Özetlemek gerekirse güldürü: İnsanların, olayların ve toplumsal ilişkilerin komik ya da tutarsız taraflarını işleyen; güldürürken düşündürme, eleştirme ve farkındalık oluşturma işlevi taşıyan trajik türdür.
Güldürü, insan yaşamındaki gülünçlükleri, kusurları ve uyumsuzlukları sahne üstünde yada anlatı yöntemiyle işleyen edebî türdür. Türkçede “komedi” ve “komedya” kelimeleri de bu anlamda kullanılır.
Güldürü, tarihsel olarak tiyatronun temel türlerinden biridir. Bununla beraber roman, hikâye, beyaz perde, tv ve sözlü anlatı şeklinde değişik alanlarda da gülünç yapıların kurulması mümkündür.
Aristoteles, Poetika adlı eserinde komediyi, insandaki komik kusurların taklidi olarak ele alır. Buradaki kusur, yıkıcı ve acı verici bir fenalık değildir. Daha oldukca insanoğlunun kendini olduğundan değişik göstermesi, yanılması yada ölçüyü kaçırmasıdır.
Bu yaklaşım günümüzde de önemini korur. Komedinin merkezinde bir çok süre fenalık değil, insanoğlunun yanılabilirliği vardır. Gülünç şahıs, kendi zaafının bilincinde değildir. Izleyici ise onun göremediğini görür.
Güldürü kelimesi, Eski Yunancadaki kōmōidía sözcüğünden gelir. Terimin çoğu zaman şenlik, eğlence topluluğu ve şarkı kavramlarıyla ilişkili olduğu kabul edilir. Komedinin ilk gelişimi de Eski Yunan’daki toplu gösteriler ve Dionysos şenlikleriyle bağlantılıdır.
Bununla beraber kelimenin kökeni ile komedinin bugünkü anlamı aynı şey değildir. Güldürü süre içinde törensel bir gösteriden bağımsız bir edebiyat ve tiyatro türüne dönüşmüştür.
Komedinin görünen amacı seyirciyi eğlendirmektir. Fakat kuvvetli bir güldürü yalnızca gülme tepkisi üretmez. Gündelik yaşamın içinde normalleşmiş davranışları sorgulatır.
Komedinin başlıca amaçları şöyleki sıralanabilir:
Burada mühim bir fark vardır: Güldürü devamlı açık bir ders vermek zorunda değildir. Kimi zaman yalnızca bir çelişkiyi gösterir ve yorumu seyirciye bırakır. Nitelikli güldürü, mesajını bağırarak değil, durumun kendisini görünür kılarak iletir.
Güldürü değişik dönemlerde değişik biçimler kazanmıştır. Bundan dolayı tüm komedileri kapsayan değişmez bir kurallar sıralaması oluşturmak zor olsa gerek. Gene de türün yaygın özelliklerinden söz edilebilir.
Güldürü kişileri yalnızca “gülünç insanoğlu” değildir. Onları gülünç hâle getiren, bir çok süre kendilerini yanlış değerlendirmeleridir. Pinti şahıs kendisini tutumlu, kibirli şahıs seçkin, korkak şahıs ise önlemli sanabilir.
Komedinin tesiri, kişinin kendisi ile alakalı düşüncesi ile gerçekte sergilediği davranış arasındaki farktan doğar. Izleyici bu farkı görmüş olduğu için güler.
Komedinin dili, işlenen çevreye ve kişilerin toplumsal konumuna göre değişiklik gösterir. Halk söyleyişleri, deyimler, yanlış kullanılan yabancı kelimeler, ağız özellikleri ve ikili anlamlar komedi aracı olabilir.
Sadece kaba söz kullanmak komedinin mecburi bir özelliği değildir. İnce bir ironiye dayanan güldürü de gövde hareketlerine dayanan bir fars kadar etkili olabilir. Belirleyici olan, kullanılan dilin eserin dünyasıyla uyumudur.
