Kategoriler: Genel

Andre Breton – Türk Dili ve Edebiyatı

Andre Breton (D: 18 Şubat 1896 Tinchebray, Fransa – Ö: 28 Eylül 1966, Paris, Fransa) Ozan, tecrübe etme yazarı ve eleştirmen.

Andre Breton

Andre Breton, 1920’lerde ve 1930’larda yayılan sürrealizm (gerçeküstücülük) akımının kurucusu ve en mühim kuramcısıdır.

1913’te College Chaptal’i bitirdikten sonrasında tıp öğrenimine başladı. I. Dünya Savaşı çıkınca tabanca altına alındı, ordunun ruh ve sinir hastalıktan merkezinde göreve getirildi. O dönemde Fransa’da azca tanınan Sigmund Freud’un yöntemlerini hastalar üstünde uygulama olanağı buldu. Nantes’da, görüşlerinden büyük seviyede etkilendiği nihilist Jacques Vache ve 1917’de ozan Guillaume Apollinaire ile tanıştı.

Freud’un bilinçaltı kuramının ve simgeci şiirin etkileriyle bir süre dadacılığı destekledi. 1919’da Louis Aragon ve Philippe Soupaull ile beraber Litteralure adlı dergiyi kurdu ve ilk kitabı Mont de Piete’yi (1919; Pieta Tepesi) yayımladı. Gerçeküstücü “otomatik yazı” tekniğinin ilk örneği olan ve Soupault ile beraber yazdıklan “Les champs magnetiques” (Manyetik Alanlar) adlı metin 1920’de Litterature’de yayımlandı.

Breton’a nazaran “otomatik yazı”nın amacı dış dünyanın uyanlarından ve her türlü denetimden kurtulan bilinçaltının kendini özgürce sergilemesiydi.

Breton 1921’de Viyana’ya gitti, orada Freud ile tanıştı. Gerçeküstücülüğün temel ilkelerini açıklamış olduğu Manifeste du surrealisme’de (1924; Gerçeküstücülük Bildirgesi) hareketi “sözle, yazıyla ya da başka bir şekilde düşüncenin gerçek işleyişini dile getirmeyi amaçlayan katıksız bir ruhsal otomatizm” olarak tanımlıyordu.

Ona nazaran gerçeküstücülük akım denetimi ve herhangi bir ahlaksal ya da güzel duyu tasa olmaksızın düşüncenin kendini ortaya koymasıydı. Batı sanatı ve düşüncesini belirleyen dualizme karşı çıkarak tekçi bir görüşü benimseyen Breton için, görünüşte birbirine aykırı konumdaki düş ile uyanıklık, bir çeşit salt gerçeklik olan gerçeküstü içinde kaynaşabilirdi.

Breton önderliğindeki gerçeküstücü sanatçılar, Paris’te Gerçeküstücü Araştırma Bürosu’nu kurarak burada çeşitli deneylere giriştiler. 1925’te çıkan Fransa-Fas Savaşı esnasında Fransız Komünist Partisi’nin (PCF) görüşlerini benimsediler.

Breton ile beraber Aragon ve Eluard benzer biçimde şairler 1927’de PCE’ye girdiler. Breton, 1928’de piyasaya çıkan gerçeküstücü romanı Nadja’da İçendi yaşamından yola çıkarak, günlük vakalarla ruhsal sapmalan düşsel bir planda kaynaştırmaya çalıştı. Eluard ile beraber yazdığı L’Immaculee Conception’da (1930; Günahsız Doğum) zihnin değişen düzensizliklerinin sözel anlatımını denedi.

1930’da yayımladığı Second Manifeste du surrealisme’de (İkinci Gerçeküstücülük Bildirgesi) gerçeküstücülüğü felsefi açıdan ele alarak hareketin fikir alanını genişletti. Bu bildirgede gerçeküstücü ilkelerden uzaklaştıkları sebebi öne sürülerek Antonin Artaud, Robert Desnos. Philippe Soupault benzer biçimde yazarları hareketten çıkardığını deklare etti. Onlar da beraber yayımladıkları Un Cadavre 1930; Bir Ceset) adlı broşürde Breton’u şiddetle eleştirdiler.

1930’da Le Surrealisme au service de la Revolution (Gerçeküstücülük Devrimin Hizmetinde) adlı dergiyi yayımlayan Breton, gerçeküstücülüğün devrimci, fakat bağımsız bir hareket bulunduğunu savundu ve PCF’nin görüşlerini benimseyen Aragon ile anlaşmazlığa düştü. Marksist görüşlere olan yakınlığını sürdürmekle beraber, 1935’te PCF ile bağlarını tümüyle kopardı. Bir yıl sonrasında Londra’da gerçeküstücü bir sergi açtı; Kanarya Adaları ve İsviçre’de konferanslar verdi.

1932’de Les Vases communicants’da (Bileşik Kaplar) ele almış olduğu düş ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi, 1937’de piyasaya çıkan L’Amour fou’da (Deli Aşk) tekrardan yorumladı. 1938’de Paris’te düzenlenen ve 14 ülkeden 70 sanatçının katılmış olduğu Internasyonal Gerçeküstücülük Sergisi, akımın doruğu oldu.

Breton aynı yıl gittiği Meksika’da Troçki’yle beraber Bağımsız Devrimci Sanat Federasyonu’nu kurdu. Fransa’ya dönünce yayımladığı Antologie de l’humour noir (1940; Kara Gülmece Antolojisi) hükümetçe yasaklandı. Fransa’nın Almanlar tarafınca işgal edilmesi üstüne Breton 1941’de New York’a gitti. Orada Max Emst, Marcel Duchamp ve David Hare benzer biçimde sanatçılarla beraber VVV adlı gerçeküstücü dergiyi çıkardı. 1942’de Yale Üniversitesi’nde “Situation du surrealisme entre les deux guerres” (İki Cenk Arasındaki Dönemde Gerçeküstücülüğün Durumu) adlı bir konuşma vererek gerçeküstücülüğün ulaşmış olduğu yeni konumu söyledi. New York’ta Prolegotnenes â un troisieme manifeste (1942; Üçüncü Bildirgeye Giriş) adlı yeni gerçeküstücü bildiriyi yayımladı. 1946’da Paris’e döndü ve Internasyonal Gerçeküstücülük Sergisi’ni düzenledi (1947). Ertesi yıl tüm şiirleri Poemes (Şiirler) adıyla yayımlandı.

II. Dünya Savaşı sonrasında gerçeküstücülük, varoluşçuluğun etkisiyle yaygınlığını mühim seviyede yitirdi. Breton’un yanında eski arkadaşlarından yalnızca Benjamin Peret kalmıştı. Gene de Breton, yaşamının sonuna değin gerçeküstücü ilkeleri savunmayı sürdürdü.

Öteki Eserleri

  • Kuramsal yazılarını toplamış olduğu Les pas perdus (1924; Yitik Adımlar) ve Legitime Defense (1926; Meşru Müdafa),
  • otomatik şiir tekniğini sürdürdüğü L’Union libre (1931; Özgür Birleşme), Le Revolver â cheveaux blancs (1932; Ak Saçlı Tabanca), L’Air de l’eau (1934; Suyun Havası),
  • gerçeküstücülüğün ilkelerini açıklamış olduğu Qu’estce que le surrealisme? (1934; Gerçeküstücülük Nedir?), Ode â Charles Fourier (1947; Charles Fourier’ye Od), Du surrealisme en ses ceuvres vives (1953; Yaşayan Yapıtlarında Gerçeküstücülük),
  • Albert Camus‘nun L’Homme revolte (Başkaldıran İnsan) adlı yapıtını eleştirdiği Flagrant delit (1953; Suçüstü),
  • düzyazılarından oluşan La Cle des champs (1953; Kırların Anahtarı) sayılabilir.

1928 de piyasaya çıkan ve Yves Tanguy, Salvador Dali’ benzer biçimde ressamları tanıttığı “Le surrealisme et la peinture” (Gerçeküstücülük ve Fotoğraf) adlı metni geliştirerek yazdığı kitap, 1965’te aynı adla yayımlandı.

Dünya Edebiyatı

Bul-Tikla

Son Yazılar

Edebî Akımlar Atlası – Türk Dili ve Edebiyatı

Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…

14 saat ago

Kadınlar Okulu Özeti, Konusu ve Karakterleri

Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…

21 saat ago

Zaman Bisikleti Özeti, Konusu ve Karakterleri

Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…

4 gün ago

Dünyanın En Güzel ve En Ünlü Kütüphaneleri

Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…

4 gün ago

2026-2027 9. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Sınav

Altıncı sual 30 puandır. Aşağıdaki ölçütler birbirinden bağımsız değerlendirilir. Boş yada tümüyle ilgisiz yanıt 0…

6 gün ago

2026-2027 10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 2. Yazılı Soruları ve Cevapları

10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 2. Yazılı Soruları ve Cevapları — Senaryo…

6 gün ago