Kategoriler: Genel

Antibiyotik Hakkında Bilgi

Mikropların gelişmesini önleyen madde. Alexander Fleming tarafından 1928’de Penicillium notatum adındaki bir peynir küfünden ve penisilin adı verilerek üretilen ilk antibiyotikten sonra, 1935’te Dumagk tarafından sulfonamidler ve daha sonraları birçok antibiyotik bulundu. Hastalık yapan mikroplara karşı etkili olan bu biyolojik maddelerin yapılarını inceleyerek formüllerini bulan kimyagerler onları sentetik olarak bol miktarda üretmeyi ve tedavi alanına sokmayı başardılar.

Antibiyotikler, bakterileri çeşitli yollardan hasara uğratıp zayıflattıktan sonra ya üremelerini durdurarak etkisiz kılarlar ya da onları tamamen öldürerek ortadan kaldırırlar. Antibiyotiklerin etkiledikleri mikroorganizmaların az ya da çok çeşitli oluşlarına göre, değişen etki alanları vardır. Bu etki, zamanla mikrobun alışmasıyla azalabilir. Direnç bazen streptomisin ve tüberküloz basilinde olduğu gibi hızlı, bazen de yavaş yavaş gelişir (penisilin ve stafilokok). Antibiyotik sayısı pek çoktur. Yalnız on beş-yirmi tanesi sanayide hazırlanır: Penisilin, streptomisin, klortetrasiklin, tirotrisin, eritromisin vb. Yirmi yıla yakın zamandan beri sentez yoluyla elde edilmiş yeni antibiyotikler bulunmuştur.

Bunlardan en önemlileri amfoterisin B, sefalosporinler, kolistin, framisetin, fusidin, gentamisin, linkomisin, rifamisin, ristosetin gibi antibiyotiklerdir. Tüm bu antibiyotikler, hemen hemen tüm mantar ve mikrop etki alanını (virüslerin dışında) kaplamaya yaradığı gibi, mikropların ilk antibiyotiklere karşı kazandıkları direnci de önlerler. Antibiyotikler ağızdan verilebildiği gibi doğrudan doğruya damara ya da kalça adalesine şırınga edilebilirler. Ayrıca deri hastalıklarında yerel olarak pomat ya da toz hâlinde yararlanılır.

Antibiyotik tedavisi, genellikle, hasta vücut, savunmasını kendi olanaklarıyla sağlayamadığı ya da çok güç sağladığı zaman kullanılır. Böylece bu ilâçların sakıncaları ve ilerde hastalığa yol açacak dirençli döllerin ortaya çıkması önlenmiş olur. Antibiyotiklerin en önemli yan etkileri, diğer ilâçlarda olduğu gibi, aşırı duyarlık nedeniyle oluşan alerjidir. Ayrıca, bağırsaklardaki yararlı bakterileri, yani bağırsak florasını öldürdüklerinden buradaki mikroorganizmalar arasındaki dengenin bozulmasına bağlı olarak ishale ve vitamin eksikliğine neden olabilirler.

Sürekli ve yüksek dozda kullanılan antibiyotik, azot birikimi ve idrar tutukluğu sonucu böbrek yetmezliğine ve üremiye yol açabilir. Kana geçtikten birkaç saat sonra vücuttan atıldığından ilâçların belli aralıklarla alınması gerekmektedir.

Bul-Tikla

Son Yazılar

Kızıl Kraliçe Özeti, Konusu ve Karakterleri

Kızıl Kraliçe – Victoria AveyardTür:RomanYazar:Victoria AveyardYayınlanma Zamanı:2015Yayınevi:PegasusISBN:9786053437154KarakterlerMare Barrow: Romanın on yedi yaşındaki ana karakteridir. Kızıl…

2 gün ago

Fuzûlî’nin Cânı Kim Cânânı İçün Sevse Beyti: Anlamı ve Açıklaması

Fuzûlî’nin “Cânı Kim Cânânı İçün Sevse…” Beytinin AçıklamasıSevginin kıymetini belirleyen, yalnızca duygunun yoğunluğu değildir; insanoğlunun…

4 gün ago

Kültürel Miras Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Kültürel Miras Nedir? Kültürel miras, geçmiş kuşaklardan devralınan, bir toplumun tarihini, yaşam biçimini, bilgisini ve…

3 hafta ago

Estetik Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Güzel duyu Nedir? Bir ağıt insanı hüzünlendirirken niçin dönerek dönerek dinlenir? Bir romandaki rahatsız edici…

3 hafta ago

İvan Gonçarov – Türk Dili ve Edebiyatı

İvan Gonçarov İvan Aleksandroviç Gonçarov (1812-1891), 19. yüzyıl Rus edebiyatının mühim gerçekçi romancılarından biridir. İnsan…

3 hafta ago

Satranç Nedir? Tarihi, Özellikleri – Türk Dili ve Edebiyatı

Satranç, iki oyuncu içinde 64 kareli bir tahta üstünde oynanan, strateji ve düşünme becerisine dayalı…

3 hafta ago