
Aşağıda Divan Edebiyatı ile Tanzimat Edebiyatı‘nın kapsamlı bir karşılaştırması yapılmış, Divan ve Tanzimat edebiyatı ile ilgili genel, özet bilgiler verilmiştir.
Karşılaştırma Tablosu: Divan Edebiyatı – Tanzimat Edebiyatı
| Özellik | Divan Edebiyatı | Tanzimat Edebiyatı |
| Süreci | 13. yy – 19. yy ortaları | 1860 (Tercüman-ı Ahvâl) – 1895 |
| Dil | Ağır, Arapça-Farsça karışımı Osmanlıca | Halkın anlayabileceği daha mütevazi bir Türkçe |
| Mevzu | Bireysel: Aşk, tabiat, din, tasavvuf | Toplumsal: Hakkaniyet, hak, hukuk, özgürlük… |
| Biçim | Aruz ölçüsü, beyitlerle yazılır | Aruz + Hece, şiirde yenilik denemeleri |
| Kaynak | İran edebiyatı ve İslam kültürü. Doğu (Doğu) kültürünün (Arap-Fars) tesirinde. | Batı edebiyatı (bilhassa Fransız) Garp (Batı) kültürünün tesiri. |
| Sanat Anlayışı | Sanat için sanat | Cemiyet için sanat |
| Düzyazı Türleri | Süslü, sanatlı düzyazı (seci, tekrir vb.) | Gazete, yazı, roman, hikâye şeklinde türler |
| Temsilciler | Fuzuli, Kalımlı, Nedim, Nef’i … | Namık Kemal, Ziya Paşa, Şinasi, Ahmet Midhat… |
| Edebî Türler | Gazel, kaside, mesnevi, rubai… | Roman, hikâye, tiyatro, yazı… |
Karşılaştırma: Divan Edebiyatı ve Tanzimat Edebiyatı
1- Giriş
Türk edebiyatının tarihsel gelişiminde Divan Edebiyatı ve Tanzimat Edebiyatı, iki mühim dönüm noktasıdır. Biri geleneksel doğu tesirinde şekillenen bir klasik edebiyat, diğeri ise Batı etkisiyle ortaya çıkan bir yenileşme hareketidir.
2- Dil ve Üslup
Divan edebiyatı, Arapça ve Farsça kelimelerle yüklü, süslü ve sanatlı bir Osmanlıca kullanır. Bu durum halktan kopuk, yalnızca aydın bir kesimin anlayabileceği bir dilin oluşmasına niçin olmuştur.
Buna karşılık Tanzimat edebiyatı, halkın anlayabileceği bir dil kullanma amacındadır. Şinasi ve Namık Kemal şeklinde yazarlar, daha mütevazi bir Türkçeyle yazmayı denemiş, halkı bilgilendirmeyi ve eğitmeyi amaçlamıştır.
3- Mevzular ve Temalar
Divan edebiyatı daha oldukça bireysel duygulara yönelmiştir. Aşk, doğa, sevgiliye duyulan hasret, tasavvuf şeklinde soyut ve bireysel temalar ön plandadır.
Tanzimat edebiyatı ise toplumcu bir anlayışla yazılmıştır. Hakkaniyet, eşitlik, özgürlük, eğitim şeklinde toplumsal mevzular işlenir. Tanzimat yazarları, toplumu değişiklik yapma ve geliştirme amacı taşır.
4- Biçim ve Şekil Özellikleri
Divan şiiri, aruz ölçüsüyle yazılır ve çoğu zaman gazel, kaside, mesnevi şeklinde nazım şekilleri kullanılır. Şiirde uyum ve anlamdan oldukça, sanatlı söyleyiş önemlidir.
Tanzimat şiirinde de aruz ölçüsü kullanılmış, nazım birimi olarak beyit tercih edilmiştir, divan şiiri nazım şekilleri kullanılmıştır. Şiir şekilleri mevzusunda yenilikler denenmiş, düz yazı türleri (roman, hikâye, tiyatro, yazı) yaygınlık kazanmıştır.
Tanzimat döneminde şiirde Divan şiiri geleneği devam ettirilmiş; bir tek muhtevada (içerikte) yenilikler olmuştur.
5- Sanat Anlayışı
Divan edebiyatında sanat, “sanat için sanat” anlayışıyla yapılır. Şiirsel güzel duyu ve bireysel duygular ön plandadır. Tanzimat edebiyatında ise “cemiyet için sanat” anlayışı benimsenmiş, sanat bir vasıta olarak görülmüştür.
6- Kaynak ve Tesir
Divan edebiyatı, İran edebiyatı başta olmak suretiyle İslam dünyası klasiklerinden etkilenmiştir. Tanzimat edebiyatı ise Batı’ya yönelmiş; bilhassa Fransız edebiyatı (Victor Hugo, Voltaire, Rousseau) kaynak alınmıştır.
