Kategoriler: Kitap Özetleri

Ermiş’in Aşk Mektupları Konusu ve Özeti

Ermiş’in Aşk Mektupları – Paulo Coelho

Mevzusu

Kitap, aslen Paulo Coelho’nun “yazdığı” bir roman değil, Halil Cibran ile Mary Haskell içinde 1909–1924 yıllarında geçen mektuplaşmaların Coelho tarafınca derlenip sunulmuş olduğu bir kitaptır. Mektuplar, ikisinin aşkını ve dostluğunu anlatırken bununla birlikte Ermiş benzer biçimde eserlerin arka planındaki yaratım sürecine, yalnızlığa, sanata ve ilhama dair fazlaca kişisel bir vakit kapsülü sunar.

Ermiş’in Aşk Mektupları Özeti

Paulo Coelho, Halil Cibran’ın yazdığı Ermiş kitabını yaşamının birkaç döneminde okur ve her okuduğunda bu kitabından daha da fazlaca etkilenir. Peşinden Halil Cibran’ı daha da fazlaca araştırır. Bigün Paulo Coelho’nun Lübnanlı bir arkadaşı onun mektuplarıyla- bugün değişik biçimlerde ve kitaplarda yayınlanmış yazışmalarla- tanıştırır.

Paulo Coelho “İnsan sevilmiş olduğu vakit ruhunu açığa vurur; ben de Halil Cibran’ın iç dünyasını Mary Haskell’le olan mektuplaşmalarında buldum.” der ve bazı cümleleri işaretleyerek daha da derinlere iner.

Cibran yaşamının büyük bir kısmını fotoğraf sanatına adamış olsa da dünya çapındaki ününü kitapları yardımıyla kazanmıştır. Halil Cibran yaşamının son döneminde Barbara Young ile beraberdir ve Cibran’ın ölümünden birkaç gün sonrasında mektuplar neredeyse yok olacaktır. Barbara mektupların Mary’nin himayesine geçmesini istemez. Mary ısrarları doğrultusunda mektupları alır sadece okuduktan derhal sonrasında yakacağını ile ilgili Barbara’ya söz vermesine karşın sözünü tutmaz ve 600’ü aşkın mektup Cenup Carolina Üniversitesi’nde koruma altına alınır.

Paulo Coelho bunu şu şekilde ifade eder: “Sanırım derinlerde bir yerde, bigün tüm bu kişisel mektuplarının yayımlanacağını biliyordu ve kendini bütünüyle hiçbir efsaneleşmiş yaratma çabasına girmeden, olduğu benzer biçimde anlatmak istemişti.”

Kitabın temelde derdi, “Ermiş”teki bilge sesin arkasındaki insanı, şu demek oluyor ki Cibran’ın kırılganlığını, yalnızlığını, üretim sancısını ve sevme biçimini,okura yaklaştırmaktır. Bunu yaparken de aşkı yalnız duygusal bir duygu olarak değil, iki kişinin birbirinin hayatına yoldaşlık, akıl, editörlük, destek ve cesaret olarak karıştığı uzun soluklu bir bağ şeklinde gösterir.

Mektuplar, Cibran’ın benliğinin içindeki dalgalanmaları (coşku-kuşku, kendine itimat–kendini sabote etme, yücelik arayışı–gündelik kaygılar) görünür kılarken Haskell’in de bu dalgalar karşısında yalnız “sevgili” değil, bununla birlikte dengeleyici bir güç, maddi içsel itimat veren bir muhatap ve Cibran’ın yazarlığını ciddiyetle takip eden bir ortak benzer biçimde durduğunu hissettirir. Bir taraftan iki şahıs arasındaki yakınlık ve hasret, uzaklıkla sınanan bir ilişki ritmi olarak akar, öteki taraftan “sanat iyi mi olur?” sorusu kitabın alt damarına dönüşür.

Cibran’ın kendini bir işe adayışı, yazarken duyduğu kaygı, metnin olgunlaşmasını bekleme sabrı, kimi zaman de “okur, şöhret, geçim” benzer biçimde dünya meseleleriyle boğuşması, Haskell’in ise hem sevgiyle hem gerçekçilikle ona alan açması, gerektiğinde toparlaması, gerektiğinde itiraz etmesi…

Böylece okur, bir büyük eserin tek başına bir dehanın içinden “ansızın” çıkmadığını; bir çok vakit bir birlikteliğin içinde, birinin diğerine tuttuğu ışıkla büyüdüğünü görür. Bu yazışmalar, “Ermiş”in ardındaki insani hikayeyi ve iki kişinin birbirinin hayatına iyi mi yön verdiğini gösteren bir vakit kapsülüdür. Ek olarak Fondation Paulo Coelho kaydı, derlemenin amacını “The Prophet’ın arkasındaki insanı görmek” diye çerçeveler ve mektupların Coelho tarafınca seçilip derlenerek yayıma hazırlandığını açıkça belirtir;

Kitabı okurken okurun elindeki metnin, tüm mektupların eksiksiz arşivi değil, belirli bir kurgu/akılla seçilmiş bir seçki bulunduğunu bilmesi önemlidir. Kısacası kitap, bir “aşk hikâyesi” benzer biçimde okunabilir fakat aslolan enerjisini, aşkın içindeki emekten alır. Sevilme ihtiyacı, görülme arzusu, yaratma sancısı, mesafe, sadakat ve iki insanoğlunun birbirini hem incitmeden hem de gerçeği saklamadan büyütme çabası… Hepsi mektupların gündelik, direkt ve bir çok vakit fazlaca çıplak tonunda yan yana durur.

Elinizdeki kitap, yüzyılları aşan bir diyalog, keşfedilen bir miras: Coelho’nun ellerinde tekrardan can gören, Cibran’ın kalbinden yükselen, Mary Haskell’in varlığıyla tamamlanan bir aşk ve esin hikâyesi.

Ermiş’in Aşk Mektupları – Kitap Açıklaması

Cibran’ın kaleminden dökülen kelimeler, Mary Haskell’e yazılmış mektuplarda aşkın ve sanatın en çıplak halini bulurken, bir sanatçının yaratım sancılarını, insan ruhunun özgürlük arayışını ve Ermiş’in ardındaki içsel yolculuğu da gün ışığına çıkarıyor. Coelho ise bu mektupları özenle derleyerek iki ruh arasındaki o derin sevgiye ve dostluğa, yüzyılların ötesinden yankılanan ender bir aşka kulak vermemizi sağlıyor.

 “İnsan sevilmiş olduğu vakit ruhunu açığa vurur;

ben de Halil Cibran’ın iç dünyasını Mary Haskell’le

olan mektuplaşmalarında buldum.”

Paulo Coelho

(Tanıtım Bülteninden)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

👏

0

😍

0

😢

0

😡

0

👍

0

👎

0

Bul-Tikla

Son Yazılar

Geniş Zaman – Türk Dili ve Edebiyatı

Geniş Süre Geniş vakit; bir işin, oluşun yada hareketin yalnızca belirli aniden değil; çoğu zaman,…

10 dakika ago

Astronomi ve Astroloji Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Astronomi ve Astroloji Sema, insanlığın en eski merak alanlarından biridir. İnsanlar binlerce yıl süresince Güneş’i,…

2 gün ago

Üstkurmaca Tekniği Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Üstkurmaca Nedir? Bir roman okurken anlatıcının ansızın “Şimdi bu kahramanı buradan iyi mi çıkaracağımı düşünüyorum.”…

3 gün ago

Güvenilmez Anlatıcı Tekniği – Türk Dili ve Edebiyatı

Güvenilmez Anlatıcı Tekniği Bir romanı ya da hikâyeyi okurken anlatıcının söylediklerini bir çok süre doğru…

3 gün ago

Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro

Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro Bazı romanlar gelecekte yaşanabilecek büyük felaketleri göstererek okuru sarsar.…

5 gün ago

İlhan İrem – Türk Dili ve Edebiyatı

İlhan İrem İlhan İrem, Türk müziğinde yalnızca söylediği duygusal şarkılarla değil; besteci, söz yazarı, yorumcu,…

5 gün ago