
Bir yöneticiyi ölçüsüzleştiren yalnızca makam mıdır? Yoksa onu devamlı alkışlayan, eleştiriden uzak tutan ve her davranışını erdem diye sunan çevre de bu dönüşümün ortağı mıdır? Aziz Nesin, Adamı Zorla Deli Ederler kitabında bu suali tek bir şahıs üstünden değil, toplumun değişik kesimlerini gösteren yirmi beş öykü vesilesiyle tartışır.
Kitapta siyaset, politika, yoksulluk, toplumsal ikiyüzlülük, makam tutkusu ve gündelik yaşamın akıl dışı işleyişi ele alınır. Fakat Aziz Nesin’in amacı yalnızca güldürmek değildir. Gülme, okurun gerçeğe birazcık uzaktan bakabilmesini elde eden eleştirel bir araçtır. Bu yüzden öyküler keyifli olmasıyla birlikte huzursuz edicidir: Okur, abartılı görünen olayların ardında tanıdık bir düzenle karşılaşır.
İnceleme notu: Bu değerlendirmede Adam Yayınları’nın Ocak 2005 tarihindeki hususi basımının tam metni esas alınmış, bibliyografik bilgiler Nesin Yayınevinin güncel kataloğuyla karşılaştırılmıştır. Sayfa sayısı ve ISBN, baskıya gore değişebildiği için ilgili farklılıklar aşağıda ek olarak belirtilmiştir.
Adamı Zorla Deli Ederler Iyi mi Bir Kitaptır?
Adamı Zorla Deli Ederler, Aziz Nesin’in seçilmiş gülmece öykülerinden oluşan bir derlemedir. Öyküler birbirinden bağımsızdır. Bununla beraber toplumsal eleştiri, bürokratik çıkmazlar ve insanoğlunun güç karşısındaki değişimi kitabın bütününde ortak bir fikir ekseni kurar.
- Yazar: Aziz Nesin
- Tür: Gülmece öyküsü, toplumsal hiciv, derleme
- İlk baskı: 2005
- Öykü sayısı: 25
- Güncel baskı: Nesin Yayınevi, 192 sayfa
- Güncel ISBN: 978-975-418-856-1
- İncelenen baskı: Adam Yayınları, Ocak 2005
Adamı Zorla Deli Ederler Kitabının Mevzusu
Kitabın genel mevzusu, toplumdaki yanlış işleyişin basit insanı iyi mi sıkıştırdığı ve sonunda akla aykırı davranışları iyi mi olağanlaştırdığıdır. Aziz Nesin; devlet dairesinden belediyeye, köyden büyük şehre, seçim ortamından aile hayatına kadar geniş bir gözlem alanı kurar.
Öykülerde bir çok kez kolay bir gündelik sorunla karşılaşırız. Bir belge, bir kuyruk, bir vazife emri, bir seçim ya da ufak bir çıkar hesabı vakaları başlatır. Problem çözülmek yerine kurallar, korkular, dalkavukluklar ve alışkanlıklar yüzünden büyür. Sonunda ortaya çıkan tablo gülünçtür; fakat bu gülünçlüğün temelinde insanı yoran ciddi bir seviye bozukluğu vardır.
Kitabın öne çıkan mevzu alanları şunlardır:
- Makamın ve çevresel övgünün insan davranışını değiştirmesi
- Bürokrasinin çözüm üretmek yerine yeni problemler doğurması
- Yoksulluk içinde geliştirilen geçim ve hayatta kalma şekilleri
- Siyasette ilke yerine çıkar ve güç hesabının öne çıkması
- Kalabalığın sorgulamadan birbirini izlemesi
- Toplumsal saygınlığın hakikat değil, görüntü üstünden kurulması
- Akıllılık ile “delilik” arasındaki sınırın cemiyet tarafınca keyfî halde çizilmesi
Adamı Zorla Deli Ederler Öyküsünün Özeti
Uyarı: Bu bölüm, kitaba adını veren öykünün gelişimini ve sonucunu açıklamaktadır.
Akıllı Bir Başkan Arayışı
Öykü, bir grup etkili kişinin yeni başkanı belirlemek suretiyle yapmış olduğu konuşmayla adım atar. Daha ilkin seçtikleri yöneticilerin hepsi, onların gözünde, göreve ulaştıktan sonra ölçüsünü yitirmiş ve “deli” çıkmıştır. Grup bu kez namuslu, çalışkan, bilgili ve alçakgönüllü birini seçmeye karar verir. Üstünde uzlaştıkları şahıs Rasim Bey’dir.
Rasim Bey başkan olmak istemez. Makamın insanı bozabileceğini sezmiştir. Israrlar karşısında görevi yalnızca bir şartla kabul eder: Çevresindekiler ona dalkavukluk yapmayacak, ziyafetler düzenlemeyecek ve kendisini övgülerle şişirmeyecektir. Bu koşul derhal kabul edilir. Ne var ki daha ilk günden verilen söz bozulur.
Övgünün Bir Yönetim Biçimine Dönüşmesi
Rasim Bey’e kutlama telgrafları ve çiçekler gönderilir. Şerefine ziyafet verilir. Evinin önünden emek verme yerine kadar halılar serilir; bando çalar, kurbanlar kesilir, çocuklar alkışlatılır. Mahalli gazeteler onu muhteşem bir zekâ ve benzersiz bir yönetici olarak tanıtır.
Başlangıçta tüm bunlara öfkelenen Rasim Bey, törenleri durdurmaya ve çevresindekileri uzaklaştırmaya çalışır. Sadece onun her itirazı bile yeni bir övgü gerekçesine çevrilir. Sertliği kararlılık, öfkesi büyüklük, töreni reddetmesi ise eşi olmayan bir alçakgönüllülük sayılır. Böylece eleştirinin mümkün olmadığı kapalı bir övgü düzeni oluşur.
Rasim Bey’in Dönüşümü
Aradan ortalama bir yıl geçtiğinde Rasim Bey, başlangıçta karşı çıkmış olduğu davranışları benimsemiş durumdadır. Kibirli, saldırgan ve gösterişe düşkün bir yöneticiye dönüşür. Doğduğu evi müze yaptırmak, meydana kendi heykelini diktirmek ister. Onu başkanlığa getiren kişiler bu kez aynı masanın çevresinde toplanır ve Rasim Bey’in “deli” olduğuna karar verir.
Öykünün ironisi burada tamamlanır. İnsanlar başlangıçta aklı başlangıcında olduğundan güvenli oldukları bir yöneticiyi seçmiş, sonrasında onu ölçüsüz övgüyle gerçeklikten koparmış, en sonunda da ortaya çıkan sonuçtan yalnızca yöneticiyi görevli tutmuştur. Başlık bu yüzden bir mazeret değil, toplumsal sorumluluğu açığa çıkaran bir suçlama şeklinde okunmalıdır.
Başlık Öyküsünün Kişileri, Zamanı ve Mekânı
Rasim Bey
Öykünün merkez kişisidir. Başlangıçta dürüst, ölçülü ve makam mevzusunda isteksizdir. Kendi zayıflığının da farkındadır; çevresinden kendisini övmemesini istemesi bunu gösterir. Zaman içinde alkışın sürekliliğine teslim olur. Rasim Bey’in değişimi, iktidarın tek başına değil, onu besleyen toplumsal çevreyle beraber incelenmesi icap ettiğini gösterir.
Başkanı Seçen Grup
Gözlüklü adam, delikanlı, çilli adam, şişman adam ve sıska yaşlanmış kişisel adlardan fazlaca fizyolojik özellikleriyle tanıtılır. Bu tercih bilinçlidir. Onlar tek tek derinleştirilmiş karakterler değil, yöneticiyi ilkin yükselten sonrasında suçlayan toplumsal mekanizmanın temsilcileridir. Her dönemde ve her yerde görülebilecek “tip”lere dönüşürler.
Süre, Mekân ve Anlatıcı
Vakalar adı verilmemiş bir yerleşimde; Rasim Bey’in evi, belediye binası, ziyafet salonu ve gazino şeklinde mekânlarda geçer. Kati tarih verilmez. Bu belirsizlik, eleştiriyi belirli bir dönemle sınırlamaz. Öykü ortalama bir senelik dönüşümü kapsar. Üçüncü şahıs anlatıcı, vakaları büyük seviyede diyaloglar ve davranışlar üstünden aktarır; okura uzun açıklamalar yapmak yerine çelişkiyi sahnede gösterir.
Adamı Zorla Deli Ederler Kitabının Ana Fikri
Kitabın ana fikri tek cümleyle şöyleki ifade edilebilir: İnsanı ve kurumları bozan yalnızca kişisel zaaflar değildir; eleştiriyi susturan, hatası ödüllendiren ve çıkar uğruna ölçüsüzlüğü besleyen toplumsal seviye de bozulmanın ortağıdır.
Bu fikir, başlık öyküsünde en açık biçimini alır. Rasim Bey sorumluluktan bütünüyle kurtarılmaz. Sonuçta övgüye teslim olan odur. Fakat onu bu noktaya taşıyan çevrenin oranı da gizlenmez. Aziz Nesin böylece kolay bir “fena yönetici” anlatısı oluşturmak yerine, yönetici ile onu çevreleyen yapı arasındaki karşılıklı ilişkiyi gösterir.
Kitabın Temaları ve Eleştirel Katmanları
İktidar ve Dalkavukluk
Başlık öyküsünde iktidar, yalnızca buyruk verme yetkisi değildir. Kişinin kendisi hakkında gerçeklik duygusunu değiştiren bir çevre üretir. Devamlı alkışlanan yönetici, yanlış yapma ihtimalini göremez hâle gelir. Dalkavukluk da masum bir nezaket değil, denetimi ortadan kaldıran siyasal bir davranıştır.
Bürokratik Akıl Dışılık
İt Kuyruğu, Fişe Giren Çıkamaz ve Nah Kalkınırız şeklinde öykülerde resmî seviye, amacından kopmuş kurallar üstünden eleştirilir. Mesela İt Kuyruğunda köylülere çevrede bulunmayan domuzları vurma kotası verilir. Buyruk gerçekliğe uymadığı hâlde geri çekilmez; insanoğlu da çözümü gerçeği düzeltmekte değil, emre uygun bir görüntü üretmekte bulur. Köpek kuyruklarının domuz kuyruğu diye sunulması, yanlış hedeflerin düzmece başarılar doğurmasının çarpıcı bir örneğidir.
Fişe Giren Çıkamazda ise bir kez polis kaydına giren kişinin, suçunu çekmiş ya da bütünüyle suçsuz olsa bile damgadan kurtulamadığı gösterilir. Başkalarını bu kayıt üstünden yargılayan Arif Bey, sonunda yanlış bir kayıtla aynı sistemin mağduru olur. Böylece öykü, önyargının sadece insanoğlunun kendisine yöneldiğinde fark edilmesini de eleştirir.
Yoksulluk ve Gündelik Hayatta Hayatta Kalma
Kuyruk, Dolmuşun Kapısı ve Yaşasın Züğürtlük şeklinde öyküler, kent hayatındaki kıtlık, kalabalık ve geçim sıkıntısını mizahın mevzusu yapar. Buradaki kişiler soyut fikirleri temsil etmekle kalmaz; bir araca binmeye, ucuz bir mala ulaşmaya ya da günü zarar görmeden tamamlamaya çalışan insanlardır. Mizahın canlılığı da bu tanıdık ayrıntılardan gelir.
Toplumsal Damgalama ve “Delilik” Metaforu
Kitapta “delilik” sözcüğü psikiyatrik bir tanı olarak kullanılmaz. Daha fazlaca toplumsal ölçünün bozulmasını, gücün denetimsizleşmesini yada kişinin kendisine imtiyaz sağlayacak bir ün edinmesini özetleyen edebî bir metafordur. Bu ayrımı gözetmek gerekir.
Derlemenin son öyküsü Var mı Delilik Gibisinde, Sezai Bey çalmış olduğu kurumda “deli” diye tanınan kişilerin dokunulmazlık kazandığını görür ve aynı yolu denemeye karar verir. Onun başarısız taklitleri, akıl dışılığın bile cemiyet içinde kendiliğinden değil, saygınlık ve korku ilişkileriyle üretildiğini gösterir. Başlık öyküsüyle son öykü bu bakımdan birbirini tamamlar.
Bireysel Değil, Kolektif Mesuliyet
Aziz Nesin’in hicvi yalnızca memurları, yöneticileri ya da siyasetçileri hedef almaz. Kuyruğa niçin girdiğini bilmeden bekleyen, çıkarı için övgü seviye, gerçeği bilmiş olduğu hâlde susan basit insan da eleştirinin içindedir. Bu yönüyle kitap, okura rahat bir dışarıdan bakış sunmaz. Okur da anlatılan düzenin neresinde durduğunu düşünmek zorunda kalır.
Kitaptaki 25 Öykü
İncelenen 2005 baskısının içindekiler bölümünde şu öyküler yer alır:
- İt Kuyruğu
- Edebiyat Meraklısı
- Sınır Üstündeki Ev
- Usta Paydosss!
- Adamı Zorla Deli Ederler
- Kuyruk
- Dolmuşun Kapısı
- Yaşasın Züğürtlük
- Hangi Parti Kazanacak?
- Bay Düdük
- Fişe Giren Çıkamaz
- Çocuk Ne Süre Ağlar?
- Nazik Alet
- Zübür Amca Kaç Kez Gömüldü?
- Kördöğüşü
- Yaşasın Memleket
- Gözüne Gözlük
- Kız Ucuza Gitti
- Biz Adam Olmayız!..
- Sizin Memlekette Eşek Yok mu?
- Vatan Sağolsun
- İnsanlar Uyanıyor
- Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
- Nah Kalkınırız
- Var mı Delilik Gibisi
Bu sıralama, kitabın yalnızca “delilik” yada yönetim temasına odaklanmadığını gösterir. Edebiyat çevreleri, emek verme yaşamı, sınırlar, ulaşım, seçimler, resmî kayıtlar, aile ilişkileri ve ekonomik darboğazlar da derlemenin eleştiri alanına girer.
Aziz Nesin’in Dil ve Ifade Özellikleri
Aziz Nesin’in anlatımı görünüşte yalındır; fakat bu yalınlık, titizlikle kurulmuş bir gülmece tekniğine dayanır. Vakalar bir çok kez konuşma diliyle ilerler. Karakterler uzun ruh çözümlemeleriyle değil, ne söyledikleri ve bir durum karşısında iyi mi davrandıklarıyla belirginleşir.
Kitapta öne çıkan ifade özellikleri şunlardır:
- Diyalog ağırlıklı ifade: Çatışma, anlatıcının açıklamasından fazlaca kişilerin konuşmalarıyla görünür olur.
- İroni: Söylenenle gerçekte yaşanmış olan arasındaki fark, mizahın temelini kurar.
- Abartma ve aşamalı büyütme: Ufak bir aksaklık adım adım büyür; sonunda düzenin bütünü görünür hâle gelir.
- Tiplerden yararlanma: Adsız yada belirgin bir özelliğiyle tanıtılan kişiler, tek bir bireyden daha geniş bir toplumsal kesimi temsil eder.
- Beklenmedik son: Birçok öykü, önceki vakaları tekrardan düşündüren kısa ve etkili bir sonuçla biter.
- Sözlü ifade ritmi: Tekrarlar, kısa cümleler, deyimler ve gündelik söyleyişler metne anlatılan bir hikâye havası verir.
Nesin Yayınevinin yazar biyografisinde de Aziz Nesin’in halk edebiyatı ve meddah geleneğinin ifade olanaklarından yararlandığı belirtilir. Bu tesir, bilhassa okurla konuşuyormuş şeklinde ilerleyen birinci şahıs öykülerinde açıkça hissedilir. Güncel meseleleri diyaloglu örnek vakalarla hicve taşıması, yazarın gazetecilik deneyimiyle de ilişkilidir.
Kitabın Güncelliği Nereden Geliyor?
Öyküler, yazıldıkları devrin kurumlarını, ulaşım araçlarını ve gündelik yaşamını yansıtır. Bazı sözcükler ve toplumsal ayrıntılar bugünün genç okuruna eski gelebilir. Buna karşın kitabın temel soruları güncelliğini korur:
- Eleştirilmeyen bir yönetici gerçeklik duygusunu koruyabilir mi?
- Kurallar insan için mi vardır, yoksa insan kuralların görüntüsünü korumak için mi uğraşır?
- Bir topluluk, ortaya çıkmasına yardım etmiş olduğu yanlışın sorumluluğunu niçin tek kişiye yükler?
- Resmî bir kayıt yada toplumsal etiket, kişinin gerçeğinin önüne geçebilir mi?
- Kalabalığa uymak, bireyi sorumluluktan kurtarmış olur mı?
Aziz Nesin belirli olaylardan hareket eder; fakat kişileri bir çok süre bir döneme hapsolmayacak halde tipleştirir. Bu yüzden kitap, yalnızca geçmiş Türkiye’nin mizahi bir belgesi değil, iktidar ve cemiyet ilişkisi üstüne tekrardan okunabilen bir eleştiri metnidir.
Genel Değerlendirme
Adamı Zorla Deli Ederler, Aziz Nesin’in değişik mevzu alanlarından öykülerini bir araya getiren kuvvetli bir seçkidir. Derlemenin en başarı göstermiş yanı, büyük toplumsal sorunları gündelik yaşamın ufak sahnelerinde görünür kılmasıdır. Bir kuyruk, bir devlet dairesi, bir seçim toplantısı yada bir resmî kayıt; yazarın elinde daha geniş bir seviye eleştirisine dönüşür.
Öykülerdeki kişiler bir çok süre ruhsal derinliği olan çağıl karakterlerden fazlaca toplumsal tiplerdir. Bu, bir eksiklikten ziyade hicvin gereğidir. Aziz Nesin, okurun belirli bir kişiye değil, yine eden bir davranış kalıbına dikkat etmesini ister. Bazen benzer mizahi kurgu ve sonuçların yinelendiği düşünülebilir; sadece derlemenin bütünlüğünü elde eden da bu ısrarlı bakıştır.
Kitabın en mühim uyarısı şudur: Yanlış düzenler yalnızca “yukarıda” kurulmaz. Alkışlayan, susan, çıkar elde eden, korkudan gerçeği söylemeyen yada kalabalığa uyan hepimiz o düzenin devamına katkıda bulunabilir. Bu yüzden Adamı Zorla Deli Ederler, yalnız yöneticiler üstüne değil, yöneten ile yönetilen arasındaki karşılıklı ilişki üstüne bir kitaptır.
Netice: Güldüren Fakat Okuru Rahat Bırakmayan Bir Derleme
Aziz Nesin’in mizahı, okuru gerçeğin dışına kaçırmaz; tersine, gerçeğe daha dikkatli bakmaya zorlar. Adamı Zorla Deli Ederlerde de komik olan, olağan dışı bir dünyanın tuhaflığı değildir. Aslolan gülünçlük, her insanın yanlış bulunduğunu bilmiş olduğu bir düzeni çeşitli gerekçelerle sürdürmesidir.
Başlık öyküsünün kalıcı kıymeti, “Makam insanı bozar” şeklinde tek yönlü bir hükmün ötesine geçmesindedir. Rasim Bey’i makam kadar dalkavukluk, eleştirisizlik ve topluca üretilen düzmece büyüklük de değiştirir. Böylece okur, yalnızca yöneticinin kusuruna değil, o kusuru besleyen çevrenin sorumluluğuna da bakar.
Kısacası bu kitap, toplumsal hicvi anlaşılır bir üslupla okumak isteyenler için kuvvetli bir başlangıçtır. Güldürür; fakat gülüş bittikten sonrasında geriye kolayca geçiştirilemeyecek bir sual bırakır: Biz, eleştirdiğimiz düzenin hakkaten haricinde mıyız?
Sık Sorulan Sorular
Adamı Zorla Deli Ederler roman mı, öykü kitabı mı?
Adamı Zorla Deli Ederler roman değildir. Aziz Nesin’in yirmi beş bağımsız gülmece öyküsünü bir araya getiren bir derlemedir. Kitabın adı, derlemedeki öykülerden birinden gelir.
Adamı Zorla Deli Ederler kitabının mevzusu nedir?
Kitap; siyaset, politika, makam tutkusu, yoksulluk, toplumsal ikiyüzlülük ve gündelik dünyadaki akıl dışı uygulamaları hiciv yöntemiyle ele alır. Ortak mevzu, bozuk düzenin basit insanoğlunun davranışlarını iyi mi biçimlendirdiğidir.
Adamı Zorla Deli Ederler öyküsünün ana fikri nedir?
Başlık öyküsünün ana fikri, bir yöneticinin bozulmasında yalnızca kişisel zaaflarının değil; onu devamlı öven, eleştiriden uzaklaştıran ve her davranışını onaylayan çevrenin de sorumluluğu bulunduğudur.
Adamı Zorla Deli Ederler kitabında kaç öykü vardır?
Kitapta 25 öykü vardır. Bu sayı, eserin tam metnindeki içindekiler bölümüyle ve Nesin Yayınevinin güncel kitap tanıtımıyla doğrulanmaktadır.
Adamı Zorla Deli Ederler kaç sayfadır?
Nesin Yayınevinin güncel baskısı 192 sayfadır. Sayfa sayısı dizgiye ve baskıya gore değişebileceğinden, değişik bir baskıda ufak farklılıklar görülebilir.
Adamı Zorla Deli Ederler ilk kez ne süre yayımlandı?
Nesin Yayınevinin resmî kataloğuna gore derlemenin ilk baskısı 2005’tir. İncelenen Adam Yayınları nüshasının künyesinde de Ocak 2005 zamanı yer alır.
Başlık öyküsünün başlıca kişileri kimlerdir?
Başlıca şahıs Rasim Bey’dir. Onu başkanlığa getiren gözlüklü, genç, çilli, şişman ve sıska kişiler ise adlarından fazlaca toplumsal işlevleriyle öne çıkan tiplerdir. Bu grup, yöneticiyi övgüyle dönüştüren çevreyi temsil eder.