7- Netice
Divan Edebiyatı, Osmanlı saray ve medrese çevresinde gelişen bir edebiyat iken;
Tanzimat Edebiyatı, modernleşme yolunda atılmış toplumsal bir adım olarak değerlendirilebilir.
Bu iki dönem, Türk edebiyatının doğu ve batı içinde yaşamış olduğu dönüşümün izlerini taşır. Biri geçmişin güzel duyu ve geleneklerine bağlı kalırken, diğeri yeniyi arayan ve geleceği inşa etmeye çalışan bir yapıya haizdir.
DİVAN EDEBİYATI
Divan Edebiyatı Şairleri Kronolojisi (13. yy – 19. yy)
| Yüzyıl | Öne Çıkan Şairler | Temel Özellikler |
| 13. | Yunus Emre (geçiş periyodu), Hoca Dehhani | Divan tarzının ilk izleri, tasavvufi şiirler, Anadolu’da Türkçenin kullanımı başlıyor |
| 14. | Gülşehrî, Âşık Paşa, Nesimî, Kadı Burhaneddin | Türkçe’nin gelişimi, hem dinî hem dünyevi şiirler, tasavvuf tesiri belirgin |
| 15. | Ahmed Paşa, Şeyhî, Necatî | Klasik biçimler yerleşiyor, sanatlı söyleyiş öne çıkıyor |
| 16. | Fuzûlî, Bâkî, Zâtî, Hayalî, Taşlıcalı Yahyâ | Divan edebiyatının altın çağı, sanat ve anlamda zirve eserler, gazel ustalığı |
| 17. | Nef’î, Nâbî, Nailî | Kaside türünde ustalık, toplumsal eleştiri, hikmetli söyleyiş |
| 18. | Nedîm, Şeyh Gâlib, Sâbit | Lale Devri tesiri, zevk ve eğlence, Sebk-i Hindî (hayal gücüne dayalı biçim) |
| 19. | Enderunlu Vâsıf, Keçecizâde İzzet Molla | Tanzimat’a geçiş izleri, halkla temas artıyor, sadeleşme çabaları |
Dönemlere Nazaran Öne Çıkan Divan Edebiyatı Sanatçıları
13–14. yy: Başlangıç ve Oluşum
- Hoca Dehhânî: İlk divan şairi sayılır.
- Yunus Emre: Divan ile halk şiiri içinde köprü kurar (tasavvufi yönüyle).
15. yy: Klasik Yapının Kurulması
- Şeyhî: Hiciv ve gülmece ustası.
- Necatî: Türkçe gazelin öncüsü.
16. yy: Altın Çağ
- Fuzûlî: Aşkın ve tasavvufun şairi. “Su Kasidesi” ünlüdür.
- Bâkî: “Sultânu’ş-Şuarâ” (Şairler sultanı); İstanbul Türkçesi ve güzel duyu anlayış.
- Zâtî: Hem öğretici hem sanatçı yönüyle mühim.
17. yy: Sert Üslup ve Hikmet
- Nef’î: Kasideleri ve hicivleriyle meşhur. Oldukca sivri dilli.
- Nâbî: Fikir (hikemî) tarzın temsilcisi, etik öğütler ön planda.
18. yy: Zevk, Hayal ve Renk
- Nedîm: Lale Devri’nin sevinç ve eğlence şairi.
- Şeyh Gâlib: Sebk-i Hindî akımının en büyük adı. “Hüsn ü Aşk” eseriyle zirveye ulaşır.
️ 19. yy: Geçiş ve Çözülme
- Enderunlu Vâsıf: Mütevazi dil, halk zevkine yakın.
- Keçecizâde İzzet Molla: Toplumsal hiciv ve Tanzimat’a göz kırpan eserler.
Divan Edebiyatından Şiir Örnekleri
1- Gazel Örneği — Fuzûlî
Su Kasidesi’nden (Gazel parçası):
Dest busi arzusuyla ölürsem dostlar
Kuze eylen toprağım sunun anınla yâre su
Anlamı: Sevgilinin dudağını öpmek arzusuyla ölürsem, dostlarım, toprağımdan bir testi yapın ve o testiden sevgiliye su verin.
Yorum: Aşk uğruna ölüm bile anlamlıdır. Şairin aşkı öyleki derindir ki, öldükten sonrasında bile toprağıyla sevgiliye ulaşmak ister. Klasik “aşkla ölümsüzleşme” temasına güzel bir örnektir.
2- Gazel Örneği — Bâkî
Âvâzeyi bu âleme Dâvûd şeklinde sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Anlamı: Bu dünyaya Dâvûd Peygamber şeklinde güzel bir ses yay; şu sebeple bu fani dünyada kalıcı olan tek şey hoş bir seda (güzel bir isim/anıdır).
Yorum: Divan edebiyatında dünya fanidir, kalıcı olan yalnızca iyi bir isimdir. Bâkî, adeta yazınsal miras bırakmanın önemini vurgular.
3- Kaside Örneği — Nef’î
Cihân-ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler
Anlamı: Dünyayı süsleyen şey, dünyanın içindedir fakat insanoğlu bunu bilmezler. Tıpkı denizin içinde yaşayan balıkların, denizi fark etmemesi şeklinde.
Yorum: Sufî düşünceye de yaklaşan bu beyitte, hakikat ve güzelliğin içimizde olduğu fakat bunu fark etmediğimiz dile getirilir. Mecaz ustalığı oldukça belirgindir.
4- Rubai Örneği — Nabi
Ne gam bigün olur devr-i felek tersü ser olur
Revâ mı gam çekip âh eylemek her dem zarur
Gedâdan şâh olur şâhtan olur kimi zaman gedâ
Mutluluk hiç kimseye mîrâs-ı pâder küder olur
Anlamı: Alınyazısı bigün ters dönerse ne gam? Devamlı gam çekip inlemek doğru mu? Vakit olur, yoksul padişah olur, padişah da yoksul. Mutluluk asla hiç kimseye babadan miras kalmaz.
Yorum: Divan edebiyatı devamlı karamsar değildir. Nabi burada kaderin döngüselliğine dikkat çeker; her inişin bir çıkışı vardır. Dünya malı geçicidir.
5- Murabba Örneği — Nedîm
Sâkin ol bezm-i mey içre gel ganî mey içelim
Gör ne hoş söyleniyor nâğme-i nevçâre şimdi
Cân u dilden geçmedir âşık olana âyin-i aşk
Âşık-ı sâdık olanlar bu cefâya yâre şimdi
Anlamı: Şarap meclisinde sakin ol, gel beraber içelim; bak ne güzel çalınıyor ney sesi. Gerçek aşkın yolu, can ve gönülden geçmektir. Sadık âşıklar şimdi bu cefaya seve seve katlanırlar.
Yorum: Nedîm, Lale Devri’nin eğlence ve zevk anlayışını şiirlerine taşır. Bu beyit, hem tasavvufi aşk hem de dünyevi aşk açısından yorumlanabilir.
TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATI
️ Tanzimat Edebiyatı Sanatçıları (1860–1895)
I. Dönem Tanzimat Sanatçıları (1860–1876)
(Cemiyet için sanat, mütevazi dil, halkı aydınlatma hedefi)
| Sanatçılar | Alanları ve Özellikleri | |
| Şinasi | Ozan, gazeteci, oyun yazarı | • İlk hususi gazete (Tercüman-ı Ahval,1860) • İlk tiyatro eseri: Ozan Evlenmesi • Mütevazi dilin savunucusu |
| Ziya Paşa | Ozan, nesirci | • Terkib-i Bent, Zafername • Hem halk hem divan şiirine yönelme • Tutarsız sanat anlayışı |
| Namık Kemal | Ozan, tiyatrocu, romancı | • Vatan Veya Silistre (tiyatro) • İntibah, Cezmi (roman) • Vatan, özgürlük temaları |
| Ahmet Vefik Paşa | Tiyatro yazarı, çevirmen | • Molière’den adaptasyonlar • Türk tiyatrosunun gelişimine katkı |
| İbrahim Şinasi | Gazeteci, yazar | • Batılı anlamda edebiyat ve düşünceye geçişin öncüsü |
| Ali Suavi | Gazeteci, yazar | • Özgürlük gazetesi • Siyasal düşünceler ön planda |
| Agâh Efendi | Gazeteci | • Şinasi ile Tercüman-ı Ahval’i çıkaran şahıs |
II. Dönem Tanzimat Sanatçıları (1876–1895)
(Sanat için sanat, bireysel temalar, güzel duyu kaygılar)
| Sanatçı | Alanları | Özellikleri |
| Recaizade Mahmut Ekrem | Ozan, eleştirmen, romancı | • Zemzeme (şiir), Otomobil Sevdası (roman) • Sanat için sanat • Güzel duyu ve kişi ön planda |
| Abdülhak Hâmid Tarhan | Ozan, tiyatro yazarı | • Makber, Sahra, Eşber, Nesteren • Doğa ötesi, aşk, ölüm temaları • Tiyatroyu trajediye yaklaştırdı |
| Muallim Naci | Ozan, öğretmen | • Şerare, Ateşpare • Hece veznini savunur • Eski edebiyatı savunur (klasik çizgide) |
| Samipaşazade Sezai | Hikâyeci, romancı | • Sergüzeşt (roman), Minik Şeyler (hikâye) • Realizmin tesiri • Kölelik, bireysel dramlar |
| Nabizade Nâzım | Romancı | • Karabibik: İlk köy romanı • Zehra: Ruhsal roman örneği |
| Ahmet Mithat Efendi | Romancı, gazeteci | • Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Hasan Mellâh • Popüler, öğretici yazım • “Yazı makinesi” lakaplı |
| Şemsettin Sami | Romancı, dilci | • Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat (İlk yerli roman) • Kamus-ı Türkî (lügat emek harcamaları) • Tiyatro ve dil alanında etkili |
| Direktör Ali Bey | Gülmece yazarı, tiyatrocu | • Gezi Jurnali • Mizahi anlatımıyla dikkat çeker |
| Fatma Aliye Hanım | Romancı | • İlk hanım romancımız • Hanım hakları ve bireysel özgürlük üstüne eserler verdi |
Tanzimat Sanatçıları: Alanlarına Nazaran Sınıflandırma
Şiir:
- Şinasi
- Namık Kemal
- Ziya Paşa
- Recaizade Mahmut Ekrem
- Abdülhak Hâmid Tarhan
- Muallim Naci
Roman:
- Şemsettin Sami
- Namık Kemal
- Ahmet Mithat Efendi
- Samipaşazade Sezai
- Nabizade Nâzım
- Fatma Aliye Hanım
Tiyatro:
- Şinasi (Ozan Evlenmesi)
- Namık Kemal (Vatan Veya Silistre)
- Abdülhak Hâmid Tarhan (Eşber, Nesteren)
- Ahmet Vefik Paşa (adaptasyonlar)
- Direktör Ali Bey (Gezi Jurnali)
Gazetecilik:
- Şinasi
- Namık Kemal
- Ziya Paşa
- Ali Suavi
- Agâh Efendi
- Ahmet Mithat Efendi
Tanzimat Süreci Şiirlerinden Örnekler
I. Dönem Tanzimat Şiiri Örnekleri
(Cemiyet için sanat anlayışıyla yazılmıştır)
Namık Kemal – Özgürlük Kasidesi’nden
Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yoğ imiş kurtaracak bahtı kara mâderini
- Anlamı: Vatan, düşmanın saldırısı altındadır; sadece ne yazık ki onu kurtaracak kimse yoktur.
- Yorum: Namık Kemal, şiiriyle halkı bilinçlendirmek, vatan sevgisini uyandırmak ister. Vatan ve özgürlük temaları ilk kez bu denli coşkulu dile gelir.
Ziya Paşa – Terkib-i Bent’ten
Ayinesi iştir kişinin söze bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
- Anlamı: Bir insanoğlunun aynası sözleri değil, yapmış olduğu işlerdir. Akıl ve kıymet, ortaya koyduğu eserlerle ölçülür.
- Yorum: Didaktik (öğretici) şiirin örneğidir. Ziya Paşa, toplumsal yozlaşmayı ve sözde bilgeleri eleştirir.
Şinasi – Münacaat’tan (yakarma biçiminde)
Ey Rabb-i kerîm! Lûtfuna muhtac-ı kemâlim
Kıl sıyanet ü nusret ile müyesser cemâlim
- Anlamı: Ey yüce Tanrı! Ben kusurlu bir kulum, lütfuna muhtacım. Beni koru ve güzelliklere eriştir.
- Yorum: Hem dinî duyarlılık hem de mütevazi dille yakarma durumunda yazılmış bir şiir. Şinasi, Arapça-Farsça yerine anlaşılır Türkçeyi benimser.
II. Dönem Tanzimat Şiiri Örnekleri
(Sanat için sanat anlayışını yansıtır)
Abdülhak Hâmid Tarhan – Makber’den
Gitmek! Ey bâd-ı sabâ söyle o cânân gitti mi?
Gitti ise gelmeyecek, geçti mi eyyâm gitti mi?
- Anlamı: Ey sabah rüzgârı, söyle bana: Sevgilim gitti mi?
Gittiyse geri dönmeyecek mi, o güzel günler geçti mi? - Yorum: Abdülhak Hâmid, eşinin ölümünün peşinden duyduğu büyük acıyı dile getirir. Bu şiir bireysel duygularla yüklüdür ve doğa ötesi izler taşır.
Recaizade Mahmud Ekrem – Zemzeme’den
Aşk bir bâzîçedir, âkil olan âşık olmaz
Akıbet yandığını görmeli her kim yanmaz
- Anlamı: Aşk bir oyundur; akıllı şahıs âşık olmaz.
Aşkın sonunda yanacağını bilmelidir insan. - Yorum: Güzel duyu ve bireysel temaların egemen olduğu bu şiir, II. Dönem’in sanat anlayışını yansıtır. Aşk ve duygular öne çıkar.


