Uğur Mumcu – Türk Dili ve Edebiyatı

Uğur Mumcu

Uğur Mumcu (D: 22 Ağustos 1942, Kırşehir – Ö: 24 Ocak 1993, Ankara, 51 yaş) Hukukçu, gazeteci, yazar.

Türk basın tarihinin en keskin kalemlerinden önde gelen Uğur Mumcu, yalnızca bir gazeteci değil, hem de hukukçu kimliğiyle toplumsal vakaları çözümleme eden bir düşünce işçisidir. Onun bıraktığı miras, Türkiye’nin modernleşme sürecindeki sancıları, devlet-toplum ilişkilerini ve karanlıkta kalan siyasal bağlantıları aydınlatma çabasının bir toplamıdır.

Uğur Mumcu Kimdir?

Çocukluk ve eğitim yılları

Uğur Mumcu, tapu kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey ile Nadire Hanımın dört çocuğunun üçüncüsü olarak 22 Ağustos 1942 tarihinde Kırşehir’de dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Ankara’da tamamladı. Hemen sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Bu tercih rastlantı değildi. Onun sonraki gazeteciliğinde hukuk bilgisi, yalnızca bir mezuniyet belgesi unsuru olmadı; vakalara yaklaşım biçimini belirleyen ana omurga hâline geldi. Devlet, anayasa, hak, mesuliyet ve yurttaşlık şeklinde kavramları yazılarında bu kadar net kurabilmesinin arkasında hukuk eğitimi vardı.

Öğrencilik yıllarında yazmaya başladı. Cumhuriyet gazetesinde piyasaya çıkan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü’nü alması, onun erken dönemde dikkat çeken bir kalem bulunduğunu gösterir. Hemen hemen üniversite çağlarında yazı ile düşünceyi birleştiren bu çizgi, hemen sonra mesleki kimliğinin temelini oluşturdu. Burada mühim olan yalnızca genç yaşta ödül alması değildir. Aslolan mühim olan, düşünsel tartışmalara erken yaşta kuvvetli bir müdahil olarak girmesidir.

Hukuktan gazeteciliğe uzanan yol

Hukuk fakültesini bitirdikten sonrasında bir süre avukatlık yapmış oldu. Peşinden Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde asistan oldu. Sadece bilimsel niteliği olan ve mesleki çizgisi zaman içinde gazeteciliğe yöneldi. 1960’ların ikinci yarısından itibaren Yön, Kim, Akşam, Milliyet, Ant ve Cumhuriyet şeklinde değişik yayınlarda yazılar yayımladı. Bu dönem, onun yalnız yazan bir isim değil, düşünsel çatışma alanlarına direkt giren bir aydın olarak şekillendiği senelerdir.

Mumcu’nun gazeteciliği masa başı bir yorumculuk değildi. O, belge arayan, ifadeleri karşılaştıran, siyasal söylemin arkasındaki ekonomik ve örgütsel bağları çözmeye çalışan bir araştırmacıydı. Bu yönüyle klasik köşe yazarlığından ayrılır. Yazılarında sıkça görülen kesinlik hissi, slogandan değil, dosya çalışmasından gelir.

12 Mart periyodu ve baskılar

12 Mart 1971 muhtırası sonrası yaşanmış olan baskı ortamı, Uğur Mumcu’nun hayatında kırılma noktası oldu. Gözaltına alındı, tutuklandı, Mamak Askerî Cezaevi’nde kaldı ve yargılandı. Hemen sonra bu deneyimlerini hem kişisel hafızanın hem de siyasal eleştirinin mevzusu hâline getirdi. Onun devlet, baskı, otorite ve demokrasi kavramlarına mesafeli fakat soğukkanlı yaklaşımında bu devrin izi açıktır.

Askerlik sürecinde “sakıncalı piyade” olarak değerlendirilmesi de gene bu siyasal iklimin yansımasıdır. Fakat Uğur Mumcu, bu tür baskıları mağduriyet diliyle değil, eleştirel akılla işlemiştir. Bu tavır önemlidir. Şu sebeple onu kalıcı icra eden şey yalnızca başına gelenler değil, başına gelenleri düşünsel bir üretime dönüştürebilmesidir.

Türk Basınında Araştırmacı Gazeteciliğin Mimarı

Uğur Mumcu, Türkiye’de araştırmacı gazetecilik denildiğinde akla gelen ilk isimdir. Onu yalnız bir “yazar” olarak tanımlamak tamamlanmamış kalacaktır; Mumcu, elinde feneriyle hakikati arayan bir çağıl süre Diyojen’idir. Gazetecilik faaliyetini toplumun haber alma hakkından öte, “doğru haberi” alma hakkı olarak görmüş ve bu uğurda ciddi riskleri göze almıştır.

Araştırmacı Gazeteciliğin Kuramsal Çerçevesi ve Mumcu

Gazetecilik, tarih süresince değişik liderler ve düşünürler tarafınca değişik konumlandırılmıştır. Napolyon gazeteyi hükümetin kararlarını destekleyen bir matbuat olarak görürken, Mustafa Kemal Atatürk matbuatı “milletin umumi sesi” ve bir “mektep” olarak tanımlamıştır. Mumcu, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu “aydınlanma/aydınlatma” misyonunu araştırmacı gazetecilikle birleştirmiştir.

Araştırmacı gazeteciliği geleneksel gazetecilikten ayıran temel farklar şunlardır:

  • Derinlik: Geleneksel gazetecilik, vakaları olduğu şeklinde, “yüzeysel” bir halde verirken; araştırmacı gazetecilik sabırla, uzun soluklu ve derinlemesine incelemeler yapar.
  • Harekete Geçirme: Suiistimalleri ve yolsuzlukları ortaya çıkararak toplumda bir vicdan hareketlenmesi ve haklı bir hiddet meydana getirmeyi amaçlar.
  • Görünmeyeni Görme: Yalnız olayların görünen kısmıyla değil, gizlenen gerçeklerle ilgilenir.

Uğur Mumcu’nun Kariyer Yolculuğu ve “Gözlem” Süreci

Mumcu, gazetecilik kariyerine Anka Ajansı ve “Yeni Ortam” gazetesinde köşe yazarı olarak başladı. Sadece onun adıyla özdeşleşen mecra Cumhuriyet Gazetesi oldu. 1977 yılından itibaren, 1991 yılındaki kısa bir ayrılık periyodu hariç, Cumhuriyet’teki “Gözlem” başlıklı köşesinde aralıksız yazdı.

Bu zamanda Mumcu, yalnız Türkiye’nin iç siyasetiyle değil, Papa suikastından Mehmet Ali Ağca dosyasına kadar internasyonal pek fazlaca karanlık noktayı da aydınlatmıştır.

“Sakıncalı Piyade” ve Hukuksuzluğa Direniş

Uğur Mumcu’nun hayatındaki en simgesel duraklardan biri, 12 Mart periyodu sonrası yaşamış olduğu askerlik sürecidir. Yazıları sebebiyle “sakıncalı” duyuru edilerek yedek subaylık hakkı elinden alınan Mumcu, bu periyodu ironik bir üslupla “Sakıncalı Piyade” eserinde ölümsüzleştirmiştir. Bu yaratı, Türkiye’deki fikir özgürlüğü mücadelesinin en mühim yazınsal ve siyasal vesikalarından biridir.

12 Mart döneminde bir yazısında “orduya hakaret” etmiş olduğu sebebi öne sürülerek tutuklanan Mumcu, mahkeme süreci sonunda beraat etse de askerliğini “er” olarak halletmeye zorlandı. Tuzla Piyade Okulu’ndaki bu periyodu, Türk edebiyatı ve siyasal evveliyatına “Sakıncalı Piyade” olarak geçecekti. Bu terim, hemen sonra yalnız kendi anılarını değil, Türkiye’de düşüncesinden dolayı dışlanan bir kuşağın da sembolü haline geldi.

Büyük Dosyalar: Yolsuzluktan Internasyonal İlişkilere

Uğur Mumcu’nun eserleri, Türkiye’nin “sinir uçları” olarak adlandırılabilecek mevzuları belgeleriyle ortaya koymuştur.

  1. Mobilya Dosyası: İlk Büyük Başarı

Altan Öymen ile beraber hazırladıkları “Mobilya Dosyası”, Türkiye’deki araştırmacı gazetecilik faaliyetlerinin ilk örneği kabul edilir. Bu emek harcama, devrin Başbakanı Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in “düşsel mobilya ihracatını” mevzu alarak, devlet imkanlarının iyi mi kişisel çıkarlar için kullanıldığını deşifre etmiştir.

  1. Bağlantı Dosyası: Küresel Bağlantılar

Mumcu’nun en çarpıcı araştırmalarından biri, Avrupa’daki İslamcı grupları ve Suudi Arabistan merkezli Rabıtat-ül-Evren-ül-İslam (Dünya İslam Birliği) örgütünü incelemiş olduğu “Bağlantı” çalışmasıdır.

  • Skandalın Aslı: 1982-1984 yılları aralığında, yurtdışındaki Türk imamların maaşlarının Diyanet İşleri tarafınca değil, bu Suudi örgütü tarafınca ödendiğini belgeledi.
  • Finans Kaynakları: Örgütün ARAMCO (Arabian-American Oil Company) şeklinde devasa şirketlerden ve Suudi şeyhlerinin zekatlarından fonlandığını ortaya çıkardı.
  • İdeolojik Çatışma: Mumcu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi memuruna maaş ödeyememesini ve bu paranın Mustafa Kemal Atatürk hakkında “Put Adam” şeklinde kitaplar basan bir örgütten gelmesini “en acı taraf” olarak nitelendirmiştir.
  1. Kürt Dosyası ve Son Yazılar

Ölümüne yol açan süreçte Mumcu, Kürt meselesinin internasyonal danışma servisleriyle (CIA ve Mossad) olan bağını araştırıyordu. Suikasttan yalnız iki hafta ilkin yazdığı “Mossad ve Barzani” yazısında, emperyalizme karşı harp verdiğini iddia eden yapıların niçin danışma örgütleriyle iç içe bulunduğunu sorgulamıştı.

24 Ocak 1993: Ankara’da Karanlık Bir Pazar

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’daki evinin önünde, otomobiline yerleştirilen C-4 tipi plastik patlayıcının infilak etmesi sonucu yaşamını yitirdi. O dönemde polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı.

Suikast sonrası yaşananlar, Türkiye’deki hakkaniyet sistemi için de büyük bir münakaşa mevzusu olmuştur:

  • Vaka yerindeki delillerin “süpürgeyle süpürüldüğü” ve uzmanların kafi araştırma yapamadığı öne sürülmüştür.
  • Suikastı Hizbullah ve İBDA-C şeklinde örgütler üstlense de, arka planda Mossad ve kontrgerilla bağlantıları olduğu çoğunlukla dile getirilmiştir.

Uğur Mumcu’nun Yazınsal ve Fikri Mirası

Uğur Mumcu’nun hayattayken gösterilen “Tabanca Kaçakçılığı ve Terör”, “Tarikat-Politika-Tecim” ve “Papa-Mafya-Ağca” şeklinde eserleri bugün bile güncelliğini korumaktadır. Ölümünden sonrasında ise ailesi tarafınca kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag), onun yazılarını derleyerek külliyatını tamamlamıştır.

DönemÖne Çıkan Bazı Eserleri
1970’lerMobilya Dosyası, Sakıncalı Piyade, Bir Pulsuz Dilekçe
1980’lerTabanca Kaçakçılığı ve Terör, Bağlantı, Tarikat-Politika-Tecim
1990’larKürt-İslam Ayaklanması, Kürt Dosyası
Vefatından sonrasında (Posthumous)Katiller Demokrasisi, Saklı Devletin Güncesi, Unutmayalım Unutturmayalım

Netice: Eğilmeyen Bir Kalemin Anatomisi

Uğur Mumcu, gazeteciliği yalnız bir meslek olarak değil, bir yaşam biçimi ve toplumsal mesuliyet olarak icra etmiştir. Onun “informasyon sahibi olmadan düşünce sahibi olunmaz” düsturu, günümüzün informasyon kirliliği çağlarında altın değerindedir. Araştırmacı gazeteciliğin riskli doğası gereği karşılık ödeyen ilk gazeteci değildir; sadece bıraktığı belge düzeni ve metodolojik titizlik, kendisinden sonrasında gelen Enis Berberoğlu şeklinde pek fazlaca gazeteciye rehber olmuştur.

Uğur Mumcu’yu anmak, yalnız bir suikastın yasını tutmak değil, onun belgelerle ördüğü o büyük “hakikat kalesini” anlamaya çalışmaktır.

Uğur Mumcu’nun Eserleri

  • 1975: Mobilya Dosyası
  • 1975: Suçlular ve Güçlüler
  • 1977: Sakıncalı Piyade
  • 1977: Bir Pulsuz Dilekçe
  • 1978: Büyüklerimiz
  • 1979: Çıkmaz Sokak
  • 1980: Tüfek İcad Oldu
  • 1981: Tabanca Kaçakçılığı ve Terör
  • 1981: Söz Meclisten İçeri
  • 1982: Ağca Dosyası
  • 1982: Terörsüz Özgürlük
  • 1984: Papa-Mafya-Ağca
  • 1984: Sakıncasız
  • 1985: Devrimci ve Demokrat
  • 1985: Liberal Çiftlik
  • 1986: Aybarile Söyleşi: Sosyalizm ve Bağımsızlık
  • 1987: Bağlantı
  • 1987: 12 Eylül Adaleti
  • 1987: İnkılap Mektupları
  • 1988: Bir Uzun Yürüyüş
  • 1988: Tarikat-Politika-Tecim
  • 1990: 40’ların Cadı Kazanı
  • 1990: Kâzım Karabekir Konu alıyor
  • 1991: Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925
  • 1992: Gazi Paşa’ya Suikast
  • 1993: Kürt Dosyası
  • 1996: Vurulduk Ey Halkım: Unutma Bizi
  • 1997: Katiller Demokrasisi
  • 1997: Saklı Devletin Güncesi “Çatlı vs
  • 1998: Gazetecilik
  • 1998: Polemikler
  • 1998: Uyan Gazi Kemal
  • 1999: Bu Seviye Bu şekilde mi Gidecek?
  • 1999: Söze Nereden Başlasam
  • 2000: Bomba Davası ve İlaç Dosyası
  • 2003: Unutmayalım, Unutturmayalım
  • 2004: Eğilmeden Bükülmeden
  • 2004: Kır Çiçekleri
  • 2004: Türk Memet Nöbete
  • 2005: Dost Yüzlerde Süre
  • 2009: Çocuklar İçin
  • 2011: Beyaz Melek
  • 2011: İsterler ki Susalım

 Ödüller:

  • 1962: Yunus Nadi Ödülü (“Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle)
  • 1979: Modern Gazeteciler Derneği Senenin Gazetecisi Ödülü
  • 1979: Türk Hukuk Kurumu Senenin Hukukçusu Ödülü
  • 1980: 1982 ve 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (araştırma branşında)
  • 1980: 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Iletişim ve Gazetecilik Ödülü
  • 1983: İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj branşında)
  • 1984: 1985 ve 1987 Nokta Dergisi Senenin Doruktaki Gazetecisi Ödülü
  • 1987: Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (“Bağlantı Vakası” dolayısıyla)
  • 1987: İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar branşında)
  • 1987 – Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü/ “Bağlantı” (Avrupa’daki İslamcı Örgütler ve Para) adlı araştırmasıyla.
  • 1988: Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü
  • 1993: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü
  • 1993: Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü

 Hakkında yazılan kitaplar

  • 1996: Kıymet, Güvenilir. Uğur Mumcu ve 12 Mart Geriye Dönüşün İlk Adımı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 1997: Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı. Uğur Mumcu Cinayeti. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 2003: Hususi, Sevgi. Uğur Olsun! – Bir Devrimcinin Öyküsü. Informasyon Yayınevi, 3. baskı, Ankara
  • 2008: Mumcu, Ceyhan. Kardeşim Uğur Mumcu. Kaynak Yayınları, Ankara
  • 2009: Özsoy, Ali; Fırat, Gökçe; Yaman, Onur. Sol’un Namusu: Uğur Mumcu. İleri Yayınları, İstanbul
  • 2011: Gerger, Adnan. Uğur Mumcu’yu Kim Öldürdü?. İmge Kitabevi Yayınları, Ankara
  • 2011: Tüleylioğlu, Orhan. Ben, Uğur Mumcu’yum. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 2012: Mumcu, Güldal. İçimden Geçen Süre. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 2012: Tüleylioğlu, Orhan. Uğur Mumcu Ölümsüzdür. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara

Hakkında hazırlanan belgeseller:

  • Duvar Belgeseli – Uğur Mumcu Kısmı (2009) Hazırlayan: Günel Cantak
  • Karlı Sokak – Uğur Mumcu Belgeseli (2010) Yönetmen: Ali Murat Akbaş

Hakkında bestelenen şarkılar

  • Uğur’lar Olsun– Selda Bağcan
  • Uğur Mumcu Anısına– Orhan Akdeniz

Sık Sorulan Sorular

  1. Uğur Mumcu’nun gazetecilikte en büyük farkı neydi? En büyük farkı, vakaları yalnız izlemekle yetinmeyip, belgeler üstünden derinlemesine araştırma yapmasıydı. Sabırlı ve inatçı bir çalışmayla “görünmeyen bağlantıları” ortaya koyardı.
  2. “Bağlantı” araştırması niçin bu kadar önemlidir? Şu sebeple Türkiye’nin laiklik prensibinin ve devlet egemenliğinin, yabancı finans kaynaklı dini örgütler tarafınca iyi mi aşındırıldığını ilk kez bu kadar net belgelerle göstermiştir.
  3. Uğur Mumcu hangi ideolojiyi savunuyordu? Mumcu, kendisini “Atatürkçü, tam bağımsızlıkçı ve laik” olarak tanımlardı. Sadece onun Atatürkçülüğü slogancı değil, akılcı ve aydınlanmacı bir çizgideydi.
  4. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) ne amaçla kurulmuştur? Mumcu’nun anısını yaşatmak, yazılarını gelecek nesillere aktarmak ve araştırmacı gazetecilik alanında yeni adlar yetiştirmek amacıyla kurulmuştur.
  5. Suikast davasında failler bulunmuş oldu mu? Suikastı çeşitli örgütler üstlenmiş ve bazı davalar açılmıştır. Sadece olayın arkasındaki aslolan azmettiriciler ve devlet içindeki/dışındaki bağlantılar üstündeki gizem perdesi tamamen aralanmamıştır.
(Toplam: 1, Bugün: 1 )