Açık oturum Nedir?
Bir mevzunun, karara varmaktan oldukca, çeşitli yönlerden aydınlatılması için, ufak bir topluluk önünde, bir söyleşi havası içinde tartışılmasına açık oturum denir. Panele siyaset dilince yuvarlak masa konferansı da denilmektedir. Panelde konuşmacı sayısı iki ise buna diyalog denir.
Panelin Özellikleri
Açık oturum başkanının görevleri:
Açık oturum Hakkında (detaylı informasyon)
Bir mevzunun dinleyiciler önünde söyleşi havası içinde birkaç şahıs tarafınca tartışılmasına açık oturum denir. Bir başka ifadeyle açık oturum; bilim, politika vb. mevzularda uzmanların, dinleyiciler karşısında informasyon ve görüş bildirdikleri, sonrasında da dinleyicilerin sual sorarak ve açıklamalarla konuşmaya katıldıkları bir toplantıdır.
Adı, İngilizce bölüm, parça anlamına gelen “açık oturum” sözcüğünden gelir. Açık oturum terimi, toplantının konuşmacılar, dinleyiciler olarak iki bölümden oluştuğunu anlatır. Konuşmaların halk karşısında yapılması sebebiyle bu toplantı lügatımızda “açık oturum” diye adlandırılmıştır. Cemiyet sorunlarının konuşulmasının en sık uygulanan toplantı seçimi paneldir. Radyo ve televizyonda da çeşitli problemler hakkında düzenlenen toplantılar, açık oturum türünde yapılmaktadır.
Panelde bir yarışma havası yoktur. Başkan mevzuyu belirtip konuşmacıları tanıtır. Ele alınan mevzu ile ilgili detayları verir. Sonrasında konuşmacılara sıra ile sorular yöneltir.
Konuşmacılar görüşlerini belirtip lüzumlu detayları verirler. Bu sırada öteki konuşmacıları özenle dinleyip lüzumlu notları alırlar. Konuşmalar içtenlikle yapılır.
Konuşmalarda eleştiri vardır fakat suçlama yoktur. Hiçbir süre kırıcı, yerici ve kendini övücü davranışlar içine girilmez.
Bir grup insanoğlunun aralarında gerçekleştirdiği münakaşa biçimi olan açık oturum geniş bir salonda seyirciler önünde yapılır. Mevzu evvelinde tespit edilir. Panelin başkanı toplantının başarı ile bitmesi için itina gösterir. Konuşmacı sayısının altı kişiyi geçmemesi tercih edilir. Tartışmaların ve konuşmaların uzaması başkan tarafınca incelikle asla kimseyi kırmadan önlenmelidir.
Bir fikir alışverişi çevresinde oluşan panelin topluma, halka, geniş kitlelere sayısız faydası vardır. Değişik düşüncelerin dile getirilmiş olduğu panelde kendi başımıza karar veremediğimiz mevzular, problemler gözümüzün önünde tartışıldığı süre bilmediğimiz oldukca sayıda şeyi öğreniriz.
Açık oturum dinleyicilerle konuşmacıların bir mevzu üstünde beraber düşünme isteği çevresinde düzenlenir. Bundan dolayı de açık oturum, samimi bir atmosferde üstünde durulan mevzu ile ilgili dinleyicilerin bulunmuş olduğu bir münakaşa biçimidir.
Düzenlenen panellerde ortaya atılan düşüncelerin, bilgilerin, verilen örneklerin gerçek, doğru ve bilimsel geçerliği olmalıdır.
Panelin planı ise şöyledir:
Panelde yer edinen konuşmacılar mevzu ile ilgisi ve bilgisi olan, konuşma kabiliyeti gelişmiş kişilerden seçilir. Bunlar sabırlı, uyumlu, olgun, dinlemesini bilen, eleştiriler karşısında hoşgörüyü elden bırakmayan kişilerdir. Söz hakkı verilmeden konuşmadıkları benzer biçimde konuşanın da sözünü kesmezler.
Konuşmalar akıcı, canlı, her insanın anlayacağı bir üslupla yapılır. Naturel, saygılı ve yerinde bir ifade kullanılır.