Ders kitaplarında komedinin yer, süre ve vaka birliğine uyduğu sıkça belirtilir. Bu data, bilhassa klasik tiyatro anlayışı için geçerlidir.
Fakat tüm komedilerin üç birlik kuralına uyması gerekmez. Shakespeare komedileri, duygusal komediler, çağdaş komediler ve absürt oyunlar bu kuralları aşabilir. Ek olarak Aristoteles, esas olarak vaka birliği üstünde durmuştur. Yer ve süre birliğinin katı kurallar hâline gelmesi daha sonraki klasik yorumlarla ilgilidir.
Gülme rastgele meydana gelmez. Güldürü yazarı, seyircinin beklentisini ve dikkatini belirli araçlarla yönlendirir. Gülmece kuramlarında uyumsuzluk, üstünlük ve rahatlama şeklinde değişik açıklamalar bulunsa da edebî metinlerde bu mekanizmalar bir çok süre beraber çalışır.
Izleyici belirli bir netice beklerken olayın bambaşka bir yönde gelişmesi gülünç tesir oluşturur. Ciddi davranmaya çalışan bir kişinin devamlı ufak kazalar yaşaması bu yönteme rahat bir örnektir.
Bir sözün değişik anlamlarda yorumlanması, kişilerin birbirlerini başka biri sanması yada tamamlanmamış bilgiyle hareket etmesi komedinin en eski araçlarındandır. Bilhassa entrika komedisinde vaka örgüsünün temelini oluşturur.
Bir karakter özelliği olağan sınırların dışına çıkarılır. Cimrilik, hastalık korkusu yada gösteriş merakı tüm davranışları belirleyen bir saplantıya dönüşür. Böylece kişisel kusur daha kolay fark edilir.
Çift anlamlı kelimeler, ses benzerlikleri, yanlış telaffuzlar, beklenmedik cevaplar ve nükteler dil komedisini oluşturur. Karagöz oyunlarında Hacivat’ın sözlerini yanlış anlayan Karagöz’ün verdiği cevaplar bunun malum örneklerindendir.
Bir sözün, davranışın yada başarısızlığın belirli aralıklarla tekrarlanması seyircide beklenti oluşturur. Yine her seferinde ufak bir değişiklikle vardığında gülünç tesir güçlenir.
Izleyici, oyun kişisinin bilmediği bir gerçeği bilir. Karakter yanlış bilgiyle hareket ederken izleyici yaklaşan karışıklığı evvelinde görür. Böylece hem merak hem de gülme duygusu ortaya çıkar.
Düşme, kovalamaca, saklanma, kapıların devamlı açılıp kapanması ve gövde hareketlerindeki abartı fizyolojik komedinin araçlarıdır. Bu yöntem bilhassa fars, sessiz beyaz perde ve sahne güldürülerinde öne çıkar.
Güldürü türleri değişik kaynaklarda değişik biçimlerde sınıflandırılır. Türkçe edebiyat öğretiminde en oldukca karakter, töre ve entrika komedisi ayrımı kullanılır. Bunun yanında fars, vodvil, duygusal güldürü, satirik güldürü ve kara güldürü şeklinde türlerden de söz edilir.
Bu sınıflar kati sınırlarla birbirinden ayrılmaz. Bir yapıt aynı anda hem karakter hem de töre komedisi özellikleri taşıyabilir.
Karakter komedisi, bir insanoğlunun baskın ve komik özelliği üstüne kurulur. Cimrilik, hastalık hastalığı, ikiyüzlülük, kıskançlık yada kendini beğenmişlik vaka örgüsünü yönlendiren temel kusura dönüşür.
Moliere’in Pinti adlı oyunundaki Harpagon, para isteğinin insan ilişkilerini iyi mi bozduğunu gösterir. Hastalık Hastasında kuruntulu hastalık düşüncesi, Tartuffete ise ikiyüzlülük ve düzmece dindarlık eleştirilir.
Karakter komedisinin amacı yalnızca bir kişiyi küçültmek değildir. O kişide yoğunlaşan kusurun toplumdaki benzerlerini düşündürmektir.
Töre komedisi, belirli bir toplumun yaşayış biçimini, görgü kurallarını, derslik ilişkilerini ve yerleşmiş alışkanlıklarını eleştirir. “Âdet komedisi” yada “görenek komedisi” adlarıyla da anılabilir.
Molière’in Kibarlık Budalası adlı eseri, üst sınıfa benzeme çabasını ve sonradan görmeliği işler. Gogol’un Müfettiş adlı oyunu bürokrasiyi, yolsuzluğu ve korkuya dayalı yönetim ilişkilerini eleştirir. Oscar Wilde’ın Ciddi Olmanın Önemi ise toplumsal saygınlık ile kişisel dürüstlük arasındaki çelişkiyi zekice işler.
Entrika komedisi, hareketli ve karmaşık bir vaka örgüsüne dayanır. Yanlış anlaşılmalar, kimlik değişimleri, tesadüfler, gizlenen mektuplar ve beklenmedik karşılaşmalar oyunun temposunu belirler.
Shakespeare’in Yanlışlıklar Komedyası, birbirine benzeyen ikizlerin yol açmış olduğu kimlik karışıklıkları üstüne kuruludur. Molière’in Mecburi Hekim adlı eserinde ise bayağı bir kişinin hekim sanılması olayların gelişimini belirler.
Entrika komedisi ile vodvil yakın özellikler izah edebilir. Sadece bu iki terimi bütünüyle eş anlamlı saymak doğru değildir. Entrika komedisi bir vaka örgüsü modelidir; vodvil ise tarihsel olarak müzik, şarkı ve çeşitli sahne gösterileriyle de ilişkili daha geniş bir tiyatro biçimidir.
Fars, abartılı vakalara, süratli tempoya ve fizyolojik güldürüye dayanan güldürü türüdür. Mantıklı görünmeyen tesadüfler, saklanmalar, kovalamacalar ve gövde hareketleri sık kullanılır.
Farsın amacı çoğunlukla direkt ve kuvvetli bir gülme tesiri oluşturmaktır. Bununla beraber farsı “değersiz güldürü” olarak görmek doğru değildir. İyi bir fars, ritim ve sahne zamanlaması bakımından ciddi bir ustalık gerektirir.
Vodvil, hareketli bir vaka örgüsünü şarkı, müzik, dans yada kısa gösterilerle birleştirebilen hafifçe güldürü biçimidir. Terimin anlamı ülkeye ve döneme bakılırsa değişmiştir.
Türkçe edebiyat kaynaklarında vodvil, çoğunlukla yanlış anlamalara ve süratli gelişen entrikalara dayanan keyifli oyunlar için kullanılır. Sadece Avrupa ve ABD tiyatro tarihinde birbirinden değişik vodvil geleneklerinin bulunmuş olduğu unutulmamalıdır.
Duygusal komedinin merkezinde aşk ilişkisi bulunur. Birbirine kavuşmak isteyen kişiler toplumsal engeller, yanlış anlamalar yada kimlik karışıklıklarıyla karşılaşır. Oyun çoğunlukla kavuşma, evlilik yada uzlaşmayla sonuçlanır.
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası ve On İkinci Gece adlı oyunları duygusal komedinin mühim örnekleri içinde değerlendirilir.
Satirik güldürü, gülmeyi açık bir toplumsal yada siyasal eleştiri aracı olarak kullanır. Hedefinde yönetim biçimleri, siyaset, derslik ilişkileri, cenk, çıkarcılık ve etik çöküş bulunabilir.
