Kategoriler: Genel

Tecrid Söz Sanatı – Türk Dili ve Edebiyatı

Tecrid Söz Sanatı

Tecrîd, klasik Türk edebiyatında (Divan edebiyatı) kullanılan bir söz sanatıdır. Kelime anlamı “soymak, ayırmak, sıyırmak, kazımak”tır. Edebî anlamı ise: Şairin kendisini yada bir varlığı kendisinden ayırarak ikinci bir şahıs şeklinde göstermesi ve onunla konuşmasıdır. Kısaca şahıs, kendi içindeki başka bir “ben” ile konuşurmuş şeklinde yapar.

Bir başka tarif da: Nitelikli bir şeyden, mübâlağa amacıyla, o vasfa benzeyen başka bir varlık tasarım etmektir.

Özellikleri

  • Çoğu zaman “ey gönül”, “ey dil”, “ey kalbim” şeklinde hitaplarla adım atar.
  • Ozan, kendi iç dünyasını ikiye ayırır.
  • İç konuşma havası verir.
  • Duygusal yoğunluğu artırır.
  • Tasavvuf şiirlerinde sık görülür.

Örnek

Ey gönül! Bu aşkın ateşiyle daha ne kadar yanacaksın?

Burada ozan, kendi gönlünü ayrı bir varlık şeklinde ele almıştır. Aslına bakarsak konuşan da, hitap edilen de aynı kişidir.

Divan Şiirinden Örnek

Fuzûlî şiirlerinde tecrîd sanatını sık kullanır:

Ey Fuzûlî! Çekme gam dünyada kim
Gam dünyada sana kalmaz

Burada ozan, kendi adına hitap ederek kendini ikiye ayırmıştır. Bu durum tecrîd sanatıdır.

Tecrîd ile Karıştırılan Sanatlar

Tecrîd, şairin kendisini yada bir varlığı kendinden ayırarak ona hitap etmesidir.

Tarihî Arka Plan

  • Osmanlı medreselerinde belâgat öğretimi büyük seviyede
    Siracüddin Sekkâkî’nin Miftâhu’l-Ulûm’una dayanır.
  • Bu yapıt üstüne yazılan Hatîb el-Kazvînî’nin Telhîsü’l-Miftâh’ı temel kaynak olmuştur.
  • Osmanlı belâgat kitapları tecrîd sanatını çoğu zaman bu silsile üstünden açıklamıştır.

Tecrîdin İki Temel Tarifi

Tecrîdin iki değişik anlayışla tanımlandığını gösterir:

a) Aslolan (Klasik) Tarif: Bir vasıftan hareketle o vasfa benzer ikinci bir varlık tasarım etmek (mübâlağa amacıyla).

b) Günümüzde Yaygın Tarif: Şairin kendisini ayrı bir şahıs şeklinde düşünerek ona hitap etmesi.

Klasik Arap ve Osmanlı kaynaklarında birinci tarif daha baskındır.

Tecrîdin Türleri

Bazı Osmanlı belâgat kitaplarında tecrîd şu şekilde sınıflandırılmıştır:

  • Tecrîd-i hitâbî
    • Tecrîd-i mahz (başkasına hitap edip kendini kastetme)
    • Tecrîd-i gayr-i mahz (gönlüne, nefsine hitap etme)
  • Tecrîd-i gayr-i hitâbî

Bu ayrımlar Telhîsü’l-Miftâh’ta açık halde bulunmamaktadır, sonradan yorumla genişlemiştir.

Netice

  • Tecrîd, klasik kaynakta mübâlağa merkezli bir sanattır.
  • Osmanlı belâgat kitaplarında çeviri ve yorum farkları sebebiyle anlam genişlemesine uğramıştır.
  • Günümüzde ders kitaplarında verilen “şairin kendine hitap etmesi” tanımı, klasik tanımın yorumlanmış hâlidir
Bul-Tikla

Son Yazılar

Geniş Zaman – Türk Dili ve Edebiyatı

Geniş Süre Geniş vakit; bir işin, oluşun yada hareketin yalnızca belirli aniden değil; çoğu zaman,…

4 saat ago

Astronomi ve Astroloji Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Astronomi ve Astroloji Sema, insanlığın en eski merak alanlarından biridir. İnsanlar binlerce yıl süresince Güneş’i,…

2 gün ago

Üstkurmaca Tekniği Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Üstkurmaca Nedir? Bir roman okurken anlatıcının ansızın “Şimdi bu kahramanı buradan iyi mi çıkaracağımı düşünüyorum.”…

3 gün ago

Güvenilmez Anlatıcı Tekniği – Türk Dili ve Edebiyatı

Güvenilmez Anlatıcı Tekniği Bir romanı ya da hikâyeyi okurken anlatıcının söylediklerini bir çok süre doğru…

3 gün ago

Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro

Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro Bazı romanlar gelecekte yaşanabilecek büyük felaketleri göstererek okuru sarsar.…

5 gün ago

İlhan İrem – Türk Dili ve Edebiyatı

İlhan İrem İlhan İrem, Türk müziğinde yalnızca söylediği duygusal şarkılarla değil; besteci, söz yazarı, yorumcu,…

5 gün ago