Fars edebiyatı (Pers edebiyatı), dünya kültür tarihinin en varlıklı ve etkili edebiyat geleneklerinden biridir. Söz mevzusu edebiyat, yalnızca İran coğrafyasının değil, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Hindistan’a ve çevresine kadar geniş bir kültür alanını etkilemiştir. Binlerce senelik bir birikimle şekillenen bu edebiyatın emsalsiz dili, temaları ve ifade biçimleri vardır. Fars edebiyatını idrak etmek, tarihsel süreç içinde insan duygu ve düşüncesinin iyi mi ifade edildiğini görmek açısından önemlidir.
Bu yazıda İran edebiyatının tanımını, tarihsel gelişimini, türlerini, mühim temsilcilerini ve dünya edebiyatına etkilerini inceleyeceğiz.
Fars edebiyatı, Farsça dilinde üretilmiş sözlü ve yazılı eserlerin tümünü kapsar. Çağdaş dönemde bu edebiyat çoğu zaman New Persian (Yeni Farsça) olarak adlandırılır; bu dil 9. yüzyıldan itibaren Arap alfabesiyle yazılmış ve fazlaca sayıda Arapça kelimeyi barındırmıştır. Fars edebiyatı İran’da Fârsî, Afganistan’da Dârî ve Tacikistan’da kiril alfabesiyle yazılan biçimiyle de ehemmiyet kazanmıştır.
Bu edebiyat, şiirden nesre, destanlardan felsefi fikir metinlerine kadar geniş bir tür yelpazesine haizdir.
Fars (İran) Edebiyatının Temel Özellikleri
Fars edebiyatını öteki edebiyatlardan ayıran bazı belirgin özellikler şunlardır:
İran edebiyatı uzun bir tarihsel süreci kapsar. Bu süreçte dil, şekil ve temalar değişiklik göstermiştir.
Fars edebiyatının kökleri fazlaca eskiye, İslam öncesi İran’a kadar uzanır. Zerdüştlüğün mukaddes kitabı Avesta benzer biçimde eserlerde ilk yazınsal izler bulunur. Bu devrin eserleri daha fazlaca dinsel ve destansı anlatımlarda görülür.
9.yüzyılda New Persian kısaca yeni Farsça, Arap alfabesiyle yazılarak edebiyatın ana dili haline geldi. Farsça, Arapça’nın baskın olduğu dönemde kendi edebî karakterini koruyarak gelişti. Bu süreçte şiir ve düzyazı (düzyazı) hızla gelişti.
Bu dönem Fars edebiyatının altın çağıdır. Klasik Fars şiiri ve nesri olgunlaşmıştır.
Bu büyük şairler klasik İran şiirinin evrensel kıymetini oluşturdu.
19.yüzyılın sonlarından itibaren Batı edebiyatının etkisiyle yeni türler ortaya çıktı. Roman, öykü ve tiyatro benzer biçimde biçimler Fars edebiyatında giderek ehemmiyet kazanmıştır. Şiirde Nima Yuşic (Ali Esfandiari) benzer biçimde adlar geleneksel ölçülerden koparak çağıl şiirin temellerini attı.
Fars edebiyatında hem klasik hem çağıl dönemlerde çeşitli türler gelişmiştir:
Şiirin Temel Biçimleri
Bu biçimler klasik Fars şiirinin temel taşlarıdır.
Düzyazı ve Öteki Biçimler
Fars Edebiyatının Dünya Edebiyatına Katkıları
Fars edebiyatı yalnız kendi coğrafyasında değil, dünya kültüründe de derin etkisinde bırakır bırakmıştır. Öne çıkan katkılar:
Klasik İran şiirinin anlayışı ve gelenekleri, Arap şiirinin ilkelerini devam ettirme üstüne kurulmuştur. Klasik Fars şiirinin ozan ve kuramcıları, sanatlarının amacını “başka bir dilde Arap şiirini sürdürmek” olarak görmüşlerdir. Bu yüzden Arap nazım ölçüleriyle yazılmayan şiirler ciddi şiir sayılmamıştır.
İslam öncesi İran şiirinden günümüze ulaşan fazlaca azca metin bulunmuş olduğu için o döneme ilişik detaylı değerlendirme yapmak zor olsa gerek. Yazılı kaynaklar, Arapça tesirinin öncesindeki ağız şiir geleneğini yeterince belgeleyememektedir.
Nazım Ölçüsü ve Şekil
Klasik Fars şiirinin ölçüsü “beyt” denen iki mısralı yapıya dayanır. Her iki yarım mısra de ölçü olarak birbirine eşittir ve şiirler Arap filolojisine dayanan dizgesel kurallarla biçimlenir:
Kafiye ve Ritim
Klasik Fars şiirinde kafiye düzeni biçimleri ayırt eden mühim bir unsurdur:
Klasik Şiir Biçimleri ve Ifade
Kaside (qaṣīde):
Gazel (ghazal):
Mesnevi (masnawi):
Klasik Fars şiirinin tarihsel akışı:
Sanat ve Fikir
Klasik Fars şiiri yalnızca biçimsel bir ustalık göstergesi değil, bununla beraber derin duygusal, felsefi ve simgesel anlatımları barındırır. Şiir, aşkı, doğayı, hakikati ve insanoğlunun iç dünyasını hem bireysel hem de toplumsal bağlamda ele alır.
Klasik İran edebiyatında “edebiyat” terimi bir çok süre şiir ile eşdeğer sayılmıştır. Bu anlayışta düzyazı (düzyazı), şiir kadar yoğun yazınsal ilgi görmemiş; daha fazlaca ergonomik, bilimsel, dinî ve yönetsel amaçlarla kullanılmıştır. Nesrin ana görevi, bilgiyi yaymak ve günlük yaşamda gereksinim duyulan metinleri üretmekti.
Nesrin Kullanım Alanları
Mühim Özellikler
Nesrin Edebî Türleri ve Örnekleri
Tarih ve Kaynak Anlatıları
Klasik Fars nesri ek olarak tarih, coğrafya ve ansiklopedik bilgiler de ihtiva eder. Bunlar çoğu zaman Arapça kökenli kaynakların Farsça’ya aktarılmış versiyonları olduğu benzer biçimde, kimi süre emsalsiz Farsça üretimler de söz mevzusudur.
Üslup ve Dil Kullanımı
Tasavvufî ve Felsefi Düzyazı
Tasavvuf geleneği, yalnız şiirde değil, nesirde de kuvvetli bir miras bıraktı. Bu metinler çoğu zaman:
Mesela 12. yüzyılda Ahmed el‑Gazâlî’nin Sawāniḥ adlı eseri, hem seküler hem mistik aşk psikolojisine ilişkin kısa, etkisi altına alan düşünceleriyle dikkat çeker; 15. yüzyılda Câmî’nin Lawaʾiḥ adlı eseri benzer şekilde tasavvufî mevzuları işler.
Yaşam öyküsü ve Seçki Yazımı
Klasik Fars nesri, biyografi ve edebiyat tarihine de mühim katkılar yapmış oldu:
Klasik Fars nesri, ozan/şiir merkezli bir edebiyat ortamında yazılı kültürü güçlendiren fazlaca yönlü metinler ihtiva eder. Düzyazı, şiir kadar yazınsal sayılmasa da; dinî öğretiler, devlet yazışmaları, tarih, yaşam öyküsü, felsefe ve yönetsel aktarımlarla Fars kültür yaşamının mühim bir alanını oluşturmaktadır.
Çağdaş İran edebiyatı, klasik mirasın derhal peşinden gelen ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başlarında şekillenen bir süreci kapsar. Bu dönem, İran toplumunun batı ile artan temasları, eğitim sistemindeki reformlar ve kültürel dönüşümlerin edebî üretim üstünde direkt tesirinin hissedildiği bir sahnedir. Yazılı edebiyatın yaygınlaşması, yeni türlerin ortaya çıkışı ve toplumsal değişimlerin eserlerde dile gelmesi çağıl edebiyatın temellerini atmıştır.
Siyasal ve Toplumsal Değişimin Edebiyata Tesiri
19.yüzyılda İran, Batı ile artan diplomatik ve kültürel ilişkiler kurdu. Rusya ile yaşanmış olan savaşlar ve toplumda düzeltim ihtiyacı, siyasal ve kültürel bir uyanışa yol açtı. Bu süreçte eğitim kurumları ve matbaanın tekrardan yaygınlaşmasıyla beraber edebiyat, ilkin saray çevresinin dışına çıktı ve halkla daha direkt ilişki kurmaya başladı.
Bu değişimler, edebiyatı yalnızca klasik şiir ve tasavvuf metinleriyle sınırı olan olmaktan çıkarıp toplumsal meseleleri, bireysel düşünceleri ve çağıl yaşam deneyimlerini yansıtan bir platforma dönüştürdü.
Türler ve Temsilciler
Çağdaş şiir:
Düzyazı:
Temalar ve Eğilimler
Çağdaş İran edebiyatında ortaya çıkan temalar şunlardır:
Bu özellikler, İran toplumunun yalnız kültürel ve sanat içerikli değil, bununla beraber siyasal bir dönüşüm yaşamış olduğu bir devrin yansımasıdır.
Sıkıdüzen ve Göç Edebiyatı
1979 İslam Devrimi sonrasında resmi ideolojiye bağlı olarak yazın üstünde ağır sınırlamalar getirildi ve birçok yazar ve ozan sansüre maruz kaldı yada yurt dışına göç etti. Bu süreç, İran diasporasında yeni bir edebiyatın doğmasına niçin oldu; göçmen hikâyeleri, siyasal baskı ve kimlik temaları çağıl İran edebiyatının mühim bir parçası haline geldi.
Çağdaş İran edebiyatı:
1- Fars Edebiyatı, Arap Edebiyatı mıdır?
Hayır, Fars (İran) edebiyatı ve Arap edebiyatı birbirinden değişik iki edebiyat geleneğidir.
Temel Farklar
| Özellik | Fars (İran) Edebiyatı | Arap Edebiyatı |
| Dil | Farsça | Arapça |
| Coğrafya | İran, Afganistan, Tacikistan | Arap ülkeleri (Ortadoğu ve Şimal Afrika) |
| Alfabe | Arap alfabesiyle yazılır fakat Farsçanın kendine özgü harfleri de vardır | Arap alfabesi |
| Kültürel Kökler | Pers uygarlığı, Zerdüştlük, İslam | Arap uygarlığı, İslam öncesi Arap kültürü, İslam |
| En Malum Şairler | Firdevsî, Hafız-ı Şirazî, Ömer Hayyam, Sadî | İmam Şafiî, Ebu Nüvas, Mutanabbi, Câhiz |
Ortak Noktalar ve Etkileşim
Fars edebiyatı, kökeni ve dili itibarıyla Arap edebiyatı değildir. Kendi emsalsiz şiir, hikâye ve düzyazı geleneğiyle bağımsız bir Pers/İran kültürü oluşturur. Arap edebiyatıyla tarihsel bir etkileşim olsa da ikisi karıştırılmamalıdır.
2- Fars edebiyatı hangi alfabe ile yazılır?
Farsça, Arap alfabesinden uyarlanmış fakat kendine özgü ek harfler içeren bir alfabe ile yazılır. Bu alfabe Arapçadan türetilmiştir; fakat p-ç-j-g (پ, چ, ژ, گ) benzer biçimde harfler yalnız Farsçada vardır.
3- İran edebiyatında en fazlaca kullanılan yazınsal tür hangisidir?
Zamanı süresince en baskın tür şiirdir. Bilhassa gazel, rubai, mesnevi ve kaside benzer biçimde şiir formları Fars edebiyatında başat rol oynamıştır.
4- Çağdaş İran edebiyatı hangi mevzuları işler?
Çağdaş İran edebiyatında toplumsal değişiklik, bireysel özgürlük, hanım hakları, göç, kimlik, siyasal baskı ve çağıl yaşam temaları öne çıkar. Şiir, roman ve öykü türlerinde bu mevzular yoğun şekilde işlenir.
5- Fars edebiyatının en malum eserleri nedir?
Firdevsî’nin Şehname’si, Ömer Hayyam’ın rubaileri, Sadî’nin Gülistan ve Bostan’ı, Hafız’ın Divanı ile Mevlana’nın Mesnevisi en tanınmış Farsça eserler arasındadır.
6- Türkçeye niçin binlerce Farsça ve Arapça kelime girmiştir?
Türkçeye binlerce Farsça ve Arapça kelimenin girmesinin birkaç temel sebebi vardır.
a) Coğrafi ve Zamanı Yakınlık
Türkler, tarih süresince Orta Asya’dan başlayıp İran coğrafyasından Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya kadar geniş bir bölgede yaşamışlardır. Göçler, fetihler ve komşuluk, Farsça ve Arapça ile devamlı etkileşim halinde olmalarına yol açmıştır.
b) İslamiyet’in Kabulü ve Kültürel Tesir
Türkler, 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet’i kabul ettiklerinde, dinin dili olan Arapça ile yoğun şekilde karşılaşmışlardır.
c) Saray ve Siyaset Dili
Osmanlı Devleti’nde ve Selçuklu’da, hem Arapça hem Farsça, uzun süre resmî yazışma ve edebiyat dili olmuştur.
d) Bilim ve Edebiyat Alanında Gelişim
Orta Çağ’da bilim, felsefe, tıp ve edebiyatın ana kaynakları Arapça ve Farsça yazılmıştır.
e) Prestij ve Zenginlik İsteği
Arapça ve Farsça, sürecinin “yüksek kültür” ve “prestij” dilleri olarak görülüyordu.
f) Günlük Hayatta Dilde Kolaylık
Bazı kavramlar ya da eşyalar Türkçede o döneme kadar yoktu.
Çevirmen Âsım Çevirmen Âsım (D: Gaziantep, 1755 – Ö: İstanbul, 1819) Dilci, ozan ve tarihçi.…
Medya, bireylerin gündelik yaşam pratiklerinden siyasal tercihlerine kadar uzanan çeşitli alanları biçimlendirmede tehlikeli sonuç rol…
Şeyh Bedreddin Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin (D: Simavna, 1359 – Ö: Serez, 1420) Mutasavvıf,…
Şeyh Bedreddin Destanı – Nazım Hikmet Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı, yalnızca bir şiir kitabı…
Türk Kültüründe ve Türk Edebiyatında Hızır Hızır Halk inanışında ölümsüz olduğuna, zorda kalanların yardımına yetiştiğine,…
Kötülüğün Sıradanlığı – Hannah Arendt Fenalık bir çok vakit “canavarca” bir şey şeklinde düşünülür: Şiddete…