
Buyuruculuk (Yayılmacılık), bir devletin yada ulusun, sömürü anlayışına dayalı olarak kendi çıkarları doğrultusunda başka devlet yada uluslar üstünde tesir ve denetim kurmaya emek vermesi anlamına gelir. Bu tesir; siyasî, ekonomik, askerî yada kültürel olabilir. Temel olarak, daha kuvvetli bir devletin, daha zayıf bir devleti kendi egemenliği altına alması ve kaynaklarından faydalanmasıdır. Buyuruculuk, sömürü ve yayılma anlayışına dayanır.
Emperyalizmin Temel Özellikleri
Emperyalizmin değişik dönemlerde ve değişik coğrafyalarda değişik şekillerde kendini göstermesine karşın, bazı temel özellikleri vardır:
- Ekonomik Sömürü: Emperyalizmin en belirgin özelliği, kuvvetli devletin zayıf devletin kaynaklarını (organik kaynaklar, ucuz işgücü, pazar alanları vb.) kendi çıkarları için kullanmasıdır. Bu durum, sömürülen ülkelerin ekonomik olarak gelişmesini engeller ve bağımlılık ilişkisi yaratır.
- Siyasal Egemenlik: Emperyalist devlet, sömürülen ülkenin siyasal yapısı üstünde direkt yada dolaylı bir denetim kurar. Bu, kukla hükümetler atama, mahalli yönetimleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme yada direkt işgal yöntemiyle olabilir.
- Askeri Güç Kullanımı: Emperyalist devletler, etkilerini ve kontrollerini sağlamak için askeri güç kullanmaktan çekinmezler. Askeri müdahaleler, işgaller ve baskı politikaları bu sürecin mühim bir parçasıdır.
- Kültürel Yayılmacılık: Buyuruculuk yalnız ekonomik ve siyasal değil, bununla beraber kültürel bir boyuta da haizdir. Emperyalist devlet, kendi kültürünü, dilini, değerlerini ve yaşam tarzını sömürülen topluma empoze etmeye çalışır. Bu, medya, eğitim ve propaganda yöntemiyle gerçekleştirilebilir.
- Tekelleşme ve Ana para İhracı: Bilhassa paracı emperyalizmde, üretim ve sermayenin yoğunlaşmasıyla büyük tekeller oluşur. Bu tekeller, iç pazarların yetersiz kalması yada daha yüksek kar arayışıyla sermayelerini yurt dışına ihraç ederek yeni pazarlar ve hammadde kaynakları ararlar.
- Internasyonal Rekabet ve Paylaşım: Emperyalist devletler içinde, dünyanın kaynakları ve nüfuz alanları üstünde devamlı bir rekabet ve paylaşım mücadelesi yaşanır. Bu durum, bazen bölgesel yada küresel çatışmalara yol açabilir.
Emperyalizmin Sebepleri ve Neticeleri
Sebepleri:
- Ekonomik Çıkarlar: Hammadde ihtiyacı, yeni pazar arayışı, ucuz işgücü temini ve ana para fazlasının değerlendirilmesi emperyalizmin temel ekonomik nedenleridir.
- Siyasal Güç ve Prestige: Devletlerin internasyonal alanda güç ve saygınlık kazanma arzusu, yayılmacı politikaları benimsemelerine neden olur.
- Stratejik Konum ve Askeri Üstünlük: Askeri üsler kurma, tecim yollarını denetim etme benzer biçimde stratejik nedenler de emperyalizmin itici güçlerindendir.
- İdeolojik Gerekçeler: Bazı durumlarda elkoyuculuk, “uygarlaştırma görevi”, “uygarlık götürme” yada “misyonerlik” benzer biçimde ideolojik gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.
Neticeleri:
- Sömürülen Ülkelerde Bağımlılık ve Azgelişmişlik: Buyuruculuk, sömürülen ülkelerin kendi başlarına ekonomik ve siyasal olarak gelişme potansiyellerini engeller, onları emperyalist güce bağımlı hale getirir.
- Kaynak Transferi: Sömürülen ülkelerin organik ve beşeri kaynakları, emperyalist ülkelere aktarılır, bu da sömürülen ülkelerin yoksullaşmasına niçin olur.
- Toplumsal ve Kültürel Bozulma: Mahalli kültürler, diller ve yaşam tarzları emperyalist kültürün tesiri altında baskılanır yada yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
- Çatışmalar ve Savaşlar: Emperyalist güçler arasındaki rekabet, bir çok vakit internasyonal düzeyde gerilimlere ve savaşlara neden olur.
- Siyasal İstikrarsızlık: Sömürülen ülkelerde mahalli halkın direnişi ve emperyalist güçlerin müdahaleleri, siyasal istikrarsızlığa ve iç karışıklıklara yol açabilir.
Emperyalizmin Değişik Biçimleri
Buyuruculuk, direkt sömürgecilikten günümüzdeki “neo-emperyalizm”e kadar değişik biçimlerde ortaya çıkmıştır:
- Sömürgecilik: Bir ülkenin başka bir ülkenin topraklarını direkt işgal ederek kendi yönetimi altına almasıdır. Tarihte Büyük Britanya, Fransa benzer biçimde Avrupalı güçlerin uyguladığı klasik sömürgecilik bu kategoriye girer.
- Neo-emperyalizm (Yeni Buyuruculuk): Direkt askeri işgal yerine, ekonomik, finansal ve kültürel araçlar kullanılarak bir ülkenin başka bir ülke üstündeki dolaylı kontrolüdür. Internasyonal finans kuruluşları, tecim anlaşmaları ve medya vasıtasıyla nüfuz kurma bu türe örnek gösterilebilir.
- Kültürel Buyuruculuk: Bir ülkenin kendi kültürel değerlerini, yaşam tarzını ve normlarını başka ülkelere empoze etmesi ve mahalli kültürleri zayıflatmasıdır. Medyanın, beyaz perdenin ve popüler kültürün küreselleşmesi bu açıdan ele alınabilir.
- Borç Emperyalizmi: Gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelere yada internasyonal kuruluşlara olan borçları vasıtasıyla ekonomik ve siyasal bağımlılık oluşturulmasıdır.
Buyuruculuk, tarih süresince internasyonal ilişkileri şekillendiren ve günümüzde de tesirleri hala hissedilen mühim bir olgudur.
Emperyalist Güçler
Emperyalist ülkeler, tarih süresince ve günümüzde başka ülkeler üstünde çeşitli düzeylerde tesir ve denetim kurmaya çalışan devletlerdir. Bu tesir, direkt sömürgecilikten ekonomik bağımlılık yapmaya, kültürel yayılmacılığa kadar değişik şekillerde tezahür edebilir.
Tarihteki Büyük Emperyalist Güçler
Tarihe baktığımızda, değişik dönemlerde dünya üstünde büyük bir tesir alanına haiz olmuş birçok emperyalist güç görüyoruz:
- Büyük Britanya İmparatorluğu (İngiltere): 19. ve 20. yüzyılın başlarında dünyanın en büyük sömürge imparatorluğuna sahipti. Hindistan’dan Afrika’ya, Kanada’dan Avustralya’ya kadar geniş coğrafyaları denetim ediyordu. Ekonomik sömürü, hammadde temini ve yeni pazarlar bulma bu emperyalizmin ana itici gücüydü.
- Fransa: Britanya ile beraber en büyük sömürgeci güçlerden biriydi. Bilhassa Afrika’da ve Güneydoğu Asya’da (Çinhindi) geniş topraklara sahipti.
- İspanya ve Portekiz: Erken çağıl dönemde (15. ve 16. yüzyıllar) keşifler ve sömürgecilikte öncü oldular. Cenup ABD, Orta ABD ve bazı Asya bölgelerinde büyük imparatorluklar kurdular.
- Hollanda: Bilhassa Endonezya ve bazı Karayip adalarında sömürgeler edinerek mühim bir deniz ve tecim gücü haline geldi.
- Almanya, İtalya, Belçika: Daha geç dönemde sömürgecilik yarışına katılarak Afrika’da hisse edindiler.
Günümüzdeki Emperyalist Politikalar ve Erkek oyuncular
Klasik sömürgecilik süreci büyük seviyede sonlanmış olsa da, elkoyuculuk terimi günümüzde “neo-emperyalizm” yada “yeni elkoyuculuk” olarak değişik biçimlerde varlığını sürdürmektedir. Artık direkt toprak işgali yerine, ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel araçlarla tesir ve denetim sağlanmaktadır.
Günümüzde emperyalist politikalar tatbik eden yada bu yönde tesir alanı genişletme çabasında olan ülkeler içinde şunlar sayılabilir:
- ABD Birleşik Devletleri (ABD): Soğuk Cenk sonrası dönemde ve günümüzde küresel ölçekte en büyük ekonomik ve askeri güce haiz olması sebebiyle, birçok uzmana nazaran emperyalist politikaların ana uygulayıcısıdır. Bu, askeri müdahaleler, ekonomik yaptırımlar, internasyonal kurumlar vasıtasıyla nüfuz kurma ve kültürel yayılmacılık şeklinde kendini gösterir.
- Çin: Hızla büyüyen ekonomisi ve artan küresel etkisiyle, bilhassa Afrika ve Asya’daki gelişmekte olan ülkelere yönelik “Borç Diplomasisi” ve “Dönem ve Yol” benzer biçimde projeler vasıtasıyla ekonomik ve siyasal nüfuzunu artırmaya iş yapmaktadır. Bazı yorumcular bunu yeni bir elkoyuculuk biçimi olarak nitelendirmektedir.
- Rusya: Eski Sovyet coğrafyasında ve öteki bölgelerde (örn. Orta Doğu) askeri ve siyasal nüfuzunu tekrardan kazanma çabalarıyla emperyalist eğilimler gösterdiği iddia edilmektedir. Enerji kaynakları ve askeri gücü bu politikaların temelini oluşturur.
- Avrupa Birliği’nin Önde Gelen Ülkeleri (Almanya, Fransa benzer biçimde): AB çatısı altında birleşmiş olsalar da, kendi ekonomik çıkarlarını ve nüfuzlarını bilhassa eski sömürgelerinde ve küresel tecim anlaşmalarında koruma ve genişletme eğilimleri gösterebilirler. Finansal yatırımlar ve tecim politikaları mühim araçlardır.
Emperyalizmin Günümüzdeki Yansımaları
Günümüzdeki elkoyuculuk, çoğu zaman şu yollarla kendini gösterir:
- Küresel Firmalar ve Finans Kuruluşları: Oldukca uluslu firmalar ve Internasyonal Para Fonu (IMF), Dünya Bankası benzer biçimde finans kuruluşları vasıtasıyla ülkelerin ekonomik politikalarına müdahale edilmesi ve bağımlılık yaratılması.
- Askeri Üsler ve İttifaklar: Büyük güçlerin dünya genelindeki askeri üsleri ve oluşturdukları askeri ittifaklar (mesela NATO), stratejik bölgeler üstünde denetim sağlamanın bir aracıdır.
- Kültürel Hegemonya: Bilhassa Batı kültürünün, medyanın ve tüketim alışkanlıklarının küresel ölçekte yayılması, mahalli kültürleri etkilemesi ve kimi zaman baskılaması.
- Teknolojik Bağımlılık: Gelişmiş ülkelerin haiz olduğu teknolojik üstünlük, azca gelişmiş ülkeleri belirli teknolojilere bağımlı hale getirebilir.
Buyuruculuk, karmaşık ve oldukça boyutlu bir kavram olup, günümüzde de internasyonal ilişkilerin mühim bir dinamiği olarak kritik edilmeye devam etmektedir.


