John Locke – Türk Dili ve Edebiyatı

John Locke

John Locke (D: 29 Ağustos 1632, Wrington, Birleşik Krallık – Ö: 28 Ekim 1704, Essex, Birleşik Krallık) Liberalizmin babası” olarak malum İngiliz Felsefeci ve Doktor.

Bu yazıda Locke’un biyografisini, temel eserlerini, politika ve data felsefesini, etkilerini ve günümüze yansımalarını mütevazı bir üslupla bulacaksınız.

John Locke’a Genel Bakış: Kimdir ve Niçin Önemlidir?

John Locke, çağıl dönemin en etkili düşünürlerinden kabul edilen İngiliz felsefeci ve hekimdir. 29 Ağustos 1632’de İngiltere’nin Wrington nahiyesinde hayata merhaba dedi, 28 Ekim 1704’te Essex’teki High Laver’da yaşamını yitirdi.

Locke, hem felsefi empirizmin (deneycilik) hem de çağıl liberal politika teorisinin kurucu figürlerinden biri kabul edilir. Onun düşünceleri, Avrupa Aydınlanması’nı, Amerikan Devrimi’ni ve hemen sonra yazılan pek oldukça anayasal metni derinden etkiledi.

Özetlemek gerekirse söylemek gerekirse:

  • Data felsefesinde: Zihnin “boş bir levha” (tabula rasa) bulunduğunu, tüm bilginin deneyimle oluştuğunu savundu.
  • Politika felsefesinde: İnsanların doğuştan “yaşam, özgürlük ve iyelik” şeklinde haklara haiz bulunduğunu söylemiş oldu. Devletin görevi bu hakları korumaktır; aksi halde halkın devlet değişiklik yapma hakkı vardır.
  • Din ve hoşgörü alanında: Devletin vicdan özgürlüğüne saygı duyması icap ettiğini, inanç ve yakarma mevzularında zorlamanın yersiz bulunduğunu savundu.

Bu yüzden John Locke, yalnızca bir felsefeci değil, bununla birlikte çağıl demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti kavramlarının düşünsel baş yapıcılarından biri olarak görülür.

John Locke’un Çocukluğu ve Eğitim Yılları

Wrington’dan Oxford’a uzanan seyahat

Locke, orta halli bir ailenin çocuğuydu. Babası, İngiliz İç Savaşı esnasında parlamentocu safta savaşmış bir avukattı. Bu ortam, Locke’un erken yaşta politika ve özgürlük tartışmalarına aşina olmasını sağlamış oldu.

Genç Locke ilkin mahalli okullarda, peşinden Westminster School’da eğitim görmüş oldu. 1652’de Oxford’daki Christ Church College’a girdi ve burada klasikler, mantık ve felsefe okudu.

Oxford, o dönem için oldukça gelenekçi bir yerdi. Locke, skolastik felsefeye (Aristotelesçi bilimsel niteliği olan anane) mesafeli durdu; bunun yerine yeni doğmakta olan bilimsel yönteme ilgi duydu. René Descartes ve Francis Bacon şeklinde adların eserlerini okuyarak hem rasyonel düşünceyi hem de deneysel bilimi yakından takip etti.

Tıp eğitimi, hekimlik ve Royal Society bağlantıları

Locke’un üniversite hayatında bir kırılma, tıp alanına yönelmesi oldu. Resmî anlamda tıp eğitimi aldı ve 1675’te tıp mezuniyet belgesi (MB) aldı; hekimlik bilgisini hem yazılarında hem de yaşamında etken şekilde kullandı.

En mühim bağlantılarından biri, devrin meşhur hekimi Thomas Sydenham ile olan dostluğuydu. Sydenham, hastalıkları gözlem ve deneyle anlamaya çalışan “İngiliz Hipokratı” olarak bilinir. Locke, Sydenham’dan öğrendiği bu deneysel yaklaşımı, hemen sonra data felsefesine taşıdı: Tıpta olduğu şeklinde zihni idrak etmek için de gözleme, deneyime ve dikkatli analize gerekseme vardı.

Ek olarak Locke, bilimsel emekler icra eden Royal Society çevresiyle de ilişki içindeydi ve bu kurumun üyesi oldu. Böylece hem bilime hem felsefeye yakından bağlı bir entelektüel çevre içinde yetişti.

Politika ve Sürgün Yılları: Locke’un Hayatındaki Dönüm Noktaları

Shaftesbury ile tanışma ve siyasal kariyer

1660’ların sonunda Locke’un hayatında oldukça mühim bir isim ortaya çıktı: Anthony Ashley Cooper, doğrusu ileride “Shaftesbury Kontu” ve Whig hareketinin önde gelen lideri. Locke, ilkin onun hekimi, sonrasında da yakın danışmanı oldu.

Shaftesbury, Locke’a hem siyasetin iç yüzünü gösterdi hem de ona devlet yönetimi, tecim, sömürgeler ve din politikası şeklinde mevzularda emek harcama fırsatı verdi. Locke bir süre Tecim ve Sömürgeler Konseyinde sekreterlik de yapmış oldu. Bu deneyimler, hemen sonra Yönetim Üstüne İki İnceleme adlı eserine direkt yansıdı.

Hollanda sürgünü, Glorious Revolution ve İngiltere’ye dönüş

Shaftesbury’nin kralla yaşamış olduğu siyasal çatışmalar, sonunda onun düşmesine ve Locke’un da kuşku altına girmesine yol açtı. Locke, siyasal baskı ve ihtimaller içinde tutuklama riskinden kaçmak için 1683’te Hollanda’ya sürgüne gitti.

Hollanda, dini ve siyasal bakımdan daha özgür bir ortam sunuyordu. Locke burada hem eserlerini olgunlaştırdı hem de değişik düşünürlerle tanıştı. 1688’de gerçekleşen ve İngiliz evveliyatına “Şanlı Devrim” (Glorious Revolution) olarak geçen vakadan sonrasında, yeni kral III. William ve eşi Mary ile beraber 1689’da İngiltere’ye döndü.

Dönüşünden derhal sonrasında, Locke art arda şu mühim eserlerini yayımladı:

  • İnsan Anlığı Üstüne Bir Tecrübe etme (1690)
  • Yönetim Üstüne İki İnceleme (1690)
  • Hoşgörü Üstüne Mektup (1689’da Latince, sonrasında İngilizce)

Ömrünün son periyodunu Essex’te Lady Masham’ın Oates adlı malikânesinde geçirdi; burada sıhhat sorunlarıyla uğraşmasına karşın yazmaya ve düşünmeye devam etti.

John Locke Eserleri

Bu bölümde John Locke kimdir, yaşamı, eserleri çerçevesinde, onu “çağıl dönemin filozofu” icra eden temel kitaplara yakından bakalım.

İnsan Anlığı Üstüne Bir Tecrübe etme (An Essay Concerning Human Understanding)

Locke’un en kapsamlı felsefi eseri olan bu kitap, insan zihninin iyi mi çalıştığını ve bilginin iyi mi oluştuğunu açıklamaya çalışır. Dört kitabından oluşur ve şu sorulara yanıt arar:

  • Zihnimizdeki fikirlerin deposu nedir?
  • Bilgiyi iyi mi sınıflandırabiliriz?
  • Ne tür şeyleri kati olarak bilebiliriz, hangilerinden asla güvenilir olamayız?

Tabula rasa: Zihin boş bir levha mı?

Locke’un en malum iddialarından biri, “doğuştan fikirler yoktur” tezidir. Ona nazaran insan zihni dünyaya “boş bir levha” şeklinde gelir; hemen sonra duyularımız ve iç deneyimlerimiz (düşünme, anımsama şeklinde) bu levhanın üstüne yazı yazar.

Bu yaklaşımın neticeleri oldukça önemlidir:

  • Data deneyimle kazanılır; bu da eğitim ve çevrenin rolünü büyütür.
  • İnsanlar doğuştan “önyargı dolu” değildir; doğru eğitimle daha özgür düşünen bireyler yetiştirilebilir.
  • Kati bilginin sınırları vardır; bu yüzden Locke, dogmatizme karşı davranışlarında ölçülü, eleştirel bir tutum önerir.

Yönetim Üstüne İki İnceleme (Two Treatises of Government)

Locke’un politika teorisini anlattığı bu yapıt, birçok şahıs tarafınca çağıl liberal demokrasinin temel taşlarından biri sayılır. İlk araştırma, mutlak monarşiyi korumak için çaba sarfeden Robert Filmer şeklinde düşünürleri eleştirir; ikinci araştırma ise Locke’un kendi politika anlayışını kurar.

Naturel haklar: yaşam, özgürlük ve iyelik

Locke’a nazaran insanoğlu, “tabiat durumunda” bile yaşam, özgürlük ve iyelik şeklinde haklara haizdir; bu haklar Tanrı’nın ve tabiat yasasının bir gereğidir. Devlet kurulsa da bu haklar devredilmez, bir tek daha iyi korunmak suretiyle devlete emanet edilir.

Eğer hükümet bu hakları ihlal ederse:

  • Halkın itiraz etme,
  • Hükümeti değişiklik yapma,
  • Gerekirse direnme hakkı vardır.

Bu fikirler, bilhassa Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve sonraki insan hakları belgelerinde yankı buldu. Thomas Jefferson, Locke’u “fikir tarihinin en büyük üç isminden biri” olarak anmıştır.

Hoşgörü Üstüne Mektuplar ve din özgürlüğü

Locke’un Hoşgörü Üstüne Mektupları, din özgürlüğünü korumak için çaba sarfeden en etkili klasik metinlerden biridir. Locke, devletin insanların vicdanına karışamayacağını, değişik mezhep ve dinlerin sulh içinde bir arada yaşayabilmesi için dini toleransın mecburi bulunduğunu savunur.

Devletin görevi:

  • İnsanların can ve mal güvenliğini korumak,
  • Cemiyet düzenini sağlamak,
  • Fakat insanları belirli bir inanca zorlamamak olmalıdır.

Eğitim Üstüne Düşünceler ve eğitim felsefesi

Locke’un Some Thoughts Concerning Education adlı eseri, bilhassa çocuk eğitimi üstüne yoğunlaşır. Ona nazaran:

  • Çocuklar hem ahlaken hem zihinsel olarak alışkanlık yöntemiyle şekillenir.
  • Korku ve cezadan oldukça, örnek olma, sevgi ve makul disiplin önemlidir.
  • Eğitim, yalnızca data aktarmak değil, karakter inşa etmektir.

Bu görüşler, çağıl pedagojik yaklaşımlar için mühim bir başlangıç noktası kabul edilir.

Locke’un Politika Felsefesi ve Toplumsal Sözleşme Anlayışı

Tabiat durumu, rıza ve toplumsal sözleşme

Locke’a nazaran insanoğlu, devletten ilkin bir “tabiat durumu” içinde yaşar. Bu durumda da tabiat yasası ve naturel haklar geçerlidir. Fakat bu hakların pratikte korunması güç olduğundan, insanoğlu özgür iradeleriyle bir toplumsal sözleşme yaparak devleti kurarlar.

Burada mühim noktalar:

  • Devlet halkın rızasına dayanmalıdır.
  • Hakları korumak için yetki verilir, sınırsız güç verilmez.
  • Devlet meşruiyetini kaybederse, sözleşme bozulur.

Bu yaklaşım, hemen sonra hem liberal hem de demokratik düşüncenin temel kavramlarından biri hâline geldi.

Iyelik, iktisat ve bireysel haklar

Locke, mülkiyetin kaynağını da naturel haklar içinde açıklar: İnsan, kendi emeğinin sahibidir; alın terini doğadaki şeylerle birleştirdiğinde, ortaya çıkan ürün onun mülkü olur.

  • Iyelik, bir tek toprak anlamına gelmez; gövde, emek, kabiliyetler ve üretilen mallar da bu kapsamda düşünülür.
  • İnsanlar mülk edinme hakkına haizdir, sadece başkalarının da yaşayabileceği kadar “ortak kaynak” bırakma sorumluluğu vardır.

Locke ek olarak faiz, para ve tecim üstüne de yazmış; iktisat düşüncesine erken katkı icra eden adlardan biri olmuştur.

Özgürlük, hukukun üstünlüğü ve sınırı olan devlet

Locke için gerçek özgürlük, “başkalarına zarar vermeden, akla uygun şekilde hareket edebilme” hâlidir. Bu özgürlüğün güvence altına alınması için:

  • Hukukun üstünlüğü esas olmalı,
  • Yasama, yürütme ve federatif güçler (dış ilişkiler) içinde vazife ayrımı bulunmalı,
  • Hiçbir organ sınırsız yetkiye haiz olmamalıdır.

Bu fikirler, hemen sonra güçler ayrılığı ve anayasal devlet şeklinde kavramların gelişimine zemin hazırladı.

Data Felsefesi: Empirizm, Zihin ve Bilginin Sınırları

Fikirler, deneyimler ve data türleri

Locke, bilgiyi açıklamak için ilkin “düşünce” (idea) terimini kullanır. Ona nazaran zihin, dış dünyadan gelen duyumlar ve zihnin kendi iç etkinliklerinden doğan iç deneyimler yardımıyla fikirlerle dolar.

Locke, bilgiyi kabaca üçe ayırır:

  1. Sezgisel data – Zihnin direkt görmüş olduğu, inkârı zor şeyler (mesela “Ben varım”).
  2. Tanıtlayıcı (demonstratif) data – Adım adım akıl yürütme ile ulaştığımız sonuçlar (mesela matematiksel ispatlar).
  3. Duyusal data – Duyu deneyimine dayanan, dış dünya hakkında bilgiler.

Bu fark, hemen sonra pek oldukça epistemoloji tartışmasına yön verdi.

Bilginin sınırları ve eleştirel düşünme

Locke’a nazaran zihin her şeyi bilmesi imkansız. Bilhassa doğa ötesi mevzularda (ruh–madde ilişkisi, Tanrı’nın doğası şeklinde) kati bilgiye ulaşmak oldukça zor olsa gerek. Bu yüzden:

  • İnsan, kendi bilme kapasitesini tanımalı,
  • Kanı ile kati data arasındaki farkı ayırt etmeli,
  • Dogmatik iddialara karşı dikkatli olmalıdır.

Locke’un bu yaklaşımı, rasyonel inanç ile kör inancı ayırmaya destek sunar ve çağıl bilimsel zihniyete oldukça yakındır.

Din, Hoşgörü ve Vicdan Özgürlüğü

Devlet–din ayrımı ve çoğulculuk

Locke, bir taraftan dindar bir Hristiyan, öteki taraftan kuvvetli bir hoşgörü savunucusuydu. Hoşgörü Üstüne Mektupları’nda, devlet ile dinin vazife alanlarını açık şekilde ayırır:

  • Devlet, insanların bu dünyadaki bedensel ve maddi iyiliğinden mesuldür.
  • Kilise ise gönüllü bir inananlar topluluğudur; kimse zorla kiliseye sokulamaz.

Bu görüş, çağıl anlamda “laiklik” olmasa da din özgürlüğü ve çoğulculuk fikrinin kuvvetli bir savunusudur.

İnanç ile akıl arasındaki denge

Locke, inanç ile aklın çatışmak zorunda olmadığını savunur. Ona nazaran:

  • Akıl, vahyin hakkaten Tanrı’dan gelip gelmediğini değerlendirmeye yardım eder.
  • Mukaddes metinleri yorumlarken, akıl rehberlik edebilir.
  • Sadece Tanrı’ya dair bazı sırlar aklı aşabilir; bu aşamada alçakgönüllü olmak gerekir.

Bu denge, fanatizme karşı bir panzehir, düşünceli bir dindarlık modeli sunar.

Locke’un Tesiri: ABD’dan Avrupa’ya Uzanan Miras

Amerikan Devrimi, insan hakları ve anayasalar

Locke’un naturel haklar ve toplumsal sözleşme anlayışı, bilhassa Amerikan Devrimi esnasında büyük tesir yarattı. ABD’daki siyasetçiler, “yaşam, özgürlük ve mutluluğu arama” şeklinde ifadeleri formüle ederken Locke’un fikirlerinden esin aldılar.

  • Bağımsızlık Bildirgesi ve Haklar Bildirgeleri, Locke’un haklar ve hükümete karşı direnme düşüncesiyle yakından ilişkilidir.
  • Çağıl demokratik anayasalar, devletin yetkilerini sınırlama ve bireysel hakları güvence altına alma noktasında Locke’un izlerini taşır.

Rousseau, Voltaire ve İskoç Aydınlanması üstündeki tesirleri

Locke’un eserleri, Fransa’da Voltaire, İsviçre/Fransa’da Rousseau, İskoçya’da David Hume ve Adam Smith şeklinde adlar üstünde derin tesir bıraktı.

  • Voltaire, Locke’u “bilge Locke” diye anmış, bilhassa hoşgörü ve deneycilik mevzularında ondan esin almıştır.
  • Rousseau, toplumsal sözleşme fikrini değişik bir yöne taşısa da, başlangıç noktalarından biri Locke’un politika anlayışıdır.
  • İskoç Aydınlanması’nda deneysel psikoloji, terbiye felsefesi ve iktisat alanları, Locke’un insan doğası ve data teorisine dayanarak gelişmiştir.

John Locke’a Yöneltilen Eleştiriler

Iyelik teorisi ve ekonomik eşitsizlik

Locke’un iyelik teorisi, bireysel hakları güçlendirirken, bazı düşünürler tarafınca ekonomik eşitsizliği meşrulaştırmakla eleştirilmiştir. Eleştirilerin bazıları şu şekilde:

  • Emek teorisi, büyük toprak sahipliklerini açıklamakta zorlanabilir.
  • Para ve ana para birikimi, “her insana kafi gelecek kadar bırakma” ilkesini pratikte ihlal ediyor şeklinde görünebilir.

Çağıl tartışmalarda, Locke’un fikirleri hem savunulmakta hem de daha eşitlikçi modellerle tekrardan yorumlanmaktadır.

Kolonyalizm, kölelik tartışmaları ve etik problemler

Tarihçiler, Locke’un dönemindeki sömürgecilik ve kölelik tartışmalarındaki konumunu da incelemiştir. Bazı araştırmalar:

  • Locke’un, teoride köleliği oldukça dar bir çerçeve hariç kabul etmediğini, pratikte ise devrin koloniyal politikalarından tamamen kopamadığını,
  • Carolina Anayasası taslağı şeklinde metinlere katkı verirken sömürgeciliğin içinde yer aldığını öne sürer.

John Locke’tan Günümüze Dersler

Demokrasi, insan hakları ve eğitim açısından çıkarılacak dersler

Locke’un mirası, günümüz dünyası için hâlâ canlıdır:

  • Demokrasi: Halkın rızasına dayalı yönetim, seçimler, hesap verilebilirlik şeklinde kavramlar Locke’un çizdiği çerçeveye uyar.
  • İnsan hakları: Yaşam, özgürlük ve iyelik bugün de temel hak kategorileri içinde yer alır.
  • Eğitim: İnsanın karakterinin büyük seviyede eğitimle şekillendiği fikri, çağıl pedagojinin temel taşlarındandır.

Güncel politika ve hukukta Lockeçu miras

Bugün:

  • Hukukun üstünlüğü,
  • Güçler ayrılığı,
  • Temel hak ve özgürlükler,
  • Din ve vicdan özgürlüğü

şeklinde kavramlar tartışılırken, arka planda Locke’un geliştirdiği düşünsel miras çalışır. Elbet günümüz sorunları, onun yaşamış olduğu dönemden daha karmaşık; fakat Locke’un temel ilkeleri, bu sorunlara yaklaşırken hâlâ kuvvetli bir referans noktası sunar.

