir “teselli” sunulur. Bu çerçeve, metnin parçalı yapısını bir bütünlük içinde tutan simgesel bir kurgudur.
Eserin “koleksiyon” niteliği, her biri bağımsız okunabilecek 99 ayrı teselli bölümünden oluşmasından gelir. Bu bölümlerde yazar, insanoğlunun acı karşısındaki temel zihinsel tutumlarını ele alır: Geçici olanı mutlaklaştırmak, geleceğin belirsizliğini bugünün yükü benzer biçimde taşımak, başkalarıyla meydana getirilen kıyaslar, pişmanlık ve “keşke”lerle yaşamak, haksızlığa uğramışlık duygusu, yalnızlık ve değersizlik hissi benzer biçimde durumların insanı iyi mi içe kapattığını açıklar.
Peşinden, her bir duygusal düğümü çözmeye yönelik kısa düşünsel açılımlar sunar. Bu açılımlar; sabır, tevekkül, anlamlandırma, bakış açısını değişiklik yapma, geçiciliği kabul etme, insanoğlunun sınırlarını fark etme ve “sınav” fikrini merkeze alma benzer biçimde temalar çevresinde şekillenir.
Kitap, tek bir inanç yada felsefeye dayalı bir öğreti sunmak yerine, Doğu ve Batı düşüncesini beraber kullanan bir yaklaşım benimser. Yer yer İslami tasavvuf geleneğinin kavramlarına (sabır, teslimiyet, yazgı, hikmet) başvurulurken yer yer felsefi ve ruhsal özellikte evrensel çıkarımlar yapılır.
Bu yönüyle yapıt, ne yalnızca bir dini metin ne de salt bir kişisel gelişim kitabıdır. Daha fazlaca manevi-ahlaki fikir ile hayata dair ergonomik sezgileri bir araya getiren hibrit bir yapı sergiler. Yazarın dili çoğu zaman mütevazi, direkt ve aforizmatik yapıdadır. Bölümler kısa tutulur ve okurun zihninde bir durup düşünme tesiri oluşturacak şekilde kurgulanır.
Metnin ana savı, insanoğlunun acısının bir çok süre olayların kendisinden değil, vakaları yorumlama biçiminden beslendiğidir. Kaybı mutlak bir yıkım, gecikmeyi telafisiz bir son, başkasının haiz olduklarını kendi eksikliğinin kanıtı olarak görmek, acıyı büyüten zihinsel kalıplar olarak sunulur. Teselliler, bu kalıpları kırmaya yöneliktir.
Yaşamın süreklilik içinde değişmiş olduğu, her durumun anlamının bakış açısıyla belirlendiği, insanoğlunun denetim alanı ile yazgı alanı arasındaki ayrımı fark etmesi gerektiği vurgulanır. Böylece kitap, okuru acıyı yok etmeye değil, acıyla baş etme biçimini dönüştürmeye çağırır.
Netice olarak Dervişin Teselli Koleksiyonu, tasarı bir çerçeveye yerleştirilmiş 99 kısa düşünsel metin vesilesiyle, insanoğlunun varoluşsal sıkıntılarına karşı içsel ve zihinsel dayanıklılık geliştirmeyi hedefleyen bir eserdir. Büyük bir vaka örgüsünden fazlaca, anlam, sabır, ümit ve iç denge üstüne kurulu tematik bir yapı sunar. Okuru, “dertlerimin sebebi nedir?” sorusundan fazlaca, “dertle iyi mi ilişki kuruyorum?” sorusu üstünde düşünmeye yönlendirir.
Dervişin Teselli Koleksiyonu – Kitap Açıklaması
Kederli günlerden geçen derviş, rüya aleminde bir adaya uğrar. Görmüş olduğu şey mucizevidir. Peygamberler, veliler, alimler ve filozoflar bir halka şeklinde oturmakta ve anlaşıldığı kadarıyla birini beklemektedirler. Derviş de onlarla beraber beklemeye durur sadece aslolan misafirin kendisi bulunduğunu anlaması uzun sürmez.
Halkanın ortasında kendisine gösterilen yere oturur ve her kederine bir teselli verecek olan bu nurani meclisi dinlemeye koyulur. Halkanın bir tarafında Abdulkadir Geylani’den Yunus Emre’ye, İmam Gazali’den Mevlana’ya ve İbn Arabi’ye birçok gönül doktoru… Halkanın öteki tarafında Sokrates, Hegel, Kant, Kierkegaard, Spinoza ve Schopenhauer benzer biçimde hikmet aşıkları… Halkanın bir başka yanında ise Geothe’den Cibran’a, Tanpınar’dan Dostoyevski’ye, Sadi Şirazi’den Rilke’ye ve Proust’a acılarını kelimelerin esrarengiz dünyasında dindirmeye uğraşan kalem erbabı…
Bu teselli halkası öylesine geniştir ki, dindiremeyeceği üzüntü, zayıflatamayacağı acı, sevdiremeyeceği dert yok benzer biçimde gözükmektedir. Sözler sözleri, anlatımlar anlatımları, teselliler tesellileri takip eder. Derviş uyandığında yalnızca güneş doğmamıştır, kendi içsel karanlıklarından da aydınlığa çıkmıştır.
Dervişin Teselli Koleksiyonu doğunun ve batının binlerce yılda oluşturduğu teselli birikimini yaralı gönüllere cömertçe ulaştıran bir emek harcama. Teselliden kasıt zihnin düşünceler kanalıyla uyuşturulması değil, tersine acı karşısında uyumayı seçen zihnin uyandırılması… Kadim teselli ustalarıyla, teselliye muhtaç gönülleri buluşturmak, bu kitabın varoluş sebebi!
(Tanıtım Bülteninden)


