Karakterler
Lale:Romanın başkahramanıdır. Poyraz Köyü’nde yaşayan, halk içinde “Tatarcık” lakabıyla anılan genç bir kızdır. Kuvvetli, bağımsız, çalışkan ve idealisttir. Dünyadaki en büyük amacı Cumhuriyet’in yeniliklerini halka benimsetmek ve doğup büyümüş olduğu Poyraz Köyü’nü modernleştirmektir. İngilizce bilmesi, Batı seçimi eğitim alması, spor yapması ve kendi ayakları üstünde durması onu çağdaş bir genç hanım yapar.
Sadece Lale tamamen Batı hayranı değildir. Mütevazı, yardımsever, dürüst, mert ve lüksten uzak oluşuyla geleneksel değerleri de taşır. Bu yüzden romanda Doğu ile Batı içinde sıhhatli bir sentezi temsil eder.
Recep: Lale’nin karşısındaki pozitif yönde adam karakterdir. Lale şeklinde idealisttir ve toplumu modernleştirme düşüncesini benimser. Batı’yı öykünmek eden biri değildir. Batı kültürünü tanır fakat Doğu’dan gelen dürüstlük, mertlik ve içtenlik şeklinde değerleri de korur. Londra’da eğitim görür ve avukat olmayı planlar fakat amacı yalnızca para kazanmak değil, halkın haklarını savunmaktır. Bu yönüyle Lale’nin düşüncelerini anlayan ve destekleyen bir karakterdir. Romanın sonunda Lale ile evlenme sonucu alması, aynı ideallere haiz iki kişinin birleşmesi anlamına gelir.
Zehra: Lale’nin zıttı olarak çizilen genç hanım karakterdir. Lale ne kadar çalışkan, mütevazı ve kendi ayakları üstünde duran biriyse Zehra da o denli gösterişe, lükse ve rahat yaşama düşkündür. En büyük amacı varlıklı ve başarı göstermiş bir erkekle evlenerek yaşamını güvence altına almaktır. Batılı görünmeye çalışır, fakat bu Batılılaşma bilgiye, eğitime ya da toplumsal sorumluluğa dayanmaz, daha fazlaca moda ve dış görünüşten ibarettir. Bu yüzden Zehra, romanda yanlış Batılılaşmanın ve yozlaşmış hanım tipinin temsilcilerinden biridir.
Sungur Balta: Romandaki negatif adam karakterlerden biridir. Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan sonradan zenginleşmiş, fırsatçı ve gösterişçi insan tipini temsil eder. Batı’yı gerçek anlamda anlayan biri değil, onu yüzeysel şekilde öykünmek eden biridir. Para ve serveti her şeyin üstünde görür, haksız kazanç sağlamaktan, rüşvet şeklinde yollara başvurmaktan çekinmeyen, etik yönden yozlaşmış bir kişilik olarak anlatılır. Çevresinden saygı görmek ister, fakat bu saygının kişiliğine değil, parasına ve gösterişine duyulduğunun farkındadır.
Safa: Romandaki “Yediler” grubunda yer edinen dikkat çekici gençlerden biridir. Onun üstünden Halide Edib, Sovyet ideolojisine ve aşırı düşünce akımlarına eleştirel yaklaşır. Safa, babasının katı din anlayışına tepki duyarak dine karşı sert bir tavır geliştirmiştir. Sadece bu karşı çıkış onu özgür ve dengeli biri yapmaz; tam tersine başka bir aşırılığa götürür. Bu yüzden romanda Safa, eski taassubun karşısına çıkan fakat kendisi de başka bir tür taassuba düşen “yeni şekil softa” şeklinde değerlendirilir.
Ahmet: gene “Yediler” grubundaki gençlerden biridir ve paracı düşünceyi temsil eder. Onun için güç ve uygarlık büyük seviyede parayla ilişkilidir. Fakirliği büyük bir eksiklik olarak görür; zenginliği, çalışkanlık ve başarıyla ilişkilendirir. Sungur Balta’ya servetinden dolayı hayranlık duyması, Ahmet’in fikir dünyasında paranın ne kadar mühim bulunduğunu gösterir. Bu yönüyle Ahmet, genç dönem içinde maddi başarıya ve kapitalistleşmeye en fazlaca ehemmiyet veren karakterdir.
Haşim: Feridun Paşa Korusu çevresinde yer edinen gençlerden biridir. Romanda daha fazlaca köklü ve varlıklı aile çevresiyle ilişkilendirilir. Haşim’in ailesine ilişkin Feridun Paşa Korusu, romandaki mühim mekânlardan biridir. Romanın sonunda Haşim’in Zehra ile evlenme sonucu alması, onun vaka örgüsündeki en belirgin rolüdür. Haşim, Lâle ve Recep kadar idealist bir karakter olarak öne çıkmaz; daha fazlaca eski seçkin aile çevresi ve toplumsal ilişkiler içinde yer alır.
Tatar Osman: Lale’nin babasıdır ve Lale’nin benliğinin oluşmasında mühim tesiri vardır. İngilizce bilen, fazlaca okuyan, gezip görmüş ve yaşamış olduğu döneme nazaran Batı kültürüne açık bir kişidir. Bu yönüyle Lale’nin Batı ile sıhhatli ilişki kurmasında babasının tesiri büyüktür. Lale’nin birçok bakımdan babasına benzemesi, onun bağımsız ve çağdaş benliğinin kaynağını açıklar.
Miss / Helen Barkley: Lale’nin Amerikalı dostudur. Lale ile aynı dili konuşabilen, onu anlayabilen ve onun modernleşme düşüncesini destekleyen bir karakterdir. Lale’nin Poyraz Köyü’nü modernleştirme fikrinde Miss Barkley’nin tesiri vardır. Romanda pozitif yönde hanım karakterlerden biri olarak görülür, bununla birlikte Halide Edib’in doğru Batılılaşma anlayışını açıklamasına destek sunar.
Saffet, Sungur Balta’nın sekreteridir. Romanda Lale ve Miss Barkley ile beraber pozitif yönde hanım imajı içinde değerlendirilen karakterlerden biridir. Oldukça detaylı işlenmese de çalışkan, ciddi ve pozitif yönde bir bayan tipi olarak öne çıkar.
Fitnat ve Dürdane, Zehra şeklinde yanlış Batılılaşmış hanım tipleri içinde yer alır. Gösterişe, lükse ve varlıklı erkeklerle ilişki kurarak rahat bir yaşam elde etmeye ehemmiyet verirler. Fitnat bilhassa varlıklı bir eş bulma düşüncesiyle hareket eder. Bu karakterler, Lale’nin temsil etmiş olduğu kuvvetli ve üretken hanım tipinin tam karşısında yer alırlar.
Mevzusu
Poyraz Köyü’nde yaşayan eğitimli, özgür ruhlu ve kuvvetli bir genç kız olan Lale’nin, toplumun geleneksel yargıları ve yanlış Batılılaşma anlayışıyla mücadelesini anlatır. Roman, Lale’nin çevresiyle yaşamış olduğu çatışmalar ve Recep’le olan ilişkisi üstünden erken Cumhuriyet dönemindeki modernleşme, hanım eğitimi ve Doğu-Batı sentezi mevzularını işler.
Halide Edib Adıvar’ın Tatarcık adlı romanı, erken Cumhuriyet periyodunun toplumsal değişimlerini, modernleşme anlayışını, Batılılaşma tartışmalarını, hanım eğitimi ve kadının toplumdaki yerini ele alan mühim toplumsal romanlardan biridir. Romanın merkezinde, Poyraz Köyü’nde yaşayan ve lakabı Tatarcık olan Lâle adlı genç bir kız bulunur. Lâle, bir balıkçının kızı olmasına karşın eğitimli, İngilizce bilen, öğretmenlik icra eden, bisiklete binen, özgür düşünen ve kendi kararlarını verebilen kuvvetli bir bayan karakterdir.
Halide Edib, bu karakter vasıtasıyla Cumhuriyet’in ideal hanım tipini ortaya koyar. Roman, yalnızca Lâle’nin bireysel yaşamını ya da aşkını anlatmaz; bununla birlikte eski ile yeninin, geleneksel değerlerle çağdaş yaşamın ve gerçek çağdaşlaşma ile yüzeysel Batılılaşmanın çatışmasını işler.
Romanın vakaları büyük seviyede Boğaz’ın Karadeniz’e yakın tarafındaki Poyraz Köyü ve yakınındaki Feridun Paşa Korusu çevresinde geçer. Poyraz Köyü, eserde bir tek bir mekân değil, bununla birlikte toplumdaki değişimin sembolüdür. Cumhuriyet’ten sonrasında bazı eski İstanbullu aileler eski zenginliklerini, konaklarını ve yalılarını kaybederek bu sahil köyüne yerleşirler. Böylece köyde yerli halk, eski seçkinler, yeni zenginler, çağdaş eğitimli gençler ve geleneksel yaşamı sürdüren insanoğlu bir arada yaşamaya adım atar.
Bu ortam, romanın temel çatışmasını oluşturur. Halide Edib, bu kişiler ve çevreler vasıtasıyla Cumhuriyet sonrası toplumun iyi mi değiştiğini, insanların bu değişime iyi mi tepki verdiğini ve modernleşmenin hangi yollardan anlaşılması icap ettiğini gösterir.
Lâle, yaşamış olduğu çevrede davranışlarıyla dikkat çeker. Bisiklete binmesi, erkeklerle rahatça konuşabilmesi, İngilizce bilmesi, öğretmenlik yapması ve kendi başına kararlar alması, onun köydeki alışılmış hanım tipinden değişik görülmesine niçin olur. Bu yüzden bazı insanoğlu tarafınca yadırganır, dedikodulara mevzu edilir ve fazla özgür davranmakla suçlanır.
Bilhassa geleneksel düşünceye bağlı kişiler, Lâle’nin özgür hareketlerini uygun bulmazlar. Sadece Halide Edib, Lâle’yi etik bakımdan zayıf ya da toplumdan kopmuş biri olarak göstermez. Aksine onu çalışkan, bilgili, dürüst, yürekli, kendine güvenen ve etik değerlere bağlı bir Cumhuriyet hanımı olarak çizer. Lâle, Batı kültürünü bilen fakat kendi toplumundan kopmayan bir karakterdir. Bu yönüyle Doğu ve Batı içinde bir sentezi temsil eder.
Roman süresince Lâle’nin çevresiyle yaşamış olduğu çatışmalar onun kişiliğini daha belirgin hale getirir. Bisikletiyle giderken yolunu kesen Kör İsmail ile yaşamış olduğu münakaşa, onun baskılar karşısında susup geri çekilmeyecek bir karakter bulunduğunu gösterir. Lâle, kendisine yöneltilen haksızlıklara karşı açıkça tepki verir.
Benzer şekilde Kübik Palas’ın sahibi Sungur Balta kendisine uygunsuz şekilde yaklaşınca, Lâle onu köylülerin önünde sert şekilde azarlar. Bu vaka, onun adam egemen anlayışa ve hanımı eylemsiz gören zihniyete karşı duruşunu ortaya koyar. Lâle, toplumun bayanlar için çizdiği dar sınırları kabul etmez; sadece bunu yaparken kişiliğinden, ahlakından ve mesuliyet duygusundan da vazgeçmez.
Romanın mühim bölümlerinden biri de Feridun Paşa Korusu’nda kamp icra eden çağdaş gençlerle ilgilidir. Bu gençler, romanda yeni Cumhuriyet kuşağını ve eğitimli gençliği temsil eder. Kaynaklarda bu grup “Yediler” olarak da anılır. Onların eğitim anlayışları, toplumsal hayata bakışları ve Batılılaşmayı idrak etme biçimleri, romandaki öteki kişilerle karşılaştırılır.
Halide Edib, bu gençler vasıtasıyla gerçek modernleşme ile yalnızca dış görünüşe dayalı Batılılaşma arasındaki farkı ortaya koyar. Romandaki bazı kişiler Batılılaşmayı moda, eğlence, gösteriş ve taklitten ibaret sanırken; Lâle’nin temsil etmiş olduğu anlayış bilgiye, çalışmaya, ahlaka ve toplumsal sorumluluğa dayanır.
Lâle’nin hayatında Recep mühim bir yere haizdir. Recep, Lâle’ye samimi duygularla yaklaşan ve onun kıymetini anlayan bir gençtir. Toplumun birçok üyesi Lâle’yi fazla özgür, fazla bağımsız ya da evlenilecek uygun hanım tipi haricinde görürken Recep, onu kişiliğiyle değerlendirir. Lâle’nin bilgili, yürekli, dürüst ve kuvvetli oluşu Recep’in ona duyduğu ilgiyi artırır.
Aralarında zaman içinde bir yakınlaşma doğar. Sadece bu yakınlaşma da dedikodulardan, kıskançlıklardan ve toplumsal baskılardan tamamen uzak değildir. Buna karşın Lâle ve Recep arasındaki ilişki pozitif yönde bir halde gelişir ve roman onların nişanlanmasıyla ümitli bir sona ulaşır. Bu nişan, yalnızca iki kişinin birleşmesi anlamına gelmez; bununla birlikte Lâle’nin temsil etmiş olduğu yeni hanım tipinin cemiyet tarafınca kabul edilmeye başlamasının da sembolüdür.
Romanda en mühim konulardan biri kadının toplumdaki yeridir. Lâle, bir tek evlilikle ya da aile içindeki geleneksel rolleriyle tanımlanan bir bayan değildir. O, bilgisiyle, emeğiyle, öğretmenliğiyle, cesaretiyle ve kişiliğiyle cemiyet içinde var olur. Halide Edib, Lâle üstünden kadının eğitim almasının, toplumsal hayata katılmasının ve kendi kişiliğini ortaya koymasının önemini vurgular. Bu yüzden Lâle, yazarın romanlarında sıkça görülen kuvvetli hanım karakterlerin mühim örneklerinden biridir. O, Cumhuriyet’in istediği eğitimli, bilgili, ahlaklı ve topluma yararlı hanım tipini temsil eder.
Romanın bir öteki temel mevzusu Doğu-Batı sentezidir. Halide Edib, Batı’yı tamamen reddetmez; sadece Batılılaşmanın yalnızca giyim, eğlence, moda ve dış görünüşle sınırı olan kalmasını eleştirir. Ona nazaran gerçek modernleşme, data, eğitim, terbiye, emek harcama ve toplumsal sorumlulukla mümkündür. Lâle bu anlayışın temsilcisidir. Batı kültürünü bilir, yabancı dil konuşur, çağdaş davranır; fakat kendi toplumunun değerlerinden ve halktan kopmaz. Bu yüzden romanda olumlanan modernleşme anlayışı, köksüz bir öykünmek değil, kültürel bir sentezdir.
Eserde eğitim de mühim bir tema olarak öne çıkar. Lâle’nin İngilizce bilmesi, öğretmenlik yapması ve çevresindeki insanlardan bilgisiyle ayrılması, eğitimin bireyi ve toplumu dönüştürücü enerjisini gösterir. Halide Edib’e nazaran yeni toplumun kurulmasında eğitimli bireylere, bilhassa de eğitimli bayanlara büyük vazife düşmektedir. Lâle’nin saygınlık kazanması, yalnızca cesaretinden değil, bilgili ve çalışkan oluşundan da doğar. Bu yüzden roman, modernleşmenin temelinde eğitimin yer alması icap ettiğini savunur.
Netice olarak Tatarcık, dışarıdan bakıldığında Lâle ile Recep arasındaki ilişkiyi ve Lâle’nin çevresiyle yaşamış olduğu çatışmaları özetleyen bir roman şeklinde görünse de aslen erken Cumhuriyet toplumunun değişiklik sancılarını işleyen kapsamlı bir toplumsal romandır. Halide Edib Adıvar, Lâle karakteri vasıtasıyla hem kadının toplumdaki yerini hem de doğru modernleşme anlayışını tartışır.
Lâle, dedikodulara, kıskançlıklara, adam egemen baskılara ve yüzeysel Batılılaşma anlayışına karşın kendi kişiliğinden vazgeçmez. Romanın sonunda Recep’le nişanlanması, onun bireysel mutluluğunun yanında, temsil etmiş olduğu çağdaş ve kuvvetli hanım tipinin cemiyet tarafınca kabul görmeye başladığını da gösterir. Bu yönüyle Tatarcık, Cumhuriyet’in ideal hanımını, eğitimli gençliği, Doğu-Batı sentezini ve gerçek çağdaşlaşma düşüncesini özetleyen mühim bir eserdir.
Kaş uçları kalkarak, gözler süzülerek, dudaklar bükülerek her yeni şeyin aşağılık, her köhneliğin kibarlık bulunduğunu size söyleyen bu adamların şuurlarının arkasında yeni şeylere karşı gizli saklı olmasıyla birlikte kudretli bir eğilim vardır. Bu eğilim, doğrusunu söylemeli daha fazlaca kadınlardadır. İstanbul’a ender inseler de mutlak arkalarında moda bir manto, başlarında yeni bir şapka görülür.
İskarpinlerinin ökçesi birer karış, tırnakları kıpkızıldır. Halide Edib Adıvar, Cumhuriyet’le beraber hızlanan modernleşmeyi, bunun yarattığı dönüşümü özetleyen romanlarında bilhassa hanım kahramanları öne çıkarmıştı. Sinekli Bakkal ve Zeyno’nun Oğlu romanlarının devamı niteliğindeki Tatarcık, bir balıkçının kızı olan Lâle’nin cemiyet hayatında yükselişini mevzu edinen bir roman. Uzun bir zamandan beri yeni baskısı aranan Tatarcık’ın ilgiyle okunacağına inanıyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
💬
İçeriği iyi mi buldun?
Tek dokunuşla tepkini bırak, öteki okurlar da görsün.
0
😍0
😢0
😡0
👍0
👎0
Okur tepkileri içerik standardını görmemize destek sunar.
Prens ile Dilenci – Mark TwainTür:ÇocukYazar:Mark TwainYayınlanma Zamanı:2020Yayınevi:İletişim YayınlarıISBN:9789750529382KarakterlerTom Canty: Romanın iki ana kahramanından biridir.…
MEB Hizmet Bölgesi, Hizmet Alanı ve Hizmet Puanı Millî Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmenlerin atama ve…
Okumak Nedir? OKUMAK NEDİR? Okumak; göz yöntemiyle algılanan işaret ve sembollerin ağız, burun, boğaz, geniz…
Dinleme / İzleme Nedir? Kavram Olarak Dinleme / İzleme Dinleme / seyretme; ses, söz, gövde…
İstiklal Marşımızın Yazılma Hikâyesi İSTİKLÂL MARŞI -Kahraman Ordumuza! Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;Sönmeden…
Doğum Zamanı:1947Doğum Yeri:İstanbulMeslek:Psikolog, YazarAcar Baltaş Kimdir?Eğitim hayatına İstanbul Adam Lisesi’nde başlamış olan Baltaş, İstanbul Üniversitesi…