Niyazi Berkes – Türk Dili ve Edebiyatı

Niyazi Berkes

Niyazi Berkes (D: 21 Ekim 1908, Lefkoşa, Kıbrıs – Ö: 18 Aralık 1988 (80), Hythe, Birleşik Krallık) Sosyolog.

Niyazi Berkes: Türk Fikir Tarihinde Modernleşme ve Sekülerleşmenin Sosyolojik Analizi

Türk fikir tarihinin ve sosyolojisinin en örneksiz, en üretken ve metodolojik açıdan en tutarlı isimlerinden kabul edilen Niyazi Berkes, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan tarihsel sürekliliği ve bu süreçteki kopuşları derinlemesine çözümleme etmiş bir bilim insanıdır. Onun emek harcamaları, bir tek bir devrin kronolojik kaydı değil, bununla birlikte Türk toplumunun zihniyet yapısını, kurumsal dönüşümünü ve çağdaş dünya ile kurduğu sancılı ilişkiyi anlamlandıran kuramsal bir çerçeve sunar. Berkes, laikliği rahat bir “din ve devlet işlerinin ayrılması” formülünden çıkararak, onu toplumsal bir “kutsallıktan arınma” ve “dünyevileşme” süreci olarak tekrardan tanımlamış; bu yönüyle hem Türkiye’de hem de internasyonal bilimsel niteliği olan camiada otorite kabul edilmiştir.

Giriş

Bir Entelektüel Figür Olarak Niyazi Berkes

Niyazi Berkes, Cumhuriyet periyodu ilk dönem toplumsal bilimcileri içinde mümtaz bir yere haizdir. Sosyolojiden felsefeye, ekonomiden tarihe ve politika bilimine kadar geniş bir yelpazede eserler vermiş; tarihsel maddecilik ile yapısal-fonksiyonel analizi sentezleyerek kendine özgü bir metodoloji geliştirmiştir.

Berkes’in fikrî çalışmalarına yön veren temel problematik, Türkiye’nin çağdaşlaşma serüvenidir. Bu serüveni idrak etmek için bir tek kanunlara yada siyasal kararlara bakmak yerine, ekonomik altyapının, derslik ilişkilerinin ve dini kurumların tarihsel dönüşümünü bir tüm olarak ele almıştır.

Berkes’in entelektüel kimliğini şekillendiren en mühim unsurlardan biri, Türkiye’nin örneksiz yapısı ve kültürü üstüne odaklanma ısrarıdır. Çalışmalarını Türkçe yazmaktaki ısrarı ve kavramlarını Türk toplumunun gerçekliğinden türetme çabası, onu Batılı teorilerin mekanik bir uygulayıcısı olmaktan kurtarıp, yerli ve örneksiz bir kuramcı haline getirmiştir. Onun gözünde çağdaşlaşma, “kutsallaştırılmış anane boyunduruğundan kurtulma” sürecidir ve bu süreç, laiklik ile eş anlamlıdır.

Yaşamı ve Bilimsel niteliği olan Serüveni: Kıbrıs’tan Londra’ya Bir Yaşam

Niyazi Berkes’in yaşam hikayesi, bir bakıma çağdaş Türkiye’nin bilimsel niteliği olan ve siyasal tarihinin de bir özetidir. 21 Ekim 1908 tarihinde Kıbrıs’ın Lefkoşa kentinde doğan Berkes, hem Osmanlı’nın son dönemine hem de Cumhuriyet’in inşasına bizzat tanıklık etmiş; bu dönemlerin tüm krizlerini ve dönüşümlerini bilimsel niteliği olan bir dikkatle izlemiştir.

İlk Seneler ve Eğitim: Kimlik İnşasının Başlangıcı

Niyazi Berkes’in çocuklukları, Jön Türk hareketinin ve Meşrutiyet ideallerinin Kıbrıs’taki Türk toplumu üstünde etkili olduğu bir döneme rastlar. İsminin hikayesi, ailesinin bu devrin kahramanlarına olan sempatisini yansıtır: Babası ona Resneli Niyazi Bey’in adını, ikiz kardeşine ise Enver Paşa’nın adını vermiştir. Bu simgesel başlangıç, Berkes’in ileride üstünde en oldukça duracağı konulardan kabul edilen “İkinci Meşrutiyet aydınları” ve onların modernleşme çabalarıyla kuracağı entelektüel bağın da habercisidir.

Ortaöğrenimine Kıbrıs’ta başlamış olan Berkes, sonrasında eğitimini tamamlamak suretiyle İstanbul’a gelmiş ve 1928 senesinde İstanbul Adam Lisesi’nden mezun olmuştur. Yükseköğrenim için İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Kısmı’nü tercih etmiş ve 1931 senesinde buradaki eğitimini tamamlamıştır. Bu zamanda, Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kabul edilen Ziya Gökalp‘in fikirleri üniversite çevrelerinde hala hakimdir. Berkes, Gökalp’in “hars” (kültür) ve “uygarlık” ayrımı üstüne kafa yormuş, sadece ilerleyen yıllarda bu ayrımın yarattığı metodolojik sorunları eleştirel bir yaklaşımla aşmaya çalışacaktır.

DönemKurum ve KentBilimsel niteliği olan Pozisyon / Başarı
1928İstanbul Adam LisesiMezuniyet
1931İstanbul Üniversitesi Edebiyat FakültesiFelsefe Kısmı Mezuniyeti
1931 – 1935İstanbul ÜniversitesiSosyoloji Asistanlığı
1935 – 1939Chicago Üniversitesi (ABD)Lisansüstü Eğitim ve Alan Araştırması
1939 – 1948Ankara Üniversitesi DTCFDoçentlik ve Köy Monografisi Emek harcamaları
1952 – 1975McGill Üniversitesi (Kanada)Profesörlük ve İslam Araştırmaları Enstitüsü Üyeliği
1975 – 1988Londra (İngiltere)Emeklilik ve Tarihsel Araştırmaların Sürdürülmesi

Chicago Deneyimi ve Sosyolojide Ampirik Dönüşüm

1935 yılı, Niyazi Berkes’in bilimsel niteliği olan yaşamı için gerçek bir dönüm noktasıdır. Behice Boran ile beraber yüksek lisans emek harcamaları yapmak suretiyle ABD Birleşik Devletleri’ne, Chicago Üniversitesi’ne gitmiştir. O dönemde Chicago Üniversitesi, ampirik sosyolojinin ve şehir sosyolojisinin kalbi konumundadır. Berkes burada, Radcliffe-Brown benzer biçimde insanbilim dünyasının dev isimlerinin derslerine iştirak etmiştir. Radcliffe-Brown’ın etkisiyle, toplumun “yapısal-fonksiyonel” işleyişine dair derin bir kavrayış kazanmış ve bu yaklaşımı Türkiye’deki sosyolojik çalışmalara iyi mi uygulayabileceği üstüne düşünmeye adım atmıştır.

ABD’da bulunmuş olduğu süre süresince Berkes, bir tek bir talebe olarak kalmamış, bununla birlikte Türk sosyolojisini internasyonal literatüre tanıtmak için çaba sarf etmiştir. Radcliffe-Brown’ın isteğiyle yazıya döktüğü “Sociology in Turkey” başlıklı yazı, Türkiye’deki sosyoloji disiplininin gelişimini nesnel bir gözle çözümleme eden ilk internasyonal yayınlardan biri olmuştur. Bu tecrübe, Berkes’in “kuramsal genellemelerden ziyade somut toplumsal verilere odaklanma” prensibini benimsemesini elde etmiştir.

Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve “Ankara Okulu”

1939 senesinde Türkiye’ye dönen Berkes, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) bünyesinde kurulan Sosyoloji bölümünde göreve adım atmıştır. Bu dönem, Türkiye’de toplumsal bilimlerin profesyonelleştiği ve toplumsal gerçekliğin ideolojik kalıpların dışına çıkılarak incelenmeye başlandığı bir evredir. Berkes, Behice Boran ve Pertev Naili Boratav ile beraber, DTCF’yi bilimsel üretimin ve eleştirel düşüncenin merkezi haline getirmişlerdir. Bu kadro, literatürde “Ankara Okulu” olarak anılmaktadır.

Türkiye’de İlk Köy Monografisi: Bazı Ankara Köyleri Üstüne Bir Araştırma

Niyazi Berkes’in Ankara yıllarındaki en mühim başarısı, 1942 senesinde piyasaya sürülen Bazı Ankara Köyleri Üstüne Bir Araştırma adlı eseridir. Bu emek harcama, Türk toplumbiliminde yayımlanmış ilk monografik alan araştırması olma hususi durumunu taşır. O güne kadar Türk sosyolojisi, büyük seviyede kitaplardaki teorilerin tartışıldığı “masa başı” bir etkinlik iken, Berkes bu çalışmasıyla sosyolojiyi köylere, kısaca yaşamın içine taşımıştır.

Berkes’in köy araştırmasındaki temel amacı, Cumhuriyet devrimlerinin köy toplumları üstündeki tesirini ve kapitalizmin Ankara köylerindeki sosyo-ekonomik değişiklik unsurlarını çözümleme etmekti. Bu araştırmanın metodolojik derinliği şu noktalarda yoğunlaşır:

  • Bütüncül Yaklaşım: Köyü, bir tek tarımsal bir birim olarak değil; kendine özgü bir adı olan, belirli bir mekanda teşkilatlanmış, çeşitli toplumsal faaliyetleri yürüten bir “zümre” yada “cemaat” olarak tanımlamıştır.
  • Maddeden Maneviyata Geçiş: Araştırmasına köyün coğrafi ve ekonomik yapısını inceleyerek başlamış, arkasından bu temel üstünden maddi ve içsel kurumların toplumsal bütünleşmeye iyi mi katkıda bulunduğunu ortaya koymuştur.
  • Değişimin Dinamikleri: Köylülerin piyasa ekonomisiyle olan bağlarını, ulaşım imkanlarının toplumsal hareketliliğe tesirini ve geleneksel aile yapısındaki çözülmeleri ilk kez veriyle kanıtlamıştır.

Bu monografi, bir tek bir veri yığını değil, bununla birlikte Berkes’in sonrasında geliştireceği “çağdaşlaşma” kuramının ampirik temelini oluşturmuştur. Köyün kendi içindeki kapalılığını kırmasının, aslen sekülerleşme sürecinin en alt basamağı bulunduğunu savunmuştur.

1948 Tasfiyeleri: Bilimsel niteliği olan Özgürlük ve Siyasal Kırılmalar

Niyazi Berkes’in Türkiye’deki bilimsel niteliği olan kariyeri, 1940’ların sonunda yaşanmış olan siyasal çalkantılarla sekteye uğramıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen Soğuk Harp atmosferi, Türkiye’de de sol görüşlü yada eleştirel duruşa haiz akademisyenlerin hedef alınmasına yol açmıştır. 1945 senesinde DTCF Dekanı Prof. Dr. Enver Ziya Karal’ın Ulusal Eğitim Bakanlığına yazdığı raporla başlamış olan süreç, 1948 senesinde Berkes, Boran ve Boratav’ın üniversiteden tasfiye edilmesiyle neticelenmiştir.

Bu vaka, Türk akademi tarihinde “1948 DTCF Vakaları” olarak bilinir. Akademisyenler “komünist propaganda yapmak” benzer biçimde iddialarla suçlanmış, Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmışlardır. Yargılama süreci süresince 200’den fazla şahit dinlenmiş; Boran ve Berkes ilk aşamada “görevi kötüye kullanmak” suçundan üçer ay hapis cezası almışlarsa da, bu karar Yargıtay tarafınca bozulmuş ve neticede tüm profesörler beraat etmiştir. Sadece beraat sonucu, onların üniversitedeki görevlerine dönmelerini sağlamamış; siyasal baskılar sonucunda kadroları kaldırılmıştır. Bu tasfiye hareketi, Berkes’in bilimsel niteliği olan çalışmalarını yurtdışında sürdürmesine niçin olacak süreci başlatmıştır.

Kanada Yılları ve McGill Üniversitesi: Bir Dünya Bilim İnsanı

Tasfiye sonrası bir süre Türkiye’de kalmaya çalışan sadece bilimsel niteliği olan emek harcama imkânı bulamayan Berkes, 1952 senesinde Kanada’ya gitmiştir. Montreal’deki McGill Üniversitesi bünyesinde kurulan İslam Araştırmaları Enstitüsü’nde (Institute of Islamic Studies) vazife almaya adım atmıştır. Bu enstitü, o yıllarda dünyada İslam dünyası üstüne meydana getirilen en nitelikli çalışmaların merkezlerinden biridir.

Berkes, Kanada’da kalmış olduğu 1952-1975 yılları aralığında profesörlüğe yükselmiş ve Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal gelişimiyle ilgili en olgun eserlerini bu zamanda kaleme almıştır. Kanada’daki bilimsel niteliği olan ortam, Berkes’e Türk modernleşmesini daha geniş bir perspektifle, öteki İslam ülkeleriyle kıyaslayarak değerlendirme şansı vermiştir. Burada Muhammed Reşidî benzer biçimde Endonezyalı Müslüman aydınlarla beraber çalışmış, Arap dünyasındaki milliyetçilik ve sosyalizm hareketlerini incelemiştir.

Başyapıtın Analizi: Türkiye’de Çağdaşlaşma

Niyazi Berkes’in çalışmalarının zirvesi, 1964 senesinde Montreal’de piyasaya sürülen The Development of Secularism in Turkey (Türkiye’de Sekülerleşmenin Gelişimi) adlı eseridir. Kitap, Cumhuriyet’in 50. yılı münasebetiyle bizzat Berkes tarafınca Türkçeye çevrilmiş ve 1973 senesinde Türkiye’de Çağdaşlaşma adıyla yayımlanmıştır.

Sekülerleşme ve Laiklik: Kavramsal Bir Devrim

Berkes’in bu kitaptaki en büyük katkısı, “sekülerleşme” terimini Türkçedeki “laiklik” kavramından ayırması ve daha derin bir sosyolojik içerikle donatmasıdır. Ona nazaran laiklik, bir tek din ve devletin ya da dünyevi ve mukaddes otoritelerin ayrılmasını ifade eden hukuki ve siyasal bir terimdir. Sadece sekülerleşme, toplumun maneviyat ile olan bağlarından koparak rasyonel ve dünyevi ölçülere doğru kayması sürecidir.

Berkes’in laiklik anlayışının temel özellikleri şunlardır:

  1. Kutsallıktan Arınma: Toplumsal yapıların “kutsallaştırılmış anane boyunduruğundan” kurtulması sürecidir.
  2. Dünyevileşme: Politikanın, hukukun ve eğitimin meşruiyetini dini kaynaklardan değil, insanoğlunun akıl ve iradesinden almasıdır.
  3. Otorite Çatışması: Sekülerleşme süreci, mukaddes otorite ile dünyevi otorite arasındaki tarihsel bir güç mücadelesidir.

Berkes’e nazaran Osmanlı-Türk modernleşmesi, bir noktadan sonrasında kaçınılmaz olarak laik bir ulus-devlet modeline evrilmek zorundaydı; zira geleneksel-despotik yapı modernleşmenin önündeki en büyük engeldi.

Modernleşme Sürecinin Beş Periyodu

Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma kitabında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreci belirli tarihsel dilimlere ayırarak inceler. Bu araştırma, Batılılaşmanın bir tek teknik bir öykünmek değil, bir zihniyet dönüşümü bulunduğunu kanıtlar.

Dönem / EvreBaşlangıç ve GelişmeTemel Özellik ve Kırılma Noktası
Geleneksel SeviyeKlasik Osmanlı YapısıTeokratik mutlakiyet; din ve devletin iç içe olduğu “geleneksel mukaddes” periyodu
Bozulan Seviye ve İlk ReformlarIII. Selim ve II. MahmudAskeri başarısızlıklar sonucu başlamış olan teknik yenileşme ve ulemanın rasyonel direnci
Tanzimat ve İkili Yapı1839 sonrasıŞer’i ve Örfi hukukun yan yana var olduğu, sadece laikleşme tohumlarının atılmış olduğu dönem
Meşrutiyet ve İdeolojik Çatışma1876 ve 1908İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık akımlarının “bireşim” arayışları
Laiklik ve Millet-Devlet1923 Cumhuriyet PeriyoduDin devleti görüşüne karşı ulus-devlet görüşünün zaferi; çağdaşlaşmanın kurumsallaşması

İngilizce ve Türkçe Baskılar Arasındaki Farklılıklar

İlginç bir detay olarak, Berkes’in 1964 İngilizce baskısı ile 1973 Türkçe baskısı içinde bazı içerik ve üslup farkları bulunur.

  • Üslup: İngilizce baskı daha teknik ve bilimsel niteliği olan bir üslupla yazılmışken, Türkçe baskı yazarın kendi toplumuna hitap etmesi sebebiyle daha akıcı ve “tecrübe etme” havasındadır.
  • Mustafa Kemal Atatürk Vurgusu: Türkçe baskıda Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’e meydana getirilen atıflar ve karşılaştırmalar, İngilizce baskıya nazaran oldukça daha fazladır.
  • Derslik Analizi: 1973 baskısında Berkes, tutumsal unsurlara ve toplumsal sınıflara daha çok yer vermiş; “derslik” terimini analizinin merkezine daha kuvvetli yerleştirmiştir.
  • Ulemanın Görevi: Türkçe baskıda, 18. ve 19. yüzyıldaki bazı yeniliklere din adamlarının destek verdiği yönündeki ifadeler daha belirgindir.

Osmanlı Cemiyet Yapısı: Doğu Despotizmi ve Kulluk Sistemi

Niyazi Berkes, bir tek Cumhuriyet sonrasını değil, Osmanlı’nın köklerini de derinlemesine çözümleme etmiştir. Onun Osmanlı cemiyet yapısına dair tespitleri, Türk sosyolojisindeki ezberleri bozacak niteliktedir.

Berkes, Osmanlı devlet-toplum yapısını Batı’daki feodalizm yada teokrasi kavramlarıyla açıklamanın yanlış bulunduğunu, bunun bir “ezbercilik” bulunduğunu savunur. Ona nazaran Osmanlı, kendine özgü bir “Doğu Despotizmi” örneğidir. Bu sistemin temel taşları şunlardır:

  • Kulluk Esası: Osmanlı’da yönetici-tebaa ilişkisi “kulluk” esasına dayanır. Sadece bu, Batı’daki kölelikle karıştırılmamalıdır; buradaki kulluk, otoriteye (efendiye) mutlak bağlılıktır.
  • Devletin Konumu: Berkes’e nazaran Osmanlı’da devlet toplumdan ayrı ve onun üstündedir. Meşhur ifadesiyle, “devlet gökten inme, cemiyet yerden bitme” şeylerdir; devlet toplumun içinden organik olarak doğmamıştır.
  • Kapitalizm Öncesi Yapı: Osmanlı ekonomisini “kapitalizm öncesi emtia sistemi” olarak tanımlar ve bu sistemin çözülüşünü dünya tecim yollarının değişmesine bağlar.

Bu çözümleme, Türkiye’deki sınıfsal yapının niçin Batı’daki benzer biçimde gelişmediğini ve devletin niçin devamlı baskın bir erkek oyuncu olarak kaldığını idrak etmek için anahtar bir perspektif sunar.

Türk Düşününde Batı Problemi ve “Niçin Bocalıyoruz?”

Berkes’in popüler eserlerinden kabul edilen 200 Senedir Niçin Bocalıyoruz?, Türkiye’nin modernleşme sürecindeki başarısızlıklarını ve patinajlarını sorgular. Ona nazaran bocalama nedenimiz, aydınların toplumsal gerçeklikten kopuk olmasıdır.

  • Aydınların Kopukluğu: Bilhassa Türkçü aydınların, Anadolu köylüsünün yoksul ve perişan durumundan bihaber olduklarını, Batılılaşmayı bir tek şekilsel bir modernlik sanmalarını eleştirir.
  • Ekonomik Bilgisizlik: Devrin iktisatçılarının Batı’dan öğrendikleri teorileri Anadolu gerçekliğine iyi mi uygulayacaklarını bilmediklerini belirtir.
  • Batı Problemi: Batılılaşma düşüncesi halk tarafınca içselleştirilememiştir zira halkın ekonomik durumu bu tür bir kalkınmaya elverişli değildir.

Berkes, bu eserinde Namık Kemal, Şinasi ve Ali Suavi benzer biçimde adların fikirlerini de çözümleme ederek, onların özgürlük ve vatan kavramlarına yükledikleri anlamları sekülerleşme süreciyle ilişkilendirir.

Niyazi Berkes’in Metodolojik Mirası ve Türk Sosyolojisindeki Yeri

Niyazi Berkes’i öteki sosyologlardan ayıran en temel özellik, onun tarihsel derinlik ile kuramsal titizliği birleştirebilmesidir. Emek harcamaları üç temel tema çevresinde toplanır: toplumsal yapı, çağdaşlaşma ve aydınlar.

Berkes’in metodolojisinin temel taşları şunlardır:

  1. Tarihsel Bağlam: Hiçbir toplumsal vakası tarihinden kopararak incelemez; her değişimi bir sürecin parçası olarak görür.
  2. Sentezci Yaklaşım: Tarih, sosyoloji, felsefe ve ekonomiyi bir arada kullanarak oldukça boyutlu analizler yapar.
  3. Özgünlük ve Israr: Türkiye’nin örneksiz yapısını kavramak için çalışmalarını Türkçe yazmakta ve mahalli verilere dayanmakta ısrar etmiştir.
  4. Diyalektik İlişki: Çağdaşlaşma ile dinselleşme (geleneksellik) içinde diyalektik bir ilişki kurar ve bu çatışmanın toplumu ileriye taşıyan motor güç bulunduğunu savunur.

Berkes’in tesiri, bir tek kendi dönemindeki öğrencilerle sınırı olan kalmamış; Şerif Mardin, Bernard Lewis benzer biçimde dünyaca meşhur tarihçi ve sosyologlar da onun eserlerinden övgüyle bahsetmişlerdir.

Niyazi Berkes’in Temel Eserleri (Kronolojik Sıralama)

Niyazi Berkes Eserleri

Niyazi Berkes, uzun bilimsel niteliği olan kariyeri süresince oldukça sayıda kitaba ve çeviriye imza atmıştır. Eserlerinin birçoğu bugün hala toplumsal bilimler öğrencileri için temel okuma listelerindedir.

Yapıt AdıGösterim YılıMühim Teması
Bazı Ankara Köyleri Üstüne Bir Araştırma1942Türkiye’nin ilk köy monografisi ve alan araştırması
Propaganda Nedir?1942Siyasal yazışma ve kitle yönetimi üstüne analizler
Siyasal Partiler1964Siyasal kurumların yapısal işleyişi
200 Senedir Niçin Bocalıyoruz?1964Modernleşme krizleri ve aydınların görevi
The Development of Secularism in Turkey1964İngilizce başyapıt; sekülerleşme kuramı
Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler1965İdeolojik akımların karşılaştırmalı analizi
Türkiye İktisat Zamanı (2 Cilt)1969-70Osmanlı-Türk ekonomisinin tarihsel gelişimi
Türkiye’de Çağdaşlaşma1973Başyapıtın genişletilmiş Türkçe versiyonu
Türk Düşününde Batı Problemi1975Batılılaşma hareketlerinin düşünsel kökleri
Mustafa Kemal Atatürk ve Devrimler1982Kemalist devrimlerin sosyolojik değerlendirmesi
Teokrasi ve Laiklik1984Devlet yönetimi ve din ilişkileri üstüne kuramsal emek harcama
Unutulan Seneler1997Otobiyografik notlar ve anılar

Netice

Çağdaşlaşmanın Bugünü ve Yarınına Işık Tutmak

Niyazi Berkes, 18 Aralık 1988’de Londra’da hayata gözlerini yumduğunda, arkasında Türkiye’nin en kapsamlı ve en tutarlı sosyolojik mirasını bırakmıştır. Onun emek harcamaları, çağdaş Türkiye’nin kurum mantığını idrak etmek isteyen her araştırmacı için aşılması olanaksız bir eşik gibidir. Berkes, laikliği bir tek bir devlet rejimi olarak değil, toplumsal bir özgürleşme ve aklın geleneksel kutsallıktan kurtuluşu olarak görerek, bu kavramın evrensel kıymetini Türk evveliyatına nakşetmiştir.

Bugün hala “Niçin bocalıyoruz?” sorusunu soranlar için Berkes’in eserleri taze cevaplar sunmaya devam etmektedir. Aydınların toplumsal gerçeklikten kopmaması, laikliğin kurumsal derinliği ve ekonomik altyapının önemi üstüne yapmış olduğu vurgular, 21. yüzyıl Türkiye’si için de dirimsel öneme haizdir. Niyazi Berkes, bir tek bir sosyolog değil, Türk modernleşmesinin vicdanı ve zihinsel pusulası olmayı sürdürmektedir.

Sık Sorulan Sorular

  1. Niyazi Berkes’in “Türkiye’de Çağdaşlaşma” kitabı niçin bu kadar önemlidir? Bu kitap, Osmanlı’nın 18. yüzyılından Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar olan süreci, bir tek siyasal vakalarla değil; din, hukuk, eğitim ve iktisat benzer biçimde kurumların dönüşümüyle bir tüm olarak çözümleme eden ilk ve en kapsamlı eserdir. Türk modernleşmesini “sekülerleşme” terimi üstünden açıklayan en yetkin çalışmadır.
  2. Berkes’in laiklik ve sekülerleşme arasındaki farka dair görüşü nedir? Berkes’e nazaran laiklik daha oldukça hukuki ve siyasal bir statüyü, din-devlet ayrımını ifade eder. Sekülerleşme ise daha geniştir; toplumun zihniyet olarak “kutsallaştırılmış geleneklerden” arınması ve yaşamın her alanında rasyonel, dünyevi ölçütleri benimsemesi sürecidir.
  3. “Bazı Ankara Köyleri Üstüne Bir Araştırma” niçin bir ilktir? Bu yapıt, Türkiye’de sosyoloji alanında meydana getirilen ilk “monografik” alan araştırmasıdır. Sosyolojinin bir tek kuramsal tartışmalardan ibaret olmadığını göstermiş, köye bizzat giderek somut veriler üstünden toplumsal değişimi araştırma geleneğini başlatmıştır.
  4. 1948 DTCF vakaları Niyazi Berkes’in yaşamını iyi mi etkiledi? Berkes, Behice Boran ve Pertev Naili Boratav ile beraber siyasal gerekçelerle üniversiteden tasfiye edilmiştir. Bu durum onun bilimsel niteliği olan çalışmalarına Türkiye’de devam etmesini engellemiş, sadece Kanada’daki McGill Üniversitesi’ne giderek çalışmalarını internasyonal bir boyuta taşımasına vesile olmuştur.
  5. Niyazi Berkes’in “Doğu Despotizmi” kavramından kastı nedir? Berkes, Osmanlı sisteminde devletin toplumun içinden doğmadığını, onun üstünde ve ayrı bir güç bulunduğunu savunur. Bu yapıda devlet her şeyin belirleyicisidir ve toplumsal sınıflar Batı’daki benzer biçimde bağımsız gelişememiştir. Bunu “devlet gökten inme, cemiyet yerden bitme” diyerek özetler.
(Toplam: 1, Bugün: 1 )