İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana dünyayı hikâyeler vesilesiyle anlamlandırmaya çalışmıştır. Mağara duvarlarına çizilen av sahnelerinden çağıl post-modern romanlara kadar uzanan bu yolculukta değişmeyen tek bir şey vardır: Anlatma arzusu. Sadece bir hikâyeyi “iyi” kılan, yalnız ne anlatıldığı değil, iyi mi anlatıldığıdır. Öyküleyici metin yazmak, yalnız bir vakalar dizisini sıralamak değil; bir atmosfer inşa etmek, karakterlere can vermek ve okuru o kurmaca evrenin içine çekebilmektir.
Bu rehberde, bilimsel nitelikli bir temelden yola çıkarak başarıya ulaşmış bir öyküleyici metnin iyi mi kurgulanacağını, teknik bilgileri ve yazarlık sanatının inceliklerini ele alacağız.
Öyküleyici metin, gerçekleşmiş ya da gerçekleşme ihtimali olan olayların; bir anlatıcı tarafınca şahıs, vakit ve mekân bağlamında kurgulanarak aktarıldığı metin türüdür. Data verici metinlerden farkı, odağında bir “çatışma” ve “devinim” (hareket) barındırmasıdır.
Bilimsel niteliği olan literatürde öyküleyici ifade, şu üç temel sütun üstüne yükselir:
Öyküleyici anlatımın temel özellikleri:
Öyküleyici metni başka metin türlerinden ayıran bazı belirgin özellikler vardır. Bu özellikler yazma sürecinde dikkat edilirse metnin bütünlüğü de güçlenir.
Anlatının hakikaten öyküleyici olabilmesi için vakalar içinde neden-sonuç ilişkisi kurulmalı, karakterlerin eylemleri inandırıcı olmalı ve anlatımın temposu dengelenmelidir.
Bir metnin “öyküleyici” kalite kazanabilmesi için dört ana unsuru dengeli bir halde barındırması gerekir. Bu unsurların eksikliği, metni bir denemeye yada raporlama yazısına dönüştürebilir.
a) Vaka ve Vaka Örgüsü (Entrika)
Her hikâye bir vakayla adım atar sadece her vaka bir hikâye değildir. Olay örgüsü, olayların neden-sonuç ilişkisi içinde birbirine eklemlenmesidir. İyi bir yazar, “Kral öldü, sonrasında kraliçe de öldü” demez; “Kral öldü, kederinden kraliçe de öldü” der. Buradaki üzüntü, vakaları birbirine bağlayan kurgusal bir bağdır.
b) Kişi Ekibi (Karakterler)
Karakterler, okurun duygusal bağ kurduğu köprülerdir. Bilimsel niteliği olan yazımda karakterleri ikiye ayırırız:
c) Mekân (Yer)
Mekân, olayların geçmiş olduğu fizyolojik çevreden oldukça daha fazlasıdır. Karakterin ruh halini yansıtan, atmosferi destekleyen ve inandırıcılığı elde eden bir unsurdur. Betimlemeler (tasvirler), mekânı okurun zihninde bir dekor olmaktan çıkarıp yaşayan bir organizmaya dönüştürmelidir.
d) Süre
Anlatı zamanı iki katmanlıdır: Olay zamanı (olayların gerçekleşme süresi) ve anlatma zamanı (yazarın vakası aktardığı vakit dilimi). Dönemin kronolojik bir sırayla verilmesi mecburi değildir; geriye dönüşler (flashback) yada ileriye sıçramalar metne dinamizm katar.
Öyküleyici metnin en tehlikeli sonuç sonucu bakış açısı seçimidir. Hikâye kimin ağzından anlatılırsa, okurun algısı o yönde şekillenir.
Editörün Notu: Genç yazarların en oldukça hata yapmış olduğu nokta, anlatıcı bakış açısını metin içinde tutarsız şekilde değiştirmektir. Eğer kahraman bakış açısıyla başladıysanız, ansızın başka bir bakış açısına atlamak kurguyu zedeler.
Geleneksel öyküleyici metin, Aristoteles’ten bu yana gelen üç aşamalı (serim-düğüm-çözüm) yapıya dayanır:
İyi bir metin, teknik ustalık gerektirir. İşte metninizi güçlendirecek bazı tavsiyeler:
Bir yazı yada öykü bir çırpıda yazılmaz. Şu aşamaları seyretmek ustalaşmış bir yaklaşımdır:
Öyküleyici metin yazmak, sabır ve gözlem gerektiren bir disiplindir. Yalnız kuralları bilmek yetmez; yaşamı bir yazar gözüyle okumak gerekir. Başarı göstermiş bir yazar, bayağı olanın içindeki sıradışılığı görebilendir. Bu rehberdeki kuramsal detayları pratikle birleştirdiğinizde, okuru kendi dünyanıza çağrı eden kuvvetli metinler ortaya çıkacaktır. Ihmal etmeyin, en iyi hikâye, bittikten sonrasında bile okurun zihninde devam edendir.
Öyküleyici anlatımı en iyi kavramanın yolu, bu tekniği bir “film şeridi” benzer biçimde kullanan usta yazarların metinlerine bakmaktır. Öyküleyici paragrafta temel kriter hareket (devinim) ve vakit akışıdır.
İşte Türk edebiyatının mihenk taşı yazarlarından, kurmacanın dinamiğini yansıtan gerçek örnekler:
Sait Faik, gündelik yaşamın içindeki bayağı eylemleri bir vaka örgüsüne dönüştürmekte ustadır. Bu parçada Ali’nin sabah hazırlığı kronolojik bir sırayla, hareket bildiren fiillerle aktarılır:
“Ali nihayet semaverin içindeki suyun kaynadığını duydu. Yerinden kalktı. Mutfağa gitti. Bardakları, çaydanlığı siniye dizdi. Odaya getirdi. Anası hâlâ uyuyordu. Ali, taze ekmek kokusuyla karışan buharın içinden annesinin yüzüne baktı. Sonrasında usulca yorganı çekti, kadının ayaklarını öptü.”
Sabahattin Ali, gerçekçi anlatımında karakterin mekânla girmiş olduğu etkileşimi vaka akışı içinde verir. Yusuf’un eve girişi ve çevresini algılayışı tam bir öyküleme örneğidir:
“Yusuf, kapının önünde bir an durdu, sonrasında içeriye ilk adımını attı. Kaymakam Bey arkasından geliyordu. Genişçe bir hole girdiler. Sağ taraftaki odadan hafifçe bir öksürük sesi geldi. Yusuf sesin geldiği yöne doğru başını çevirdi, fakat Kaymakam eliyle ilerideki merdivenleri işaret ederek onu yukarıya doğru yönlendirdi.”
Yaşar Kemal’in anlatımı destansı bir devinim ihtiva eder. Tabiat ve insan hareket halindedir; bu paragrafta Memed’in kaçış anındaki gerilimi ve hareketi görürüz:
“Memed, çalılıkların arasından usulca süzüldü. Kayalıkların altına ulaşınca durup kulak kabarttı. Aşağılardan, vadinin derinliklerinden at kişnemeleri geliyordu. Derhal doğruldu, tüfeğini omzuna çaprazlama astı ve dik yamaca doğru tırmanmaya başladı. Ellerini keskin taşlar parçalıyor fakat o asla durmadan, arkasına bakmadan yukarıya zorluyordu.”
Buğra, vakaları ruhsal derinlikle harmanlayarak anlatır. Karakterin bir durumdan diğerine geçişi anlatı zamanı içinde verilir:
“İstanbullu Hoca atından indi, dizginleri tarafındaki gence uzattı. Meydandaki kalabalığa doğru ağır adımlarla yürüdü. Hepimiz susmuş, nefesini tutmuş ona bakıyordu. Merdivenlerin önüne ulaşınca durdu, kalabalığı şu şekilde bir süzdü ve derin bir nefes alarak konuşmaya hazırlanmış olur benzer biçimde göğsünü kabarttı.”
Tanpınar’da öyküleme kimi zaman tasvirle oldukça iç içe geçer sadece “anlatma” eylemi hep baskındır. Mümtaz’ın bir hazırlık anı şu şekilde aktarılır:
“Mümtaz, masanın üstündeki kitapları kenara itti. Pencereyi ardına kadar açtı. Dışarıdan gelen serin bahar havası odayı aniden doldurdu. Ceketini koltuğun üstüne bıraktı, aynanın karşısına geçti ve kravatını gevşetti. Zihnindeki karmaşayı bir kenara bırakıp yalnız akşamki randevuya odaklanmaya çalışıyordu.”
Bu örneklerin ortak özelliği şudur: Eğer bu paragraflardaki fiilleri çıkarırsanız geriye yalnız bir “durum” kalır. Sadece fiiller yerli yerinde durduğu sürece bir “hikâye” akmaya devam eder. Öyküleyici metin yazarken bu yazarlar benzer biçimde, okura bir fotoğraf karesi değil, bir beyaz perde sahnesi izletmeyi hedeflemelisiniz.
Sık Sorulan Sorular
6 soruluk keyifli kişilik testiSeçimlerine Bakılırsa Ne Kadar Kaotik Birisin? Bazı insanoğlu her şeyi planlar,…
Türk Edebiyatında Kitabından Uyarlanan Filmler Türk edebiyatının derinlikli karakterleri ve zamana meydan okuyan eserleri, beyaz…
Robonlar – Bir Kaçış Operasyonu – Mert ArıkTür:RomanYazar:Mert ArıkYayınlanma Zamanı:2024Yayınevi:Timaş BasımISBN: 9786259791128KarakterlerSabri Uçankalem: 22 yaşlarında,…
Beş (5) Duyuya Dayalı Betimleme Beş Duyuya Dayalı Betimleme Nedir? 5 duyuya dayalı betimleme, bir…
Kitap Diyarı internet sayfasında gezinirken deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanıyoruz. Bu çerezlerden, gerektiği benzer biçimde…
Öykü İnceleme: Gamsız’ın Ölümü – Reşat Nuri Güntekin GAMSIZ’IN ÖLÜMÜ O sabah, ana okulunun bahçesinde…