Konuşmacıların söyleyecekleri bitince, dinleyiciler sual sorabilirler. Mevzunun bazı yönleri hakkında kendi düşüncelerini açıklayabilirler. Panelde karar değil, izahat amaçlanır.
Ek olarak bakınız: Açık oturum Örneği ⇒ Edebiyat ve Beyazperde İlişkisi
KONU : TELEVİZYONUN TÜRK AİLESİNE ETKİLERİ
Grup Üyeleri:
- Belgin ÖZKÖK (Elektrik Y. Müh. ) – Önder
- Zülal PİLTEN (Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı) – Konuşmacı
- Ayşegül ESENER (Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı) – Konuşmacı / Yazman
- Macide ÜNSAL (Ekonomist) – Konuşmacı
- Muhammed Parlak zeka MERT (Hukuk Müşaviri) – Konuşmacı
PANEL ÖZETİ:
1. Mevzunun ve Grup Üyelerinin Takdimi / Ana Giriş :
Panelimizin mevzusu ” Televizyonun Türk Ailesine Tesirleri”. Niçin bu mevzuyu seçtik ? Şu sebeple TV bir kitle yazışma aracı olarak toplumumuzda büyük ilgi görüyor. Beşinci Beş Senelik Kalkınma Planı’na nazaran 1984’te yurt sathının ve nüfusun %80’ni TV verici alanına sokulmuş durumda, 1989’da bu oran %96’ya çıkarılacak. TV’nin yarar ve zararları toplumumuzda tartışılan güncel konulardan biri. Bu bakımdan panelin ilginizi çekeceği ve yararlı olacağı düşüncesindeyiz.
Evet, evin baş köşesine, en itibarlı yerine oturttuğumuz TV’nin eğlence, haber ve eğitim programlarının yarar ve zararlarını belirtirken konuşmacı arkadaşlarımdan bilhassa kişisel kıymet yargılarını da serbestçe belirtmelerini rica edeceğim. Sözü uzatmadan Sn. PİLTEN’e vereyim ve kendisinden ” TV’nin çocuklar üstündeki etkilerini” belirtmesini isteyeyim.
Z.PİLTEN – Teşekkürler. Fazla TV izleyen evlatların çevre – mekan ilişkilerini iyi kuramayan, edilgen ve de en önemlisi imgelerle düşünmeyi bilemeyen ve yaratıcı olamayan çocuklar olduğu varsayılıyor. Bunun başlıca sebebi, TV ile imgelerin, biçimlerin çocuğa hazır olarak verilmesinden kaynaklanıyor. Devamlı ve art arda önünde imgeler ve resimler değişen çocuk, bunlar arsındaki ilişkileri tam olarak kavrayamaz, yalnızca görür, algılamaya, imgeler kurmaya zaman bulamadan seyreder ve edilgenliğe itilir.
Meydana getirilen araştırmalar sonucu elde edilmiş bulgular TV izlemenin çocuklar üstünde saldırganlığı artırıcı tesirleri bulunduğunu ortaya koymuştur. Vurdulu-kırdılı, kavgalı-dövüşlü, öldürmeli filmlerin evlatları daha saldırgan yapmış olduğu, birçok deneysel araştırma ile gösterilmiştir.
Başkan – Sn. Pilten, evlatların TV seyretme düşkünlükleri ile ilgili veriler var mı? Vakitlerinin ne kadarını TV’ye ayırıyorlar?
Z.PİLTEN – Evet, evlatların 3 – 7 yaş grubunda haftada 26 saat TV izledikleri belirlenmiş. Bu demek oluyor ki liseden mezun oluncaya kadar 15 bin saat TV izliyorlar. Bir öteki deyişle, okulda geçirdiğinden 3000 saat daha çok.
Başkan – Bu sayısal veriler, TV’nin çocuk eğitimi ve gelişmesinde ne aşama mühim rol bulunduğunu ya da olabileceğini gösteriyor. Çocukluk sürecinin kişilik oluşumundaki önemi oldukca fazla. Bundan dolayı TV’nin en fazla çocuklar üstünde etkili olması düzgüsel.
Z.PİLTEN – Ek olarak TV’deki yiyecek reklamlarının ortalama %4’ünün gereksiz besinlere ayrılmış olduğu düşünülürse, TV’nin ne seviyede dengesiz beslenmeye yol açmış olduğu kestirilebilir. Araştırmalar, Türkiye’de annelerin %95’inin çocuklarını TV’de reklam edilen besin maddelerinin aldıklarını ortaya koymuştur.
TV ruhsal ve bedensel rahatsızlıklara, uykusuzluk ve TV epilepsisine yol açabiliyor. Her çocuk gelişim düzeyi, kendi kişiliği ( hususi tercihleri ve tepkileri) doğrultusunda ve yetiştiği aile ortamının niteliğine bağlı olarak TV’den etkilenmektedir.
TV’nin yararlarına erişince;
– Evlatları eve bağlayarak ailede ortak ilgiler yaratması, aile mutluluğunu gerçekleştirir.
– Çocuğun kültürünü geliştirir.
– Evlatların ilgilerini ve yaşam alanlarını genişletir.
– Evlatların güzel duyu zevklerini geliştirir, rol alma ve öykünmek kanalıyla kahramanlarla özdeşleşir bu da kişilik gelişmesini etkisinde bırakır.
– Toplumsal yapı ve yaşamsal biçimler hakkında informasyon edinir.
Başkan – Evlatların TV’deki yabancı kahramanları öykünmek etmeleri, onlarla özdeşleşmelerinin daima yararlı olduğu söylenebilir mi? RED KIT benzer biçimde dizilerin küçüklere pozitif yönde davranış modelleri sunduğunu savlamak mümkün müdür?
Z.PİLTEN – Her dizi film için değil doğal.
Başkan – TV’nin çocuklar üstündeki etkilerini gördük. Öteki aile fertleri üstündeki etkilerini de Sn. A. ESENER’den dinleyelim.
A.ESENER – TV günlük yaşamın büyük bir kısmını dolduruyor. Aile üyeleri içinde bilhassa TV’ye bağımlılıktan uzaklaşmalar söz mevzusu oluyor. Paylaştıkları ortak şey TV. Bunun yanı sıra TV bilhassa kırsal kesimdeki insanlarımızı kendilerinin dışındaki bir dünyadan haberdar ediyor. Yetişkinlerin informasyon, görgü, tutumlarını değişiklik yapmak ve genel kültürlerini çoğaltmak hususunda yararı, tesirleri oluyor. Ayrıca Batı’nın kültürünün TV vesilesiyle taşınması söz mevzusu. Bazı dizilerde sergilenen vakalar, adam – hanım ilişkileri, cemiyet ve aile yapıları, dünya görüşleri giysileri, davranış modelleri etkili oluyor. Böylece bu durum kültür değişmelerine niçin oluyor.
Başkan – Batı kültürünün TV benzer biçimde etkin bir vasıta yardımıyla Türk aile yapısında bazı negatif ya da pozitif yönde etkisinde bırakır yapabildiğini ya da yapabileceğini belirtiyorsunuz. Peki boş zamanların değerlendirilmesi açısından TV neler sağlıyor?
A.ESENER – Eğlence gereksinimi sağlaması, kültürlenmeye katkıda bulunması söz mevzusu. TV’nin kullanımından meydana gelen uykusuzluk vb. hastalıkları daha ilkin belirtmiştik…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…
Altıncı sual 30 puandır. Aşağıdaki ölçütler birbirinden bağımsız değerlendirilir. Boş yada tümüyle ilgisiz yanıt 0…
10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 2. Yazılı Soruları ve Cevapları — Senaryo…
Zehri Kim Verdi – Agatha ChristieKarakterlerLuke Fitzwilliam: Romanın başkahramanıdır. Uzun seneler İngiltere haricinde polislik yapmış,…
Türk Şiirinde Güz Bir yaprağın dalından kopup ayrılması, şiirde kimi zaman tüm bir ömrü düşündürür.…