Din ile politika arasındaki ilişki, geçmişten günümüze süregelen ve devamlı önemini korumuş olan bir mevzudur. Politika mevzu bahis olduğunda, dinin, tarihin çeşitli dönemlerinde bir meşrulaştırma aracı olarak karşımıza çıkmış olduğu görülmektedir. Dolayısıyla dinin siyasetle daima ilişkisi olmuştur denebilir. Bu anlamda, politik olanın bununla beraber mukaddes olduğu da söylenebilir. Sadece aydınlanma ve modernleşme süreciyle beraber geleneksel anlamda kutsallık ve din olgusunun ayinleri ve inançlarının yerini, çağıl dinler ve millet devlet bilinci bağlamında gelişen ulusal ayinler ve inançlar almıştır. Dinin ve kutsallığın bu değişiklik ve dönüşümü hakkında değerlendirmeler meydana getiren düşünce ve fikir insanları, bu süreçle ilgili olarak sivil din, politik din, ulusal din benzer biçimde çeşitli kavramlar türetmişlerdir. Bu çalışmada da kutsallaşmanın bu kırılma noktasından hareketle, çağıl bir siyasal ideoloji olan faşizmin kutsallaştırılmasına değinilerek siyasal din perspektifinde değerlendirmeler yapılacaktır.