“Serenad”, geçmişin acılarını, savaşın gölgesinde yaşanmış bir aşkı ve insanlık tarihinin karanlık dönemlerini özetleyen derin, etkisinde bırakan bir romandır.
Romanın başkahramanı Maya Duran, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan bir halkla ilişkiler görevlisidir. Bigün üniversiteye çağrı edilen 87 yaşındaki Prof. Maximilian Wagner’i havaalanından karşılamakla görevlendirilir. Bu vazife, Maya’nın hem kendi yaşamını hem de geçmişin gizemini kökten değiştirecektir.
Maya, Wagner’in aslına bakarsak 2. Dünya Savaşı esnasında İstanbul’a gelen bir Alman sığınmacı profesör bulunduğunu öğrenir. Wagner, 1940’larda Türkiye’ye gelmiş, sadece gizemli bir halde ülkeden ayrılmak zorunda kalmıştır. Onun Türkiye’ye dönüş sebebi ise karısına, Nadia’ya yazdığı fakat asla çalamadığı bir “serenad”ı tamamlamaktır.
Roman süresince Maya, Wagner’in geçmişini araştırırken Nazizm, Yahudi Soykırımı, Struma faciası, ve Türkiye’nin harp yıllarındaki politikaları hakkında sarsıcı gerçeklerle yüzleşir.
Roman, iki süre diliminde ilerler:
Bu çift zamanlı kurgu, hem tarihsel derinlik hem de duygusal yoğunluk sağlar.
Romanın en çarpıcı bölümlerinden biri, 1942’de yaşanmış olan Struma faciasıdır.
Nazilerden kaçan 769 Yahudi mültecinin bulunmuş olduğu Struma gemisi, Türkiye tarafınca Boğaz’da bekletilmiş ve sonunda Karadeniz’de batırılmıştır.
Bu vaka, insanlık tarihinin en büyük deniz facialarından biridir. Livaneli, bu vakası romanın kalbine yerleştirerek unutturulmuş bir trajediyi tekrardan gündeme getirir.
Livaneli’nin dili yalın, akıcı ve duygusaldır. Okuru yormadan hem tarih hem de duygusal derinlik kazandırır. Diyaloglar organik, betimlemeler etkileyicidir.
Yazar, hem duygusal hem de politik bir atmosferi aynı anda ustalıkla kurar.
“Serenad”, tarihin yalnızca kazananlar tarafınca değil, acı çekenler tarafınca da yazıldığını hatırlatır.
Livaneli, okura hem duygusal hem de entelektüel bir seyahat sunar.
Alıntılar
“Her aşk hikâyesi bir mucizedir; şu sebeple insanoğlunun kalbi kolay kolay sevmez.”
“Tarih yalnız zaferlerle değil, unutulan utançlarla da doludur.”
Eserin Önemi
Eleştirel Değerlendirme
“Serenad”, hem duygusal hem de öğretici bir romandır.
Bazı eleştirmenler, romanın yer yer fazla didaktik bulunduğunu söylese de, bir çok okuyucu için eserin duygusal yoğunluğu ve tarihsel farkındalık yönü ön plandadır.
Netice:
“Serenad”, yalnızca bir aşk romanı değil, insanlığın hafızasına kazınması ihtiyaç duyulan bir vicdan hikâyesidir. Zülfü Livaneli, müziği, zamanı ve duyguyu ustalıkla harmanlayarak hem Türkiye’nin hem de dünyanın geçmişine ışık meblağ.
Minik Prens (Le Petit Prince) – Antoine de Saint-Exupéry Bazı kitaplar vardır; incecik görünür fakat…
Joseph Conrad Jozef Teodor Konrad Korzeniowski (D: 3 Aralık 1857, Berdiçev, Ukrayna – Ö: 3…
TYT–AYT Edebiyat Karma Tecrübe etme 1.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir terim, kavram ya da imge kullanılmamıştır?A)…
Spinoza Baruch Spinoza (D: 24 Kasım 1632, Amsterdam, Hollanda – Ö: 21 Şubat 1677, Lahey,…
Sigarayı Şu Anda Bırakın (Allen Carr) Allen Carr – “The Easy Way to Stop Smoking”…
Tevfik Fikret’in Şiir Anlayışı Özet / Anahtar Noktalar Servet-i Fünûn çizgisi: Güzel duyu kaygı, bireysel…