Charlie Chaplin Kimdir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Charlie Chaplin

Melon şapkası, ufak bıyığı, bolca pantolonu ve bambu bastonuyla sinema tarihinin en tanınmış görüntülerinden birini oluşturdu; fakat Charlie Chaplin’in yarattığı şahıs, rahat bir komedi kahramanı değildi. Şarlo; yoksullukla savaşım eden, otorite karşısında ezilen, fakat onurunu kaybetmeyen “ufak insan”ın temsilcisiydi.

Chaplin’in yaşamı da bu karakter kadar çarpıcıdır. Londra’nın yoksul mahallelerinde başlamış olan hikâyesi, Hollywood’un zirvesine kadar uzanır. Arkasından siyasal baskılar, tartışmalar ve İsviçre’de geçen sürgün yılları gelir. Onu kalıcı kılan ise tüm bu deneyimleri evrensel bir sinema diline dönüştürmesidir.

Charlie Chaplin Kimdir?

Charlie Chaplin, tam adıyla Sir Charles Spencer Chaplin, İngiliz oyuncu, güldürmen, senarist, yönetmen, yapımcı, kurgucu ve bestecidir. 16 Nisan 1889’da Londra’da dünyaya gelen, 25 Aralık 1977’de İsviçre’de yaşamını yitirmiştir.

Sessiz beyaz perde periyodunun dünya genelinde tanınan ilk büyük yıldızlarından biridir. Türkçede “Şarlo” adıyla malum The Tramp karakteri yardımıyla değişik dilleri konuşan milyonlarca seyirciye ulaşmıştır. Chaplin’in gücü, söze gerek kalmadan karmaşık duyguları anlatabilmesinden gelir.

Sanatçı, çocuk yaşta başladığı sahne yaşamından beyazperdeye geçmiş ve yetmiş yılı aşan kariyerinde yapım sürecinin derhal her alanında vazife almıştır.

Özetlemek gerekirse Charlie Chaplin

  • Doğum zamanı yeri: 16 Nisan 1889 – Londra, İngiltere
  • Ölüm zamanı ve yeri: 25 Aralık 1977 – Corsier-sur-Vevey, İsviçre (88 yaşlarında)
  • Mesleği: Oyuncu, yönetmen, senarist, yapımcı ve besteci
  • En meşhur karakteri: Şarlo (The Tramp)
  • Mühim filmleri: Yumurcak, Altına Atak, Kent Işıkları, Çağdaş Zamanlar, Büyük Diktatör ve Sahne Işıkları
  • Sanat anlayışı: Bedensel güldürü, trajikomedi ve toplumsal eleştiri

Şarlo Karakteri

Şarlo, Charlie Chaplin’in beyaz perdede canlandırdığı kurgusal bir karakterdir. Eski melon şapkası, dar ceketi, bolca pantolonu, büyük ayakkabıları ve bastonuyla tanınır. Yürüyüşü kendinden güvenilir görünür; buna karşılık bir çok vakit parasız, işi olmayan ve barınaksızdır.

Karakterin tesiri bu karşıtlıktan doğar. Şarlo yoksuldur; fakat ufak düşmeyi kabul etmez. Toplumun dışına itilmiştir fakat inceliğini korur. Başına gelen felaketlerin arkasından tekrardan ayağa kalkar.

Chaplin, bu karakter vasıtasıyla çağıl toplumdaki eşitsizlikleri görünür hâle getirmiştir. Polisler, patronlar, makineler ve katı toplumsal kurallar karşısında Şarlo daima kuvvetsiz taraftadır. Gene de zekâsı, çevikliği ve hayal gücüyle kısa süreli zaferler kazanır.

Charlie Chaplin’in Yaşamı

Yoksulluk İçinde Geçen Çocukluk Yılları

Charlie Chaplin’in anası Hannah ve babası Charles Chaplin Sr., Londra’daki müzikhol sahnelerinde çalışan sanatçılardı; sadece aile düzeni kısa sürede bozuldu. Babasının aileden uzaklaşması, annesinin sıhhat sorunları ve ağır yoksulluk, Charlie ile ağabeyi Sydney’i güç şartlarda bıraktı.

