Şeyh Bedreddin Kimdir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Şeyh Bedreddin

Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin (D: Simavna, 1359 – Ö: Serez, 1420) Mutasavvıf, felsefeci ve Osmanlı kazaskeri.

Şeyh Bedreddin (1359–1420), Osmanlı sürecinin en dikkat çekici düşünürlerinden, mutasavvıflarından ve hukukçularından biridir. Aslolan adı Bedreddin Mahmut’tur. Edirne civarlarındaki Simavna’da doğduğu ve babasının mesleğinden dolayı “Simavnalı Bedreddin” ve “Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin” olarak da bilinir.

Not: 1- Simavna, günümüzde Yunanistan’ın Evros (Meriç) bölgesinde, Türkiye sınırına oldukça yakın bir yerleşimdir. Bugünkü adı Kiprinos (Κυπρίνος) olarak geçer. 2- Orhan Şaik Gökyay, babasının kadı olmayıp gazi/akıncı olabileceğini, “gazi” kelimesinin bir istinsah/söyleniş hatasıyla “kadı”ya dönüşmüş olabileceğini söyler.

Babası, Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus’un torunu olduğu rivayet edilen Abdülaziz’in oğlu gazi İsrail; anası ise Rum kökenli, Hristiyan iken sonradan Müslüman olmuş Melek Hatun’dur.

İyi bir eğitim almış, İslam hukuku (fıkıh), tasavvuf ve felsefe alanlarında derinleşmiştir. Mısır’da ve Anadolu’da devrin mühim âlimlerinden dersler almış; bilhassa tasavvuf düşüncesinde “vahdet-i vücûd” anlayışını benimsemiştir.

Fetret Devri esnasında (Yıldırım Bayezid’in ölümünden sonrasında) Musa Çelebi’nin kazaskeri olmuştur. Bu görevden sonrasında görüşleri giderek toplumsal bir kalite kazanmış, bilhassa:

  • Malların ortaklığı (rızık, dayanışma),
  • İnsanlar içinde din ve derslik farkı gözetmeme,
  • Eşitlikçi bir cemiyet anlayışı (sınıfsız bir cemiyet, hak, hakkaniyet, zulmün kaldırılması).

şeklinde düşünceler çevresinde bir hareket oluşmuştur.

Bu fikirler, Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal önderliğinde Ege ve Manisa çevresinde geniş kitleleri etkileyen bir ayaklanmaya dönüşmüştür. Osmanlı yönetimi bu hareketi “isyan” olarak değerlendirmiştir. Ayaklanma bastırılmış, Şeyh Bedreddin yakalanarak 1420 senesinde Serez’de idam edilmiştir.

Şeyh Bedreddin, hem bir İslam hukukçusu ve mutasavvıf, hem de düşünceleriyle toplumsal eşitlik ve hakkaniyet arayışını temsil eden tarihsel bir figür olarak kabul edilir. Bilhassa çağdaş dönemde, Nazım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı” ile beraber, halkçı ve devrimci bir simge hâline gelmiştir.

Detaylı Ifade: Şeyh Bedreddin

Osmanlı tarihinin en oldukça tartışılan isimlerinden kabul edilen Şeyh Bedreddin (tam adıyla Bedreddin Mahmud), yalnızca bir “isyan lideri” ya da “tasavvuf büyüğü” diye tek cümleyle özetlenemeyecek kadar oldukça katmanlı bir kişiliktir. O, bir taraftan fıkıh ve hukuk geleneği içinde yetişmiş bir âlim, öteki taraftan Fetret Devri’nin siyasal kırılmaları içinde adı büyük bir hareketle anılan bir figürdür. Ile alakalı anlatılar da bu yüzden iki uç içinde gidip gelir: Kimi kaynaklar onu “düzene başkaldıran” bir önder şeklinde sunar; kimileri ise “politika fırtınasında hedefe oturan bir alim” olarak görür.

“Şeyh Bedreddin Kimdir?” sorusuna yalnız biyografiyle değil; düşüncesi, eserleri, devrin toplumsal yapısı ve Bedreddin hadisesinin tarihsel yorumu üstünden yanıt vereceğiz. Şu sebeple tarih, bir çok vakit “tek bir vaka” üstünden değil, vakalar zincirinin doğurduğu anlamlar üstünden konuşur.

Şeyh Bedreddin’i Tanımak: 

Şeyh Bedreddin’i doğru konumlandırmak için ilk adım, onu birkaç temel başlıkla tanımlamaktır:

  • Âlim (fakih): İslam hukukunda yetkinleşmiş, bilhassa fıkıh alanında yapıt vermiş bir hukukçudur.
  • Mutasavvıf: Tasavvuf düşüncesiyle ilgilenmiş, mistik yorumlar geliştirmiştir.
  • Devlet adamı: Fetret Devri’nde kazaskerlik şeklinde yüksek bir görevde bulunmuştur.
  • Tarihî münakaşa mevzusu: Adı, 15. yüzyılın başlarında ortaya çıkan toplumsal-siyasal hareketlerle beraber anılır.

Bu dört tanımın beraber düşünülmesi gerekir. Bir tek “isyan” üstünden okunduğunda Bedreddin’in ilmî kimliği silinir; yalnız “âlim” diye bakıldığında ise dönem şartlarının ürettiği toplumsal gerilimler anlaşılmaz.

Devrin Arka Planı:

Fetret Devri Nedir ve Neyi Değiştirdi?

Şeyh Bedreddin’i idrak etmek, Fetret Devrini (1402–1413) anlamadan zor olsa gerek. 1402’de Ankara Savaşı sonrası Osmanlı siyasal düzeni sarsılmış, şehzadeler arası iktidar mücadelesi adım atmıştır. Merkezi otorite zayıflayınca:

  • Taşrada güvenlik sorunları artar.
  • Vergi ve tımar düzeninde belirsizlikler çoğalır.
  • Halkın devlete itimatı azalır.
  • Dini-sosyal hareketler daha görünür hâle gelir.

Bu ortamda, “yalnız düşünce” değil; fikirle birleşen hakkaniyet, iyelik, vergilendirme, mahalli güç odakları şeklinde mevzular da münakaşanın parçası olur. Şeyh Bedreddin’in adı bu devrin yarattığı dalgalanmaların içinde öne çıkar.

Şeyh Bedreddin’in Yaşamı: 

Doğumu ve İlk Yılları

Şeyh Bedreddin’in 14. yüzyılın ikinci yarısında doğduğu kabul edilir. Doğum yeri olarak çoğu zaman Simavna (bugünkü Yunanistan sınırları içinde) zikredilir. Bu coğrafya, Balkanlar’ın oldukça kültürlü yapısını taşır: Türkler, Rumlar, Slavlar, Yahudiler… Bu çeşitlilik, Bedreddin’i direkt “çoğulcu bir ideolog” yapmaz; fakat onun döneminde değişik toplulukların bir arada yaşama pratiklerini organik bir zemine dönüştürür.

Eğitim ve İlmi Yönü

Bedreddin’in en kuvvetli tarafı, iyi bir medrese eğitimi almış olmasıdır. İslam hukukunun ana alanları olan:

  • Fıkıh
  • Usûl (fıkıh yöntemi)
  • Kelam (inanç teorisi)
  • Arap dili ve mantık

şeklinde disiplinlerde yetişir. Onu bayağı bir “derviş” olarak değil, sürecinin ilim geleneği içinde yetişmiş bir hukukçu olarak düşünmek daha doğru olur.

Devlet Görevi: Kazaskerlik

Fetret Devri’nde Musa Çelebi’nin yanında kazasker olduğu bilinir. Kazaskerlik, yalnız kadı atamak değildir; bununla birlikte hukuki düzenin merkezinde yer almaktır. Bu vazife, Bedreddin’in hem devlete yakın hem de devletin sorunlarıyla yakından temasta bulunduğunun göstergesidir.

Şeyh Bedreddin’in Düşüncesi:

Tasavvuf, Hakkaniyet ve Cemiyet

Bedreddin’in düşüncesi, “tek bir çarpıcı söz”a indirgenmeye uygun değildir. Onun tasavvufî yaklaşımında, bilhassa varlık anlayışı ve insan-toplum ilişkisi dikkat çeker. Sadece tarih yazımında en oldukça konuşulan kısım, Bedreddin’e atfedilen “eşitlikçi” yada “ortak iyelik” vurgularıdır.

Burada bilimsel nitelikli bir dikkat koşul: Bedreddin’in kendi metinleriyle, onun adına anlatılan halk hareketlerini aynı düzlemde okumak yanıltıcı olabilir.

Bedreddin’in düşüncesini anlamaya destek üç ana tema şu şekilde özetlenebilir:

  1. Tasavvufî yorum: Hakikat, varlık, insanoğlunun tinsel dönüşümü.
  2. Hakkaniyet duygusu: Toplumsal düzenin meşruiyeti ve hakkaniyet arayışı.
  3. Dönem eleştirisi: Otorite boşluğu, güç mücadeleleri, taşrada baskı.

Kısa bir vurgu: Bedreddin’i yalnız “devrimci” diye okumak da, yalnız “mukaddes bir şeyh” diye kutsamak da tarihsel gerçekliğin bir bölümünü eksiltir.

Eserleri ve İlmi Mirası: 

Şeyh Bedreddin’i kalıcı kılan şeylerden biri, yapıt bırakmış bir âlim olmasıdır. Bu eserler, onun hukuki kapasitesini ve tasavvufî yönelimini gösterir.

Başlıca Eserleri

Aşağıdaki eserler, Bedreddin’le ilişkilendirilen temel metinler içinde sayılır:

  • Vâridât: Tasavvufî yorumlarıyla malum, daha oldukça fikir dünyasını yansıtan bir metindir.
  • Câmiu’l-Fusûleyn: Fıkıh alanında, bilhassa hukukî meseleleri derleyen bir emek verme olarak öne çıkar.

Bu aşamada mühim bir yöntem notu: Ortaçağ metinlerinin istinsah (kopya) geleneği, metinlerin zaman içinde farklılaşmasına yol açabilir. Bu yüzden “tek bir nüsha” üstünden kati hükümler vermek yerine, Bedreddin’in genel çizgisini görmeye çalışmak daha sıhhatli bir tutumdur.

Bedreddin Hadisesi:

İsyan mı, Siyasal Hesaplaşma mı?

Şeyh Bedreddin denince en oldukça dört gözle beklenen bölüm burasıdır: Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal isimleriyle anılan hareketler ve Bedreddin’in bu süreçteki görevi.

Şeyh Bedreddin’le ilişkilendirilen hareketlerin coğrafyası kaynaklarda genel anlamda şu şekilde verilir:

  • Börklüce Mustafa hareketi: İzmir’in Karaburun Yarımadası (Urla Yarımadası’nın kuzeyi)
  • Torlak Kemal hareketi: Manisa civarı / Saruhan sancağı.

Olayların Kısa Özeti

Genel çerçeve şu şekilde anlatılır:

  • Fetret Devri bitip merkezi otorite güçlenirken, bazı bölgelerde mahalli hareketlenmeler görülür.
  • Bu hareketlerin en bilinenleri, Ege ve çevresinde Börklüce Mustafa ile; Manisa tarafında Torlak Kemal ile ilişkilendirilir.
  • Şeyh Bedreddin’in adı, bu hareketlerin “esin kaynağı” yada “lideri” olarak anılır.
  • Süreç, Bedreddin’in yakalanması ve idamı ile kapanır (çoğu zaman Serez’de idam edilmiş olduğu aktarılır).

Bedreddin’in Görevi Ne Kadar “Direkt”?

Tarihçilikte burada iki temel yaklaşım vardır:

  • Direkt liderlik yaklaşımı: Bedreddin’in hareketi yönlendirdiğini, örgütlediğini savunur.
  • Dolaylı ilişki / siyasallaştırma yaklaşımı: Bedreddin’in fikirlerinin yada çevresinin vakaya karıştırıldığını, merkezi otoritenin güçlenme döneminde Bedreddin’in “çekince” olarak görüldüğünü vurgular.

Gerçekçi bir okuma, bu iki yaklaşım içinde dikkatli yürümeyi gerektirir. Şu sebeple kaynakların bir kısmı devlet merkezli yazılmıştır; bir kısmı ise mitik/menkıbevî dil taşır. Dolayısıyla Bedreddin’in görevi için “kati ve tek” bir cümle oluşturmak yerine, şu tespiti yapmak daha güvenilir olur:

  • Bedreddin, devrin siyasal kırılmaları içinde adı büyük bir toplumsal hareketle ilişkilendirilen, bununla birlikte yüksek ilmî kimliği bulunan bir figürdür.
  • Bu ilişkilendirmenin düzeyi ve içinde ne olduğu, kaynaklara göre değişiklik gösterir.

“Eşitlik”, “Ortak Iyelik” ve Yanlış Okumalar

Bedreddin hakkında popüler metinlerde sıkça geçen iddialar vardır: “Mallar ortak”, “dinler eşit”, “sınıfsız cemiyet”… Bu söylemler, bilhassa çağdaş dönemin kavramlarıyla kurulduğu için dikkat ister.

Şu ayrımı net kuralım:

  • 15. yüzyıl ile 19–20. yüzyıl ideolojileri aynı kavram setiyle konuşmaz.
  • Bedreddin’i çağdaş politik kategorilerle direkt etiketlemek, tarihe bugünün gözlüğünü takmak anlamına gelebilir.

Bu demek değildir ki Bedreddin “hakkaniyet” fikrine uzak bir isimdir. Tam tersine, onun döneminde hakkaniyet tartışmaları oldukça canlıdır. Sadece “eşitlik” dediğimiz şeyin, o günün dünyasında daha oldukça hakkaniyet, zulmün önlenmesi, vergide ölçü, mahalli baskının kırılması şeklinde ergonomik karşılıkları vardır.

Şeyh Bedreddin’in Ölümü ve Tarihsel Tesiri

Bedreddin’in idamı, yalnız bir kişinin ölümü değildir; bununla birlikte merkezi otoritenin tekrardan inşası döneminde “seviye kurma” siyasetinin bir parçası olarak okunabilir.

Tarihsel Tesir Alanları

Şeyh Bedreddin’in tesiri birkaç hatta ilerler:

  • İlmî miras: Fıkıh geleneği içinde eserleriyle anılır.
  • Tasavvufî iz: Bazı çevrelerde düşünceleri tartışılır.
  • Toplumsal bellek: Adı, “haksızlığa karşı duruş” temasıyla bir sembole dönüşür.
  • Edebiyat ve kültür: Bilhassa çağdaş edebiyatta Bedreddin, kuvvetli bir figür olarak tekrardan kurgulanır.

Burada örnek vermek yerinde olur: Çağıl dönemde Bedreddin, kimi metinlerde direniş simgesi olarak resmedilir. Bu, tarihî Bedreddin ile edebî Bedreddin’in bazen birbirine karışmasına da neden olur. Okur için sıhhatli tutum şudur: Tarihî data ile edebî temsilin alanlarını ayırmak.

Şeyh Bedreddin’i Bugün Niçin Konuşuyoruz?

Şeyh Bedreddin’in hâlâ konuşulmasının sebebi yalnız “garip bir isyan hikâyesi” değildir. Bedreddin, şu soruların kesişim noktasında durur:

  • Devlet otoritesi yoldan çıkarsa cemiyet ne yapar ve ne yaşar?
  • Hakkaniyet duygusu ile siyasal seviye arasındaki gerilim iyi mi büyür?
  • Dinî dil, toplumsal taleplerle iyi mi birleşir?
  • Tarih, bir kişiyi ne vakit “kahraman”, ne vakit “tehdit” olarak yazar?

Bu sorular güncel değildir; fakat insanlık hâllerine dair olduğundan her dönemde tekrardan anlam kazanır.

Netice: Şeyh Bedreddin’i Tek Cümleye Sığdırmayın

Şeyh Bedreddin, hem hukukçu bir âlim, hem tasavvufî bir düşünür, hem de Fetret Devri’nin sert siyasal ikliminde adı toplumsal hareketlerle anılan bir tarihî kişiliktir. Onu anlamanın yolu, ne yalnız “isyan”a odaklanmak ne de onu emsalsiz bir “veli” şeklinde sunmaktır. Sağlam bir tarih okuması, şu dengeyi gözetir:

  • Süreci bilmeden kişiyi yorumlamaz.
  • Kaynakların niyetini ve dilini hesaba katar.
  • Çağıl kavramları geçmişe direkt yapıştırmaz.
  • Bedreddin’in ilmî mirasını, siyasî tartışmaların gölgesinde bırakmaz.

Bedreddin yalnız bir “etiket” değil, oldukça yönlü bir tarihî örnek olarak ele alınmalı.

Sık Sorulan Sorular

1) Şeyh Bedreddin hangi dönemde yaşamıştır?

Şeyh Bedreddin, 14. yüzyılın sonu ile 15. yüzyılın başlangıcında yaşamış; bilhassa Fetret Devri ve sonrasındaki siyasal toparlanma döneminde öne çıkmıştır.

2) Şeyh Bedreddin hakkaten isyan etti mi?

Kaynaklarda Bedreddin’in adı, Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal hareketleriyle ilişkilendirilir. Sadece Bedreddin’in rolünün direkt liderlik mi yoksa dolaylı bağ mı olduğu tarih yazımında tartışmalıdır.

3) Şeyh Bedreddin’in eserleri nedir?

En oldukça anılan eserleri içinde Câmiu’l-Fusûleyn (fıkıh/hukuk) ve Vâridât (tasavvufî yorumlar) yer alır. Bedreddin’in “yalnız politik” değil, ilmî bir kimliği olduğu bu eserlerle daha net görünür.

4) Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal kimdir?

Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal, 15. yüzyılın başlarında ortaya çıkan mahalli toplumsal hareketlerin önde gelen adları olarak bilinir. Şeyh Bedreddin’le ilişkileri, kaynaklara bakılırsa değişik düzeylerde anlatılır.

5) Şeyh Bedreddin niçin hâlâ tartışılıyor?

Şu sebeple Bedreddin, hakkaniyet–otorite, dinî dil–toplumsal talepler, merkez–taşra şeklinde tarih süresince yine eden gerilimlerin sembol isimlerinden biridir. Ek olarak çağdaş edebiyatta da kuvvetli bir temsil alanına haizdir.

6) Şeyh Bedreddin’i çalışırken hangi hatalardan kaçınmalı?

En sık hata, Bedreddin’i çağdaş ideolojilerle direkt etiketlemektir. Doğru yöntem; devrin kavramlarını, kaynakların dilini ve Bedreddin’in ilmî yönünü beraber değerlendirmektir.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )