Bir romanı ya da hikâyeyi okurken anlatıcının söylediklerini bir çok süre doğru kabul ederiz. Vakaları onun aktardığı şekilde öğrenir, kişileri onun değerlendirmeleriyle tanırız. Sadece bazı edebî metinlerde anlatıcı, gerçeği tamamlanmamış, taraflı yada çarpıtılmış şekilde sunar. Okuyucunun anlatılanlara kuşkuyla yaklaşmasını elde eden bu yöntem, güvenilmez anlatıcı tekniği olarak adlandırılır.
Güvenilmez anlatıcı, yalnızca yalan söyleyen bir anlatıcı değildir. Yanlış hatırlayabilir, vakaları kendi çıkarlarına bakılırsa yorumlayabilir, kendisini olduğundan değişik izah edebilir ya da yaşananların gerçek anlamını kavrayamayabilir. Bu yüzden okuyucu, anlatıcının sözleri ile metinde verilen öteki ipuçlarını karşılaştırmak zorunda kalır.
Güvenilmez anlatıcı tekniği, bilhassa çağıl ve postmodern romanlarda okuru edilgen bir dinleyici olmaktan çıkarır. Okuyucu, anlatılanların ardındaki gerçeği bulmaya çalışan bir araştırmacıya dönüşür.
Güvenilmez anlatıcı; aktardığı olayların doğruluğu, yapmış olduğu yorumlar yada verdiği ahlakî hükümler mevzusunda okuyucuda şüphe uyandıran anlatıcıdır.
Anlatıcı bazı vakaları yanlış aktarabilir, mühim ayrıntıları saklayabilir yada gördüklerini hatalı yorumlayabilir. Anlatı bilimi açısından güvenilmezlik; vakaları yanlış bildirme, tamamlanmamış anlatma, yanlış yorumlama ya da yanlış değerlendirme biçimlerinde ortaya çıkabilir.
“Güvenilmez anlatıcı” terimini edebiyat kuramında sistemli şekilde kullanan isim, Amerikalı edebiyat eleştirmeni Wayne C. Booth olmuştur. Booth, 1961 senesinde piyasaya sürülen The Rhetoric of Fiction adlı eserinde anlatıcının sözleri ve davranışları eserin değerleriyle uyuşmadığında anlatıcının güvenilirliğinin sorgulanacağını belirtmiştir.
Güvenilmez anlatıcıyı daha iyi anlayabilmek için ilk olarak anlatıcı türleri ve bakış açıları arasındaki ilişki bilinmelidir; bu sebeple anlatıcı, tasarı metinde vakaları okuyucuya aktaran kişidir; yazarın kendisi değildir.
Güvenilmez anlatıcı tekniğinde en sık meydana getirilen hata, anlatıcının görüşlerini direkt yazara mal etmektir.
Bir romandaki anlatıcı:
Dolayısıyla bir anlatıcının egoist, önyargılı, yalancı ya da bilgisiz olması, yazarın da aynı özelliklere haiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine yazar, anlatıcının kusurlarını görünür hâle getirerek onu eleştiriyor olabilir.
Bu aşamada metnin söylediği ile anlatıcının söylediği birbirinden ayrılmalıdır. Güvenilmez anlatıcının bulunmuş olduğu eserlerde metnin gerçek anlamı, bir çok süre anlatıcının sözlerinin içinde yada arkasında gizlidir.
Güvenilmez anlatıcılar birbirinden değişik özellikler izah edebilir. Bununla beraber bu tür anlatıcılarda çoğu zaman şu emareler görülür:
Bu özelliklerden yalnızca birinin bulunması anlatıcının ne olursa olsun güvenilmez bulunduğunu göstermez. Aslolan belirleyici unsur, anlatıcının verdiği bilgiler ile metindeki öteki işaretler içinde devamlı bir uyuşmazlık bulunmasıdır.
Hayır. Güvenilmez anlatıcı ile yalancı anlatıcı aynı şey değildir.
Bazı anlatıcılar okuyucuyu bilgili olarak kandırır. Bazıları ise anlattıklarının doğru olduğuna hakikaten inanır. Bu ikinci gruptaki anlatıcıların güvenilmezliği; bilgisizlikten, çocukluktan, unutkanlıktan, ruhsal sorunlardan, önyargılardan yada kendini kandırma eğiliminden kaynaklanabilir.
Mesela bir çocuk anlatıcı, yetişkinler arasındaki bir irdelemenin gerçek nedenini anlayamayabilir. Gördüklerini doğru aktarsa bile yapmış olduğu yorum yanlış olabilir. Bu şekilde bir anlatıcı yalan söylemez; sadece olayların anlamını kavrayamadığı için anlatımı bütünüyle güvenilir değildir.
Benzer şekilde yaşlı bir anlatıcı geçmişte yaşananları yanlış hatırlayabilir. Kendi başarısızlıklarıyla yüzleşmek istemeyen bir şahıs de vakaları bilincinde olmadan değiştirebilir.
Bu yüzden güvenilmezlik, devamlı fena niyet anlamına gelmez.
Güvenilmez anlatıcılar için tüm araştırmacıların kabul etmiş olduğu tek bir sınıflandırma bulunmaz. Bununla beraber metin incelemelerinde kullanılabilecek başlıca güvenilmez anlatıcı türleri şu şekilde sıralanabilir:
Bu anlatıcı, gerçeği bilmiş olduğu hâlde bazı detayları okuyucudan saklar yada vakaları kasıtlı olarak değiştirir.
Amacı:
Bilhassa polisiye ve gerilim romanlarında bu anlatıcı türü etkili bir sürpriz son hazırlamak için kullanılır.
Kendini kandıran anlatıcı, olayların gerçek yüzüyle karşılaşmak istemez. Başarısızlıklarını, korkularını yada etik kusurlarını kabul etmek yerine kendisi için daha rahat bir hikâye oluşturur.
Bu anlatıcı:
Fakat metindeki ayrıntılar, anlatıcının söylediği şahıs ile gerçekte olduğu şahıs içinde mühim bir fark bulunduğunu gösterir.
Çocuklar, deneyimsiz kişiler yada içinde bulundukları dünyayı yeterince tanımayan karakterler bu gruba girebilir.
Bu anlatıcılar gördüklerini doğru şekilde aktarabilir; sadece olayların nedenlerini yanlış değerlendirir. Okuyucu, anlatıcının anlayamadığı gerçekleri onun sözlerinden hareketle çıkarır.
Buradaki güvenilmezlik, dürüstlük eksikliğinden değil, data ve kavrayış yetersizliğinden doğar.
Vakaları uzun süre sonrasında özetleyen kişiler, geçmişi tamamlanmamış yada yanlış hatırlayabilir. Bellek, yaşananların birebir kaydı değildir. Kişinin bugünkü duyguları ve gereksinimleri, geçmişi anlatma biçimini değiştirebilir.
Belleği zayıf anlatıcı:
Bu tür anlatıcılarda “hatırladığım kadarıyla”, “yanılıyor olabilirim” yada “o gün tam olarak ne işe yaradığını bilmiyorum” şeklinde ifadeler dikkat çekebilir.
Bazı eserlerde anlatıcının gerçeklik algısı korku, travma, takıntı yada ruhsal bir hastalık sebebiyle bozulmuştur.
Bu anlatıcı:
Okuyucu, anlatıcının yaşamına yaklaştıkça neyin gerçek, neyin zihinsel bir kurgu bulunduğunu ayırt etmeye çalışır.
Bu anlatıcı vakaları doğru aktarabilir; sadece yapmış olduğu etik değerlendirmeler sorunludur. Zulmü, ayrımcılığı, bencilliği yada sertliği organik ve haklı izah edebilir.
Okuyucu olayların doğruluğundan fazlaca anlatıcının kıymet yargılarını sorgular. Anlatıcının düzgüsel kabul etmiş olduğu davranışlar, eserin bütünü içinde eleştiriliyor olabilir.
Bir metinde güvenilmez anlatıcının bulunup bulunmadığını belirlemek için yalnızca anlatıcının söylediklerine değil, metnin tamamına bakılmalıdır.
Anlatıcı, metnin başlangıcında söylediği bir sözü sonrasında inkâr edebilir. Aynı olayın değişik bölümlerde değişik şekilde anlatılması da güvenilmezlik işareti olabilir.
Mesela anlatıcı ilkin bir kişiyi asla tanımadığını söyler, ilerleyen sayfalarda ise o kişiyle ilgili yalnızca yakınlarının bilebileceği ayrıntılar verir.
Anlatıcı kendisini yürekli biri olarak tanıtabilir; sadece vakalar karşısındaki davranışları devamlı korkakça olabilir. Kendisini eli bol olarak nitelendirirken çevresindeki herkesi çıkarları için kullanabilir.
Bu durumda okuyucu, anlatıcının kendisi ile alakalı değerlendirmelerine değil, davranışlarına güvenir.
Öteki karakterlerin sözleri ve davranışları, anlatıcının aktardığı bilgilerle çelişebilir.
Anlatıcı hepimiz tarafınca sevildiğini düşünebilir; sadece çevresindeki kişiler ondan uzak duruyor olabilir. Metin bu uzaklaşmanın nedenini açıkça söylemese bile okuyucu, anlatıcının kendisini doğru değerlendiremediğini farklıdır.
Anlatıcı bazı olayların üstünden hızla geçebilir. Bilhassa kendisini zor durumda bırakabilecek mevzularda detay vermekten kaçınması dikkat çekicidir.
“Bu olayın üstünde durmaya gerek yok.” yada “Sonrasında ne işe yaradığını anlatmak istemiyorum.” şeklinde cümleler, gizlenen bir gerçeğe işaret edebilir.
Anlatıcının daha kimse onu suçlamadan kendisini savunmaya başlaması da mühim bir ipucudur.
Mesela:
“Ben hiçbir süre kıskanç biri olmadım. Onun başarısını küçümsememin kıskançlıkla hiçbir ilgisi yoktu.”
Bu sözler, anlatıcının iddiasının tersini düşündürebilir. Gereğinden fazla müdafa, bastırılan bir suçluluk yada kıskançlık duygusunu açığa çıkarabilir.
Güvenilmez anlatıcıların mühim bir kısmı, vakaları birinci şahıs ağzıyla özetleyen kahraman anlatıcılardır. Sadece her kahraman anlatıcı güvenilmez değildir.
Kahraman anlatıcı, vakaları “ben” diliyle aktarır ve yalnızca kendi bildiklerini anlatır. Bilgisinin sınırı olan olması, tek başına onu güvenilmez yapmaz.
Aradaki temel fark şöyledir:
| Kahraman anlatıcı | Güvenilmez anlatıcı |
|---|---|
| Vakaları kendi bakış açısından anlatır. | Vakaları tamamlanmamış, yanlış yada çarpıtılmış şekilde anlatabilir. |
| Her şeyi bilmemesi doğaldır. | Bilmiş olduğu şeyleri saklayabilir yada yanlış yorumlayabilir. |
| Sınırı olan bilgiye haiz olabilir. | Okuyucunun itimatını sarsan çelişkiler oluşturur. |
| Söyledikleri metin içinde doğru kabul edilebilir. | Söylediklerinin doğruluğu metin tarafınca sorgulatılır. |
Dolayısıyla “birinci şahıs anlatımı” ile “güvenilmez ifade” birbirinin eş anlamlısı değildir.
Hayır. Sınırı olan anlatıcı, yalnızca belirli bir karakterin bildiklerine ve gördüklerine ulaşabilir. Bu anlatıcının her şeyi bilmemesi teknik bir sınırlılıktır.
Güvenilmez anlatıcıda ise aslolan problem data miktarı değil, verilen bilgilerin doğruluğu yada yorumlanma biçimidir.
Bir anlatıcı:
Bu yüzden anlatıcının sınırı olan olması, güvenilmez olduğu anlamına gelmez. Güvenilmezlik için okuyucunun anlatıcının sözlerinden şüphe duymasını elde eden metinsel işaretlerin bulunması gerekir.
Aşağıdaki kısa metin, güvenilmez anlatıcının iyi mi kurulabileceğini göstermektedir:
O gece evden çıkmadığımı daha ilkin de söyledim. Aslına bakarsan yağmur o denli şiddetliydi ki dışarı adım atmak mümkün değildi. Komşuların beni istasyonun yanında gördüklerini söylemeleri komik. İnsanlar karanlıkta herkesi birbirine benzetebilir. Üstelik eski kahverengi paltomu senelerdir giymiyorum. Polislerin paltomun cebinden bulduklarını söyledikleri tren bileti de ne olursa olsun bana ilişkin değildir. Ben biletin üstünde saat yazdığını bile görmedim.
Bu parçada anlatıcının güvenilmez olabileceğini gösteren birkaç işaret vardır:
Okuyucu, anlatıcının “Evden çıkmadım.” sözünü kabul etmek yerine ayrıntılar arasındaki çelişkileri değerlendirir. Böylece gerçeğin anlatıcının söylediğinden değişik olabileceği sonucuna ulaşır.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanında vakalar Hayri İrdal’ın ağzından anlatılır. Hayri İrdal, kendi yaşamını ve çevresindeki kişileri anlatırken bazen tutarsız değerlendirmeler yapar. Kendisi ile alakalı yorumları ile okuyucunun olaylardan çıkardığı sonuçlar devamlı uyuşmaz.
Romanın ironik yapısı, okuyucunun Hayri İrdal’ın söylediklerini direkt kabul etmesini engeller. Anlatıcının vakaları anlamlandırma biçimi, romanın toplumsal eleştirisinin mühim parçalarından biridir. Eserin anlatı özellikleri hakkında detaylı data için Saatleri Ayarlama Enstitüsü incelemesine bakılabilir.
Halide Edip Adıvar’ın Seviyye Talip romanında Fahir’in tuttuğu günlükler anlatının mühim bölümünü oluşturur. Fahir, yaşananları kendi bakış açısından aktarırken davranışlarını açıklamaya ve kendisini haklı göstermeye çalışır.
Sadece sözleri arasındaki çelişkiler ve öteki kişilere yaklaşımı, okuyucunun onun yorumlarını sorgulamasına neden olur. Günlük biçiminin sağlamış olduğu kişisel ifade, Fahir’in iç dünyasını gösterirken bununla birlikte anlatının tek taraflılığını da belirginleştirir. Seviyye Talip romanı incelemesinde Fahir’in anlatıcılığı ve romandaki ifade teknikleri detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.
Halide Edip Adıvar’ın Yeni Turan romanında vakalar Âsım’ın bakış açısından aktarılır. Âsım, geçmişte yaşananları anlatırken kendi korkularını, bağlılıklarını ve hatalarını da açığa çıkarır.
Anlatıcının vakalara yeterince müdahale edememesi ve bazı gerçekleri açıkça söylemekte zorlanması, onun sınırı olan ve bazen yanılan bir anlatıcı bulunduğunu gösterir. Yeni Turan romanı incelemesi, anlatıcının gençlik periyodu ile vakaları sonradan değerlendiren yönü arasındaki farklılığı ortaya koymaktadır.
İhsan Oktay Anar’ın Galiz Kahraman adlı romanında ifade; ironi, abartı, oyun ve toplumsal eleştiri üstüne kuruludur. Karakterlerin kendilerini idrak etme biçimleri ile metnin onları gösterme biçimi arasındaki mesafe, güvenilmez ifade tesirini kuvvetlendirir.
Romanın anlatı yapısında güvenilmez anlatıcı, kırık süre algısı ve metinlerarasılık şeklinde modern ve postmodern teknikler bir arada kullanılır.
Yazarlar bu tekniği yalnızca okuyucuyu şaşırtmak için kullanmaz. Güvenilmez anlatıcı, eserin anlam ve yapı yaşamına çeşitli katkılar sağlar.
Okuyucu, anlatılanları olduğu şeklinde kabul edemez. Çelişkileri fark etmek, tamamlanmamış parçaları tamamlamak ve olayların gerçek biçimini tekrardan oluşturmak zorundadır.
Anlatıcının neyi saklamış olduğu yada niçin gerçeği değiştirdiği sorusu, anlatının temel merak unsurlarından biri hâline gelebilir.
Anlatıcının vakaları çarpıtma biçimi, onun korkularını, suçluluk duygusunu, kıskançlığını yada kendini kandırma eğilimini gösterir. Bu yüzden teknik, psikolojik romanlarda kuvvetli bir karakter çözümleme aracı olarak kullanılabilir.
Aynı vaka değişik kişiler tarafınca değişik biçimlerde algılanabilir. Güvenilmez anlatıcı, tek ve kati bir gerçeğe ulaşmanın devamlı kolay olmadığını gösterir.
Anlatıcı kendisini akıllı, dürüst yada başarı göstermiş biri olarak görürken okuyucu tam tersini düşünebilir. Anlatıcının söyledikleri ile okuyucunun anladıkları arasındaki bu mesafe, anlatı ironisini oluşturur.
Bir devrin yanlışlarını düzgüsel kabul eden anlatıcı vasıtasıyla toplumdaki kıymet bozulmaları gösterilebilir. Yazar direkt yargı vermek yerine anlatıcının çelişkilerini görünür hâle getirir.
Bu teknik, insanoğlunun kendi yaşamını anlatırken tamamen yansız olamayacağı düşüncesine dayanır. İnsanlar geçmişlerini seçerek bilir, hatalarını küçümser ve davranışlarına anlamlı gerekçeler bulmaya çalışır.
Güvenilmez anlatıcı, insan zihninin bu hususi durumunu tasarı metnin yapısına taşır. Okuyucu yalnızca “Ne oldu?” sorusunu değil, şu soruları da sormaya adım atar:
Bu sorular anlatının anlamını derinleştirir. Böylece yaratı, yalnızca olayların anlatıldığı bir metin olmaktan çıkar; hakikat, hafıza, kimlik ve yorum üstüne düşünmeye yönelten fazlaca katmanlı bir yapıya dönüşür.
Bir roman yada hikâyeyi incelerken aşağıdaki sıra izlenebilir:
Roman çözümlemelerinde anlatıcının yanı sıra vaka örgüsü, kişiler, süre ve mekân şeklinde unsurlar da beraber ele alınmalıdır. Bu mevzuda roman inceleme planından yararlanılabilir.
Bir anlatıcının “ben” diliyle hitabı, onun güvenilmez bulunduğunu göstermez. Birinci şahıs anlatıcının bilgisi sınırlıdır; fakat anlattıkları doğru olabilir.
Anlatıcı bazı gerçekleri bilmiyor olabilir. Bilmediği bir mevzuyu yanlış yorumlaması ile gerçeği bilgili olarak gizlemesi aynı durum değildir.
Tasarı anlatıcı, yazarın oluşturduğu bir karakterdir. Anlatıcının savunduğu düşünceler direkt yazara yüklenemez.
Bir eserin sonunda beklenmedik bir olayın ortaya çıkması, tek başına güvenilmez anlatıcı tekniğinin kullanıldığını göstermez. Anlatıcının güvenilirliğini sorgulatan metinsel belirtilerin bulunması gerekir.
Güvenilmez anlatıcı her mevzuda yalan söylemek zorunda değildir. Anlattıklarının büyük kısmı doğru olabilir. Güvenilmezlik yalnızca belirli vakalar, yorumlar yada kıymet yargılarıyla sınırı olan kalabilir.
Güvenilmez anlatıcı tekniği, okuyucunun anlatıcının sözlerini sorgulamasına dayanan etkili bir ifade yöntemidir. Bu teknikte anlatıcı; vakaları yanlış hatırlayabilir, gerçeği bilgili olarak saklayabilir, kendi davranışlarını haklı göstermeye çalışabilir yada yaşananların anlamını kavrayamayabilir.
Tekniğin temel özelliği, anlatıcının söyledikleri ile metnin gösterdikleri içinde bir mesafe oluşturmasıdır. Okuyucu bu mesafeyi fark ettiğinde anlatının gizli saklı anlamlarını çözmeye adım atar.
Bu yüzden güvenilmez anlatıcı, yalnızca şaşırtıcı sonlar hazırlayan bir kurgu aracı değildir. İnsan belleğinin, algısının ve kendini anlatma biçiminin ne kadar öznel olabileceğini gösteren kuvvetli bir edebî tekniktir. Başarıya ulaşmış şekilde kullanıldığında okuru metnin anlamını tekrardan kurmaya, anlatılanları karşılaştırmaya ve görünen gerçeğin arkasını araştırmaya yöneltir.
Güvenilmez anlatıcı, verdiği bilgilerin yada yapmış olduğu yorumların doğruluğu mevzusunda okuyucuda şüphe uyandıran anlatıcıdır. Vakaları tamamlanmamış, yanlış, taraflı yada çarpıtılmış şekilde aktarabilir.
Evet. Güvenilmez anlatıcı, yazarın okuyucu ile anlatıcı içinde kuşkuya dayalı bir ilişki kurmasını elde eden anlatı tekniğidir. Bilhassa roman, hikâye, polisiye ve ruhsal anlatılarda kullanılır.
Hayır. Güvenilmez anlatıcılar çoğunlukla birinci şahıs ağzıyla konuşur; sadece üçüncü şahıs anlatımlarında da güvenilmezlik oluşturulabilir. Belirleyici olan kullanılan şahıs değil, anlatıcının aktardığı bilgilerin güvenilirliğidir.
Hayır. Kahraman anlatıcı, vakaları yaşayan ve “ben” diliyle aktaran kişidir. Güvenilmez anlatıcı ise verdiği bilgilerin doğruluğu sorgulanan anlatıcıdır. Bir kahraman anlatıcı güvenilir de güvenilmez de olabilir.
Anlatıcının kendi sözleriyle çelişmesi, mühim detayları gizlemesi, kendisini devamlı savunması, öteki karakterlerin tepkilerini yanlış yorumlaması ve vakalarla anlatıcının değerlendirmeleri içinde uyuşmazlık bulunması güvenilmezliğin başlıca belirtileridir.
Okuyucuda merak oluşturmak, gerilimi çoğaltmak, karakterin psikolojisini göstermek, ironi yaratmak ve gerçeğin öznel yönünü sorgulatmak amacıyla kullanılır.
Hayır. Anlatıcı dürüst olduğu hâlde bilgisizlik, unutkanlık, önyargı yada yanlış idrak etme sebebiyle güvenilmez olabilir. Güvenilmezlik devamlı bilgili aldatmadan kaynaklanmaz.
Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro Bazı romanlar gelecekte yaşanabilecek büyük felaketleri göstererek okuru sarsar.…
İlhan İrem İlhan İrem, Türk müziğinde yalnızca söylediği duygusal şarkılarla değil; besteci, söz yazarı, yorumcu,…
Gamlı Baykuş “Gamlı baykuş” sözü; mutsuz, kederli, karamsar, içine kapanık yada devamlı negatif düşünen şahıs…
Dönem Çatışması Aynı ailede yaşayan bir dede, baba ve genç; dünyaya aynı pencereden bakmaz; bu…
Çeyiz – Hatice Kübra TongarTür:HikayelerYazar:Hatice Kübra TongarYayınlanma Zamanı:2022Yayınevi:HayykitapISBN: 9786258222029KarakterlerKitap tek bir vaka örgüsünden değil, birbirinden…
Babamın Yeri – Annie ErnauxTür:RomanYazar:Annie ErnauxYayınlanma Zamanı:2022Yayınevi:Can YayınlarıISBN:9789750754579KarakterlerAnnie Ernaux (Anlatıcı): Romanın anlatıcısı ve bununla beraber…