NASA’nın Artemis programının, 2020’lerin sonuna kadar astronotları tekrardan Ay’a indirmesi ve burada kalıcı bir yörünge laboratuvarı kurması planlanıyor.
Öte taraftan hususi firmalar de belli bir ödeme karşılığında müşterilerini uzaya taşıma mevzusunda mühim adımlar atıyor. İnsanlığın ayak izleri Dünya’nın dışına, Ay’a ve muhtemelen ötesine doğru yayıldıkça, garip bir emek verme alanı öne çıkıyor: Astroforensik şu demek oluyor ki uzayda yaşanacak suçlarla ilgili adli bilimler.
Hemen hemen başlangıç aşamasında olan bu disiplinin arka planında, insan doğasının kaçınılmazlığı yatıyor.
Uzay, adli soruşturmalar için eşi olmayan ve sıkıntılı bir ortam sunuyor. Değişen yerçekimi, kozmik ışınım, aşırı sıcaklıklar ve oksijen elde eden iklim sistemlerine duyulan gereksinim; gelecekteki kaşifleri zorlayacak Dünya dışı değişkenlerin yalnız birkaçı.
Yerçekimi Dünya’daki gerçekliği birçok yönden şekillendiriyor. Ne var ki uzayda yerçekiminin mühim seviyede azalması, kanıtları çözümleme etmeyi zorlaştırıyor. Mesela Dünya’da yerçekiminin etkisiyle oluşan kan lekelerinin ortaya çıkardığı örüntülere bakarak, yaşananlarla ilgili birçok sonuca varabiliyoruz. Peki ya yerçekimsiz bir ortamda kan lekeleri iyi mi oluşur?
Uzayda yerçekimi denince akla derhal, uzay boşluğunda asılı duran astronotlar yada Internasyonal Uzay İstasyonu’nda (ISS) süzülerek meydana getirilen jimnastik hareketleri geliyor. Sadece gerçekte sıfır yer çekimi sadece gök cisimlerinden oldukça uzaktaki noktalarda mevcut. Ay’ın yada benzer bir gök cisminin yakınındayken ya da Dünya benzer biçimde bir gezegenin yörüngesindeyken, belli oranda yerçekimi tesiri bulunuyor. Bu yüzden, uzaydaki bir çok ortam sıfır yerçekimi yerine düşük yada mikro yerçekimine haiz.
Dünya’da her yerde mevcut ve büyük seviyede durağan(durgun) olması, bizlere yerçekimini unutturuyor. Hesap yaparken üstüne pek fazla düşünmüyor, yerçekimini durağan(durgun) bir kıymet olarak denkleme dahil ediyoruz.
Sadece kan lekesi analizi benzer biçimde bir adli tıp disiplini için yerçekimi eleştiri bir rol oynuyor. Bu sebeple hava kanalıyla taşınan sıvıların bir yüzeyle iyi mi etkileşime girdiğini ve iyi mi kir örüntüleri oluşturduğunu yerçekimi belirliyor.
Kabahat soruşturmalarında kullanılan kan lekesi örüntü analizi metodu, kanın havadaki hareketini ve kökenini idrak etmek ve bir yüzeyde iyi mi biriktiğini yorumlamak için akışkanlar dinamiği, fizik ve matematiği kullanıyor.
Geçtiğimiz günlerde piyasaya sürülen bir emek verme, uzayda yerçekimi koşullarının değişmesinin gelecekteki adli bilim disiplinlerini iyi mi etkileyeceğine dair ipuçları ortaya koydu.
Hull Üniversitesi’nde adli bilimler alanında dersler Prof. Dr. Graham Williams ve Staffordshire Üniversitesi’nde doktora talebesi olan Zack Kowalske ile meslektaşlarının imzasını taşıyan ve Forensic Science International: Reports dergisinde piyasaya sürülen bu emek verme için, yukarı-aşağı uçuş yapabilen ve bu sayede kısa süreli mikro yerçekimi ortamı oluşturabilen bir araştırma uçağı kullanıldı.
Uçakla oluşturulan mikro yerçekimi ortamında bir kâğıt parçası üstüne bir takım kan damlası sıçratılması, ortaya çıkan kan lekelerinin sonrasında rutin Dünya’ya bağlı protokoller kullanılarak çözümleme edilmesi planlanıyordu.
Sadece konsept rahat görünse de 20 saniye süresince Dünya’ya düşmekte olan bir tayyare, deneyler yapmak için uygun ve denetim edilebilir bir alan yaratılması açısından oldukça kolay bir ortam değildi. Bu yüzden gözlem ortamı uçağın iç kısmında sabitlendi. Bu sayede kan lekelerinin oluşumu ve belgelendirilmesi kolayca denetim edilebilir hale getirildi.
Deneyler, “torpido gözü” olarak adlandırılan, tekrardan tasarlanmış bir pediatrik kuvözün içinde gerçekleştirildi. Bu kuvözler normalde uzay tıbbı araştırmalarında kanama kontrolüyle ilgili araştırmalarda kullanılıyor.
Uçakta biyolojik çekince yaratabileceği endişesiyle gerçek kan yerine bileşik kan analoğu kullanıldı. (Bileşik kanın viskozite ve yüzey gerilimi benzer biçimde fizyolojik özellikleri, organik kan ile aynı.) Gözlem kapsamında, bir şırıngaya doldurulan bileşik kan özgür düşüşte mikro yerçekimi oluşturulduktan sonrasında, kan 20 santimetre uzaktan bir beyaz kâğıt üstüne fışkırtıldı.
Bu durum, gerçek kabahat senaryolarına pek benzemese de adli soruşturmacılar gerçek fışkırma mekanizmasından ziyade kan ve yüzey arasındaki etkileşimle ilgilendiğinden kafi veriyi sağlamış oldu. Kan lekeli kağıtların fotoğrafı çekildi ve düzgüsel prosedürlere nazaran çözümleme edildi.
Araştırmacılar mikro yerçekiminin hakikaten de kan damlalarının davranışını ve yarattıkları lekeleri değiştirdiğini tespit etti. Dünya’da kan, yerçekiminin aşağı çekmesi sebebiyle bir yüzeye çarpana kadar parabolik bir halde düşer. Sadece mikro yerçekimi ortamında kanın yüzeye çarpana kadar düz bir çizgide ilerlemeye devam etmiş olduğu görüldü.
Düz bir çizgi üstünde hareket etmek, eylemsizliğin sıvılardaki işleyişine iyi bir örnek.
Deneydeki mesafe yalnız 20 santimetre olduğundan, bu durum kan lekelerinin oluşturduğu örüntü üstünde pek fark yaratmadı. Sadece daha uzun mesafelerde farkın daha belirgin olması mümkün. Ne var ki parabolik araştırma uçağının sınırı olan şekilde kullanılabilmesi, kanı uzun mesafede fışkırtma deneyinin yapılmasını zorlaştırıyor.
Araştırmacıların ikinci mühim gözlemi kanın yüzeye çarptıktan sonraki yayılma hareketiyle ilgiliydi.
Dünya’daki tipik yerçekimi ortamında, sıvı kan damlaları kir oluşturma sürecinde bir takım aşamadan geçiyor. Bunun sonucunda, damlacık çöküyor, minik bir dalga oluşuyor ve kir şeklinde yayılıyor. Sadece mikro yerçekimi halinde yayılma tesiri yüzey gerilimi ve kohezyonun baskın kuvveti tarafınca engellendi. Bu da kanın Dünya’dakine kıyasla daha minik bir kir oluşturmasına yol açtı.
Dünya dışı ortamların adli kanıtlar üstündeki etkilerini araştırma sürecinin başlarındayız. Sadece bu süreçte elde edilmiş verilerin tesiri yalnız adli bilimlerle sınırı olan değil. Uzay araçlarının tasarımında akışkanlar dinamiği ya da bir uzay aracının arızasının peşinden hataların analizi benzer biçimde daha geleneksel alanlar da bu verilerden yarar sağlayacak.
Sadece bu araştırmaların kapsamını genişletebilmek için daha büyük mikro yerçekimi ortamlarına gereksinim var.
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…
Altıncı sual 30 puandır. Aşağıdaki ölçütler birbirinden bağımsız değerlendirilir. Boş yada tümüyle ilgisiz yanıt 0…
10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 2. Yazılı Soruları ve Cevapları — Senaryo…
Zehri Kim Verdi – Agatha ChristieKarakterlerLuke Fitzwilliam: Romanın başkahramanıdır. Uzun seneler İngiltere haricinde polislik yapmış,…
Türk Şiirinde Güz Bir yaprağın dalından kopup ayrılması, şiirde kimi zaman tüm bir ömrü düşündürür.…