Chaplin, çocukluğunda bakımevlerinde ve yoksullar için kurulmuş emek harcama evlerinde kalmak mecburiyetinde bırakıldı. Hemen hemen on yaşına gelmeden yaşamını kazanmanın yollarını aramaya başladı. Hemen sonra filmlerinde görülen açlık, evsizlik, terk edilme ve dayanışma temalarının mühim bir kısmı bu yılların izlerini taşır.

Burada dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan bir nokta vardır: Chaplin’in filmleri direkt otobiyografi değildir. Buna karşın çocukluğunda tanımış olduğu insanoğlu, Londra sokakları ve sınıfsal eşitsizlikler, onun kurduğu sinema dünyasının temel malzemeleri olmuştur.

Sahneye İlk Adımları

Chaplin’in ustalaşmış sahne yaşamı, çocuk dansçılardan oluşan Eight Lancashire Lads topluluğunda başladı. Arkasından çeşitli tiyatro yapımlarında rol aldı. Sherlock Holmes oyununda canlandırdığı uşak Billy karakteri, onun genç yaşta dikkat çekmesini sağlamış oldu.

Devrin tanınmış komedi topluluklarından Fred Karno Kumpanyası’na iştirak etmesi kariyerindeki dönüm noktası oldu. Bu toplulukla 1910’da ABD Birleşik Devletleri’ne gitti. Amerikan seyircisinin ilgisini çeken Chaplin, ikinci turnesi esnasında beyaz perde yapımcılarının da dikkatini çekti.

Hollywood’a Geçişi ve Şarlo’nun Doğuşu

Chaplin, 1913’ün sonlarında Mack Sennett’ın Keystone Film Company şirketiyle anlaştı. 1914’te gösterime giren kısa filmleriyle sinema kariyeri başladı. Aynı yıl izleyici, ileride Şarlo adıyla tanıyacağı karakterin ilk biçimleriyle karşılaştı.

Keystone döneminde süratli tempolu ve fizyolojik hareketlere dayanan komedilerde oynadı. Sadece Chaplin yalnızca verilen rolleri canlandırmak istemiyordu. Kamera kullanımı, kurgu, öykü ve karakter gelişimi üstünde de söz sahibi olmaya çalıştı.

Hemen sonra sırasıyla Essanay, Mutual ve First National şirketlerinde çalıştı. Her yeni sözleşme ona daha çok maddi imkân ve sanat içerikli özgürlük sağlamış oldu. Bilhassa Mutual için çekmiş olduğu The Immigrant, Easy Street, The Pawnshop ve The Adventurer benzer biçimde kısa filmler, Şarlo’nun yalnızca gülünç değil, duygusal derinliği bulunan bir karaktere dönüşmesini sağlamış oldu.

Bağımsız Bir Sinemacıya Dönüşmesi

Chaplin, 1917’den sonrasında kendi stüdyosunu kurarak filmleri üstündeki denetimini artırdı. 1919’da Mary Pickford, Douglas Fairbanks ve D. W. Griffith ile beraber United Artists şirketini kurdu. Böylece filmlerini büyük stüdyoların direkt müdahalesi olmadan üretme ve dağıtma imkânı kazanmıştır.

Bu girişim beyaz perde endüstrisi açısından da önemlidir. Oyuncuların yalnızca stüdyo çalışanı kabul edilmiş olduğu bir dönemde Chaplin ve arkadaşları, sanatçının kendi eserinin ekonomik ve yaratıcı denetimini üstlenebileceğini gösterdi.

Chaplin’in uzun metrajlı ilk büyük başarılarından The Kid (Yumurcak, 1921), güldürü ile dramı dengeli şekilde birleştirdi. Filmimizde Şarlo’nun terk edilmiş bir çocukla kurduğu bağ anlatılır. Yoksulluk komik durumlar yaratır; fakat hiçbir vakit önemsizleştirilmez.

Sessiz Beyaz perdeden Sesli Beyaz perdeye Geçiş

1920’lerin sonunda sesli filmler yaygınlaşınca birçok sessiz beyaz perde oyuncusunun kariyeri sonlanmış oldu. Chaplin ise yeni teknolojiye derhal teslim olmadı. Şarlo’nun belirli bir dili hitabı hâlinde karakterin evrenselliğini kaybedeceğini düşünüyordu.

Bundan dolayı City Lights (Kent Işıkları, 1931) ve Çağdaş Times (Çağdaş Zamanlar, 1936) filmlerinde görsel anlatımı korudu. Bu yapımlar tam anlamıyla sessiz değildir; müzik, ses efektleri ve sınırı olan insan sesleri kullanılır. Gene de olayların aktarımı konuşmaya değil, görüntüye ve bedensel oyunculuğa dayanır.

Çağdaş Zamanlar, yapınak işçisini makinenin bir parçasına dönüştüren üretim anlayışını eleştirir. Chaplin’in dev dişlilerin içinde kalmış olduğu sahne, sanayileşmenin insan üstündeki baskısını özetleyen en kuvvetli beyaz perde imgelerinden biri olmuştur.

BFI, Altına Atakdan Büyük Diktatöre uzanan 1925-1940 sürecini Chaplin’in yaratıcı gücünün zirvesi kabul edilen film dizilerinden biri olarak değerlendirir. Bu devrin yapımları, sesli beyaz perdenin yükselişine karşın görsel komedinin imkânlarını genişletmiştir.

Büyük Diktatör ve Açık Siyasal Eleştiri

Chaplin’in bütünüyle diyaloga dayanan ilk filmi The Great Dictator (Büyük Diktatör, 1940) oldu. Filmimizde hem Yahudi bir berberi hem de Adolf Hitler’i temsil eden diktatör Adenoid Hynkel’i canlandırdı.

Chaplin, Hitler’in konuşma tarzını, iktidar gösterilerini ve dünya hâkimiyeti arzusunu bedensel güldürü yöntemiyle hicvetti. Hynkel’in şişme bir dünya küresiyle dans etmiş olduğu sahne, siyasal gücün çocukça fakat yıkıcı niteliğini gösterir.

Filmin sonunda yer edinen konuşma ise Chaplin sinemasında belirgin bir kırılmadır. Senelerce hareketleriyle konuşan sanatçı, bu kez demokrasi, özgürlük ve insanlık adına direkt seslenir. Film, Nazi yönetiminin tehlikesini geniş Amerikan kamuoyunun bütünüyle kavramadığı bir dönemde çekilmiştir.

Siyasal Baskılar ve ABD’dan Ayrılışı

Chaplin hiçbir vakit Amerikan vatandaşlığına geçmedi. Liberal görüşleri, harp karşıtı açıklamaları ve toplumsal eşitsizliği eleştiren filmleri sebebiyle 1940’lardan itibaren “komünizm yanlısı” olmakla suçlandı. FBI tarafınca uzun süre seyredildi.

FBI arşivinde Chaplin hakkında binlerce sayfalık belgenin bulunması, gözetimin kapsamını gösterir. Sadece bir şahıs hakkında dosya tutulması, o kişiye yöneltilen tüm suçlamaların kanıtlandığı anlamına gelmez.

Chaplin, 1952’de Limelight filminin Londra galasına katılmak suretiyle ABD’den ayrıldı. Seyahat esnasında ülkeye tekrardan giriş izninin iptal edildiğini öğrendi. Teknik olarak sınır dışı edilmemişti; tekrardan girebilmesi için siyasal ve etik suçlamalar hakkında sorgulanması isteniyordu. Chaplin bu sürece katılmamayı seçti ve ailesiyle İsviçre’ye yerleşti.

Bundan dolayı “Chaplin ABD’dan kovuldu” ifadesi meseleyi tam olarak açıklamaz. Yaşananlar, hukuki sınır dışı işleminden fazlaca siyasal baskı sonucunda ortaya çıkan fiilî bir sürgündür.

İsviçre Yılları ve Ölümü

Chaplin, İsviçre’de yaşarken A King in New York (New York’ta Bir Kral, 1957) filmini çekti. Film, Amerikan tüketim kültürünü, siyasal paranoyayı ve fikir özgürlüğü üstündeki baskıları hicvediyordu.

Son uzun metrajlı filmi, Sophia Loren ve Marlon Brando’nun oynadığı A Countess from Hong Kong (Hong Kong’dan Kontes, 1967) oldu. Bu yapım bununla beraber Chaplin’in tek renkli uzun metrajlı filmidir.

Chaplin, 1972’de Onur Ödülü’nü almak suretiyle ortalama yirmi yıl sonrasında ABD’ye döndü. Beyaz perde Sanatları ve Bilimleri Akademisi, ödülü beyaz perdenin son zamanların sanat biçimlerinden biri hâline gelmesindeki tesiri sebebiyle verdi.

1975’te İngiltere tarafınca şövalyelik unvanıyla onurlandırıldı. Böylece resmî adı Sir Charles Chaplin oldu. Chaplin, 25 Aralık 1977’de İsviçre’deki evinde 88 yaşlarında yaşamını yitirdi.

Charlie Chaplin’in Hususi Yaşamı

Chaplin dört kez evliliğe ilk adımını attı. Eşleri Mildred Harris, Lita Grey, Paulette Goddard ve Oona O’Neill’dir. Toplam 11 evladı oldu. 1943’te evlendirilmiş olduğu oyun yazarı Eugene O’Neill’ın kızı Oona O’Neill ile ölümüne kadar evli kaldı. Çiftin sekiz evladı dünyaya geldi.

Sanatçının hususi yaşamı, bilhassa bazı evliliklerindeki yaş farkları ve kamuoyuna yansıyan davalar sebebiyle tartışılmıştır. Chaplin’i değerlendirirken bu tartışmaları yok saymak doğru değildir. Aynı şekilde hususi hayatındaki sorunlardan hareketle beyaz perde tarihindeki yerini bütünüyle reddetmek de sıhhatli bir yaklaşım olmaz.

Bilimsel niteliği olan bakış, sanatçıyı kusursuzlaştırmadan eserlerinin niteliğini incelemeyi gerektirir. Chaplin’in yaşamı ile sanatı arasındaki ilişki de sadece bu şekilde dengeli şekilde anlaşılabilir.

Charlie Chaplin’in Başlıca Filmleri

  • The Kid – Yumurcak (1921): Şarlo ile terk edilmiş bir çocuğun ilişkisini anlatır. Yoksulluk, aile ve dayanışma temalarını komediyle birleştirir.
  • The Gold Rush – Altına Atak (1925): Altın arayıcılarının sıkıntılı yaşamını mevzu edinir. Ayakkabı yeme ve ekmeklerle dans etme sahneleriyle tanınır.
  • The Circus – Sirk (1928): Şarlo’nun tesadüfen bir sirkte çalışmaya başlamasını anlatır. Komedyenin sahnedeki başarısı ile hususi yaşamındaki yalnızlığı içinde kuvvetli bir karşıtlık kurar.
  • City Lights – Kent Işıkları (1931): Şarlo’nun görme engelli bir çiçekçi kıza duyduğu sevgiyi işler. Filmin son sahnesi, beyaz perde tarihinin en etkisinde bırakan karşı karşıya gelme anlarından biri kabul edilir.
  • Çağdaş Times – Çağdaş Zamanlar (1936): Makineleşme, işsizlik ve emek harcama hayatındaki yabancılaşma üstüne kurulmuş toplumsal bir hicivdir.
  • The Great Dictator – Büyük Diktatör (1940): Faşizmi, antisemitizmi ve otoriter yönetimleri eleştirir. Chaplin’in ilk uzun diyaloglu filmidir.
  • Monsieur Verdoux – Mösyö Verdoux (1947): Para, harp ve toplumsal terbiye üstüne karanlık bir komedidir. Şarlo filmlerinden daha sert bir hiciv anlayışına haizdir.
  • Limelight – Sahne Işıkları (1952): Yaşlanan bir komedyenin genç bir dansçıya tekrardan yaşama gücü kazandırmasını anlatır. Sanat, başarısızlık, yaşlılık ve unutulma korkusu üstünde durur.

Charlie Chaplin’in Beyaz perde Anlayışı

Bedensel Oyunculuk ve Görsel Ifade

Chaplin’in komedisi yalnızca düşme, çarpışma ve kovalamaca benzer biçimde hareketlere dayanmaz. Oyuncunun bakışı, duruşu ve ritmi anlamın mühim bir parçasıdır. Ufak bir el hareketi, uzun bir konuşmanın taşıyabileceği duyguyu aktarabilir.

Kamera çoğu zaman oyuncunun bedenini ve çevresiyle ilişkisini gösterecek bir uzaklıkta durur. Böylece gülünç hareketin iyi mi oluştuğu seyirciden saklanmaz. Chaplin’in sadeliği, gelişigüzel değil; detaylı prova ve dikkatli zamanlamanın sonucudur.

Güldürü ile Hüznün Birlikteliği

Chaplin sinemasının ayırt edici özelliği, gülme ile acıma duygusunu aynı sahnede bir araya getirebilmesidir. Izleyici ilkin Şarlo’nun başarısızlığına güler. Birkaç saniye sonrasında bu başarısızlığın arkasındaki yalnızlığı farkına varır.

Bundan dolayı Chaplin’in eserleri saf komediden fazlaca trajikomedi kavramıyla açıklanabilir. Yumurcakta çocukla kurulan bağ, Kent Işıklarındaki karşılıksız sevgi ve Sahne Işıklarındaki unutulma korkusu bu yaklaşımın belirgin örnekleridir.

Toplumsal Eleştiri

Chaplin’in filmlerinde yoksulluk bireysel bir kusur olarak gösterilmez. Ekonomik seviye, işsizlik, derslik farklılıkları ve otorite ilişkileri görünür hâle getirilir. Fakat filmler direkt bir siyasal bildiri biçimine dönüşmez. Eleştiri, karakterlerin günlük yaşamına ve gülünç çatışmalara yerleştirilir.

Onun sinemasında öne çıkan başlıca mevzular şunlardır:

  • Yoksulluk ve sınıfsal eşitsizlik
  • Makineleşme ve emeğin değersizleşmesi
  • Göçmenlik ve topluma yabancılaşma
  • Otorite karşısında fert
  • Harp ve diktatörlük
  • Sevgi, acıma ve dayanışma
  • Sanatçının yalnızlığı ve unutulma korkusu

Oldukça Yönlü Bir Beyaz perde Sanatçısı

Chaplin filmlerinin mühim bölümünde oyuncu, senarist, yönetmen ve yapımcı olarak vazife aldı. Filmlerinin müzikleri üstünde de çalıştı. Çağdaş Zamanlar için bestelediği bir melodi, hemen sonra sözlendirilerek “Smile” adıyla dünya genelinde tanındı.

Bu yaratıcı denetim, Chaplin’i çağıl anlamdaki yönetmen-sanatçı anlayışının erken temsilcilerinden biri yapar. Filmlerindeki belirgin üslup, değişik sanat dallarını aynı kişisel bakış çevresinde birleştirebilmesinden doğar.

Charlie Chaplin’in Almış olduğu Mühim Ödüller

  • 1929’da düzenlenen ilk Akademi Ödülleri’nde The Circus için hususi ödüle layık görüldü.
  • 1972’de beyaz perde sanatına tesiri sebebiyle Onur Ödülü aldı.
  • Limelight filminin müziğiyle Raymond Rasch ve Larry Russell’la beraber En İyi Örneksiz Acıklı Müzik Akademi Ödülü’nü kazanmıştır. Film Los Angeles’ta sadece 1972’de gösterildiği için ödüle seneler sonrasında aday olabilmişti.
  • Fransa tarafınca Légion d’honneur nişanıyla onurlandırıldı.
  • 1975’te Britanya İmparatorluk Nişanı Şövalye Komutanı unvanını aldı.

Charlie Chaplin’in Beyaz perde Tarihindeki Yeri

Charlie Chaplin, sessiz beyaz perdenin geçmişte kalmış bir yıldızı değildir. Filmlerinde ele almış olduğu işsizlik, ekonomik eşitsizlik, göçmenlik, otoriterleşme ve teknoloji karşısında insanoğlunun değersizleşmesi benzer biçimde problemler güncelliğini korumaktadır.

Onun aslolan başarısı, mahalli deneyimlerden evrensel bir karakter çıkarabilmesidir. Londra’nın yoksul mahallelerinde tanımış olduğu insanları, dünyanın her yerinde anlaşılabilen bir beyaz perde diline dönüştürmüştür. Şarlo’nun konuşmaması bir eksiklik değil, bilgili bir sanat içerikli tercihtir.

Chaplin seyirciyi güldürürken ona kimi vakit rahatsız edici bir sual yöneltir: İnsan, kendisini ezen bir düzenin içinde onurunu iyi mi koruyabilir? Şarlo’nun her yenilgiden sonrasında bastonunu çevirip yoluna devam etmesi, bu soruya verilmiş sessiz fakat kuvvetli bir cevaptır.

Sık Sorulan Sorular

Charlie Chaplin nerede ve ne vakit hayata merhaba dedi?

Charlie Chaplin, 16 Nisan 1889’da Londra’da hayata merhaba dedi. Çocukluğu Cenup Londra’nın yoksul mahallelerinde geçti.

Şarlo ile Charlie Chaplin aynı şahıs midir?

Hayır. Charlie Chaplin gerçek sanatçının, Şarlo ise onun yarattığı beyaz perde karakterinin adıdır. Bununla beraber karakter, Chaplin’le o denli özdeşleşmiştir ki iki ad günlük kullanımda sık sık birbirinin yerine kullanılır.

Charlie Chaplin’in en meşhur filmi hangisidir?

Tek bir film üstünde görüş birliği yoktur. Kent Işıkları, Çağdaş Zamanlar, Büyük Diktatör, Altına Atak ve Yumurcak, onun en tanınmış ve en etkili eserleri içinde gösterilir.

Charlie Chaplin niçin ABD’dan ayrıldı?

Chaplin, 1952’de İngiltere’ye yapmış olduğu seyahat esnasında ABD’ye tekrardan giriş izninin iptal edildiğini öğrendi. Siyasal görüşleri ve hususi hayatıyla ilgili suçlamalar hakkında sorgulanması isteniyordu. Geri dönmek yerine ailesiyle İsviçre’ye yerleşti.

Charlie Chaplin komünist miydi?

Chaplin kendisini komünist olarak tanımlamadı. Liberal, hümanist ve harp karşıtı görüşleri sebebiyle komünizm yanlısı olmakla suçlandı. Bu iddialar, Soğuk Harp dönemindeki yoğun antikomünist ortam içinde değerlendirilmelidir.

Charlie Chaplin Yahudi miydi?

Chaplin Yahudi değildi. Sadece Büyük Diktatör filmimizde Yahudi bir berberi canlandırması ve antisemitizme açıkça karşı çıkması sebebiyle kimliği hakkında uzun süre söylentiler yayıldı.

Charlie Chaplin konuşabiliyor muydu?

Evet. Chaplin’in sessiz filmler çekmesi fizyolojik bir zorunluluktan değil, sanat içerikli tercihinden kaynaklanıyordu. Büyük Diktatör başta olmak suretiyle sesli filmlerinde konuşmuştur.

Charlie Chaplin kaç Oscar kazanmıştır?

Chaplin üç Akademi Ödülü aldı. Bunların ikisi hususi yada onursal nitelikteydi. Tek yarışmalı Oscar’ını Sahne Işıkları filminin müziğiyle Raymond Rasch ve Larry Russell’la beraber kazanmıştır.

Charlie Chaplin ne vakit ve kaç yaşlarında öldü?

Charlie Chaplin, 25 Aralık 1977’de İsviçre’de yaşamını yitirdi. Öldüğünde 88 yaşındaydı.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )