Seviyye Talip Romanı – Halide Edip Adıvar

Seviyye Talip – Halide Edip Adıvar

Seviyye Talip, Halide Edip Adıvar‘ın ilk kez 1910 senesinde gösterilen romanıdır. Aşağıdaki araştırma eserin Arap harfli Osmanlı Türkçesi ile 1910 senesinde gösterilen ilk baskısından hareketle yapılmıştır.

Eserin Künyesi

  • Eserin adı: Seviyye Talib
  • Günümüzde kullanılan adı: Düzey Talip
  • Yazarı: Halide Salih — sonradan kullandığı adıyla Halide Edip Adıvar
  • Türü: Roman
  • İlk basım yılı: 1326 / 1910
  • İlk basım yeri: Bursa
  • Basımevi: Hüdavendigâr Vilayeti Matbaası
  • Alfabe: Arap harfli Osmanlı Türkçesi
  • Ifade biçimi: Günlük ve mektuplardan yararlanılan birinci şahıs anlatımı
  • İlk baskının sayfa sayısı: Kitabın basılı numaralandırmasına gore ortalama 160 sayfa

Yaratı için kaynak: Seviye Talib – TBMM Kütüphanesi Açık Erişim Sistemi

Romanda Vaka Örgüsü

Roman, “Avdet” başlıklı bölümle adım atar. İngiltere’de üç yıl kalan Fahir, II. Meşrutiyet’in ilanından sonrasında (1908) İstanbul’a döner. Sirkeci’de ekspres trenden inerken başka bir yolcuyu karşılayan zarif bir bayan görür ve ailesine gelişini haber vermemiş olmaktan pişmanlık duyar. Sadece ailesine haber vermemesinin altında, karısı Macide’nin giyimi ve davranışları yüzünden arkadaşı Numan’ın yanında utangaç olma korkusu bulunmaktadır.

Fahir’in bu düşüncesi, onun roman süresince görülecek temel çelişkisini daha başlangıçta ortaya koyar: Hanımefendilerin gelişmesini ve özgürleşmesini savunmasına karşın onları kendi ölçülerine gore değerlendirmekte, Macide’yi olduğu şeklinde kabul etmek yerine değiştirilmesi ihtiyaç duyulan bir şahıs olarak görmektedir.

Fahir, halasının kızı Macide ile evlidir. İngiltere’ye gittiği sırada Macide on yedi yaşlarında genç bir hanımdır. Fahir’in yokluğunda oğulları Hikmet dünyaya gelmiştir. Macide’nin mektupları ev ve çocukla ilgili kısa bilgilerden oluştuğu için Fahir, karısının kendine özgü bir düşünce ve ruh dünyası bulunup bulunmadığını sorgular.

Meşrutiyet’in ilanı, Bosna-Hersek’in ilhakı, Bulgaristan’ın bağımsızlığı ve Girit meselesi Fahir’in ülkesine dönme arzusunu güçlendirmiştir. İngiltere’de görmüş olduğu tertipli cemiyet yaşamını Osmanlı hayatıyla karşılaştırırken bir ülkenin ilerlemesinde kadının eğitimini temel meselelerden biri olarak görmeye adım atar.

Fahir eve döndüğünde Macide’yi, annesiyle beraber çocuğuna bakan, mütevazi ve güzel bir bayan olarak bulur. Macide’ye karşı eski düşünceleri bir süre yumuşar. Fakat kısa zamanda onun eğitimiyle ilgilenmeye, giyimini değiştirmeye ve kendisine gore uygar bir bayan hâline getirmeye çalışır.

Macide başlangıçta kocasının düşüncelerine karşı çekingen ve muhafazakâr davranır. Hanımlarla adamların beraber bulunmuş olduğu toplantılara katılmak istemez. Kendini bir “Türk kızı” olarak tanımlar ve yabancı adamların bulunmuş olduğu çevrelere çıkmayı uygun görmez. Fahir ise ona özgürlük, vatan, millet, din, hanım eğitimi ve çocuk terbiyesi hakkında düşüncelerini anlatır.

Fahir’in okul yıllarından beri arkadaşı olan Numan’ın evlenmesi, Macide’nin kapalı aile çevresinden daha geniş bir toplumsal çevreye girmesine vesile olur. Numan ile karısı Samime’nin evinde hanımlarla erkekler beraber bulunmakta, müzik dinlenmekte ve çeşitli meseleler konuşulmaktadır.

Seviyye’nin vakalara iştirak etmesi

Romanın 32. sayfasında “Seviyye Talib” başlığı görülür. Fahir, Numan vasıtasıyla Seviyye’nin yaşadıklarını öğrenir.

Seviyye, kültürlü, müzikle ilgilenen ve kendi kararlarını verebilen kuvvetli bir hanımdır. Talip’le evlidir; fakat birlikteliği zaman içinde ruh ve düşünce ortaklığını yitirmiştir. Seviyye, müzik öğretmeni Cemal’e âşık olmuş ve Talip’ten boşanmak istemiştir. Talip boşanmayı kabul etmeyince Seviyye onu terk etmiş, Cemal’le yaşamaya adım atmıştır.

Cemiyet, nikâh bağları olmadan Cemal’le yaşayan Seviyye’yi dışlamaktadır. Seviyye ise toplumun suçlamaları karşısında geri adım atmaz. Ona gore sevgi bulunmayan bir birlikteliği yalnızca hukukî yada toplumsal baskı yüzünden sürdürmek doğru değildir.

Macide ilkin Seviyye’yi ahlaken mahkûm eden çevrenin etkisindedir. Hemen sonra onu yakından tanıdıkça Seviyye’nin kolay ve ahlaksız bir bayan değil, kararlarının sorumluluğunu üstüne alan kuvvetli bir kişilik bulunduğunu görür.

Fahir de Seviyye ve Cemal’in çevresine girer. Cemal’in müziği, Seviyye’nin kültürü, iradesi ve kuvvetli kişiliği onu etkisinde bırakır. Önceleri Seviyye’nin kişiliğine duyulan hayranlık biçimindeki bu ilgi, zaman içinde yoğun ve yıkıcı bir aşka dönüşür.

Ayrıca Macide değişmeye adım atmıştır. Okur, çeşitli kitaplar edinir, memleket meseleleriyle ilgilenir, piyano öğrenmeye yönelir ve konuşulanları daha bilgili şekilde değerlendirmeye adım atar. Böylece Fahir’in başlangıçta arzuladığı eğitimli ve düşünen hanım olmaya adım atmıştır. Fakat Fahir artık Macide’deki değişimi görebilecek ruhsal dengeden uzaklaşmış, tüm dikkatini Seviyye’ye yöneltmiştir.

Fahir’in iç mücadelesi

Örneksiz metnin 63. sayfasında “Mübareze-i Nefs!” başlığı ve 25 Eylül 1324 (8 Ekim 1908) zamanı yer alır. Bu noktadan sonrasında Fahir’in günlük niteliğindeki kayıtları belirginleşir. Fahir bir taraftan Macide’ye, çocuğuna ve ahlakî ilkelerine bağlı kalmak ister; öteki taraftan Seviyye’yi düşünmekten kurtulamaz.

Seviyye’nin Cemal’e bağlı bulunduğunu bilmesine karşın kendi aşkına zihninde devamlı gerekçeler bulur. Seviyye’yi görmek istemediğini söylerken onu görebileceği ortamları arar. Düşünceleri, ilkeleri ve davranışları arasındaki mesafe gittikçe büyür.

Macide, Fahir’in Seviyye’ye karşı duygularını anlamış olur. Kocasının kendisinden uzaklaştığını fark etmesine karşın direkt bir kavga çıkarmak yerine kendi içine çekilir. Okumaya, çocuğuna ve kişisel gelişimine daha çok ehemmiyet verir. Böylece Fahir’in “eğitilecek hanım” olarak görmüş olduğu Macide, ondan bağımsız bir kimlik kazanmaya adım atar.

Talip’in sonunda boşanmaya razı olmasıyla Seviyye’nin meselesi çözülür ve Seviyye, Cemal’le evlenme özgürlüğüne kavuşur. Örneksiz metinde bu durum, Seviyye’nin “istediği şeklinde hareket etmek suretiyle hür” kalması biçiminde belirtilir. Bu haber Fahir’i rahatlatmak yerine daha da sarsar; zira Seviyye ile Cemal arasındaki bağ artık cemiyet ve hukuk bakımından da tamamlanabilecektir.

Kahire’ye gidiş

Fahir’in bedensel ve ruhsal durumu giderek bozulur. Seviyye’ye duyduğu karşılıksız aşk sebebiyle hastalanır. Numan onu bu çevreden uzaklaştırmak amacıyla Mısır’a götürür.

Örneksiz metnin 103. sayfasında “Kanun-ı Evvel 3, Kahire” (3 Aralık, Kahire) kaydı yer alır. Kahire, Fahir için başlangıçta İstanbul’dan, evlilik hayatından ve Seviyye’den kaçış mekânıdır. Sadece uzaklaşmak onu iyileştirmez. Seviyye’yi zihninde taşımaya devam eder.

Fahir, Kahire’den Macide’ye mektuplar yazar. Macide’nin cevabı, onun artık eski, sessiz ve yalnızca ev işleriyle uğraşan hanım olmadığını gösterir. Macide, kocasına bağlılığını bütünüyle kaybetmemiştir; fakat vakaları daha bilgili ve kişilikli bir halde değerlendirmektedir.

Kahire’de Fahir, Miss Marchal adlı Batılı bir hanımla tanışır. Miss Marchal’ın ilgisi ve Batılı hanım kimliği, Fahir’i Seviyye’den uzaklaştıramaz. Fahir, başka bir hanıma önem vererek kendi içindeki buhranı sona erdiremeyeceğini anlamış olur. Mısır’daki yaşam bir süre sonrasında onun için başka bir yalnızlığa dönüşür.

Şubat ayına ilişkin günlük kayıtlarında İstanbul’a ve ailesine dönme sonucu belirginleşir.

İstanbul’a dönüş ve son vakalar

Fahir İstanbul’a döndükten sonrasında Macide’nin kendisinden ruhen uzaklaşmış bulunduğunu görür. Macide artık daha sakin, kuvvetli ve kendi düşüncelerine haiz bir hanımdır. Fahir’in onu biçimlendirme çabasıyla süregelen değişiklik, zaman içinde Macide’nin kendi iradesini kazanmasıyla neticelenmiştir.

Fahir ise Seviyye’ye karşı duyduğu saplantıdan kurtulamamıştır. Mart ayındaki günlüklerde Seviyye’yi tekrardan görme arzusu, kıskançlık ve kendine egemen olamama korkusu giderek yoğunlaşır.

Romanın en tartışmalı sahnesi emsalsiz metnin 152-153. sayfalarında yer alır. Fahir, Cemal’in bulunmadığı bir zamanda Seviyye’nin yanına gider. Seviyye ona açıkça:

“O şekilde ise buradan gidiniz.”

der. Fahir buna karşın ayrılmaz. Metin, Fahir’in hareketini “mutlak bir atılganlıkla” sözleriyle anlatır ve peşinden olayın ayrıntılarını noktalarla keser.

Bundan dolayı emsalsiz metne en bağlı ifade şudur:

Fahir, Seviyye’nin açık iradesine ve kendisini evden göndermesine karşın ona karşı zorlayıcı bir fizyolojik ve cinsel saldırıda bulunur.

Metinde saldırının ayrıntıları açıklanmaz ve direkt “saldırı” kelimesi kullanılmaz. Sadece Seviyye’nin reddi, Fahir’in zorlayıcı hareketi ve sahnenin örtük şekilde kesilmesi, olayın Seviyye’nin rızası haricinde gerçekleştiğini açıkça göstermektedir. Önceki incelemede bu bölüm fazla kati ve detaylı ifade edilmişti; emsalsiz metnin verdiği sınırlar bunlardır.

Vakadan sonrasında Fahir ağır bir vicdan ve kişilik çöküntüsü yaşar. Hanım özgürlüğünü korumak için çaba sarfeden, ahlaklı ve aydın bir insan bulunduğunu düşünen Fahir, başka bir insanoğlunun iradesini çiğnemiştir. Böylece onun düşünceleriyle davranışları arasındaki temel çelişki en ağır sonucuna ulaşır.

Nisan ayındaki günlüklerde İstanbul’daki siyasal kargaşalık anlatılır. Fahir, Hareket Ordusu’nun İstanbul’a yaklaşmasını büyük bir heyecanla karşılar. Örneksiz metnin 8 Nisan tarihindeki kaydında Hareket Ordusu’nun gelişi ve Fahir’in vatan uğruna kendini feda etme arzusu görülür. Fahir bu harekete katılır ve peşinden özgürlük uğruna ölenler içinde anılır.

Romanın son sayfasında ifade Fahir’in günlüğünden çıkar. Özgürlük şehitleri için mevlit okutulan kalabalık bir ortam tasvir edilir. Macide, yanında oğlu Hikmet’le bulunmaktadır. Roman, Macide’nin çocuğuna söylediği şu düşünceyle sonlanmış olur:

“Gerçeği bilmek için, hak için, vatan için daima ölüme hazır olacaksın Hikmet oğlum.”

Böylece Fahir’in bireysel trajedisi, özgürlük, hak, vatan ve gelecek nesil düşünceleriyle birleştirilir.

  1. Vaka

Romanın temel vakası, İngiltere’den dönen Fahir’in karısı Macide’yi kendi çağıl hanım anlayışına gore değişiklik yapma çabası, bağımsız bir bayan olan Seviyye’ye âşık olması ve bu aşkın saplantıya dönüşerek aile yaşamını ve ahlakî kişiliğini yıkmasıdır.

Vaka örgüsünün başlıca aşamaları şunlardır:

  1. Fahir’in İngiltere’den İstanbul’a dönmesi.
  2. Macide’yi eğitme ve değişiklik yapma çabasına girişmesi.
  3. Numan’ın toplumsal çevresi vasıtasıyla Seviyye ve Cemal’le tanışması.
  4. Macide’nin eğitim, müzik ve memleket meselelerine önem vererek değişmesi.
  5. Fahir’in Seviyye’ye duyduğu hayranlığın aşka ve saplantıya dönüşmesi.
  6. Seviyye’nin Talip’ten ayrılma mücadelesi ve Cemal’le birlikteliği.
  7. Fahir’in ruhsal ve bedensel olarak hastalanması.
  8. Numan’la Kahire’ye gitmesi ve Miss Marchal’la tanışması.
  9. İstanbul’a dönmesi ve Seviyye’yi unutamadığını anlaması.
  10. Seviyye’nin iradesini ihlal eden saldırıda bulunması.
  11. Vicdan azabıyla Hareket Ordusu’na iştirak etmesi ve ölmesi.
  12. Macide’nin Hikmet’i hak, doğruluk ve vatan bilinciyle yetiştirecek kuvvetli bir anne olarak kalması.

Romanın dış vakalarından daha mühim olan, Fahir’in ruhsal çöküşü ile Macide’nin ruhsal gelişiminin birbirine ters yönde ilerlemesidir.

  1. Kişiler

Fahir

Romanın merkez kişisi ve başlıca anlatıcısıdır. İngiltere’de üç yıl felsefe eğitimi görmüştür. Meşrutiyet’in ilanıyla ülkesine dönmüş, toplumun gelişmesi için emek vermeyi kendisine vazife edinmiştir.

Hanımefendilerin eğitimini, cemiyet hayatına katılmasını ve erkekle düşünce arkadaşlığı kurmasını savunur. Sadece Macide’yi kendi düşüncelerine gore biçimlendirmeye emek vermesi, onun hanım özgürlüğünü tam anlamıyla kavrayamadığını gösterir.

Fahir’in temel özelliği düşünceleriyle davranışları arasındaki çelişkidir:

  • Hanım özgürlüğünü savunur, fakat Macide’yi yönetmek ister.
  • Evlilikte ruh ve düşünce ortaklığı arar, fakat karısının gelişimini fark edemez.
  • Seviyye’nin bağımsızlığına fanatik olur, fakat onun iradesine saygı gösteremez.
  • Terbiye ve öz denetimden söz eder, fakat tutkusuna yenilir.
  • Vatan için emek vermeyi amaçlarken kişisel bunalımı içinde hareketsiz kalır.

Fahir’in trajedisi yalnızca Seviyye’ye kavuşamaması değildir. Aslolan trajedisi, savunduğu değerleri kendi hayatında gerçekleştirememesidir.

Macide

Fahir’in karısı, halasının kızı ve Hikmet’in annesidir. Romanın başlangıcında ev işleri, çocuk bakımı ve geleneksel aile hayatıyla sınırı olan bir dünyada yaşamaktadır.

Başlangıçta:

  • Muhafazakârdır.
  • Hanımlarla adamların beraber bulunmuş olduğu toplantılara karşıdır.
  • Vatan ve millet kavramlarını dinî kimlikle beraber düşünür.
  • Okuma ve toplumsal meselelerle fazla ilgilenmez.

Fakat roman ilerledikçe mühim bir değişiklik geçirir:

  • Kitap okumaya adım atar.
  • İngilizce öğrenmeye yönelir.
  • Tarih, coğrafya, çocuk eğitimi ve sağlıkla ilgilenir.
  • Piyano dersi alır.
  • Memleket meselelerini takip eder.
  • Kocasından bağımsız bir kişilik kazanır.

Fahir’in değişmesini istediği Macide hakkaten değişmiş olur; sadece Fahir’in arzuladığı uysal ve kendisine bağlı “çağıl hanım” değil, kendi iradesine haiz bir kişi olur.

Bundan dolayı romanın gelişen ve olgunlaşan aslolan kişisi Macide’dir. Son sahnede Hikmet’e hak, doğruluk ve vatan sevgisini öğretmesi, onun geleceği kuracak anne konumuna yükseldiğini gösterir.

Seviyye

Romana adını veren hanım kahramandır. Kültürlü, müzikle ilgilenen, kuvvetli, yürekli ve kendi yaşamı üstünde karar verme hakkını korumak için çaba sarfeden bir hanımdır.

Seviyye:

  • Sevginin sona erdiği bir birlikteliği sürdürmeyi reddeder.
  • Talip’in kendisini boşamamasına karşın onun yanından ayrılır.
  • Sevilmiş olduğu Cemal’le yaşamayı toplumun baskısına tercih eder.
  • Dedikodulara ve dışlanmaya boyun eğmez.
  • Fahir’in aşkına karşılık vermez.
  • Fahir’i evinden açıkça uzaklaştırmaya çalışır.

Seviyye’nin özgürlüğü yalnızca geleneksel topluma karşı değildir. Fahir’in kendisine yüklediği anlamlara ve haiz olma arzusuna karşı da kendi sınırlarını korur.

Bununla beraber okuyucu Seviyye’nin iç dünyasını direkt ve bütünüyle öğrenemez. Zira Seviyye çoğunlukla Fahir’in hayranlık, kıskançlık ve arzu dolu bakışından anlatılır. Bu durum, onun gerçek kişiliğiyle Fahir’in zihninde yarattığı Seviyye imgesini birbirinden ayırmayı lüzumlu kılar.

Cemal

Seviyye’nin müzik öğretmeni, sevilmiş olduğu şahıs ve ondan sonra eşi olan sanatkârdır. Macar kökenlidir. Seviyye ile ilişkisi müzik, ortak zevk ve ruh yakınlığı üstüne kuruludur.

Cemal’in romandaki işlevi, Seviyye’nin zorla bağlı bulunmuş olduğu Talip’le arasındaki evliliğin karşısına karşılıklı sevgiye dayanan bir beraberlik koymaktır.

Fahir için Cemal bununla beraber kıskançlık duyduğu rakiptir.

Talip

Seviyye’nin ilk kocasıdır. Seviyye kendisini artık sevmediğini ve ayrılmak istediğini söylediği hâlde boşanmayı kabul etmez.

Talip, bayanı kendi kararlarını verebilen bağımsız bir insan olarak değil, evlilik bağıyla kendisine ilişkin bir varlık olarak gören anlayışı temsil eder. Sonunda boşanmaya razı olması, Seviyye’nin Cemal’le hukukî olarak birleşmesinin önünü açar.

Numan

Fahir’in okul yıllarından beri arkadaşıdır. Batılı yaşam tarzına Fahir’den daha kolay uyum elde etmiştir. Samime ile evlidir.

Numan:

  • Fahir ile Macide’yi yeni bir toplumsal çevreye sokar.
  • Seviyye ve Cemal’le tanışmalarını sağlar.
  • Fahir’in Seviyye’ye duyduğu aşkı farkına varır.
  • Fahir hastalandığında onu Kahire’ye götürür.
  • Fahir’in duygusal aşırılıkları karşısında daha gerçekçi davranır.

Samime

Numan’ın karısıdır. Hanımlarla adamların beraber bulunmuş olduğu toplumsal çevrenin naturel bir üyesidir. Macide’nin yeni çevreye alışmasında dolaylı rol oynar. Fahir’in Seviyye’ye karşı duygularını sezen kişilerden biridir.

Miss Marchal

Fahir’in Kahire’de tanıştığı Batılı hanımdır. Fahir’e ilgi gösterir ve onunla yakınlaşır. Fakat Fahir, Seviyye’ye yönelik saplantısından kurtulamadığı için bu ilişki gelişmez.

Miss Marchal, Fahir’in zihninde Batılı hanım ile Osmanlı bayanı karşılaştırmasının yeni bir örneğini oluşturur. Hem de Fahir’in yalnızca mekân değiştirerek yada başka bir hanıma önem vererek kendi içindeki buhrandan kurtulamayacağını gösterir.

Hikmet

Fahir ile Macide’nin erkek evladıdır. Roman süresince çocuk eğitimi ve gelecek nesil düşüncesinin merkezindedir.

Romanın sonunda Macide’nin ona verdiği nasihat, Hikmet’i kişisel aile hikâyesinin dışına çıkararak geleceğin toplumunu temsil eden bir çocuk hâline getirir.

Fahir’in halası

Macide’nin annesidir. Eski neslin geleneksel hanım anlayışını temsil eder. Kadının temel görevini ev, koca ve çocukla sınırlar. Fahir’in Macide üstündeki yenilik girişimlerine başlangıçta karşı çıkar.

  1. Mekân

İstanbul

Romanın temel mekânı İstanbul’dur. Sadece İstanbul yalnızca fizyolojik çevre değildir; eski ile yeninin, anane ile modernleşmenin ve özgürlük ile baskının karşılaşmış olduğu toplumsal alandır.

Sirkeci Garı

Romanın başlangıç mekânıdır. Fahir’in İngiltere’den dönüşü burada gerçekleşir. Sirkeci, Doğu ile Batı içinde gidip gelen Fahir’in ülkesine tekrardan giriş kapısıdır.

Fahir ile Macide’nin evi

Geleneksel aile hayatıyla Fahir’in yenilik düşüncelerinin çatıştığı yerdir. Başlangıçta halanın otoritesi ve Macide’nin ev kadınlığı öne çıkar. Zaman içinde kitapların, konuşmaların ve piyano çalışmalarının girmiş olduğu bir değişiklik mekânına dönüşür.

Numan ile Samime’nin evi

Hanımlarla adamların bir arada bulunmuş olduğu, sohbetlerin ve müziğin yer almış olduğu daha özgür bir toplumsal çevredir. Macide’nin kapalı aile hayatından çıkışında mühim rol oynar.

Seviyye ile Cemal’in evi

Müzik, sanat ve karşılıklı sevginin mekânıdır. Fahir için hem çekici hem de acı vericidir. Seviyye’nin bağımsız kişiliğini en açık şekilde görmüş olduğu, fakat ondan sonra onun iradesini ihlal etmiş olduğu yer de burasıdır.

Beyoğlu ve alışveriş çevresi

Fahir’in Macide’nin giyimini değiştirmeye çalmış olduğu yerlerdir. Bu mekânlarda modernleşmenin dış görünüş, moda ve taklitçilik boyutu tartışılır.

Kahire

Kahire, Fahir’in İstanbul’daki buhranından kaçmak amacıyla gittiği mekândır. Başlangıçta uzaklık ve yenilik hissi verir; fakat Fahir kendi zihnini de bununla beraber götürmüş olduğu için kısa zamanda bir yalnızlık mekânına dönüşür.

İstanbul’da Seviyye’yi düşünmekten kurtulamayan Fahir, Kahire’de de aynı zihinsel çevrenin içinde kalır. Böylece romanda mekân değişikliğinin insanoğlunun benliğinin içindeki problemi tek başına çözemeyeceği gösterilir.

Kapalı ve açık mekânlar

Romanda salonlar, odalar ve evler kişilerin ruhsal çatışmalarını yoğunlaştırır. Bilhassa Fahir’in Seviyye’yle karşı karşıya kalmış olduğu kapalı mekân, onun saplantısının ve etik çöküşünün sahnesi olur.

Buna karşılık sokaklar, yolculuklar, Kahire çevresi ve romanın sonundaki toplu mevlit ortamı kişisel vakaları cemiyet ve tarih boyutuna taşır.

  1. Zaman – Vakit

Romanın vaka zamanı, II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki aylarla 31 Mart Vakası ve Hareket Ordusu’nun İstanbul’a gelişi arasındaki periyodu kapsar.

Örneksiz metindeki günlük tarihlerinden bazıları şunlardır:

  • 25 Eylül 1324 – “Mübareze-i Nefs” bölümünün başlangıcı, s. 63.
  • 27-30 Teşrin-i Sani – Fahir’in Seviyye saplantısının ağırlaşması, s. 98-102.
  • 3 Kanun-ı Evvel – Kahire’deki ilk tarihindeki kayıt, s. 103.
  • Kanun-ı Evvel ve Kanun-ı Sani ayları – Kahire günleri ve mektuplar.
  • Şubat ve Mart ayları – İstanbul’a dönüş, Macide ve Seviyye ile tekrardan karşılaşmalar.
  • 3 Nisan – Fahir’in saldırısından sonraki siyasal karışıklıkların anlatılması.
  • 7-8 Nisan – Hareket Ordusu’nun yaklaşması ve Fahir’in kendisini mücadeleye atması.

Ifade bütünüyle düz bir kronolojiye bağlı değildir. Romanda:

  • Fahir’in üç yıl ilkin İngiltere’ye gidişi,
  • Macide ile evliliklerinin ilk periyodu,
  • çocukluk ve okul arkadaşlıkları,
  • Seviyye’nin önceki birlikteliği

geriye dönüşlerle anlatılır.

Günlük tarihleri vakaları kronolojik bir çerçeveye yerleştirirken mektuplar ve hatırlamalar geçmişi şimdiki zamana taşır.

  1. Anlatıcı ve Bakış Açısı

Romanın büyük kısmı birinci şahıs kahraman anlatıcı tarafınca anlatılır. Bu anlatıcı Fahir’dir.

Fahir:

  • Kendi gördüklerini anlatır.
  • Kendi duygularını ve düşüncelerini çözümler.
  • Öteki kişilerin davranışlarını kendi bakış açısıyla yorumlar.
  • Macide ve Seviyye hakkında hükümler verir.
  • Bazen kendi davranışlarını açıklamaya yada haklı göstermeye çalışır.

Bundan dolayı anlatıcının görüş açısı sınırı olan ve özneldir. Okuyucu Seviyye’nin yada Macide’nin iç dünyasını direkt değil, büyük seviyede Fahir’in görmüş olduğu biçimiyle öğrenir.

Sadece Fahir daima güvenilir bir anlatıcı değildir. Bilhassa Seviyye’ye duyduğu aşk büyüdükçe:

  • Kendi saplantısını yüce bir aşk şeklinde sunar.
  • Seviyye’nin davranışlarını kendi arzularına gore yorumlar.
  • Kendisine egemen olabileceğini söyleyip bunun tersini yapar.
  • İşlediği fiilin ağırlığını ruhsal bunalımıyla açıklamaya yönelir.

Bununla beraber yazar, Fahir’in kendi sözleri arasındaki çelişkileri göstererek okuyucunun anlatıcıyı sorgulamasını sağlar.

Romanın sonunda Fahir’in günlük anlatımı sonlanmış olur. Son sayfada özgürlük şehitleri için düzenlenen toplu merasim, Macide ve Hikmet dışarıdan anlatılır. Böylece anlatı kısa süreliğine üçüncü şahıs anlatıcıya geçer.

Romanda kullanılan ifade teknikleri

Bilhassa hücum sahnesinde olayın ayrıntılarının noktalarla kesilmesi, direkt anlatmak yerine okuyucuya sezdirme tekniğidir.

Romanın temel çatışmaları

Gelenek ile yenilik çatışması

Hala geleneksel düzeni, Fahir ise yenileşme düşüncesini temsil eder. Macide bu iki anlayış içinde yetişir; fakat zaman içinde her ikisinden de bağımsız bir kimlik kazanır.

Hanım özgürlüğü ile adam otoritesi çatışması

Talip, Seviyye’yi boşamamakla; Fahir ise Macide’yi biçimlendirme ve Seviyye’ye haiz olma isteğiyle değişik biçimlerde adam otoritesini temsil eder.

Aşk ile evlilik çatışması

Seviyye ile Talip’in evliliğinde resmî bağ olmasına karşın sevgi ve ruh yakınlığı yoktur. Seviyye ile Cemal içinde ise başlangıçta resmî bağ bulunmamasına karşın sevgi, sanat ve ortak zevk vardır.

Fikir ile davranış çatışması

Romanın en mühim çatışması Fahir’in düşünceleriyle davranışları arasındadır. Hanım hürriyetini korumak için çaba sarfeden Fahir, Seviyye’nin “git” iradesine saygı göstermez.

Bireysel arzu ile mesuliyet çatışması

Fahir’in Seviyye’ye duyduğu arzu; Macide’ye, Hikmet’e, etik ilkelerine ve topluma karşı sorumluluklarıyla çatışır.

Bireysel bunalım ile toplumsal bunalım

Fahir’in benliğinin içindeki çözülme, Osmanlı toplumunun II. Meşrutiyet sonrasındaki siyasal karışıklığıyla paralel ilerler. Hususi yaşam ile tarihsel yaşam birbirini yansıtır.

Romanın mevzusu

Romanın mevzusu, İngiltere’den dönen Fahir’in geleneksel karısı Macide’yi çağıl bir hanıma dönüştürme girişimi, özgürlüğüne düşkün Seviyye’ye duyduğu saplantılı aşk ve bu aşkın yol açmış olduğu ailevî ve ahlakî yıkımdır.

Eserde ek olarak hanım eğitimi, evlilik, boşanma, bireysel özgürlük, Batılılaşma, çocuk terbiyesi, vatan, Meşrutiyet ve cemiyet baskısı ele alınır.

Romanın teması

Romanın temel teması kadının özgürlüğü ve bireysel iradesidir.

Destek temalar:

  • Aşk ve saplantı,
  • Evlilikte ruh ortaklığı,
  • Hanım eğitimi,
  • Modernleşme,
  • Eski-yeni çatışması,
  • Doğu-Batı karşılaştırması,
  • Aile sorumluluğu,
  • Suçluluk ve vicdan,
  • Hak ve özgürlük,
  • Vatan sevgisi.

Romanın ana düşüncesi

Romandan çıkarılabilecek temel fikir şudur:

Gerçek özgürlük, bir insanı kendi düşüncelerimize gore değişiklik yapmak yada ona haiz olmak değil, onun iradesine, kararlarına ve sınırlarına saygı göstermektir.

Roman ek olarak toplumun yalnızca giyim ve yaşayış biçimini değiştirerek modernleşemeyeceğini; gerçek yenileşmenin eğitim, terbiye, öz denetim, mesuliyet ve insan iradesine saygıyla mümkün olacağını gösterir.

Romanda mühim bulunan üç informasyon

  1. Fahir’in “çağıl hanım” düşüncesi kendi içinde çelişkilidir.
    Kadının eğitimini savunur; fakat ilkin Macide’yi kendi istediği şekle sokmak, sonrasında da Seviyye’nin iradesini çiğnemek ister.
  2. Romanın en kuvvetli gelişim çizgisi Macide’ye aittir.
    Macide başlangıçta edilgen ve geleneksel bir kadınken romanın sonunda okuyan, düşünen, karar verebilen ve oğluna yön gösterebilen kuvvetli bir anne olur.
  3. Fahir’in hususi hayatındaki çözülüş ile devletin siyasal bunalımı beraber anlatılır.
    Fahir’in iç mücadelesi, Meşrutiyet sonrasındaki kargaşalık ve Hareket Ordusu’nun gelişiyle paralel şekilde ilerler.

Romanla ilgili genel görüş

Seviyye Talip, yalnızca karşılıksız yada yasak bir aşkı özetleyen roman değildir. Yaratı, hanım özgürlüğünü korumak için çaba sarfeden bir adamın bu özgürlüğün gerçek anlamıyla karşılaştığında yaşamış olduğu ahlakî başarısızlığı da anlatır.

Seviyye toplumun ve kocasının baskısına karşı kendi yaşamını seçer. Macide yaşamış olduğu acılar sonucunda kendisini geliştirir. Fahir ise başkalarını değiştirmeye çalışırken kendi tutkularını yönetemez ve savunduğu değerlerin tersine davranır.

Bu bakımdan romanın en kuvvetli yönü, özgürlük düşüncesi ile haiz olma isteği arasındaki farkı ortaya koymasıdır. Fahir özgürlükten söz eder; Seviyye ise özgürlüğü bizzat yaşar. Macide de romanın sonunda kendi kişiliğini kurarak özgürlüğün başka bir biçimini gerçekleştirir.

Eserin aslolan trajedisi Fahir’in Seviyye’ye kavuşamaması değil, Seviyye’nin iradesine saygı gösteremeyerek kendi ahlakî kimliğini yıkmasıdır.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )