Nefis, tasavvuf ve İslam felsefesi terminolojisinde sıkça karşılaşılan, insanoğlunun iç dünyasını, öz benliğini ve ruhsal yapısını ifade eden içsel bir güç olarak tanımlanabilir. Hem dinî hem felsefi hem de ruhsal açıdan ele alınan nefis terimi kelime anlamı itibarıyla “can, öz kişilik, ruh, arzu, talep” şeklinde anlamlara gelirken, tasavvufta daha derin ve katmanlı bir anlam kazanır. Nefis, insanoğlunun hem pozitif yönde hem de negatif eğilimlerinin deposu olarak görülür; hem ruhsal yükselişin önündeki en büyük engel hem de doğru terbiye edildiğinde kemale (olgunluğa) erişmenin bir aracı olabilir.
Nefsin Boyutları ve Önemi
Nefis, çoğu zaman insanoğlunun bedensel arzularını, şehvetini, öfkesini, hırsını ve benmerkezciliğini temsil eden yönüyle öne çıkar. Sadece bu, nefsin yalnız negatif bir varlık olduğu anlamına gelmez. Nefsin bununla beraber düşünme, anlama, algılama, sevme şeklinde insani özelliklerin de bir parçası olduğu kabul edilir. Tasavvufi anlayışa nazaran nefis, eğitilmesi ve arındırılması ihtiyaç duyulan ham bir cevher gibidir. Bu arınma süreci, nefis terbiyesi olarak adlandırılır ve tasavvuf yolculuğunun temelini oluşturur.
İslam Düşüncesinde Nefis
Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde değişik bağlamlarda geçer. İslam alimlerine nazaran nefis, terbiye edildikçe olgunlaşan ve değişiklik gösteren bir yapıdır. Kimi ayetlerde nefs-i emmare (kötülüğü emreden nefis), nefs-i levvame (kendini kınayan nefis) ve nefs-i mutmainne (huzura ermiş nefis) şeklinde dereceleri zikredilir. Bu dereceler, nefsin ruhsal gelişimindeki değişik aşamaları ifade eder:
Nefs-i Emmare: Nefsin en alt seviyesidir. İnsanı kötülüğe, günaha ve nefsani arzulara sürükleyen, kontrolsüz ve egoist yönünü temsil eder. Bu aşamadaki nefis, heva ve heveslerine kolayca yenik düşer.
Nefs-i Levvame: İnsanın yapmış olduğu hatalardan dolayı pişmanlık duyduğu, kendini sorguladığı ve kınadığı aşamadır. Bu, bir uyanış ve bilinçlenme halidir; şahıs, hatalarını fark edip doğruya yönelme eğilimi gösterir.
Nefs-i Mutmainne: Nefsin en üst seviyesidir. Kişinin Tanrı’a tam bir teslimiyetle bağlandığı, iç huzura erdiği ve fena eğilimlerinden arındığı aşamadır. Bu makama ulaşan şahıs, etik ve ruhsal olarak kemale ermiş anlama gelir.
Tasavvufta Nefis
Tasavvufta nefis, insanoğlunun Tanrı’a ulaşmasını engellemiş olan bir perde olarak görülür. Bu yüzden sufiler, nefsin terbiyesi için riyazet (nefsi köreltici yakarma ve davranışlar), zikir, sabır ve devamlı tefekkürle nefsi denetim altına almaya çalışır. Amaç, nefsin fena yönlerinden arınarak “fenâ fi’llah” (Tanrı’ta yok olma) makamına ulaşmaktır.
Ruhsal Açıdan Nefis
Çağdaş psikolojide nefis terimi direkt kullanılmasa da benzer yapılar Freud’un “id”, “ego” ve “süperego” kuramında yer alır. “İd”, insanoğlunun içgüdüsel, haz odaklı yanını temsil eder ve nefse en oldukça benzeyen bölümdür. Ego ise dengeleyici unsurdur. Bu yapı, nefis teriminin ruhsal açıdan da mühim bir yer tuttuğunu gösterir.
Nefis Terbiyesi ve Ruhsal Yükseliş
En hakiki savaşım, insanoğlunun kendi nefsiyle yapmış olduğu mücadeledir. Bu savaşım, kişinin arzu ve heveslerine karşı koyarak etik ve erdemli bir yaşam sürmesi anlama gelir. Bu yolda sabır, irade ve şuur ön plandadır.
Bu süreçte şahıs, kendi içindeki fena eğilimlerle yüzleşir, onları pozitif yönde yönde dönüştürmeye çalışır. Nefis terbiyesinin amacı, nefsi tamamen yok etmek değil, onu ıslah etmek, terbiye etmektir. Terbiye edilmiş bir nefis, artık bir engel olmaktan çıkar ve kişinin ruhsal/ruhsal/içsel gelişimine hizmet eden bir vasıta haline gelir.
Netice olarak nefis, insanoğlunun iç dünyasında iyilikle fenalık içinde bir savaşım alanıdır. Terbiye edilmemiş bir nefis kişiyi egoist, arzularının kölesi bir fert haline getirirken; eğitilmiş bir nefis, kişiyi erdemli, bilgili ve rahat bir varlık haline getirir. Bu yüzden nefsi idrak etmek ve yönetmek, hem bireysel gelişim hem de toplumsal sulh açısından büyük ehemmiyet taşır.
Temelleri 3 Ekim 2009’da Nahçıvan Anlaşması’nın imzalanmasıyla atılan ve “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi”…
Maslow Abraham Harold Maslow (D: 1 Nisan 1908, Brooklyn, New York, ABD – Ö: 8…
Türk Edebiyatında ve Dünya Edebiyatında Bilimkurgu Bilimkurgu Edebiyatı Bilimkurgu, bilimsel gelişmeler ve teknolojiyle beslenen, hayal…
Fars (İran) Edebiyatı Fars edebiyatı (Pers edebiyatı), dünya kültür tarihinin en varlıklı ve etkili edebiyat…
Çevirmen Âsım Çevirmen Âsım (D: Gaziantep, 1755 – Ö: İstanbul, 1819) Dilci, ozan ve tarihçi.…
Medya, bireylerin gündelik yaşam pratiklerinden siyasal tercihlerine kadar uzanan çeşitli alanları biçimlendirmede tehlikeli sonuç rol…