Niyazi Berkes (D: 21 Ekim 1908, Lefkoşa, Kıbrıs – Ö: 18 Aralık 1988 (80), Hythe, Birleşik Krallık) Sosyolog.
Niyazi Berkes: Türk Fikir Tarihinde Modernleşme ve Sekülerleşmenin Sosyolojik Analizi
Türk fikir tarihinin ve sosyolojisinin en örneksiz, en üretken ve metodolojik açıdan en tutarlı isimlerinden kabul edilen Niyazi Berkes, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan tarihsel sürekliliği ve bu süreçteki kopuşları derinlemesine çözümleme etmiş bir bilim insanıdır. Onun emek harcamaları, bir tek bir devrin kronolojik kaydı değil, bununla birlikte Türk toplumunun zihniyet yapısını, kurumsal dönüşümünü ve çağdaş dünya ile kurduğu sancılı ilişkiyi anlamlandıran kuramsal bir çerçeve sunar. Berkes, laikliği rahat bir “din ve devlet işlerinin ayrılması” formülünden çıkararak, onu toplumsal bir “kutsallıktan arınma” ve “dünyevileşme” süreci olarak tekrardan tanımlamış; bu yönüyle hem Türkiye’de hem de internasyonal bilimsel niteliği olan camiada otorite kabul edilmiştir.
Giriş
Bir Entelektüel Figür Olarak Niyazi Berkes
Niyazi Berkes, Cumhuriyet periyodu ilk dönem toplumsal bilimcileri içinde mümtaz bir yere haizdir. Sosyolojiden felsefeye, ekonomiden tarihe ve politika bilimine kadar geniş bir yelpazede eserler vermiş; tarihsel maddecilik ile yapısal-fonksiyonel analizi sentezleyerek kendine özgü bir metodoloji geliştirmiştir.
Berkes’in fikrî çalışmalarına yön veren temel problematik, Türkiye’nin çağdaşlaşma serüvenidir. Bu serüveni idrak etmek için bir tek kanunlara yada siyasal kararlara bakmak yerine, ekonomik altyapının, derslik ilişkilerinin ve dini kurumların tarihsel dönüşümünü bir tüm olarak ele almıştır.
Berkes’in entelektüel kimliğini şekillendiren en mühim unsurlardan biri, Türkiye’nin örneksiz yapısı ve kültürü üstüne odaklanma ısrarıdır. Çalışmalarını Türkçe yazmaktaki ısrarı ve kavramlarını Türk toplumunun gerçekliğinden türetme çabası, onu Batılı teorilerin mekanik bir uygulayıcısı olmaktan kurtarıp, yerli ve örneksiz bir kuramcı haline getirmiştir. Onun gözünde çağdaşlaşma, “kutsallaştırılmış anane boyunduruğundan kurtulma” sürecidir ve bu süreç, laiklik ile eş anlamlıdır.
Yaşamı ve Bilimsel niteliği olan Serüveni: Kıbrıs’tan Londra’ya Bir Yaşam
Niyazi Berkes’in yaşam hikayesi, bir bakıma çağdaş Türkiye’nin bilimsel niteliği olan ve siyasal tarihinin de bir özetidir. 21 Ekim 1908 tarihinde Kıbrıs’ın Lefkoşa kentinde doğan Berkes, hem Osmanlı’nın son dönemine hem de Cumhuriyet’in inşasına bizzat tanıklık etmiş; bu dönemlerin tüm krizlerini ve dönüşümlerini bilimsel niteliği olan bir dikkatle izlemiştir.
İlk Seneler ve Eğitim: Kimlik İnşasının Başlangıcı
Niyazi Berkes’in çocuklukları, Jön Türk hareketinin ve Meşrutiyet ideallerinin Kıbrıs’taki Türk toplumu üstünde etkili olduğu bir döneme rastlar. İsminin hikayesi, ailesinin bu devrin kahramanlarına olan sempatisini yansıtır: Babası ona Resneli Niyazi Bey’in adını, ikiz kardeşine ise Enver Paşa’nın adını vermiştir. Bu simgesel başlangıç, Berkes’in ileride üstünde en oldukça duracağı konulardan kabul edilen “İkinci Meşrutiyet aydınları” ve onların modernleşme çabalarıyla kuracağı entelektüel bağın da habercisidir.
Ortaöğrenimine Kıbrıs’ta başlamış olan Berkes, sonrasında eğitimini tamamlamak suretiyle İstanbul’a gelmiş ve 1928 senesinde İstanbul Adam Lisesi’nden mezun olmuştur. Yükseköğrenim için İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Kısmı’nü tercih etmiş ve 1931 senesinde buradaki eğitimini tamamlamıştır. Bu zamanda, Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kabul edilen Ziya Gökalp‘in fikirleri üniversite çevrelerinde hala hakimdir. Berkes, Gökalp’in “hars” (kültür) ve “uygarlık” ayrımı üstüne kafa yormuş, sadece ilerleyen yıllarda bu ayrımın yarattığı metodolojik sorunları eleştirel bir yaklaşımla aşmaya çalışacaktır.
| Dönem | Kurum ve Kent | Bilimsel niteliği olan Pozisyon / Başarı |
| 1928 | İstanbul Adam Lisesi | Mezuniyet |
| 1931 | İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi | Felsefe Kısmı Mezuniyeti |
| 1931 – 1935 | İstanbul Üniversitesi | Sosyoloji Asistanlığı |
| 1935 – 1939 | Chicago Üniversitesi (ABD) | Lisansüstü Eğitim ve Alan Araştırması |
| 1939 – 1948 | Ankara Üniversitesi DTCF | Doçentlik ve Köy Monografisi Emek harcamaları |
| 1952 – 1975 | McGill Üniversitesi (Kanada) | Profesörlük ve İslam Araştırmaları Enstitüsü Üyeliği |
| 1975 – 1988 | Londra (İngiltere) | Emeklilik ve Tarihsel Araştırmaların Sürdürülmesi |
Chicago Deneyimi ve Sosyolojide Ampirik Dönüşüm
1935 yılı, Niyazi Berkes’in bilimsel niteliği olan yaşamı için gerçek bir dönüm noktasıdır. Behice Boran ile beraber yüksek lisans emek harcamaları yapmak suretiyle ABD Birleşik Devletleri’ne, Chicago Üniversitesi’ne gitmiştir. O dönemde Chicago Üniversitesi, ampirik sosyolojinin ve şehir sosyolojisinin kalbi konumundadır. Berkes burada, Radcliffe-Brown benzer biçimde insanbilim dünyasının dev isimlerinin derslerine iştirak etmiştir. Radcliffe-Brown’ın etkisiyle, toplumun “yapısal-fonksiyonel” işleyişine dair derin bir kavrayış kazanmış ve bu yaklaşımı Türkiye’deki sosyolojik çalışmalara iyi mi uygulayabileceği üstüne düşünmeye adım atmıştır.
ABD’da bulunmuş olduğu süre süresince Berkes, bir tek bir talebe olarak kalmamış, bununla birlikte Türk sosyolojisini internasyonal literatüre tanıtmak için çaba sarf etmiştir. Radcliffe-Brown’ın isteğiyle yazıya döktüğü “Sociology in Turkey” başlıklı yazı, Türkiye’deki sosyoloji disiplininin gelişimini nesnel bir gözle çözümleme eden ilk internasyonal yayınlardan biri olmuştur. Bu tecrübe, Berkes’in “kuramsal genellemelerden ziyade somut toplumsal verilere odaklanma” prensibini benimsemesini elde etmiştir.
Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve “Ankara Okulu”
1939 senesinde Türkiye’ye dönen Berkes, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) bünyesinde kurulan Sosyoloji bölümünde göreve adım atmıştır. Bu dönem, Türkiye’de toplumsal bilimlerin profesyonelleştiği ve toplumsal gerçekliğin ideolojik kalıpların dışına çıkılarak incelenmeye başlandığı bir evredir. Berkes, Behice Boran ve Pertev Naili Boratav ile beraber, DTCF’yi bilimsel üretimin ve eleştirel düşüncenin merkezi haline getirmişlerdir. Bu kadro, literatürde “Ankara Okulu” olarak anılmaktadır.
Türkiye’de İlk Köy Monografisi: Bazı Ankara Köyleri Üstüne Bir Araştırma
Niyazi Berkes’in Ankara yıllarındaki en mühim başarısı, 1942 senesinde piyasaya sürülen Bazı Ankara Köyleri Üstüne Bir Araştırma adlı eseridir. Bu emek harcama, Türk toplumbiliminde yayımlanmış ilk monografik alan araştırması olma hususi durumunu taşır. O güne kadar Türk sosyolojisi, büyük seviyede kitaplardaki teorilerin tartışıldığı “masa başı” bir etkinlik iken, Berkes bu çalışmasıyla sosyolojiyi köylere, kısaca yaşamın içine taşımıştır.
