Zehri Kim Verdi Özeti, Konusu ve Karakterleri

Zehri Kim Verdi – Agatha Christie

Karakterler

Luke Fitzwilliam: Romanın başkahramanıdır. Uzun seneler İngiltere haricinde polislik yapmış, deneyimli ve dikkatli bir adamdır. İngiltere’ye dönerken karşılaşmış olduğu yaşlı bir kadının anlattıkları yardımıyla kendisini gizemli cinayetlerin ortasında bulur. Akıllı, yürekli, meraklı, araştırmacı ve hakkaniyet duygusu kuvvetli biridir. İnsanların söyledikleri arasındaki çelişkileri fark etmeye çalışır. Bununla beraber kimi zaman ilk izlenimlerine fazla güvenir ve yanlış kişilerden şüphelenebilir. Tehlikeler karşısında kolayca vazgeçmez. Roman ilerledikçe Bridget Conway’e âşık olur.

Lavinia Fullerton (Lavinia Pinkerton): Romanın başlangıcında Luke’un trende tanıştığı yaşlı hanımdır. İlk bakışta birazcık dalgın, fazla konuşan ve hayal kuran biri benzer biçimde görünür. Aslına bakarsak son aşama dikkatli, sezgileri güçlü, dürüst ve yürekli bir hanımdır. Köyünde yaşanmış olan ölümlerin bayağı kazalar olmadığını farklıdır. İnsanların davranışlarından ve bakışlarından mühim sonuçlar çıkarabilir. Şüphelerini Scotland Yard’a bildirmek istemesi onun mesuliyet sahibi bulunduğunu gösterir. Gerçeğe yaklaşması yaşamını kaybetmesine niçin olur.

Bridget Conway: Lord Easterfield’ın sekreteri ve nişanlısıdır. Güzel, akıllı, gururlu, bağımsız karakterli ve hazırcevap bir genç hanımdır. Ekonomik güvenceyi önemser ve başlangıçta varlıklı Lord Easterfield ile evlenmeyi mantıklı bulur. Sadece zaman içinde para ile gerçek sevginin aynı şey olmadığını anlamış olur. Luke’un araştırmalarına destek verir. İnsanları iyi gözlemleyebilir, kuvvetli bir iradeye haizdir ve tehlikeli durumlarda bile soğukkanlılığını korumaya çalışır. Romanın sonunda son aşama mühim bir rol üstlenir.

Lord Gordon Easterfield (Lord Whitfield): Köyün en varlıklı ve nüfuzlu kişilerinden biridir. Kendi çabalarıyla büyük bir servet kazanmış ve toplumsal açıdan terfi etmiştir. Bridget’in işvereni ve nişanlısıdır. Kibirli, gösterişi seven, otoriter, kendini beğenmiş ve başkalarının kendisine saygı göstermesini bekleyen bir adamdır. İnsanların kendisine karşı gelmesine tahammül edemez. Başına gelen vakaları ve çevresindeki ölümleri kendi üstünlüğünün kanıtı olarak yorumlamaya adım atar. Bu özellikleri onu katliam soruşturmasında son aşama şüpheli bir kişiye dönüştürür.

Honoria Flete (Honoria Waynflete): Köyde yaşayan, cemiyet tarafınca saygı gören, yaşlı ve bekâr bir hanımdır. Dışarıdan yardımsever, nazik, sakin, terbiyeli ve güvenilir görünür. Lavinia’nın tanıdığıdır ve köyde yaşanmış olan vakalar hakkında data sahibidir. Sadece görünüşünün arkasında son aşama hesapçı, kinci, manipülatif ve tehlikeli bir kişilik gizlidir. Geçmişte yaşamış olduğu bir vaka sebebiyle senelerce hiddet biriktirmiştir. İnsanların kendisini zararsız görmesini kendi lehine kullanır. Romanın ruhsal açıdan en mühim karakterlerinden biridir.

Alfred Wake: Köyün rahibidir. Konuşkan, meraklı ve köyde yaşayan insanların geçmişini bilen bir adamdır. İnsan ilişkilerine, tartışmalara ve söylentilere ilgi duyar. Luke’un soruşturmasına köydeki anlaşmazlıkları anlatarak dolaylı halde destek verir. Çevresindeki vakaları değerlendiren fakat bunların arasındaki katliam bağlantısını başlangıçta tam olarak anlayamayan bir karakterdir.

Bay Abbot: Köyde çalışan bir avukattır. Hareketli, neşeli, ara sıra acele sinirlenen fakat öfkesi acele geçen biridir. İnsanların davranışlarını eleştirebilir ve kendi işlerinde disiplin ister. Tommy Pierce ile yaşamış olduğu ihtilaf sebebiyle soruşturma açısından mühim hâle gelir. Luke’un araştırmalarında data almış olduğu kişilerden biridir.

Bay Sorty (Bay Ellsworthy): Köyde antikacılık meydana getiren, alışılmadık davranışlarıyla dikkat çeken bir adamdır. Eski inançlara, büyücülüğe, pagan geleneklerine ve gizemli törenlere meraklıdır. Garip, gösterişçi ve çevresindeki insanları rahatsız edebilen bir kişiliğe haizdir. Davranışları yüzünden Luke’un şüphelendiği adlar arasına girer. Bilhassa bazı gizli saklı törenlerle bağlantılı hareketleri onu olduğundan daha tehlikeli gösterir.

Binbaşı Horton: Askerlikten emekli olmuş bir adamdır. Sert, geleneksel düşüncelere haiz ve ara sıra yakınan bir kişiliği vardır. Karısıyla birlikteliği rahat değildir. Karısının ölümünden sonrasında daha rahat bir yaşam sürmeye başlaması onu şüpheli gösterebilecek bir ayrıntıdır. Luke, Horton ailesindeki ilişkileri araştırarak cinayetlerin ihtimaller içinde nedenlerini anlamaya çalışır.

Kadın Lydia Horton: Binbaşı Horton’un eşidir. Sert mizaçlı, aksi, geçinilmesi güç ve kocası üstünde baskı kurabilen bir hanımdır. Hastalanıp tedavi görmeye adım atar; iyileşmesi beklenirken ansızın yaşamını kaybeder. Ölümü başlangıçta naturel görünmesine karşın sonradan katliam zincirinin bir halkası olduğu anlaşılır.

Dr. John Humbleby: Köyün elit doktorudur. Mesleğinde deneyimli, ciddi, ilkelerine bağlı ve gerektiğinde düşüncelerini açıkça dile getirebilen biridir. Lord Easterfield ile bazı mevzularda ihtilaf yaşar. Lavinia, onun sıradaki kurban olabileceğini evvelinde farklıdır. Doktorun beklenmedik halde ölmesi, Luke’un tüm vakası ciddiye almasına yol açan en mühim gelişmelerden biridir.

Dr. Thomas: Dr. Humbleby’ın genç meslektaşıdır. Eğitimli, mesleğinde ilerlemek isteyen ve geleceğini önemseyen biridir. Dr. Humbleby’ın kızı Rose ile duygusal bir ilişkisi vardır. Mesleki anlaşmazlıkları ve Humbleby’ın ölümünün kendisine sağlayabileceği avantajlar yüzünden şüpheliler içinde değerlendirilir.

Rose Humbleby: Dr. Humbleby’ın kız evladıdır. Genç, duygusal ve âşık olduğu insana bağlı bir hanımdır. Dr. Thomas’a karşı kuvvetli duygular besler. Babasının ölümünden üzülür ve aile ilişkileri üstünden soruşturmaya katkı elde eden bir karakter olur.

Amy Gibbs: Köyde çalışan genç bir hizmetçidir. Meraklı, süslenmeye düşkün ve ara sıra dikkatsiz biri olarak tanınır. Öksürük ilacı yerine yanlışlıkla başka bir madde içtiği düşünülerek öldüğü kabul edilir. Oysa ölümü dikkatlice hazırlanmış bir cinayettir.

Tommy Pierce: Köyde yaşayan genç bir çocuktur. Yaramaz, alaycı, hareketli ve büyükleri kızdırmaktan hoşlanan biridir. İnsanların taklidini yaparak onlarla eğlenir. Lord Easterfield’ı da küçümseyen davranışlarda bulunur. Yüksek bir yerden düşmesi sonucunda yaşamını kaybetmiş olduğu sanılır.

Harry Carter: Köyde meyhanecilik meydana getiren, alkol kullanımı sebebiyle sık sık mesele yaşayan bir adamdır. Kaba, tartışmacı ve kimi zaman saldırgan davranışlar sergiler. Lord Easterfield ile tartışmıştır. Bir köprüden düşerek ölmesi başlangıçta sarhoşluğuyla açıklanır.

Rivers: Lord Easterfield’ın şoförüdür. Küstah, disiplinsiz ve işvereninin kurallarını önemsemeyen bir adamdır. Lord’un otomobilini izinsiz kullanımı büyük bir münakaşaya neden olur. Bu irdelemenin peşinden öldürülmesi, Luke’un dikkatini tekrardan Lord Easterfield üstünde toplar.

Başmüfettiş Battle: Deneyimli, sakin, mantıklı ve disiplinli bir polis görevlisidir. Vakalara duygularından oldukça kanıtlarla yaklaşır. Romanda Luke kadar ön planda değildir; bilhassa soruşturmanın son aşamasında rol oynar.

Mevzusu

Roman, İngiltere’nin sakin bir köyünde meydana gelen ve kaza ya da naturel ölüm benzer biçimde görünen gizemli cinayetleri mevzu alır. Eski polis Luke Fitzwilliam, bu ölümlerin arkasında aynı kişinin bulunduğunu düşünerek araştırma halletmeye adım atar. Araştırmaları esnasında köy halkının gizli saklı gizemini, geçmişteki düşmanlıklarını ve şüpheli ilişkilerini ortaya çıkarır. Roman, görünüşe aldanmamak, gerçeği ortaya çıkarmak ve adaleti sağlamak temaları çevresinde şekillenir.

Zehri Kim Verdi – Kitap Özeti

Agatha Christie’nin Zehri Kim Verdi adlı romanı, İngiltere’nin Wychwood under Ashe adlı sakin bir köyünde meydana gelen gizemli ölümleri ve bu ölümlerin arkasındaki katilin ortaya çıkarılmasını anlatmaktadır. Romanın başkahramanı Luke Fitzwilliam, uzun seneler polislik yaptıktan sonrasında İngiltere’ye dönen, akıllı ve araştırmacı bir adamdır. Bigün tren yolculuğu esnasında Lavinia Fullerton isminde yaşlı bir hanımla tanışır. Lavinia, yaşamış olduğu köyde son zamanlarda birçok kişinin öldüğünü ve bu ölümlerin aslına bakarsak kaza değil, katliam bulunduğunu düşündüğünü anlatır. Ek olarak köy doktoru Dr. Humbleby’ın da yakında öldürüleceğini söyler. Luke başlangıçta yaşlı kadının anlattıklarına inanmaz. Sadece kısa süre sonrasında Lavinia’nın trafik kazasında öldüğünü, peşinden da Dr. Humbleby’ın yaşamını kaybettiğini gazetelerden öğrenir. Bu olayların rastlantı olamayacağını düşünerek köye gidip araştırma halletmeye karar verir.

Luke, köye ulaştığında gerçek amacını gizlemek için halk inanışları ve eski geleneklerle ilgili araştırma meydana getiren bir yazar benzer biçimde davranır. Köyün varlıklı ve kuvvetli kişilerinden Lord Easterfield’ın evinde kalmaya adım atar. Burada Lord’un sekreteri ve nişanlısı Bridget Conway ile tanışır. Bridget, akıllı ve bağımsız bir genç hanımdır. Luke araştırmaları esnasında Bridget’ten yardım alır ve ikisi zaman içinde birbirlerine yakınlaşırlar. Luke, köyde daha ilkin ölen kişilerin hayatlarını incelemeye adım atar. Amy Gibbs adlı genç hizmetçinin yanlışlıkla zehirli bir madde içtiği, Tommy Pierce adlı çocuğun yüksekten düşerek öldüğü, Harry Carter’ın sarhoşken köprüden düşmüş olduğu ve Dr. Humbleby’ın bir enfeksiyon sebebiyle yaşamını kaybetmiş olduğu söylenmektedir. Ek olarak Binbaşı Horton’un eşi Lydia Horton da hastalığının peşinden beklenmedik şekilde ölmüştür. Tüm bu ölümlerin ayrı ayrı mantıklı açıklamaları olsa da Luke, bunların dikkatlice planlanmış cinayetler olabileceğinden şüphelenir.

Luke araştırmalarını ilerlettikçe köyde yaşayan insanların birbirleriyle çeşitli anlaşmazlıklar yaşadığını öğrenir. Bilhassa antikacı Bay Sorty’nin acayip davranışları ve eski büyücülük törenlerine ilgisi dikkatini çeker. Bir süre ondan şüphelense de cinayetlerle bağlantısını kanıtlayamaz. Köyün avukatı Bay Abbot, genç hekim Thomas ve Binbaşı Horton da Luke’un araştırmış olduğu kişiler arasındadır. Sadece zaman içinde tüm ölümlerin ortak bir noktası olduğu ortaya çıkar. Ölen kişilerin bir çok, köyün en varlıklı adamı Lord Easterfield ile tartışmış yada ona karşı gelmiştir. Lord Easterfield oldukça kibirli, kendini beğenmiş ve insanların kendisine saygı göstermesini isteyen biridir. Kendisine karşı gelen insanların kısa süre sonrasında ölmesini ise Tanrı’nın kendisini koruduğunun bir işareti olarak görmektedir. Bu durum Luke’un Lord’dan şüphelenmesine niçin olur.

Bir süre sonrasında Lord Easterfield’ın şoförü Rivers da öldürülür. Rivers, Lord’un otomobilini izinsiz kullandığı için onunla tartışmıştır. Bu vakadan sonrasında öldürülmesi, Luke’un şüphelerini daha da artırır. Üstelik köyde yaşayan, her insanın sevip saydığı Honoria Flete adlı yaşlı hanım, Luke’a geçmişte Lord Easterfield ile nişanlı olduklarını anlatır. Honoria’nın söylediğine gore Lord, gençliklerinde onun oldukça sevilmiş olduğu kuşunu öldürmüş, bunun üstüne kendisi de nişanı bozmuştur. Luke bu vakası öğrenince Lord’un acımasız ve tehlikeli bir insan olabileceğini düşünür. Bu sırada Luke ile Bridget arasındaki arkadaşlık aşka dönüşür. Bridget, Lord Easterfield ile yalnızca maddi güvence sebebiyle evlenmek istediğini farklıdır ve onu hakikaten sevmediğini anlayarak nişanını bozmaya karar verir.

Romanın sonlarına doğru olayların gerçek yüzü ortaya çıkmaya adım atar. Bridget, Honoria Flete’yi ziyaret eder. Honoria ona çay ikram eder ve beraber yürüyüşe çıkmalarını teklif eder. Sadece Honoria’nın amacı Bridget’i öldürmektir. Bu sebeple gerçek katil, her insanın zararsız ve merhametli sandığı Honoria Flete’dir. Honoria, geçmişte Lord Easterfield tarafınca terk edilmiştir ve bu olayın öcünü almak istemektedir. Aslına bakarsak gençliklerinde sevilmiş olduğu kuşu öldüren şahıs Lord değil, Honoria’nın kendisidir. Lord onun bu acımasız davranışını görünce nişanı bozmuştur. Honoria ise senelerce bu vakası unutamamış ve Lord’dan nefret etmiştir. Onu direkt öldürmek yerine, işlemediği cinayetlerden görevli tutulmasını sağlayarak cezalandırmayı planlamıştır.

Honoria, Lord Easterfield ile tartışan insanları bilhassa seçerek öldürmüştür. Böylece tüm cinayetlerin şüphesi Lord’un üstünde toplanacaktır. Amy Gibbs’in ilaç şişesini zehirli bir maddeyle değiştirmiş, Harry Carter’ı köprüden itmiş, Tommy Pierce’ın yüksekten düşmesine niçin olmuş ve Lydia Horton’u zehirlemiştir. Dr. Humbleby’ın yarasına mikrop bulaştırarak ölümüne yol açmış, gerçeği fark eden Lavinia Fullerton’u ise bir otomobilin önüne itmiştir. Sürücü Rivers’ı da öldürerek Lord’un daha çok şüpheli görünmesini elde etmiştir. Honoria tüm bu tarz şeyleri yaparken köy halkının kendisine duyduğu güvenden yararlanmış ve kimsenin dikkatini çekmemeyi başarmıştır.

Honoria son olarak Bridget’i öldürerek suçu gene Lord Easterfield’ın üstüne atmak ister. Sadece Bridget, kendisine verilen uyutucu madde katılmış çayı içmediği için Honoria’nın planı istediği benzer biçimde ilerlemez. Tehlikenin farkına varan Bridget, Honoria’yı konuşturarak süre kazanmaya çalışır. Bu sırada Luke, vakaları tekrardan değerlendirerek gerçek katilin Honoria bulunduğunu anlamış olur. Bridget’in tehlikede bulunduğunu fark edince derhal onu bulmaya gider. Honoria, Bridget’e saldırmış olduğu sırada Luke yetişir ve onu kurtarmış olur. Böylece tüm cinayetlerin sırrı çözülür ve Honoria’nın gerçek yüzü ortaya çıkar. Lord Easterfield’ın suçsuz olduğu anlaşılır. Bridget ise Lord’la evlenmekten vazgeçerek Luke’a olan sevgisini kabul eder. Roman, Luke ile Bridget’in beraber mutlu bir gelecek kurmaya karar vermesiyle sonlanır.

Zehri Kim Verdi – Kitap Açıklaması

Kendi halinde bir köy olan Wychwood’da Miss Pinkerton çeşitli iddialarda bulunmaktadır. Ona gore sessiz ve kendi halindeki bu köyde iki katliam işlenecektir, üstelik kurbanlardan biri de köyün doktorudur. Kadının kehanetlerine inanmayan Luke Fitzwilliam, söylenenleri oldukça saçma bulur. Sadece, kısa bir süre sonrasında Miss Pinkerton’un trafik kazasına kurban gitmesi ve derhal peşinden The Times gazetesinde Dr. Humbleby’ın beklenmedik ölüm haberi, Luke Fitzwilliam’ı oldukça endişelendirir. Acaba şimdi sırada kim vardır?

(Tanıtım Bülteninden)

💬

İçeriği iyi mi buldun?

Tek dokunuşla tepkini bırak, öteki okurlar da görsün.

👏

0

😍

0

😢

0

😡

0

👍

0

👎

0

Okur tepkileri içerik standardını görmemize destek verir.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )