Hoyrat Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Hoyrat Nedir?

Kimi zaman birkaç mısra, uzun bir hikâyenin taşıyamadığı kadar yoğun bir anlamı yüklenir. Hoyrat da işte bu şekilde bir söyleyiş biçimidir. Aşkı, hasreti, gurbeti, vatan sevgisini yada yaşam karşısındaki sitemi kısa; fakat çarpıcı sözlerle dile getirir. Onu benzer halk şiiri ürünlerinden ayıran temel özellik ise yalnızca ne söylediği değil, sözü iyi mi seslendirdiğidir.

Hoyrat; çoğu zaman yedi heceli dizelerle kurulan, bir çok süre dört dizeden oluşan, cinaslı uyaklara dayanan ve kendine özgü ezgiyle icra edilen engel karakterli bir halk şiiri ve halk müziği türüdür.

İlk dizesi çoğunlukla kısadır ve sonraki dizelerin uyağını hazırlayan bir “ayak” görevi görür. Mısra sayısı dörtle sınırı olan değildir; altı, sekiz yada on dizelik hoyratlara da rastlanır.

Hoyrat, şekil yönünden mâniye yaklaşır. Ezgisi, cinas örgüsü ve icra geleneği bakımından ise kendine özgü bir yapı gösterir. Bundan dolayı onu yalnızca bir şiir metni olarak değil, söz ile ezginin beraber oluşturduğu kültürel bir ifade biçimi olarak değerlendirmek gerekir.

Hoyrat Kelimesinin Anlamı ve Kökeni

“Hoyrat” kelimesinin kökeni mevzusunda kesinleşmiş tek bir görüş yoktur. Kaynaklarda “hoyrat”, “horyat” ve “koyrat” biçimleriyle karşılaşılır. Kelimenin;

  • “yoksul, acayip, başıboş” anlam çevresindeki bir sözden,
  • Kerkük’teki Korya adlı semtin isminden,
  • “kaba, sert, fena” anlamındaki “hoyrat” kelimesinden,
  • Türkçenin tarihî lehçelerindeki bazı benzer sözlerden

türemiş olabileceği ileri sürülmüştür. Bunlar değişik araştırmacıların görüşleridir; kelimenin kökeni üstünde tam bir uzlaşma bulunmamaktadır.

Burada mühim bir fark yapmak gerekir: Günlük dildeki “kaba, incitici, sert” anlamındaki hoyrat ile halk edebiyatı ve halk müziği terimi olan hoyrat aynı kavram değildir. Edebî terim olarak hoyrat, belirli şekil ve icra özellikleri bulunan köklü bir halk kültürü ürününü karşılar.

Hoyratın Özellikleri Nedir?

Hoyratın başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Mâni karakterli, kısa ve yoğun anlatımlı bir halk şiiri ürünüdür.
  • Çoğu zaman yedi heceli dizelerden oluşur.
  • İlk mısra bir çok süre yedi heceden kısadır ve “ayak” görevi görür.
  • Yaygın durak düzenleri 4+3, 3+4, 5+2 ve 2+5’tir.
  • Çoğunlukla dört dizelidir; altı, sekiz yada on dizelik örnekleri de vardır.
  • Dört dizeli hoyratlarda birinci, ikinci ve dördüncü dizeler uyaklı; üçüncü mısra serbesttir.
  • Uyak düzeni çoğu zaman aaxa biçimindedir. Aynı seviye bazı kaynaklarda aaba şeklinde de gösterilir.
  • Hoyratın en belirgin söz sanatı cinastır.
  • Cinası oluşturan kelime yada kelime grubu bir çok süre üç ya da dört hecelidir.
  • Şiirin başındaki kısa söz, öteki cinaslı uyaklara “ayak” verir.
  • İcra esnasında “miyan” yada “meyan” isminde olan ek sözler kullanılabilir.
  • Kendine özgü ezgisiyle maniden ayrılır ve müzik bakımından çoğunlukla uzun hava geleneği içinde değerlendirilir.
  • Sözünde ve ezgisinde yiğitlik, mertlik ve içtenlik havası belirgindir.
  • Tek şahıs tarafınca yada karşılıklı şekilde söylenebilir.
  • Bölgesel ağız özelliklerini korur; bu durum hoyratın ses kıymetini ve kültürel kimliğini kuvvetlendirir.

Ölçü ve Durak Düzeni

Hoyratlarda çoğunlukla yedili hece ölçüsü kullanılır. Yedi heceli dizeler şu duraklarla söylenebilir:

Sadece şiirin ilk dizesi bir çok süre noksan hecelidir. Bu eksiklik bir kusur değildir. Kısa ilk mısra, cinaslı uyağın temelini kuran bir ayak niteliğindedir. Ezgiyle seslendirme esnasında eklenen hitaplar ve miyan sözleri, bu boşluğu işitsel olarak doldurabilir.

Uyak Düzeni

Dört dizeli bir hoyratın yaygın uyak örgüsü şöyledir:

MısraUyak göreviIzahat
1. mısraaÇoğunlukla kısa ayak dizesidir.
2. mısraaAyakla uyaklıdır.
3. mısraxÖzgür dizedir.
4. mısraaAyakla uyaklıdır ve anlamı tamamlar.

Mısra sayısı arttığında uyak, çoğunlukla altıncı, sekizinci ve onuncu şeklinde çift sıralı dizelerde sürdürülür. Böylece şiir uzasa bile başlangıçta kurulan ses bağları korunur.

Hoyratta Ayak Nedir?

Hoyratın ilk dizesi bir çok süre tek bir kelime yada kısa bir kelime grubudur. Bu bölüme “ayak” denir. Ayak, daha sonraki dizelerde kullanılacak cinaslı kelimeleri hazırlar ve şiirin ses omurgasını kurar.

Mesela “Bağdad ara” ayağı, sonraki dizelerde “Bağdad ara” ve “bağda dara” biçimlerinde değişik anlamlar kazanır. Aynı seslerin başka kelime sınırları içinde tekrardan kurulması, hoyratın sanat kıymetini yükseltir.

Hoyratta Cinasın Önemi

Cinas, söylenişleri aynı yada birbirine oldukca yakın, anlamları değişik kelime ve kelime gruplarının bir arada kullanılmasıdır. Hoyratta cinas yalnızca bir süs değildir; türün kuruluşunu belirleyen temel unsurlardan biridir.

Geleneksel değerlendirmelerde “Hoyratın kıymeti cinastır.” düşüncesi öne çıkar. Tam ve kuvvetli bir cinas, söyleyenin dil ustalığını gösterir. Nitekim “baltasına / bal tasına” ve “Bağdad ara / bağda dara” şeklinde kullanımlarda ses benzerliği korunurken anlam bütünüyle değişmiş olur. Böylece kısa şiir, birden fazla anlam katmanı kazanır.

Hoyratların büyük kısmı cinaslıdır. Bununla beraber araştırmalarda azca sayıda cinassız mesela de bulunmuş olduğu belirtilir. Bundan dolayı cinası, hoyratın değişmez tek şartı olarak değil; gelenekteki en kuvvetli ve en ayırt edici özelliği olarak görmek daha isabetlidir.

Miyan yada Meyan Nedir?

Hoyrat okunurken metinde bulunmayan bazı hitaplar, ünlemler yada doldurma sözleri ezgiye eklenebilir. “Miyan” ya da “meyan” isminde olan bu sözler, icranın duygusunu ve ritmik akışını kuvvetlendirir.

Miyanlar sebebiyle bir mısra, söyleniş esnasında yazılı metindeki yedi heceli kalıbı aşmış şeklinde görünebilir. Bu durum ölçünün bozulmuş olduğu anlamına gelmez. Zira şiirin temel metni ile ezgili icra esnasında eklenen seslenmeler birbirinden ayrılmalıdır.

Hoyratlarda Hangi Mevzular İşlenir?

Hoyrat, mevzu bakımından oldukça zengindir. En kuvvetli tema aşk ve insan sevgisidir. Bunun yanında bireysel duygulardan toplumsal meselelere kadar geniş bir alan işlenir.

Hoyratlarda sık karşılaşılan mevzular şunlardır:

  • aşk ve sevda,
  • ayrılık ve özlem,
  • gurbet,
  • yakarış ve sitem,
  • üzüntü, yas ve ölüm,
  • luk ve ümit,
  • vatan sevgisi,
  • yiğitlik ve mertlik,
  • toplumsal yaşam,
  • terbiye ve nasihat,
  • yaşam felsefesi,
  • atasözü ve vecize niteliğindeki düşünceler,
  • gelenekler ve gündelik yaşam.

Hoyratın tesiri, bu temaları uzun uzun anlatmasından değil; azca sözle derin bir duygu kurmasından gelir. Bir sevgiliye duyulan hasret, bir yurt acısı yada alınyazısı karşısındaki sitem birkaç dizeye sığdırılır. Cinas ise bu yoğunluğa ikinci bir anlam kapısı açar.

Hoyrat Nerelerde Söylenir?

Hoyrat geleneğinin en kuvvetli merkezlerinden biri Irak Türkmen coğrafyasındaki Kerkük’tür. Türkiye’de ise şu yörelerde yaygın şekilde görülür:

  • Diyarbakır,
  • Şanlıurfa,
  • Elazığ ve Harput,
  • Erzurum,
  • Kars,
  • Kahramanmaraş,
  • Gaziantep.

Yörelere nazaran ezgi, söyleyiş ve adlandırma farklılıkları görülebilir. Anadolu’da “kesik engel”, “ayaklı engel” yada “cinaslı engel” diye anılan bazı örnekler, Urfa ve Kerkük çevresinde hoyrat ya da horyat adıyla bilinir.

Hoyrat yalnızca belirli bir sahnede icra edilen sanat ürünü değildir. Geleneksel hayatta dost toplantılarında, düğünlerde, mevlit ve zikirlerde, bağ ve bahçe çalışmalarında, kır eğlencelerinde; doğum ve ölüm şeklinde yaşamın dönüm noktalarında açıklanmıştır. Kimi zaman tek bir şahıs tarafınca, kimi zaman de karşılıklı söyleşme biçiminde icra edilmiştir.

Bu geniş kullanım alanı, hoyratın anonim halk edebiyatı içindeki canlı yerini gösterir. Hoyrat, yalnızca güzel duyu bir söyleyiş değil; toplumun sevincini, acısını ve ortak hafızasını taşıyan sözlü kültür aracıdır.

Hoyrat ile Engel Arasındaki Farklar

Hoyrat ve engel içinde kuvvetli bir akrabalık vardır. Her ikisi de kısa, özlü ve çoğunlukla yedi heceli halk şiiri ürünleridir. Buna karşın iki kavram bütünüyle aynı değildir.

ÖzellikEngelHoyrat
Temel yapıÇoğu zaman dört mısraDört yada daha oldukca mısra
ÖlçüÇoğunlukla yedili hece ölçüsüÇoğunlukla yedili hece ölçüsü
İlk mısraÇoğu zaman tam ölçülüdürBir çok süre kısa ve ayak niteliğindedir
UyakÇoğu zaman aaxaÇoğu zaman aaxa; uzayan örneklerde çift sıralı dizeler ayakla uyaklanır
CinasBazı engel türlerinde görülürTürün en belirgin özelliklerinden biridir
EzgiDevamlı belirleyici değildirKendine özgü ezgi ve icra tavrı belirleyicidir
Kültürel kullanımTürk dünyasında oldukca geniş bir alana yayılmıştırBilhassa Kerkük, Erdebil, Urfa, Harput ve çevre yörelerle özdeşleşmiştir

Özetlemek gerekirse söylemek gerekirse engel daha oldukca nazım biçimi ve söz yapısıyla; hoyrat ise söz, cinas ve ezginin beraber kurduğu icra geleneğiyle öne çıkar. Bundan dolayı hoyrat, Türk halk müziğinde uzun hava çeşitleri içinde da değerlendirilir.

Açıklamalı Hoyrat Örnekleri

Editör notu: Aşağıdaki örneklerde bölgesel söyleyiş özellikleri korunmuştur. Zira “mene, men, olub, vurub, batıbdı” şeklinde biçimleri standart Türkiye Türkçesine çevirmek, hem ses örgüsünü hem de cinası zayıflatabilir.

1. “Bağdad Ara” Hoyratı

Bağdad ara
Şam, Haleb, Bağdad ara
Bülbülü bir gül için
Astılar bağda dara

Bu hoyratta “Bağdad ara” ile “bağda dara” içinde kuvvetli bir cinas kurulmuştur. İlk kullanım “Bağdat’ı ara” anlamındadır. Son dizedeki “bağda dara” ise “bağda darağacına” anlamını verir. Sesler büyük seviyede aynı kalırken kelime sınırları ve anlam değişmiş olur. Bülbül ile gülün kullanılması da klasik şiirdeki âşık-sevgili çağrışımını hoyrata taşır.

2. “Baltasına” Hoyratı

Baltasına
Gün vurub baltasına
İnci diş gaytan dudağ
Batıbdı bal tasına

Bu mesela ayağı “baltasına” sözüdür. Son dizede aynı ses örgüsü “bal tasına” biçiminde ayrılarak yeni bir anlam kazanır. “Baltasına” bir aleti ve onun yöneldiği yeri anlatırken “bal tasına” balın bulunmuş olduğu kabı ifade eder. Cinas, sevgilinin inci dişleri ve dudağı çevresinde kurulan güzellik tasvirine canlılık katar.

3. “Ağasızlar” Hoyratı

Ağasızlar
Kimsesiz ağasızlar
Devran tersine döndü
Şah geda ağa sızlar

“Ağasızlar” sözü ilk kullanımında “ağası, koruyucusu yada önderi olmayanlar” anlamındadır. Son dizede ses grubu “ağa sızlar” biçiminde ayrılır ve “ağa inler, yakınır” anlamını kazanır. “Şah” ile “geda”nın aynı dizede buluşması, devrin tersine dönmesini karşıtlık kanalıyla kuvvetlendirir.

4. “Aylar Mene” Hoyratı

Aylar mene
İl olub aylar mene
Men lebin susuzuyam
Neylesin çaylar mene

Kerkük ve Azerbaycan Türkçesinin söyleyiş özelliklerini taşıyan bu örnekte “men” sözü “ben”, “mene” ise “bana” anlamındadır. Ozan, sevgilinin dudağına susamışken çayların ve ırmakların bu susuzluğu gideremeyeceğini söyler. “Aylar mene / çaylar mene” ses yakınlığı, özlem duygusunu mütevazi ve etkili bir karşılaştırmayla tamamlar.

5. “Bağ Alması” Hoyratı

Bağ alması
Yeşildi bağ alması
Yaraladı vur öldür
Çetindi sağalması

İlk iki dizede bağın elmasından söz edilir. Son dizedeki “sağalması” ise yaranın iyileşmesine yönelir. “Bağ alması / sağalması” arasındaki ses benzerliği, doğa görüntüsüyle gönül yarasını aynı kısa yapı içinde birleştirir. Üçüncü dizedeki sert söyleyiş, hoyratlarda görülen yiğit ve direkt anlatımın dikkat çekici bir örneğidir.

6. “Bele bağlar” Hoyratı

Bele bağlar
Dost başın bele bağlar
Bülbül ağlar gül açmaz
Verandı bele bağlar
Can çıhma dost erişince
Göreh ne diyer ağlar
Kül toprah onun başına
Bed-asıla bel bağlar
Gel çek bu ayrılığı
Gör neçe ürek dağlar

Örneklerde Geçen Bazı Bölgesel Kelimeler

Bölgesel kullanımTürkiye Türkçesindeki karşılığı
menben
menebana
ilyıl
olubolup
lebindudağın
neylesinne yapsın
vurubvurup
dudağdudak
batıbdıbatmıştır
gedayoksul, dilenci

Bu kelimeler yalnızca ağız farkı değildir. Hoyratın doğduğu kültür çevresini, ses düzenini ve söyleyiş tavrını da taşır. Dolayısıyla metni incelerken bölgesel biçimleri “yanlış Türkçe” olarak değil, sözlü geleneğin naturel dil özellikleri olarak değerlendirmek gerekir.

Hoyratın Türk Halk Kültüründeki Yeri

Hoyrat, halk şiirinin sözlü kültür içinde iyi mi biçimlendiğini gösteren kuvvetli örneklerden biridir. Kısa yapısına karşın duygu, fikir, ses oyunu ve ezgiyi aynı anda taşır. Üstelik bunu bir çok süre bölgesel ağızdan ve gündelik yaşamın içinden gelen kelimelerle yapar.

Kerkük Türkmenleri başta olmak suretiyle hoyrat geleneğini yaşatan topluluklar, tarihlerini ve kimliklerini de bu dizelere emanet etmiştir. Aşk ve ayrılık kadar vatan, gurbet, ölüm, toplumsal acı ve ortak bellek da hoyratlarda yer bulur. Bu yönüyle hoyrat, yalnızca geçmişten kalmış bir nazım biçimi değildir; yaşayan kültürel belleğin sesidir.

Netice

Hoyrat; engel yapısını, cinaslı kafiyeyi, bölgesel söyleyişi ve kendine özgü ezgiyi bir araya getiren varlıklı bir halk edebiyatı ürünüdür. Çoğu zaman yedi heceli dizelerle kurulur; ilk kısa dizesi ayak görevi görür ve birinci, ikinci, dördüncü dizeler çoğunlukla birbiriyle uyaklanır. Cinas, hoyratın anlamını derinleştirir; ezgi ise yazılı sözün taşıyamadığı duygu yoğunluğunu tamamlar.

Bundan dolayı hoyratı yalnızca “bir engel çeşidi” diye tanımlamak noksan kalır. O, sözün müzikle birleştiği; sevdanın, gurbetin, mertliğin ve toplumsal hafızanın birkaç dizede yankılandığı emsalsiz bir ifade geleneğidir.

Video- Hoyrat Örnekleri

1- Kerkük’ten Yola Çıhah ve Beşiri Hoyrat – TRT Avaz

2- Yara Bende – Elezber Hoyrat, Hasan Öztürk

3- Kesik Hoyrat – Kazancı Bedih ve Oğlu

4- Şirvan Hoyrat – Enver Demirbağ

Sık Sorulan Sorular

Hoyrat nedir, özetlemek gerekirse iyi mi tanımlanır?

Hoyrat; çoğu zaman yedi heceli, dört yada daha oldukca dizeli, cinaslı uyaklarla kurulan ve kendine özgü ezgiyle söylenen engel karakterli bir halk şiiri ve halk müziği türüdür.

Hoyratın en mühim özelliği nedir?

Hoyratın en ayırt edici özelliği cinaslı uyağa dayanmasıdır. Söylenişleri aynı yada yakın, anlamları değişik sözlerin kullanılması şiire anlam derinliği ve söyleyiş gücü kazandırır.

Hoyrat kaç hecelidir?

Hoyrat dizeleri çoğunlukla yedi hecelidir. Yaygın durakları 4+3, 3+4, 5+2 ve 2+5’tir. Sadece ayak görevi gören ilk mısra bir çok süre yedi heceden kısadır.

Hoyratın kafiye düzeni nasıldır?

Dört dizeli hoyratlarda birinci, ikinci ve dördüncü dizeler uyaklı; üçüncü mısra serbesttir. Bu seviye aaxa, bazı gösterimlerde ise aaba biçiminde anlatılır.

Hoyrat ile engel arasındaki fark nedir?

Hoyrat, şekil bakımından bilhassa kesik yada cinaslı maniye benzer. Sadece kısa ayak dizesi, yoğun cinas kullanımı ve kendine özgü uzun hava ezgisiyle maniden ayrılır.

Hoyratlarda hangi mevzular işlenir?

Hoyratlarda aşk, ayrılık, özlem, gurbet, vatan sevgisi, yiğitlik, ölüm, yas, ümit, toplumsal yaşam, terbiye ve nasihat şeklinde pek oldukca mevzu işlenir.

Hoyrat en oldukca hangi yörelerde söylenir?

Hoyrat; Irak Türkmenleri içinde bilhassa Kerkük’te, Erdebil’de. Türkiye’de Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ-Harput, Erzurum, Kars, Kahramanmaraş ile Gaziantep çevresinde yaygındır.

Hoyratta miyan ne anlama gelir?

Miyan yada meyan, hoyratın ezgili icrası esnasında dizelere eklenen hitap, ünlem ve doldurma sözlerine verilen addır. Bu sözler duyguyu ve ezgisel akışı kuvvetlendirir.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )