Katalonya’ya Selam Özeti, Konusu ve Karakterleri

Katalonya’ya Slm – George Orwell

Tür:Roman
Yazar:George Orwell
Yayınlanma Zamanı:1938
Yayınevi:Can Yayınları
ISBN:9789750748820
Karakterler

Eric Arthur Blair: Kitabın anlatıcısı ve merkez figürüdür. İdealist, dürüst ve etik tutarlılığa büyük ehemmiyet veren bir gözlemcidir. Faşizme karşı savaşmak için İspanya’ya gelir. Sadece zaman içinde kör ideolojilere değil, hakikate sadakati önceleyen bir tutum geliştirir. Yürekli olmasına karşın duygusal değildir. Savaşın sefaletini, disiplinsizliğini ve anlamsızlığını açıkça yazar. Yaşadıkları, onun Stalinist totalitarizme karşı kalıcı bir eleştirel şuur kazanmasına neden olur.

Georges Kopp: POUM içinde vazife alan, Orwell’in saygı duyduğu figürlerden biridir. Entelektüel, disiplinli ve mesuliyet sahibi bir komutandır. Devrimci idealleri askeri ciddiyetle birleştirmeye çalışır. Hemen sonra tutuklanması, Orwell için Cumhuriyetçi cephedeki adaletsizliğin somut sembollerinden biri haline gelir.

Mevzusu

George Orwell’in İspanya İç Savaşı esnasında Cumhuriyetçi saflarda gönüllü olarak savaşırken yaşadıklarını anlattığı bir tanıklık kitabıdır. Yaratı, faşizme karşı savaşım ile aynı cephede yaşanmış olan ideolojik çatışmaları, propaganda ve ihanet mekanizmalarını gözler önüne serer. Orwell, devrim idealinin iyi mi yozlaştığını ve gerçeğin siyasal çıkarlar uğruna iyi mi çarpıtıldığını kişisel deneyimleri üstünden aktarır.

Katalonya’ya Slm Özeti

Orwell 1936’nın sonunda, Avrupa’da yükselen faşizme karşı İspanya’daki savaşın belirleyici bir cephe olduğuna inanarak Barcelona’ya gelir. Şehre adım atar atmaz onu en oldukça sarsan şey, savaşın ötesinde, sokaklardaki devrim atmosferidir. İşçilerin ve sendikaların belirgin gücü, kolektifleştirilmiş işletmeler, gündelik hayatta sınıfsal hitapların yumuşaması, yoksulların “baş eğmeden” dolaşabildiği bir toplumsal eşitlik hissi… Yazar, bu ilk süreci hem coşkuyla hem de şaşkınlıkla anlatır.

Kısa süre sonrasında yazar, Cumhuriyetçi cephedeki sol milislerden POUM saflarına (anti-Stalinist çizgide bir Marksist oluşum) katılır ve eğitim sonrası Aragon cephesine gönderilir. Cephedeki yaşam, duygusal kahramanlık anlatısından oldukça soğuk, yoksunluk ve bekleyiş üstüne kuruludur. Tabanca/cephane eksikliği, fena teçhizat, besin ve yakacak sıkıntısı, siperlerde bitmeyen nöbetler… Orwell bir taraftan savaşın sıradanlığını ve zorluğunu yazarken, öteki taraftan milislerin içinde gözlemlediği görece eşitlikçi ilişkileri (subay–er ayrımının zayıflığı, devrimci disiplin fikri) vurgular. Bu düzenin hem kuvvetli yanlarını hem de pratikte doğurduğu aksaklıkları açıkça tartışır.

Bir süre sonrasında Orwell izin/işler sebebiyle tekrardan Barcelona’ya döner ve savaşın tek cepheli olmadığını çıplak şekilde görür: Cumhuriyetçi tarafta faşizme karşı savaşım sürerken, aynı cephe içinde siyasal hizipler arası sert bir güç kavgası büyümüştür. 1937 baharında Barcelona’da patlak veren ve tarihe Mayıs Vakaları olarak geçen çatışmalarda, Orwell direkt kent içi barikat ortamını yaşar. Cumhuriyetçi blok içindeki gerilimlerin silahlı çatışmaya dönmesi, ortak düşmana karşı birleşme fikrini yerle bir eder. Bu dönem, devrimin enerjisinin yerini kuşkuya, propaganda savaşına ve iç tasfiyeye bıraktığı bir kırılma anıdır.

Mayıs Vakaları’nın peşinden Orwell tekrardan cepheye gider. Bu dönüş, artık onun gözünde bir tek Franco kuvvetlerine karşı değil, bununla beraber Cumhuriyetçi taraftaki siyasal iklimin kararmasına karşı da bir dönüş gibidir. Cephedeyken bir hücum/ateş altında boynundan vurularak ağır yaralanır ve cenk dışı kalır, hastane ve iyileşme süreci adım atar. İyileşip Barcelona’ya döndüğünde ise aslolan şokla karşılaşır. POUM’a yönelik devlet baskısı sertleşmiş, teşkilat yasadışı duyuru edilmiş, üyeler tutuklanmaya başlamış, anti-Stalinist sol hain/gizmen söylemleriyle hedefe konmuştur. Orwell ve eşi kendilerini aniden potansiyel tutuklu konumunda bulur. Savaşmaya geldiği cephede artık kendi tarafının güvenlik aygıtından kaçmak zorunda kalır. Bu aşamada kitap, fiili cenk anlatısından oldukça politik çözümleme ve tanıklığa yoğunlaşır. Data kirliliğini, propaganda mekanizmalarını bağlaşık kamp içinde düşman üretme pratiklerini ve bunun devrimci heyecanı iyi mi çökerttiğini örnekleriyle tartışır. Sonunda Orwell ve eşi, yakalanmadan İspanya’dan ayrılıp sınırı geçerek kurtulurlar. Orwell ise yaşadıklarının onda bıraktığı politik izi faşizme karşı dururken aynı anda totaliterleşme eğilimlerini görme zorunluluğunu kitabın ana omurgası haline getirir.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )