
Fars edebiyatı (Pers edebiyatı), dünya kültür tarihinin en varlıklı ve etkili edebiyat geleneklerinden biridir. Söz mevzusu edebiyat, yalnızca İran coğrafyasının değil, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Hindistan’a ve çevresine kadar geniş bir kültür alanını etkilemiştir. Binlerce senelik bir birikimle şekillenen bu edebiyatın emsalsiz dili, temaları ve ifade biçimleri vardır. Fars edebiyatını idrak etmek, tarihsel süreç içinde insan duygu ve düşüncesinin iyi mi ifade edildiğini görmek açısından önemlidir.
Bu yazıda İran edebiyatının tanımını, tarihsel gelişimini, türlerini, mühim temsilcilerini ve dünya edebiyatına etkilerini inceleyeceğiz.
Fars Edebiyatı Nedir?
Fars edebiyatı, Farsça dilinde üretilmiş sözlü ve yazılı eserlerin tümünü kapsar. Çağdaş dönemde bu edebiyat çoğu zaman New Persian (Yeni Farsça) olarak adlandırılır; bu dil 9. yüzyıldan itibaren Arap alfabesiyle yazılmış ve fazlaca sayıda Arapça kelimeyi barındırmıştır. Fars edebiyatı İran’da Fârsî, Afganistan’da Dârî ve Tacikistan’da kiril alfabesiyle yazılan biçimiyle de ehemmiyet kazanmıştır.
Bu edebiyat, şiirden nesre, destanlardan felsefi fikir metinlerine kadar geniş bir tür yelpazesine haizdir.
Fars (İran) Edebiyatının Temel Özellikleri
Fars edebiyatını öteki edebiyatlardan ayıran bazı belirgin özellikler şunlardır:
- Duygusal ve simgesel şiir dili: Fars şiiri imgelerle dolu, etkisi altına alan bir simgesel dile haizdir.
- Tasavvufi derinlik: Eserlerde gizemcilik, aşk ve hakikat arayışı sıkça işlenir.
- Varlıklı tarihsel birikim: Edebiyat, eski İran kültürlerinden İslam sonrası döneme kadar köklü bir birikime haizdir.
- Evrensel etkisinde bırakır: Farsça, Fars edebiyatı, başta Osmanlı İmparatorluğu olmak suretiyle komşu dilleri ve kültürleri derinden etkilemiştir.
Fars Edebiyatının Tarihsel Gelişimi
İran edebiyatı uzun bir tarihsel süreci kapsar. Bu süreçte dil, şekil ve temalar değişiklik göstermiştir.
- İslam Öncesi ve Eski Dönem
Fars edebiyatının kökleri fazlaca eskiye, İslam öncesi İran’a kadar uzanır. Zerdüştlüğün mukaddes kitabı Avesta benzer biçimde eserlerde ilk yazınsal izler bulunur. Bu devrin eserleri daha fazlaca dinsel ve destansı anlatımlarda görülür.
- İslamiyet Sonrası Yeni Fars Edebiyatının Doğuşu
9.yüzyılda New Persian kısaca yeni Farsça, Arap alfabesiyle yazılarak edebiyatın ana dili haline geldi. Farsça, Arapça’nın baskın olduğu dönemde kendi edebî karakterini koruyarak gelişti. Bu süreçte şiir ve düzyazı (düzyazı) hızla gelişti.
- Klasik Çağ: 10-15. Yüzyıllar
Bu dönem Fars edebiyatının altın çağıdır. Klasik Fars şiiri ve nesri olgunlaşmıştır.
- Rudakî benzer biçimde erken dönem şairleri, klasik biçimlerin temelini attı.
- Firdevsî, Şehname adlı destanı ile İran zamanı ve efsanelerini epik bir anlatıya dönüştürdü.
- Ömer Hayyam, rubailerle felsefi ve insani duyguları kısa, çarpıcı şekilde beyan etti.
- Sadî ve Hafız-ı Şirazî benzer biçimde şairler tasavvufi ve insani temaları ustalıkla işledi.
Bu büyük şairler klasik İran şiirinin evrensel kıymetini oluşturdu.
- Çağdaş Dönem ve Yenilik Arayışları
19.yüzyılın sonlarından itibaren Batı edebiyatının etkisiyle yeni türler ortaya çıktı. Roman, öykü ve tiyatro benzer biçimde biçimler Fars edebiyatında giderek ehemmiyet kazanmıştır. Şiirde Nima Yuşic (Ali Esfandiari) benzer biçimde adlar geleneksel ölçülerden koparak çağıl şiirin temellerini attı.
Başlıca Türler ve Örnekler
Fars edebiyatında hem klasik hem çağıl dönemlerde çeşitli türler gelişmiştir:
Şiirin Temel Biçimleri
- Gazel: Aşkı, tasavvufu ve insan ruhunun derinliklerini işler.
- Rubâî: Dört mısralık özlü şiir biçimidir.
- Mesnevi: Uzun hikâyelerin beyitlerle anlatıldığı nazım biçimi.
Bu biçimler klasik Fars şiirinin temel taşlarıdır.
Düzyazı ve Öteki Biçimler
- Destanlar ve epikler: Şehname benzer biçimde büyük anlatılar tarih ve efsaneyi harmanlar.
- Felsefi ve ahlakî metinler: Sadî’nin Gülistan ve Bostan benzer biçimde eserleri hem şiir hem düzyazı öğeleri barındırır.
- Çağdaş roman ve öykü: 20. yüzyılla beraber Batı etkisiyle gelişen yeni anlatı biçimleri ortaya çıkmıştır.
Fars Edebiyatının Dünya Edebiyatına Katkıları
Fars edebiyatı yalnız kendi coğrafyasında değil, dünya kültüründe de derin etkisinde bırakır bırakmıştır. Öne çıkan katkılar:
- Şiir estetiği ve biçimsel zenginlik, dünya şiir geleneğine esin vermiştir.
- Tasavvuf şiiri, evrensel aşk ve hakikat temalarını kuvvetli bir simgesel dille buluşturmuştur.
- Epik anlatı, mit ve tarih içinde köprü kurarak değişik kültürlere açılmıştır.
- Dil ve edebî güzel duyu, komşu kültürlerin edebiyatlarını biçimlendirmiştir.
Klasik İran Şiiri
Klasik İran şiirinin anlayışı ve gelenekleri, Arap şiirinin ilkelerini devam ettirme üstüne kurulmuştur. Klasik Fars şiirinin ozan ve kuramcıları, sanatlarının amacını “başka bir dilde Arap şiirini sürdürmek” olarak görmüşlerdir. Bu yüzden Arap nazım ölçüleriyle yazılmayan şiirler ciddi şiir sayılmamıştır.
İslam öncesi İran şiirinden günümüze ulaşan fazlaca azca metin bulunmuş olduğu için o döneme ilişik detaylı değerlendirme yapmak zor olsa gerek. Yazılı kaynaklar, Arapça tesirinin öncesindeki ağız şiir geleneğini yeterince belgeleyememektedir.
Nazım Ölçüsü ve Şekil
Klasik Fars şiirinin ölçüsü “beyt” denen iki mısralı yapıya dayanır. Her iki yarım mısra de ölçü olarak birbirine eşittir ve şiirler Arap filolojisine dayanan dizgesel kurallarla biçimlenir:
- Aruz ölçüsü, kısa, uzun ve uzatılmış heceler üstüne kuruludur.
- Değişik nazım formları ortalama 30’dan fazla kalıp ihtiva eder.
- En malum kalıp, mütegarip (motaqâreb) hece düzenidir; bu kalıp bilhassa epik şiirde kullanılmıştır.
- Kafiye sistemi, klasik Fars şiirinin temel özelliklerinden biridir.
Kafiye ve Ritim
Klasik Fars şiirinde kafiye düzeni biçimleri ayırt eden mühim bir unsurdur:
- Kafiye: Aynı sesin her beyit sonunda tekrarlandığı yapı.
- Redîf: Kafiye sonrası tekrarlanan bir kelime yada kısa ifade ile oluşturulan yine (refren) biçimi.
- Bu sistem daha fazlaca kaside, gazel ve rubai benzer biçimde nazım biçimlerini kullanılır.
Klasik Şiir Biçimleri ve Ifade
Kaside (qaṣīde):
- Uzun övgü şiirleridir.
- Çoğu zaman 15 ila 100 beyit içinde değişmiş olur.
- Osmanlı ve İran saraylarında düzenlenen törenlerde şiirler bu formda söylenirdi.
- Yazılış amacı, bir çok süre hükümdara/padişaha yada Tanrı’a övgü sunmaktır.
- Giriş bölümlerinde aşk, tabiat ve şarap benzer biçimde geleneksel imgeler bulunabilir.
Gazel (ghazal):
- 7–10 beyitlik kısa şiir formudur.
- Başlangıçta aşk temasını işler, sonraları tasavvufi alegori ve sembollerle zenginleşir.
- Her gazelin son beytinde şair mahlası (takma adı) yer alır.
Mesnevi (masnawi):
- Her beyit kendi içinde kafiyelidir (aa bb cc dd…). Binlerce beyitten oluşabilir.
- Epik, etik ve duygusal öykülerde kullanılmıştır.
- Anlatı gücü yüksek olan mesneviler, İran edebiyatında geniş bir anlatı geleneği oluşturmuştur.
Klasik Fars şiirinin tarihsel akışı:
- Ruḑakî: 10. yüzyılda Samaniler döneminde yaşayan ilk mühim şairlerden biridir. Şiirleri kısmen kaybolmuş olsa da o devrin şiir geleneğini kurmuştur.
- Dakîkî (Daqīqī): Pers destan ve tarih anlatımını şiire uyarlamaya çalışan mühim bir şairdir; Şehnamede (Şāh‑nāmeh) yer edinen bazı beyitleri korunmuştur.
- Firdevsī: Şehname (Şāh‑nāmeh – Şahlar Kitabı) adlı epik başyapıtıyla İran’ın ulusal zamanı ve mitolojisini yaşamışçasına anlatmıştır.
- Neẓāmī Gencâvî (Genceli Nizamî): Mesnevi geleneğini zenginleştiren büyük ustadır; hamse (beşlik) adlı eserleri hem aşk hem epik anlatı üstünde etkili olmuştur.
Sanat ve Fikir
Klasik Fars şiiri yalnızca biçimsel bir ustalık göstergesi değil, bununla beraber derin duygusal, felsefi ve simgesel anlatımları barındırır. Şiir, aşkı, doğayı, hakikati ve insanoğlunun iç dünyasını hem bireysel hem de toplumsal bağlamda ele alır.
Klasik İran (Fars) Nesri/Düzyazı
Klasik İran edebiyatında “edebiyat” terimi bir çok süre şiir ile eşdeğer sayılmıştır. Bu anlayışta düzyazı (düzyazı), şiir kadar yoğun yazınsal ilgi görmemiş; daha fazlaca ergonomik, bilimsel, dinî ve yönetsel amaçlarla kullanılmıştır. Nesrin ana görevi, bilgiyi yaymak ve günlük yaşamda gereksinim duyulan metinleri üretmekti.
Nesrin Kullanım Alanları
- Din ve teoloji: Kelam, ahlâk, felsefe benzer biçimde metinler yazıldı.
- Bilimsel eserler: Tıp, astronomi ve tabiat bilimleri üstüne emekler yer aldı.
- Devlet işleri: Hükümet yazışmaları, kanunlar ve siyasal metinler üretildi.
- Düzyazı dili, bu alanlarda Arapça’nın prestijli konumuyla rekabet ediyordu.
Mühim Özellikler
- Klasik Fars nesri çoğunlukla Arapça kökenli eserlerin basitleştirilmiş versiyonları şeklinde yazıldı; bu, onların ilgi değersiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, bu metinler Farsça konuşan geniş halk kitlelerine erişim sağlamış oldu.
- Mesela, el‑Gazâlî’nin Kīmiya‑yi saʿādat (Mutluluğun Kimyası) adlı eseri, kendi Arapça yazdığı büyük dini metninin özlü ve akıcı Farsça versiyonudur. Kīmiya‑yi saʿādat, İslam ahlâkını canlı ve konuşma diliyle açıklar; bu da onu hem dinî hem edebî bir metin hâline getirir.
Nesrin Edebî Türleri ve Örnekleri
- Hükümdar Kitapları:
- Bu eserlerin amacı, iyi yönetim ilkelerini ve politikayı örneklerle anlatmaktır.
- Ozan–yazar yada devlet adamı benzer biçimde kimseler tarafınca yazılır.
- 11. yüzyıldan itibaren öne çıkan örnekler içinde Nizâmülmülk’ün Siyâset‑nāme‘si bulunur.
- Çeşitli Ders ve Konuşma Metinleri:
- Nizâmî Arûzî’nin Chahâr maqāleh (Dört Konuşma) adlı eseri, divan/saray çevresindeki dört mühim görevlinin —yazman, ozan, doktor ve astrolog— rollerini açıklar; felsefe, bilim ve devletle ilgili düşünceler sunar.
- Hikâye ve Roman Vasıtasıyla Düzyazı:
- 12. yüzyılda yazılmış kahramanlık ve serüven metinleri vardır: mesela Dārāb‑nāmeh ve Kitāb‑i Samak‑i ʿAyyār benzer biçimde eserler, halk içinde popüler düzyazı anlatılarındandır.
Tarih ve Kaynak Anlatıları
Klasik Fars nesri ek olarak tarih, coğrafya ve ansiklopedik bilgiler de ihtiva eder. Bunlar çoğu zaman Arapça kökenli kaynakların Farsça’ya aktarılmış versiyonları olduğu benzer biçimde, kimi süre emsalsiz Farsça üretimler de söz mevzusudur.
Üslup ve Dil Kullanımı
- Klasik nesirde, resmi ve yüksek dil kullanımı yaygındı; bu kimi zaman Arapça sözcüklerin yoğun yer almış olduğu, süslü ve uzun ifadelerle kendini gösterirdi.
- 11.yüzyılda Bayhaqî benzer biçimde yazarlar bu tarzın daha direkt ve akıcı bir örneğini verdi; bu da çağıl Fars nesirine ciddi tesir yapmış oldu.
Tasavvufî ve Felsefi Düzyazı
Tasavvuf geleneği, yalnız şiirde değil, nesirde de kuvvetli bir miras bıraktı. Bu metinler çoğu zaman:
- Velîler ve mistiklerin yaşamlarını aktaran anlatılar,
- Sufi öğretilerini açıklayan konuşma ve söyleşi koleksiyonları,
- Ruhsal aşk, hakikat ve insanoğlunun içsel yolculuğu üstüne denklem ve denemeler ihtiva eder.
Mesela 12. yüzyılda Ahmed el‑Gazâlî’nin Sawāniḥ adlı eseri, hem seküler hem mistik aşk psikolojisine ilişkin kısa, etkisi altına alan düşünceleriyle dikkat çeker; 15. yüzyılda Câmî’nin Lawaʾiḥ adlı eseri benzer şekilde tasavvufî mevzuları işler.
Yaşam öyküsü ve Seçki Yazımı
Klasik Fars nesri, biyografi ve edebiyat tarihine de mühim katkılar yapmış oldu:
- Tezkire (Tadhkirah) adında olan tür, şairlerin ve düşünürlerin hayatlarını ve eserlerini toplu şekilde sunar.
- Bu türün en eski örneklerinden biri 13. yüzyılın Lubāb al‑albāb adlı koleksiyonudur.
- 12.yüzyılda Devletşah (Dawlatshāh) tarafınca derlenen Tadhkirat al‑shuʿarāʾ (Şairler Tezkiresi), bu gelenekte klasik bir ehemmiyet taşır.
Klasik Fars nesri, ozan/şiir merkezli bir edebiyat ortamında yazılı kültürü güçlendiren fazlaca yönlü metinler ihtiva eder. Düzyazı, şiir kadar yazınsal sayılmasa da; dinî öğretiler, devlet yazışmaları, tarih, yaşam öyküsü, felsefe ve yönetsel aktarımlarla Fars kültür yaşamının mühim bir alanını oluşturmaktadır.
Çağdaş İran (Fars) Edebiyatı:
Çağdaş İran edebiyatı, klasik mirasın derhal peşinden gelen ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başlarında şekillenen bir süreci kapsar. Bu dönem, İran toplumunun batı ile artan temasları, eğitim sistemindeki reformlar ve kültürel dönüşümlerin edebî üretim üstünde direkt tesirinin hissedildiği bir sahnedir. Yazılı edebiyatın yaygınlaşması, yeni türlerin ortaya çıkışı ve toplumsal değişimlerin eserlerde dile gelmesi çağıl edebiyatın temellerini atmıştır.
Siyasal ve Toplumsal Değişimin Edebiyata Tesiri
19.yüzyılda İran, Batı ile artan diplomatik ve kültürel ilişkiler kurdu. Rusya ile yaşanmış olan savaşlar ve toplumda düzeltim ihtiyacı, siyasal ve kültürel bir uyanışa yol açtı. Bu süreçte eğitim kurumları ve matbaanın tekrardan yaygınlaşmasıyla beraber edebiyat, ilkin saray çevresinin dışına çıktı ve halkla daha direkt ilişki kurmaya başladı.
Bu değişimler, edebiyatı yalnızca klasik şiir ve tasavvuf metinleriyle sınırı olan olmaktan çıkarıp toplumsal meseleleri, bireysel düşünceleri ve çağıl yaşam deneyimlerini yansıtan bir platforma dönüştürdü.
Türler ve Temsilciler
Çağdaş şiir:
- 20. yüzyılın başlarında Nima Yuşic benzer biçimde şairler geleneksel vezin ve kalıplardan koparak yeni özgür şiir biçimlerini geliştirdiler. Bu yaklaşım, klasik kalıpların ötesinde ritim, duygu ve imgeyle oynayan yeni bir güzel duyu açılım sundu.
- Arkasından gelen Ahmad Şamlu, Furuğ Ferruhzad, Mehdi Akhavan‑e Sales ve Nâder Nâderpour benzer biçimde adlar değişik üsluplarla çağıl şiiri derinleştirdiler.
Düzyazı:
- 1920’lerde piyasaya çıkan Yakī būd, yakī nabūd (“Bir Varmış, Bir Yokmuş”) benzer biçimde eserler, İran kısa öykücülüğünün başlangıcı olarak kabul edilir.
- Sadeq Hedayat’ın Kör Baykuş benzer biçimde emekleri çağıl İran edebiyatının internasyonal tanınmasına katkı sağlamış oldu.
- 20.yüzyılın ortalarında Simin Daneshvar’ın Savushun benzer biçimde romanları toplumsal değişiklik ve bireysel edinim içinde kuvvetli köprüler kurdu.
Temalar ve Eğilimler
Çağdaş İran edebiyatında ortaya çıkan temalar şunlardır:
- Toplumsal dönüşüm, politika, özgürlük ve kimlik arayışı
- Bireysel psikoloji ve toplumsal baskı
- Batı ve Doğu arasındaki kültürel etkileşim
- Hanım deneyimi ve toplumsal rol sorgulamaları
Bu özellikler, İran toplumunun yalnız kültürel ve sanat içerikli değil, bununla beraber siyasal bir dönüşüm yaşamış olduğu bir devrin yansımasıdır.
Sıkıdüzen ve Göç Edebiyatı
1979 İslam Devrimi sonrasında resmi ideolojiye bağlı olarak yazın üstünde ağır sınırlamalar getirildi ve birçok yazar ve ozan sansüre maruz kaldı yada yurt dışına göç etti. Bu süreç, İran diasporasında yeni bir edebiyatın doğmasına niçin oldu; göçmen hikâyeleri, siyasal baskı ve kimlik temaları çağıl İran edebiyatının mühim bir parçası haline geldi.
Çağdaş İran edebiyatı:
- Klasik gelenekten kopuşu ve yeni ifade biçimlerini deneyimlemeyi ihtiva eder.
- Şiir ve nesirde Batı ile temasın izlerini taşır.
- 20.yüzyılın ortalarından itibaren toplumsal, politik ve bireysel meseleleri direkt ele alır.
Sıkça Sorulan Sorular
1- Fars Edebiyatı, Arap Edebiyatı mıdır?
Hayır, Fars (İran) edebiyatı ve Arap edebiyatı birbirinden değişik iki edebiyat geleneğidir.
- Fars Edebiyatı: İran kökenli olup, esas dili Farsçadır (Farsça: فارسی, İngilizce: Persian).
- Arap Edebiyatı: Arap Yarımadası’ndan köken alır ve dili Arapçadır (العربية).
Temel Farklar
| Özellik | Fars (İran) Edebiyatı | Arap Edebiyatı |
| Dil | Farsça | Arapça |
| Coğrafya | İran, Afganistan, Tacikistan | Arap ülkeleri (Ortadoğu ve Şimal Afrika) |
| Alfabe | Arap alfabesiyle yazılır fakat Farsçanın kendine özgü harfleri de vardır | Arap alfabesi |
| Kültürel Kökler | Pers uygarlığı, Zerdüştlük, İslam | Arap uygarlığı, İslam öncesi Arap kültürü, İslam |
| En Malum Şairler | Firdevsî, Hafız-ı Şirazî, Ömer Hayyam, Sadî | İmam Şafiî, Ebu Nüvas, Mutanabbi, Câhiz |
Ortak Noktalar ve Etkileşim
- Fars ve Arap edebiyatları, İslam’ın yayılışı sonrasında birbirinden etkilenmiştir. Bilhassa Fars edebiyatı, Arap nazım ölçülerini ve kelime dağarcığını benimsemiştir.
- Arapça, Farsça’ya binlerce kelime kazandırmıştır ve klasik Fars şairleri çoğunlukla Arap edebiyatını iyi bilirlerdi.
- Sadece dil, kültür ve edebiyat anlayışı bakımından ikisi ayrı geleneklerdir.
Fars edebiyatı, kökeni ve dili itibarıyla Arap edebiyatı değildir. Kendi emsalsiz şiir, hikâye ve düzyazı geleneğiyle bağımsız bir Pers/İran kültürü oluşturur. Arap edebiyatıyla tarihsel bir etkileşim olsa da ikisi karıştırılmamalıdır.
2- Fars edebiyatı hangi alfabe ile yazılır?
Farsça, Arap alfabesinden uyarlanmış fakat kendine özgü ek harfler içeren bir alfabe ile yazılır. Bu alfabe Arapçadan türetilmiştir; fakat p-ç-j-g (پ, چ, ژ, گ) benzer biçimde harfler yalnız Farsçada vardır.
3- İran edebiyatında en fazlaca kullanılan yazınsal tür hangisidir?
Zamanı süresince en baskın tür şiirdir. Bilhassa gazel, rubai, mesnevi ve kaside benzer biçimde şiir formları Fars edebiyatında başat rol oynamıştır.
4- Çağdaş İran edebiyatı hangi mevzuları işler?
Çağdaş İran edebiyatında toplumsal değişiklik, bireysel özgürlük, hanım hakları, göç, kimlik, siyasal baskı ve çağıl yaşam temaları öne çıkar. Şiir, roman ve öykü türlerinde bu mevzular yoğun şekilde işlenir.
5- Fars edebiyatının en malum eserleri nedir?
Firdevsî’nin Şehname’si, Ömer Hayyam’ın rubaileri, Sadî’nin Gülistan ve Bostan’ı, Hafız’ın Divanı ile Mevlana’nın Mesnevisi en tanınmış Farsça eserler arasındadır.
6- Türkçeye niçin binlerce Farsça ve Arapça kelime girmiştir?
Türkçeye binlerce Farsça ve Arapça kelimenin girmesinin birkaç temel sebebi vardır.
a) Coğrafi ve Zamanı Yakınlık
Türkler, tarih süresince Orta Asya’dan başlayıp İran coğrafyasından Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya kadar geniş bir bölgede yaşamışlardır. Göçler, fetihler ve komşuluk, Farsça ve Arapça ile devamlı etkileşim halinde olmalarına yol açmıştır.
b) İslamiyet’in Kabulü ve Kültürel Tesir
Türkler, 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet’i kabul ettiklerinde, dinin dili olan Arapça ile yoğun şekilde karşılaşmışlardır.
- Dinî kavramlar (namaz, oruç, imam, kitap vb.) Arapçadan alınmıştır.
- Farsça ise, bilhassa İslamiyet’in kabulünden sonrasında kültür, edebiyat, saray yaşamı ve günlük yaşamda etkili olmuştur.
c) Saray ve Siyaset Dili
Osmanlı Devleti’nde ve Selçuklu’da, hem Arapça hem Farsça, uzun süre resmî yazışma ve edebiyat dili olmuştur.
- Farsça bilhassa şiir ve sanat dilinde fazlaca etkiliydi.
- Arapça ise bilim, felsefe ve din alanında “kaynak dil” olarak öne çıkmıştır.
d) Bilim ve Edebiyat Alanında Gelişim
Orta Çağ’da bilim, felsefe, tıp ve edebiyatın ana kaynakları Arapça ve Farsça yazılmıştır.
- Türk aydınları, alimleri ve sanatçıları bu dillere başat olmuş ve eserlerinde bu dillerden yoğun alıntılar yapmıştır.
- Divan edebiyatı başta olmak suretiyle şiir ve nesirde Farsça kelime ve deyimler temel yapı taşı olmuştur.
e) Prestij ve Zenginlik İsteği
Arapça ve Farsça, sürecinin “yüksek kültür” ve “prestij” dilleri olarak görülüyordu.
- Osmanlı’da “zarif, ince konuşmak” için Farsça ve Arapça kelimeler kullanmak bir statü göstergesiydi.
- Dil, “zenginleşsin” ve daha ince anlamlar ifade edebilsin diye yabancı kelimeler bilgili olarak tercih edildi.
f) Günlük Hayatta Dilde Kolaylık
Bazı kavramlar ya da eşyalar Türkçede o döneme kadar yoktu.
- Yeni gelen kavramlar ya direkt alındı, ya da mevcut Türkçe karşılıklarla beraber yaşamaya başladı (ör. kitap (Arapça), defter (Arapça/Farsça), pencere (Farsça)…


