Kelimelerde (Sözcüklerde) Anlam Değişmeleri – Türk Dili ve Edebiyatı

 

Kelimelerde (Sözcüklerde) Anlam Değişmeleri

Sözcük, kendi başına anlamı olan ses ya da ses toplulukları olarak adlandırılır.

Her sözcük dildeki kavram ve nesneleri karşılamak için doğar. Bu yüzden her sözcüğün bir temel anlamı ne olursa olsun vardır. Sadece toplumsal yaşamda meydana gelen değişimler sözcüklerin anlamlarında da değişmeler meydana getirir.

Ortaya çıkan yeni varlıklar, kavramlar yeni yeni sözcüklerin doğmasını ya da kullanılan sözcüklerin anlamında değişmeler olmasını sağlar. Doğrusu bir dilde sözcük oluşumu değişik özellikler gösterir.

  • Bu yeni kavramları ve nesneleri karşılayacak yeni sözcükler türetilir.
    Mesela tayyare buluş edildiğinde bu aracı karşılamak için onun yapmış olduğu fiil göz önüne alınmış ve “uçmak” fiilinden “-ak” yapım ekiyle “tayyare” sözcüğü türetilmiştir.
  • Birkaç sözcük bir araya gelmiş olarak yeni kavram ve nesneleri karşılayabilir.
    Mesela bilgisayar buluş edildiğinde bu nesneyi karşılayabilmek için bu aletin yapmış olduğu iş göz önüne alınmış, şu demek oluyor ki detayları toplayıp istendiği vakit sayması dikkate alınarak “informasyon” adı ve “sayar” çekimli fiili bir araya
    gelmiş, “bilgisayar” sözcüğünü oluşturmuştur.
  • Kavram yada nesne, alındığı ülkede karşılanan sözcükler aynen alınarak adlandırılabilir. Mesela tv cemiyet yaşamımıza girdiğinde bu nesne Batı’daki adıyla dilimize geçmiş ve yerleşmiştir.
  • Yeni kavram ve nesneler dilde mevcud bir sözcüğe yeni anlamlar yüklenerek karşılanabilir.
    Mesela “burun” sözcüğü gerçekte insanoğlunun bir organını karşıladığı halde kara parçasının denize uzanan kısmını da karşılamış, şu demek oluyor ki coğrafyada bir kavramın karşılığı olmuştur. İşte sözcüklerin oluşumunda görülen bu yollar, bilhassa son maddede anlattığımız yol, sözcüklerin anlamsal yönden incelenmelerini lüzumlu kılmış ve sözcüklerdeki anlam değişmeleri değişik adlandırmaları ortaya çıkarmıştır.

SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK

Belli bir terimi ya da nesneyi karşılamak için doğan bir sözcük değişik nedenlerden dolayı birçok terimi yada nesneyi karşılayacak anlam genişlemesine uğrayabilir.

Bu özelliği gösteren sözcüklere çokanlamlı sözcükler denir. Bir dilin anlam zenginliğini ve işlenmişliğini gösteren bu tür sözcükler yönüyle dilimiz bir fazlaca zengindir.

“Almak” sözcüğünü göz önüne alarak bir kelimenin iyi mi çokanlamlı bulunduğunu görelim. Bu sözcük temel anlamıyla “bir şeyi elle ya da aletle tutmak, yerinden kaldırmak” anlamını taşımaktadır. Buna nazaran “almak” sözcüğü,

  • “Kitaplıktan bir kitap aldım.” cümlesinde temel anlamında
  • “İş dönüşünde kızına bir armağan almış.” cümlesinde “satın almak” anlamında
  • “Irmak kenarındaki birçok köyü sel almış.” cümlesinde “götürmek, sürüklemek” anlamında
  • “Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur’ dizesinde “yakalanmak, tutulmak” anlamında
  • “Bu iş yerine yeni memurlar alacaklarmış.” cümlesinde “işe, hizmete başlatmak” anlamında
  • “İlim Çin’de de olsa gidip alınız.” cümlesinde “edinmek, haiz olmak” anlamında
  • “Bu kutu bu kadar kitabı almaz.” cümlesinde “sığmak” anlamında
  • “Işık gözümü aldı.” cümlesinde “kamaşmak” anlamında
  • “Beni içeriye aldılar.” cümlesinde “girmeye izin vermek” anlamında kullanılan bu fiilin daha birçok anlamı vardır.

