Neptün, Güneş’ten inanılmaz derecede uzak olmasına karşın, gökbilimciler uzun süredir bu gezegende de auroraların (kutup ışıklarının) olabileceğini düşünüyordu. Fakat şimdiye kadar asla kimse onları net bir halde görememişti.
NASA, Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı’nın ortak projesi olan James Webb Uzay Teleskobu, sonunda bu görkemli Neptün ışıklarını net bir halde görüntülemeyi başardı.
Neptün uzmanı Heidi Hammel, X’teki paylaşımında şöyleki dedi: “Uzun süredir Neptün hayranıyım ve bu görüntüleri görmek, JWST ekibine katılma sebeplerimden biriydi. Bu hayalimi gerçekleştiren ekibe devasa bir kutlama!”
Fakat Webb’in gözlemleri bir tek Neptün’ün yeşilimsi-mavi ışıklı görkemli fotoğraflarını çekmekle kalmadı. Bununla birlikte Neptün’ün auroralarının, öteki gezegenlerdeki şeklinde kutuplarda değil, ekvatoruna yakın bölgelerde parladığını ortaya çıkardı. Bu yeni keşifle ilgili araştırma Nature Astronomy dergisinde yayımlandı.

Güneş’ten ortalama 4.8 milyar kilometre uzaklıktaki Neptün, karanlık ve fırtınalı bir gezegen. O şekilde sert rüzgârları var ki, bazıları ses hızını bile aşıyor. Güneş Sistemi’ndeki en uzak gezegen olduğundan, Neptün’de öğle vakti bile sadece loş bir alacakaranlık kadar ışık alıyor. Güneş etrafındaki turunu tamamlaması ise tam 165 yıl sürüyor. Üstelik Dünya’dan çıplak gözle görülemiyor.
Bilim adamları 30 senedir Jüpiter, Satürn ve Uranüs’ün uzayla iyi mi etkileşime girdiğini idrak etmek için, üst atmosferlerindeki yüklü moleküllerden yayılan ışığı inceliyor. Güneş’ten gelen ışınım gezegenlere ulaştığında, bu yüklü parçacıklar manyetik alan çizgileri süresince hareket ediyor. Gaz molekülleriyle çarpıştıklarında ise ısınıp parlıyorlar. İşte auroralar dediğimiz o görkemli ışık gösterileri bu şekilde oluşuyor.
Dünya’da bu ışıkların rengi, atmosferde hangi gazın hangi yükseklikte olduğu ile değişiyor. Mesela oksijen kırmızı yada mavi ışık yayarken, azot yeşil, mavi yada pembe renkte ışıldayabiliyor. Son zamanlarda Güneş, maksimum aktiviteye ulaşmış olduğu bir dönemde olduğundan kuvvetli güneş fırtınaları yaşanıyor. Bunun sonucunda kuzeydeki auroralar daha geniş alanlara yayılıyor ve daha güneyde yaşayan insanoğlu bile bu ışıkları görebiliyor.
Tıpkı Dünya’daki fırtına mevsimleri şeklinde, Güneş’in de her 11 yılda bir yine eden bir hava döngüsü var. Bu döngünün başlangıcında ve sonunda aktivite en düşük seviyede olurken, ortalarına doğru giderek artıyor. Döngünün zirve noktasında ise Güneş, devasa patlamalarla adeta kaynıyor.

NASA’nın Voyager 2 uzay aracı, 1989 senesinde Neptün’de auroralar olduğuna dair bazı ipuçları bulmuştu, sadece o dönemde net bir görüntü elde edilememişti. Haziran 2023’te Webb’in yakın kızılötesi aleti kullanılarak bir tek bu görüntüler yakalanmakla kalmadı, bununla birlikte öteki gaz devlerinin auroralarında da bulunan mühim bir molekül, trihidrojen katyonu tespit edildi. Bu bulgu, Neptün’de de aynı süreçlerin gerçekleştiğini doğruluyor.
Webb, Neptün hakkında Voyager 2’nin bıraktığı birçok boşluğu doldurdu. Voyager 2, bugüne dek bu gezegeni ziyaret eden tek uzay aracı. 2022’de Webb, Neptün’ün hayaletimsi halkalarını görüntüledi ve gezegenin cenup kutbunda malum bir girdabın çevresinde yer edinen bulut kuşağını ilk kez ortaya çıkardı.
Sadece Voyager 2’nin en mühim keşiflerinden biri, Neptün’ün manyetik alanının alışılmadık yapısıydı. Bu alan, Dünya’nın durağan(durgun) manyetik alanından değişik olarak, oldukça dik bir açıyla eğimli. Dünya’daki şeklinde durağan(durgun) kalmak yerine devamlı değişiyor ve bükülüyor. Auroralar, manyetik alanların gezegenin atmosferiyle birleştiği noktalarda oluştuğundan, Neptün’de bu ışıklar kutuplardan oldukça uzakta meydana geliyor.
Hammel mevzu hakkında şöyleki dedi: “Neptün’ün auroraları, Dünya’da Cenup ABD’ya denk gelen enlemler üstünde parlıyor. Bunun sebebi, Neptün’ün manyetik alanının gezegenin dönüş eksenine nazaran ciddi şekilde eğik olması (tam 47 aşama!) ve gezegenin merkezinden yarıçapının yarısı kadar kaymış olması.”

Voyager 2, Neptün’ün üst atmosfer sıcaklığını da ölçmüştü. Webb bilim adamları, gezegenin son 34 yılda yüzlerce aşama soğuduğunu öğrenince şaşkına döndü. Şu anda, 1989’daki sıcaklığının ortalama yarısı kadar.
Bu aşırı ısı düşüşü, Neptün’ün auroralarının niçin bu kadar zor tespit edildiğini açıklayabilir. Bilim adamları, auroraların öteki bazı gezegenlerdeki kadar parlak olacağını düşünüyordu, sadece daha soğuk atmosfer muhtemelen bu ışıkları daha sönük hale getirdi. Bu bulgu bununla birlikte Neptün’ün atmosferinin, ortalama 40 yıl devam eden mevsimlerinden ve hatta muhtemelen güneş döngüsünden daha sık değiştiğini gösteriyor. Bu da işin içinde başka gizemli güçler olabileceğini düşündürüyor ve bilim adamları bu sır perdesini aralamak istiyor.
Gökbilimciler, Neptün’ü tam bir güneş döngüsü süresince incelemek için Webb’i kullanmaya devam etmeyi planlıyor. Amaçları, Neptün’ün manyetik alanının niçin bu kadar eğik bulunduğunu ve bu durumun iyi mi oluştuğunu idrak etmek.
Elisha Sauers’ın haberini Özgür Yıldız Türkçeleştirdi.


