İyinin ve Kötünün Ötesinde Özeti ve Konusu

İyinin ve Kötünün Ötesinde – Friedrich Nietzche

Tür:Felsefe
Yazar:Friedrich Nietzche
Yayınlanma Zamanı:2016
Yayınevi:İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN:9786053327578
Mevzusu

İyinin ve Kötünün Ötesinde kitabı, geleneksel ahlakın ve mutlak hakikat iddialarının ardındaki ruhsal ve tarihsel varsayımları sorgular. Ek olarak, değerlerin evrensel ve değişmez olmadığını savunarak, yaşamı güçlendiren yeni değerler yaratma çağrısı yapar ve bireyi iyi–fena ikiliğinin ötesinde düşünmeye çağrı eder.

İyinin ve Kötünün Ötesinde Özeti

Nietzsche, kitabın başlangıcında felsefenin yansız hakikat arayışı olduğu inancını hedef alır. Ona bakılırsa filozoflar bir çok süre ilkin kendi değerlerini, korkularını ve arzularını benimser; sonrasında bu tarz şeyleri akli kanıtlar şeklinde sunar. Bundan dolayı felsefe, salt mantık yürütme değil, hem de bir psikolojidir.

Her fikir sisteminin ardında bir mizaç, bir güç isteği ve bir yaşam seçimi yatar. Hakikatin tek ve değişmez bir öz olmadığını, bilginin daima bakış açısına (perspektife) bağlı bulunduğunu savunur ve felsefenin görevinin mutlak doğrular üretmekten oldukça, hangi düşüncenin hangi tür bir yaşamı büyüttüğünü göstermek bulunduğunu ileri sürer.

Peşinden Nietzsche, “özgür ruh” tipini tanımlar. Yerleşik doğrulara körü körüne bağlanmayan, kendi düşüncesini disiplinle kuran, yalnız kalabilen ve risk alabilen şahıs. Yeni bir felsefe, ona bakılırsa, eski ahlakın “iyi insan” ideallerinden değil, kendi değerlerini yaratma cesaretinden dünyaya gelecektir. Bu, hazzı bir başına buyrukluk değil, kendini aldatmadan, güç ilişkilerini görerek ve rahatlatıcı yalanlar yerine zor hakikatlere dayanarak düşünme yetisidir.

Din ve terbiye üstüne bölümlerde Nietzsche, inanç sistemlerini toptan reddetmekten ziyade onları birer insan tipi üretme ve terbiye etme mekanizması olarak çözümler. Hristiyan ahlakının başta suçluluk, günah ve vicdan azabı şeklinde araçlarla kuvvetli içgüdüleri denetim altına aldığını, bunun da zaman içinde yaratıcı enerjiyi bastıran bir yapıya dönüştüğünü söyler. Problem, insanların ahlaklı olması değil, ahlakın kimi biçimlerinin yaşamı küçülten bir yönetim tekniği hâline gelmesidir.

Kitabın orta bölümlerinde yer edinen aforizmalarla Nietzsche, insan ilişkilerini, gururu, sevgiyi, kıskançlığı, cinselliği, sanatı ve düşünceyi keskin bir ruhsal mercekten geçirir. Burada amaç yeni kurallar koymak değil, okurun otomatik yargılarını kırmak ve onu daha ince, daha kuşkulu bir düşünme tarzına alıştırmaktır. İnsanın kendisi hakkında anlattığı hikayelerin bir çok süre birer müdafa mekanizması bulunduğunu göstermek ister.

Ahlakın tabiat evveliyatına ayrılan bölümde Nietzsche, “iyi” ve “fena”nün evrensel ve değişmez olmadığını, tarih süresince değişik toplumlarda değişik işlevler gördüğünü ileri sürer. Değerlerin oluşumunda güç ilişkileri ve hınç belirleyicidir. Bazı ahlaklar gücü, cesareti ve kendini aşmayı iyi sayarken, bazıları zayıflığı erdem, gücü günah duyuru eder. Böylece terbiye, gökten inmiş bir yasa değil, tarihsel bir kıymet üretim sistemi olarak okunmalıdır.

“Biz bilginler” başlığında Nietzsche, çağdaş bilimsel niteliği olan düşünceyi eleştirir. Oldukca şey bilen fakat büyük hedefi olmayan, güvenli uzmanlık alanlarında yaşayan ve düşünceyi riskten arındıran bir entelektüel tipten söz eder. Ona bakılırsa gerçek felsefeci, yalnızca informasyon biriktiren değil, kıymet yaratan, kültüre yön veren kişidir. Felsefe, teknik uzmanlığın değil, yaratıcı cesaretin alanıdır.

Çağdaş insanoğlunun erdemleri üstüne bölümde acıma, alçakgönüllülük, eşitlikçilik ve “nesnellik” şeklinde değerlerin içindeki çelişkiler tartışılır. Nietzsche, bu erdemlerin daima gerçek iyilikten değil, kimi süre güçsüzlüğü örtme ya da konforu koruma isteğinden doğabileceğini söyler. Çağdaş ahlakın, “iyi insan” üretirken aynı anda yüksek yaratıcı tipleri budama riski taşıdığını ileri sürer.

“Halklar ve yurtlar” bölümünde kültürler, milliyetçilikler ve Avrupa düşüncesi ele alınır. Nietzsche tek bir ulusal erdem mitiyle alay eder, kültürleri, üretkenlik ve yaratıcılık kapasitesi bakımından değerlendirir. Çağdaş Avrupa’da büyük bir potansiyel bulunduğunu kabul ederken, hem de derin bir bitkinlik ve nihilizm tehlikesi gördüğünü de vurgular.

Son bölüm “Asil olan nedir?” sorusuna odaklanır. Nietzsche’ye bakılırsa soyluluk, soy ya da derslik ayrıcalığı değil; bir karakter biçimidir: kendine başat olabilen, sözünün ağırlığını taşıyabilen, risk alabilen, minnet ve hınçla değil eli bol bir güç taşkınlığıyla hareket eden insan tipi. Kitap, geleceğin filozoflarının bu “kıymet yaratıcı” çizgiyi sürdüreceği umuduyla kapanır ve okuru, hazır terbiye kalıplarını aşarak yaşamı güçlendiren yeni değerler düşünmeye çağrı eder.

İyinin ve Kötünün Ötesinde – Kitap Açıklaması

Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, terbiye ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir üslupla eleştiren en etkili uygar felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlamış olan Nietzsche ondan sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, hemen hemen talebe iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday yayınlandı.

1869’da imtihan ve sav koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak tabip unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü esnasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca (Karışık Kanılar ve Özdeyişler, Seyyah ve Gölgesi), Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Bu şekilde Söylemiş oldu Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Vakası, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri içinde yer almıştır.

(Tanıtım Bülteninden)

(Toplam: 2, Bugün: 1 )