Eğer amaç söz mevzusu olduğunda kendinizi kaybolmuş hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Birçok insan yaşamını anlamlı kılacak o büyük şeyi arayarak yıllarını geçiriyor.
Sadece gerçek şu ki, amacınızı bulamazsınız, onu inşa edersiniz. Amaç, ansızın beliren bir düşünce değil; bizi yönlendiren işaretleri, dayanakları ve iç sesimizi kullanarak adım adım oluşturduğumuz bir yapıdır.
Yaşamının son günlerini yaşayan insanlarla bir araya gelen bir palyatif doktoru, onlardan şu mühim dersi aldığını söylüyor: Pişmanlık, kuvvetli bir öğretmendir. Ölmekte olan insanoğlu için pişmanlığın en acı yanı, bunu kabullendiğinde, artık bu pişmanlıkları anlamlı bir şeye dönüştürecek ne güçleri, ne enerjileri ne de zamanlarının kalmamış olmasıdır.
İki tür pişmanlık
Pişmanlığı idrak etmek, onu bir amaç için vasıta olarak kullanmanın ilk adımıdır. Daniel Pink’in pişmanlık üstüne yapmış olduğu araştırmada belirttiği şeklinde, temelde iki tür pişmanlık var: Yapmadıklarımızdan duyduğumuz pişmanlıklar (eylemsizlik pişmanlıkları) ve yaptıklarımızdan duyduğumuz pişmanlıklar (fiil pişmanlıkları).
Eylemsizlik pişmanlıkları genel anlamda daha kolay fark ediliyor. Bunlar, gidilmeyen yollar, kaçırılan fırsatlar, gerçekleştirilemeyen hayallerdir. Yazının yazarı Jordan Grumet, kendisinin en bu duruma muhteşem bir örnek teşkil ettiğini söylüyor:
“On yıl ilkin, içimde derin bir pişmanlık taşıyordum: Asla geleneksel yollarla bir kitap yayınlamamıştım. Yazmak daima tutkum olmuştu sadece bunu ciddiyetle takip edecek zamanım, cesaretim ya da enerjim olduğuna asla inanmamıştım. Ölmek suretiyle olan hastalarla çalışırken sık sık kendime şu suali sorardım: Onların yerinde olsaydım, neyi yapmadığım için pişman olurdum?
Benim için yanıt fazlaca açıktı: Yayınlanmış bir yazar olamadığım için pişmanlık duyardım. Bu farkındalık, eylemsizlikten meydana gelen pişmanlığımı bir amaç dayanağına dönüştürdü. Bu mevzuda yalnız üzülmek yerine, bu pişmanlığı harekete geçmek için bir motivasyon deposu olarak kullandım. Bir menajer buldum, bir taslak yazdım ve sonunda kitabımı yayınladım. İşte eylemsizlikten duyulan pişmanlığın gücü budur: Bu pişmanlık, anlamlı bir yaşam inşa ettiğimiz bir temel taşı haline gelebilir.”
Fiil pişmanlıkları: Yaptığımız fakat keşke yapmasaydım dediğimiz şeyler
Fiil pişmanlıkları daha karmaşıktır bundan dolayı yaptığımız hataları ihtiva eder. Bunlar, geriye dönerek baktığımızda üzüntü, utanç yada suçluluk duyduğumuz seçimlerdir. Eylemsizlik pişmanlıklarının aksine, geri alınamaz.
“Bir keresinde, otomobil kullanırken ileti yazdığı için kaza icra eden ve başka bir kişinin ciddi şekilde yaralanmasına yol açan bir hastamla ilgilenmiştim. Bu suçluluk duygusu yaşamının geri kalanında onunla kaldı, devamlı mevcud bir yüktü. Bu kararından dolayı derin bir pişmanlık duyuyordu ve ne kadar istese de bunu asla geri çeviremezdi.
Onun için yanıt eğitimdi. Geçmişi silemezdi fakat başkalarının aynı hatayı yapmasını engelleyebilirdi. Mesajlaşma ve vasıta kullanmanın tehlikeleri mevzusunda bir konuşmacı oldu ve kendi acı deneyimini başkalarına öğretmek ve onları korumak için kullandı. Bunu yaparak, fiil pişmanlığını bir amaç dayanağına dönüştürdü.”
Pişmanlığı amaca dönüştürmek
Her iki pişmanlık türü de (eylemsizlik ve fiil) kuvvetli birer rehber olma potansiyeline haiz. Bizlere neyin mühim bulunduğunu, neleri değişik yapmış olmayı dilediğimizi ve gelecekte nerede anlam yaratabileceğimizi gösterir.
Peki ya siz? Kendinize şu soruları mesele:
- Yapmadığınız için pişmanlık duyduğunuz şeyler neler?
- Yaptığınız için pişmanlık duyduğunuz eylemler neler?
- Bu pişmanlıkların çevresinde iyi mi bir amaçla dolu bir yaşam inşa edebilirsiniz?
- Gezi etmediğiniz için pişmanlık duyuyorsanız, haiz olduklarınız yerine deneyimlere öncelik vermeye başlayabilir misiniz?
- Birine sevginizi ifade etmediğiniz için pişmanlık duyuyorsanız, ilişkilerinizde daha dolu bir halde var olmaya başlayabilir misiniz?
- Birini incittiğiniz için pişmanlık duyuyorsanız, bunu telafi etmek yada benzer durumda olan başkalarına yardım etmek için çaba izah edebilir misiniz?
Bu düşünceler sizi suçluluk duygusuyla doldurmak için değil, sizi güçlendirmek içindir. Palyatif bakım hastalarının aksine, sizin hala zamanınız var. Değişik seçimler yapabilir, önceliklerinizi değiştirebilir ve pişmanlığınızı harekete dönüştürebilirsiniz.
Ölüm döşeğinde nelerden pişman olacaksınız?
Bigün hayatınızın sonuna geleceksiniz. O an vardığında, pişmanlıklarınızı anlamlı bir yaşam için yakıt olarak kullandığınızı bilerek refah içinde mi geriye bakacaksınız? Yoksa asla yapmadığınız, asla söylemediğiniz ve asla bulunmadığınız şeyler peşinizi bırakmayacak mı?
İyi haber şu ki, hala bir seçeneğiniz var. Pişmanlık sizi aşağı çeken bir ağırlık olmak zorunda değil; derin bir amaca haiz bir yaşam inşa edebileceğiniz bir temel olabilir.
Kaynak: Psychology Today / Yapıt Şahin tarafınca Türkçeleştirildi