Görüldüğü şeklinde bir sözcük birçok anlama gelebilmektedir. Bunun şeklinde, bir sözcük vakit içinde anlam genişlemesi kanalıyla değişik anlamlar kazanır. Ek olarak kimi vakit benzetme kanalıyla, kimi vakit çağrışım kanalıyla sözcük başka anlamlara da gelebilir. Bundan dolayı bir sözcüğün anlamının ne olduğu sadece cümle içinde belli olur.

Sözcüklerin fazlaca anlamlılıklarıyla ilgili sorular daha fazlaca “‘x’ sözcüğü hangi cümlede değişik anlamda kullanılmıştır, ya da ‘x’ sözcüğü bu cümledekiyle aynı anlamda kullanılmıştır” şeklinde karşımıza çıkar. Bu soruların çözümünde herhangi bir bilgiye gerek kalmamıştır, sözcüğün cümledeki anlamının iyi kavranması çözüm için yeterlidir.

Bu soruların en kolay çözümü sözcüğün cümlede karşıladığı anlamın yerini dokunabilecek başka bir sözcük bulmak ve bu anlamı seçeneklerde aramaktır.

Mesela,

  • “Kristof Kolomb ABD’yı buldu.”
  • “Thomas Edison ampülü buldu.”
  • “Robert Koch. kendi adıyla anılan basili buldu.”
  • “Roald Amundsen, Cenup Kutbunu buldu.
  • “Pierre Curie ve eşi radyumu buldu.”

cümlelerinin hepsinde “bulmak” eylemi geçmektedir. Sadece bu fiil, cümlelerin birinde ötekilerden değişik bir anlam vermektedir. Değişik olanı bulabilmek için “bulmak” eylemi yerine başka eylemler koyalım.

Birinci cümlede aslına bakarsanız mevcud bir şeyi gün yüzüne çıkarmak anlamı vardır ve bu “keşfetmek” eylemiyle de karşılanabilir. Üçüncü cümlede söz edilen “basil”, dördüncü cümlede geçen “Cenup Kutbu”, beşinci cümlede geçen “radyum” aslına bakarsanız olan şeylerdi ve hepsi de “keşfetmek” eylemiyle karşılanabilir.

Sadece ikinci cümlede söz edilen “ampül” evvelinde yoktu. Edison bunu kendisi ortaya koydu. Bu durum keşfetmek eylemiyle karşılanamaz, “icad etmek” eylemiyle karşılanır. Dolayısıyla “bulmak” eyleminin değişik anlamı ikinci cümlede kullanılmıştır.

Aşağıdaki cümlelerde geçen “telaş” sözcüklerinin hangi cümlelerde aynı anlama geldiğini bulalım.

  • “Hekim, hastanın halinde telaş edecek bir şey olmadığını söylemiş oldu.”
  • “Bu kadar telaş edecek ne var, daha erken, yetişebiliriz.”
  • “Oğlunuz çalışmışsa iyi mi olsa geçer, telaş etmeyin.”
  • “Birazcık dikkatli olmak gerek, bu iş telaşa gelmez.”

Cümlelerde geçen “telaş” sözcüklerinin yerine anlamı değiştirmeyecek başka sözcükler koyalım. Birinci ve üçüncü cümlelerde “kaygı etmek” anlamları vardır. İkinci ve dördüncü cümlelerde ise “acil etmek” anlamları vardır.

Bu örneklerden de anlaşılacağı şeklinde, aynı sözcük birçok anlama gelebilir; bu tamamen sözcüğün fazlaca anlamlılığıyla ilgilidir. Bununla ilgili sorular “yerine sözcük koyma” kanalıyla fazlaca kolay çözülebilir.

A. Anlam Bakımından Sözcükler

B. Sözcükler Arasındaki Anlam İlişkileri

 

(Toplam: 1, Bugün: 1 )

Site Footer