Sık Sorulan Sorular

  1. John Locke kimdir?

John Locke, 1632–1704 yılları aralığında yaşamış, çağıl empirizm ve liberal politika felsefesinin kurucu isimlerinden İngiliz felsefeci ve hekimdir. Aydınlanma düşüncesini, demokratik yönetim anlayışını ve insan hakları terimini derinden etkilemiştir.

  1. John Locke’un en mühim eserleri hangileridir?

Başlıca eserleri:

  • İnsan Anlığı Üstüne Bir Tecrübe etme
  • Yönetim Üstüne İki İnceleme
  • Hoşgörü Üstüne Mektuplar
  • Eğitim Üstüne Düşünceler
  • Para, faiz ve Hristiyanlık üstüne çeşitli incelemeler

Bu eserler, data felsefesi, politika, din ve eğitim alanlarını kapsar.

  1. John Locke’un politika felsefesinin özeti nedir?

Locke’a nazaran insanoğlu doğuştan bazı haklara (yaşam, özgürlük, iyelik) haizdir. Devlet, bu hakları korumak için halkın rızasıyla kurulmuş bir araçtır. Hükümet bu görevini kötüye kullanırsa, halkın onu değişiklik yapma hakkı vardır.

  1. John Locke’un data felsefesi neyi savunur?

Locke, zihnin doğuştan fikirlerle dolu olmadığını; bilginin deneyimle oluştuğunu savunur. Zihin, dış duyumlar ve iç deneyimler yöntemiyle fikirlerle dolar. Bu yaklaşım, “empirizm” adında olan fikir akımının temelini oluşturur.

  1. John Locke’un Amerikan Devrimi’ne tesiri nedir?

Locke’un naturel haklar ve toplumsal sözleşme teorisi, Amerikan Devrimi’nin ideolojik altyapısını büyük seviyede şekillendirdi. Bağımsızlık Bildirgesi’ndeki birçok ifade, Locke’un düşüncelerini yansıtır; bilhassa hakların devredilmezliği ve fena yönetime karşı direnme hakkı bu etkilerin önderlik yapar.

  1. John Locke din ve hoşgörü mevzusunda ne düşünür?

Locke, devletin insanların inançlarını zorla değiştiremeyeceğini, dinin gönüllü bir bağlılık bulunduğunu savunur. Bu yüzden değişik mezhep ve dinlere karşı hoşgörülü olunması icap ettiğini, vicdan özgürlüğünün temel bir hak bulunduğunu söyler.

  1. John Locke günümüz için niçin hâlâ önemlidir?

Şundan dolayı bugün savunduğumuz birçok kıymet –demokrasi, temel haklar, hukukun üstünlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, eğitimle kişinin şekillenmesi– direkt yada dolaylı olarak Locke’un geliştirdiği fikirlerden beslenir. Onu idrak etmek, çağıl dünyayı anlamaya da destek sunar.

Netice olarak John Locke, çağıl dünyanın düşünsel temellerini sorgulayan bir entelektüeldir.

Locke:

  • Data felsefesinde deneyimi merkeze alarak dogmatizme meydan okumuş,
  • Politika felsefesinde naturel haklar, toplumsal sözleşme ve sınırı olan devlet anlayışını sistemleştirmiş,
  • Din alanında hoşgörü ve vicdan özgürlüğünün önemini savunmuş,
  • Eğitimde karakter ve alışkanlıkların rolünü vurgulamıştır.

Onun fikirleri hem övgü hem de eleştiri almış; sadece tartışılmadan asla bırakılmamıştır. Günümüzde haklar, özgürlükler, demokrasi ve eğitim üstüne düşündüğümüzde, bir çok kez bilincinde olmadan Locke’un açmış olduğu yollarda yürüyoruz.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )