
Orhan Pamuk‘un 2014 senesinde piyasaya çıkan “Aklımda Bir Tuhaflık” romanı, yazarın edebiyatında mühim bir yer tutan, varlıklı katmanlı ve derinlikli bir eserdir. Roman, İstanbul’un 1969’dan 2012’ye kadar uzanan yarım asırlık değişiklik ve dönüşümünü, bayağı bir karakter olan bozacı Mevlut Karataş’ın yaşamı üstünden anlatır.
Ana Tema ve Mevzular:
İstanbul’un Değişimi:
Romanın merkezinde İstanbul’un köyden kente göç, gecekondulaşma, çarpık kentleşme ve modernleşme süreci yer alır. Pamuk, Mevlut’un bozacılık yaparak gezdiği sokaklar vasıtasıyla şehrin fiziki, toplumsal ve kültürel değişimini gözler önüne serer. Eski mahallelerin yıkılıp yerine betonarme yapıların yükselişi, geleneksel yaşam biçimlerinin modernleşmeyle çatışması, romanın mühim temalarındandır.
Aşk ve Kısmet Anlayışı:
Romanın en belirgin öykü örgülerinden biri, Mevlut’un üç yıl süresince mektuplar yazdığı kızla değil, onun ablasıyla evlenmesi üstüne kurulu “kısmet” ve “niyet” sorgulamasıdır. Mevlut, aslen aşka düştüğü kız yerine ablasıyla evlenince, hayatındaki bu “tuhaflık”la yaşamayı öğrenir. Bu durum, mutluluğun ve mutsuzluğun seçimlere mi yoksa kısmete mi bağlı olduğu sorusunu gündeme getirir.
Kimlik Arayışı ve Yabancılaşma:
Mevlut, geleneksel bozacı kimliğiyle modernleşen İstanbul’da bir karşıtlık oluşturur. Kentte tutunma çabası, değişik işlerde emek harcaması ve kendi benliğinin içindeki sorgulamaları, kimlik arayışı ve yabancılaşma olgularını yansıtır. Mevlut’un “kafamdaki tuhaflık” söylediği şey, bu değişen dünyada kendi yerini bulma çabası, hayalleri ve gerçekleri arasındaki çelişkidir.
Anane ve Modernite:
Roman, geleneksel değerlerin çağıl yaşamla iyi mi bir etkileşim içine girdiğini, bazı değerlerin kaybolduğunu, bazılarının ise direndiğini gösterir. Bozacılık mesleği, bu geleneksel duruşun sembolüdür.
Toplumsal Çatışmalar:
Roman, Alevi-Sünni çatışması, sağ-sol ideolojik ayrışmalar, Kürt-Türk ilişkileri benzer biçimde dönemsel toplumsal gerilimlere de değinir. Pamuk, bu çatışmaların bireylerin hayatlarına iyi mi yansıdığını, hemşehrilik ve akrabalık ilişkilerinin bu bağlamda iyi mi rol oynadığını işler.
Meta-kurgu:
Pamuk, bu romanda da sıkça başvurduğu meta-kurgu öğelerini kullanır. Anlatıcı bakış açılarının çeşitliliği (Tanrı anlatıcı ve karakterlerin kendi ağızlarından ifade), okuyucunun değişik perspektiflerden vakalara bakmasını sağlar ve romana derinlik katar.
Karakterler:
- Mevlut Karataş: Romanın ana karakteri. Yoksul bir Orta Anadolu köyünden İstanbul’a göç eden, bozacılık yaparak geçimini elde eden, dürüst, iyi niyetli fakat birazcık da saf bir karakterdir. Hayatındaki “tuhaflıklar” ve sorgulamalarıyla dikkat çeker. İstanbul’un değişimiyle beraber o da değişik işler deneyerek uyum sağlamaya çalışır.
- Rayiha: Mevlut’un mektuplar yazdığı, aslolan aşka düştüğü kız değil, yanlışlıkla evlendirilmiş olduğu ablasıdır. Rayiha’nın sabrı, sadakati ve Mevlut’a olan bağlılığı, ilişkilerinin temelini oluşturur.
- Samiha: Mevlut’un aslolan aşka düştüğü, sadece sonradan yengesi olan kızdır. Rayiha’nın ölümünden sonrasında Mevlut’la evlenmeleri, kısmet ve niyet sorgulamasını daha da derinleştirir.
- Korkut ve Süleyman: Mevlut’un amcaoğullarıdır. Kentte tutunma ve zenginleşme mevzusunda Mevlut’tan daha aşırı istekli ve yırtıcıdırlar. Roman süresince Mevlut’un dürüstlüğüne karşıtlık oluştururlar.
- Ferhat: Mevlut’un fena ikizi olarak nitelendirilebilecek, çıkarcı ve manipülatif bir karakterdir.
Ifade Tekniği ve Dil:
Orhan Pamuk, “Aklımda Bir Tuhaflık”ta yalın ve akıcı bir dil kullanmıştır. Roman, değişik karakterlerin kendi seslerinden aktarılan bölümlerle zenginleşir. Bu oldukça seslilik, okuyucuya vakalara değişik açılardan bakma imkanı sunar. Pamuk’un detaylı betimlemeleri ve gözlem gücü, İstanbul’un sokaklarını, insanlarını ve atmosferini canlı bir halde okuyucuya aktarır. Yazar, bayağı bir insanoğlunun alışılmadık olmayan yaşamını bile felsefi bir derinlikle ele almayı başarır.
Netice:
“Aklımda Bir Tuhaflık”, Orhan Pamuk’un İstanbul’a, değişime, insan ruhunun karmaşıklığına ve “tuhaflıklarına” dair derin bir görüş açısı sunmuş olduğu mühim romanlarından biridir. Hem bir aşk hikayesi hem de çağıl bir destan niteliği taşıyan yapıt, İstanbul’un son yarım asrının sosyolojik ve kültürel dönüşümünü, bayağı bir insanoğlunun bakış açısından etkisi altına alan bir halde anlatır. Roman, okuyucuyu hem bir döneme tanıklık etmeye hem de yaşamın içindeki “tuhaflıkları” sorgulamaya çağrı eder.