Berkes’in köy araştırmasındaki temel amacı, Cumhuriyet devrimlerinin köy toplumları üstündeki tesirini ve kapitalizmin Ankara köylerindeki sosyo-ekonomik değişiklik unsurlarını çözümleme etmekti. Bu araştırmanın metodolojik derinliği şu noktalarda yoğunlaşır:
Bu monografi, bir tek bir veri yığını değil, bununla birlikte Berkes’in sonrasında geliştireceği “çağdaşlaşma” kuramının ampirik temelini oluşturmuştur. Köyün kendi içindeki kapalılığını kırmasının, aslen sekülerleşme sürecinin en alt basamağı bulunduğunu savunmuştur.
1948 Tasfiyeleri: Bilimsel niteliği olan Özgürlük ve Siyasal Kırılmalar
Niyazi Berkes’in Türkiye’deki bilimsel niteliği olan kariyeri, 1940’ların sonunda yaşanmış olan siyasal çalkantılarla sekteye uğramıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen Soğuk Harp atmosferi, Türkiye’de de sol görüşlü yada eleştirel duruşa haiz akademisyenlerin hedef alınmasına yol açmıştır. 1945 senesinde DTCF Dekanı Prof. Dr. Enver Ziya Karal’ın Ulusal Eğitim Bakanlığına yazdığı raporla başlamış olan süreç, 1948 senesinde Berkes, Boran ve Boratav’ın üniversiteden tasfiye edilmesiyle neticelenmiştir.
Bu vaka, Türk akademi tarihinde “1948 DTCF Vakaları” olarak bilinir. Akademisyenler “komünist propaganda yapmak” benzer biçimde iddialarla suçlanmış, Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmışlardır. Yargılama süreci süresince 200’den fazla şahit dinlenmiş; Boran ve Berkes ilk aşamada “görevi kötüye kullanmak” suçundan üçer ay hapis cezası almışlarsa da, bu karar Yargıtay tarafınca bozulmuş ve neticede tüm profesörler beraat etmiştir. Sadece beraat sonucu, onların üniversitedeki görevlerine dönmelerini sağlamamış; siyasal baskılar sonucunda kadroları kaldırılmıştır. Bu tasfiye hareketi, Berkes’in bilimsel niteliği olan çalışmalarını yurtdışında sürdürmesine niçin olacak süreci başlatmıştır.
Kanada Yılları ve McGill Üniversitesi: Bir Dünya Bilim İnsanı
Tasfiye sonrası bir süre Türkiye’de kalmaya çalışan sadece bilimsel niteliği olan emek harcama imkânı bulamayan Berkes, 1952 senesinde Kanada’ya gitmiştir. Montreal’deki McGill Üniversitesi bünyesinde kurulan İslam Araştırmaları Enstitüsü’nde (Institute of Islamic Studies) vazife almaya adım atmıştır. Bu enstitü, o yıllarda dünyada İslam dünyası üstüne meydana getirilen en nitelikli çalışmaların merkezlerinden biridir.
Berkes, Kanada’da kalmış olduğu 1952-1975 yılları aralığında profesörlüğe yükselmiş ve Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal gelişimiyle ilgili en olgun eserlerini bu zamanda kaleme almıştır. Kanada’daki bilimsel niteliği olan ortam, Berkes’e Türk modernleşmesini daha geniş bir perspektifle, öteki İslam ülkeleriyle kıyaslayarak değerlendirme şansı vermiştir. Burada Muhammed Reşidî benzer biçimde Endonezyalı Müslüman aydınlarla beraber çalışmış, Arap dünyasındaki milliyetçilik ve sosyalizm hareketlerini incelemiştir.
Başyapıtın Analizi: Türkiye’de Çağdaşlaşma
Niyazi Berkes’in çalışmalarının zirvesi, 1964 senesinde Montreal’de piyasaya sürülen The Development of Secularism in Turkey (Türkiye’de Sekülerleşmenin Gelişimi) adlı eseridir. Kitap, Cumhuriyet’in 50. yılı münasebetiyle bizzat Berkes tarafınca Türkçeye çevrilmiş ve 1973 senesinde Türkiye’de Çağdaşlaşma adıyla yayımlanmıştır.
Sekülerleşme ve Laiklik: Kavramsal Bir Devrim
Berkes’in bu kitaptaki en büyük katkısı, “sekülerleşme” terimini Türkçedeki “laiklik” kavramından ayırması ve daha derin bir sosyolojik içerikle donatmasıdır. Ona nazaran laiklik, bir tek din ve devletin ya da dünyevi ve mukaddes otoritelerin ayrılmasını ifade eden hukuki ve siyasal bir terimdir. Sadece sekülerleşme, toplumun maneviyat ile olan bağlarından koparak rasyonel ve dünyevi ölçülere doğru kayması sürecidir.
Berkes’in laiklik anlayışının temel özellikleri şunlardır:
Berkes’e nazaran Osmanlı-Türk modernleşmesi, bir noktadan sonrasında kaçınılmaz olarak laik bir ulus-devlet modeline evrilmek zorundaydı; zira geleneksel-despotik yapı modernleşmenin önündeki en büyük engeldi.
Modernleşme Sürecinin Beş Periyodu
Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma kitabında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreci belirli tarihsel dilimlere ayırarak inceler. Bu araştırma, Batılılaşmanın bir tek teknik bir öykünmek değil, bir zihniyet dönüşümü bulunduğunu kanıtlar.
| Dönem / Evre | Başlangıç ve Gelişme | Temel Özellik ve Kırılma Noktası |
| Geleneksel Seviye | Klasik Osmanlı Yapısı | Teokratik mutlakiyet; din ve devletin iç içe olduğu “geleneksel mukaddes” periyodu |
| Bozulan Seviye ve İlk Reformlar | III. Selim ve II. Mahmud | Askeri başarısızlıklar sonucu başlamış olan teknik yenileşme ve ulemanın rasyonel direnci |
| Tanzimat ve İkili Yapı | 1839 sonrası | Şer’i ve Örfi hukukun yan yana var olduğu, sadece laikleşme tohumlarının atılmış olduğu dönem |
| Meşrutiyet ve İdeolojik Çatışma | 1876 ve 1908 | İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık akımlarının “bireşim” arayışları |
| Laiklik ve Millet-Devlet | 1923 Cumhuriyet Periyodu | Din devleti görüşüne karşı ulus-devlet görüşünün zaferi; çağdaşlaşmanın kurumsallaşması |
İngilizce ve Türkçe Baskılar Arasındaki Farklılıklar
İlginç bir detay olarak, Berkes’in 1964 İngilizce baskısı ile 1973 Türkçe baskısı içinde bazı içerik ve üslup farkları bulunur.
Osmanlı Cemiyet Yapısı: Doğu Despotizmi ve Kulluk Sistemi
Niyazi Berkes, bir tek Cumhuriyet sonrasını değil, Osmanlı’nın köklerini de derinlemesine çözümleme etmiştir. Onun Osmanlı cemiyet yapısına dair tespitleri, Türk sosyolojisindeki ezberleri bozacak niteliktedir.
Berkes, Osmanlı devlet-toplum yapısını Batı’daki feodalizm yada teokrasi kavramlarıyla açıklamanın yanlış bulunduğunu, bunun bir “ezbercilik” bulunduğunu savunur. Ona nazaran Osmanlı, kendine özgü bir “Doğu Despotizmi” örneğidir. Bu sistemin temel taşları şunlardır:
Bu çözümleme, Türkiye’deki sınıfsal yapının niçin Batı’daki benzer biçimde gelişmediğini ve devletin niçin devamlı baskın bir erkek oyuncu olarak kaldığını idrak etmek için anahtar bir perspektif sunar.
Türk Düşününde Batı Problemi ve “Niçin Bocalıyoruz?”
Berkes’in popüler eserlerinden kabul edilen 200 Senedir Niçin Bocalıyoruz?, Türkiye’nin modernleşme sürecindeki başarısızlıklarını ve patinajlarını sorgular. Ona nazaran bocalama nedenimiz, aydınların toplumsal gerçeklikten kopuk olmasıdır.
Berkes, bu eserinde Namık Kemal, Şinasi ve Ali Suavi benzer biçimde adların fikirlerini de çözümleme ederek, onların özgürlük ve vatan kavramlarına yükledikleri anlamları sekülerleşme süreciyle ilişkilendirir.
Niyazi Berkes’in Metodolojik Mirası ve Türk Sosyolojisindeki Yeri
Niyazi Berkes’i öteki sosyologlardan ayıran en temel özellik, onun tarihsel derinlik ile kuramsal titizliği birleştirebilmesidir. Emek harcamaları üç temel tema çevresinde toplanır: toplumsal yapı, çağdaşlaşma ve aydınlar.
Berkes’in metodolojisinin temel taşları şunlardır:
Berkes’in tesiri, bir tek kendi dönemindeki öğrencilerle sınırı olan kalmamış; Şerif Mardin, Bernard Lewis benzer biçimde dünyaca meşhur tarihçi ve sosyologlar da onun eserlerinden övgüyle bahsetmişlerdir.
Niyazi Berkes, uzun bilimsel niteliği olan kariyeri süresince oldukça sayıda kitaba ve çeviriye imza atmıştır. Eserlerinin birçoğu bugün hala toplumsal bilimler öğrencileri için temel okuma listelerindedir.
| Yapıt Adı | Gösterim Yılı | Mühim Teması |
| Bazı Ankara Köyleri Üstüne Bir Araştırma | 1942 | Türkiye’nin ilk köy monografisi ve alan araştırması |
| Propaganda Nedir? | 1942 | Siyasal yazışma ve kitle yönetimi üstüne analizler |
| Siyasal Partiler | 1964 | Siyasal kurumların yapısal işleyişi |
| 200 Senedir Niçin Bocalıyoruz? | 1964 | Modernleşme krizleri ve aydınların görevi |
| The Development of Secularism in Turkey | 1964 | İngilizce başyapıt; sekülerleşme kuramı |
| Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler | 1965 | İdeolojik akımların karşılaştırmalı analizi |
| Türkiye İktisat Zamanı (2 Cilt) | 1969-70 | Osmanlı-Türk ekonomisinin tarihsel gelişimi |
| Türkiye’de Çağdaşlaşma | 1973 | Başyapıtın genişletilmiş Türkçe versiyonu |
| Türk Düşününde Batı Problemi | 1975 | Batılılaşma hareketlerinin düşünsel kökleri |
| Mustafa Kemal Atatürk ve Devrimler | 1982 | Kemalist devrimlerin sosyolojik değerlendirmesi |
| Teokrasi ve Laiklik | 1984 | Devlet yönetimi ve din ilişkileri üstüne kuramsal emek harcama |
| Unutulan Seneler | 1997 | Otobiyografik notlar ve anılar |
Netice
Çağdaşlaşmanın Bugünü ve Yarınına Işık Tutmak
Niyazi Berkes, 18 Aralık 1988’de Londra’da hayata gözlerini yumduğunda, arkasında Türkiye’nin en kapsamlı ve en tutarlı sosyolojik mirasını bırakmıştır. Onun emek harcamaları, çağdaş Türkiye’nin kurum mantığını idrak etmek isteyen her araştırmacı için aşılması olanaksız bir eşik gibidir. Berkes, laikliği bir tek bir devlet rejimi olarak değil, toplumsal bir özgürleşme ve aklın geleneksel kutsallıktan kurtuluşu olarak görerek, bu kavramın evrensel kıymetini Türk evveliyatına nakşetmiştir.
Bugün hala “Niçin bocalıyoruz?” sorusunu soranlar için Berkes’in eserleri taze cevaplar sunmaya devam etmektedir. Aydınların toplumsal gerçeklikten kopmaması, laikliğin kurumsal derinliği ve ekonomik altyapının önemi üstüne yapmış olduğu vurgular, 21. yüzyıl Türkiye’si için de dirimsel öneme haizdir. Niyazi Berkes, bir tek bir sosyolog değil, Türk modernleşmesinin vicdanı ve zihinsel pusulası olmayı sürdürmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Yedi Kartal Efsanesi – Saygı duyulan Ersin Türk edebiyatında fantastik tür, uzun seneler süresince Batı…
Elit Ersin Edebiyat, kimi zaman bir tek bir hikâye anlatmak değildir; okuyucuyu geçmişin dar sokaklarında,…
2026 YKS (TYT-AYT) 2026 YKS (Yükseköğretim Kurumları Imtihanı) kılavuzuna nazaran en tehlikeli sonuç bölümler ve…
Tür:Bilim – KurguYazar:George R. R. MartinYayınlanma Zamanı:2021Yayınevi:DEXISBN:9786050987157KarakterlerAbner Masch: Romanın ana karakterlerinden biridir ve Mississippi Nehri’nde…
2026 TYT-AYT Türkçe – Türk Dili ve Edebiyatı 2026 YKS (TYT-AYT) Türkçe ve Edebiyat mevzuları…
Nilgün – Refik Halid KarayKarakterlerNilgün: Romanın başkahramanıdır. Kendini Osmanlı hanedanına mensup bir prenses olarak tanıtan…