Satir yalnızca tiyatroya özgü değildir. Şiirde, romanda, hikâyede ve beyaz perdede da kullanılabilir. Bundan dolayı satirik özellik taşıyan her yapıt güldürü sayılmayacağı şeklinde, her güldürü de satirik olmak zorunda değildir.
Kara komedi; ölüm, cenk, hastalık, yıkım ve yabancılaşma şeklinde ağır mevzuları gülünç yada absürt bir bakışla işler. Amaç acıyı önemsizleştirmek değildir. İnsanların dayanılması zor gerçeklerle kurduğu tutarsız ilişkiyi görünür kılmaktır.
Kara komedide izleyici gülerken huzursuzluk da duyabilir. Bu ikili duygu, türün temel özelliklerinden biridir.
Absürt komedi, mantıklı vaka örgüsünü ve gündelik dilin alışılmış düzenini bilgili şekilde bozar. Tekrarlanan konuşmalar, iletişimsizlik, amaçsız bekleyiş ve neden-sonuç ilişkisinin zayıflaması gülünç bir uyumsuzluk oluşturur.
Bu türde kahkaha bir çok süre neşeli değildir. İnsan varoluşunun çıkmazlarını ve dilin yetersizliğini hissettiren buruk bir gülmedir.
Duygusal güldürü, güldürürken seyircide acıma ve duygulanma da uyandırır. Kişilerin hataları bütünüyle alaya alınmaz; onların değişme ve bağışlanma ihtimaline yer verilir.
Trajikomedi ise gülünç ve ağlatısal unsurları aynı yapı içinde birleştirir. Bundan dolayı trajikomediyi komedinin kati bir alt türü olarak değil, dram ile güldürü içinde duran melez bir şekil olarak değerlendirmek daha yerindedir.
Bu kavramlar günlük dilde birbirinin yerine kullanılabilir. Edebiyat incelemesinde ise aralarında işlev ve şekil bakımından mühim farklar bulunur.
| Kavram | Temel anlamı | Ayırt edici yönü |
|---|---|---|
| Mizah | Komik olanı üretme yada idrak etme biçimidir. | Şiir, roman, tiyatro, karikatür ve günlük konuşma şeklinde pek oldukca alanda bulunabilir. |
| Güldürü | Gülünç çatışmalar ve durumlar üstüne kurulan edebî yada trajik türdür. | Mizahı belirli bir vaka örgüsü, karakter ve tür yapısı içinde kullanır. |
| Hiciv | Bir kişiyi, düşünceyi yada toplumsal kurumu eleştiren ifade biçimidir. | Güldürme amacı taşıyabilir; fakat temel yönelimi eleştiridir. |
| Parodi | Malum bir eseri, türü yada ifade biçimini dönüştürerek tekrardan kurar. | Evvelinde mevcud bir metin ya da üslupla ilişki kurması gerekir. |
| Skeç | Azca kişili, kısa ve yoğun sahne parçasıdır. | Bir şekil ve uzunluk özelliğidir; gülünç olabileceği şeklinde ciddi de olabilir. |
| Trajedi | İnsanın ağır çatışmalarını ve yıkıcı neticeleri işler. | Geleneksel olarak acıma ve korku duygularını öne çıkarır. |
Kısacası güldürü ile gülmece aynı şey değildir. Gülmece bir ifade ve idrak etme biçimidir; güldürü ise bu imkândan yararlanan bir türdür. Benzer şekilde parodi ve skeç de komedinin eş anlamlısı değildir.
Batı edebiyatındaki güldürü geleneği Eski Yunan tiyatrosunda belirginleşmiştir. Eski Komedya, Orta Komedya ve Yeni Komedya biçiminde üç tarihsel dönemden söz edilir.
Aristofanes, Eski Komedya’nın günümüze ulaşan en mühim temsilcisidir. Bulutlar, Kuşlar ve Lysistrata şeklinde eserlerinde politika, cenk, eğitim ve fikir yaşamını yürekli bir üslupla eleştirir.
Yeni Komedya’da ise siyasal taşlamanın yerini aile ilişkileri, aşk, miras, evlilik ve kimlik karışıklıkları alır. Menandros bu devrin en mühim ismidir. Onun kurduğu vaka ve karakter modelleri Roma komedisini ve daha sonraki Avrupa tiyatrosunu etkilemiştir.
Plautus ve Terentius, Eski Yunan Yeni Komedyası’nın mevzularını Roma toplumuna uyarlamıştır. Kurnaz köle, pinti baba, övüngen asker ve genç âşık şeklinde kalıplaşmış tipler bu anane içinde yaygınlaşmıştır.
Plautus’un ikizlere dayanan oyunları, yüzyıllar sonrasında Shakespeare’in Yanlışlıklar Komedyası şeklinde eserlerine kaynaklık etmiştir. Böylece komedinin temel vaka kalıpları değişik dönemlerde tekrardan işlenmiştir.
Rönesans tiyatrosunda güldürü, klasik kaynaklarla halk tiyatrosunun imkânlarını birleştirmiştir. Shakespeare, aşkı, kimlik değişimini ve toplumsal rolleri şiirsel bir üslupla ele almıştır.
17. yüzyıl Fransız tiyatrosunda Molière, karakter ve töre komedisinin en kuvvetli örneklerini vermiştir. Onun oyunlarında gülme, cemiyet içinde elit görünen kusurların maskesini düşürür.
19. yüzyılda Gogol, bürokratik düzenin çürümüşlüğünü güldürü vasıtasıyla işler. Oscar Wilde, toplumsal nezaketin arkasındaki ikiyüzlülüğü parlak diyaloglarla ortaya çıkarır.
20. yüzyılda güldürü; politik tiyatro, kara gülmece, kabare, beyaz perde ve epik tiyatro şeklinde alanlarda yeni işlevler kazanmıştır. Çağıl komedide mutlu son zorunluluğu zayıflamış, gülme daha huzursuz ve eleştirel bir kalite kazanmıştır.
Türk edebiyatındaki güldürü geleneği yalnızca Batılı tiyatronun etkisiyle başlamamıştır. Yazılı tiyatrodan ilkin de kuvvetli bir sözlü ve seyirlik komedi kültürü vardır.
Geleneksel Türk tiyatrosunda komedi; doğaçlama, yansılamak, yanlış anlama ve söz oyunlarına dayanır. Karakterden oldukca toplumun belirli kesimlerini temsil eden tipler kullanılır.
Bu oyunlarda temel karşıtlık bir çok süre eğitimli görünen şahıs ile halk sağduyusunu temsil eden şahıs arasındadır. Fakat komik duruma düşen taraf devamlı “bilgisiz” görünen şahıs olmaz. Geleneksel komedinin zekâsı da burada ortaya çıkar.
Batılı anlamda yazılı Türk tiyatrosu Tanzimat Dönemi’nde gelişmeye adım atmıştır.
Şinasi’nin 1859’da yazıp 1860’ta yayımladığı Ozan Evlenmesi, Batılı anlamda ilk yerli tiyatro eseri kabul edilir. Tek perdelik bu komedide görücü usulü evlilik eleştirilir. Yapıt, Batılı güldürü tekniğiyle orta oyununun tip ve konuşma özelliklerini bir araya getirir.
Ahmet Vefik Paşa, Moliere’in oyunlarını Türkçeye çevirmiş ve yerli hayata uyarlamıştır. Bu adaptasyonlar, komedinin Türk tiyatrosunda yerleşmesine mühim katkı elde etmiştir.
Direktör Ali Bey de Ayyar Hamza ve kısa komedileriyle konuşma diline dayanan canlı bir tiyatro dili geliştirmiştir.
Musahipzade Celal, geleneksel tiyatro özelliklerinden yararlanarak Osmanlı cemiyet yaşamını ve eski kurumları mizahi bir bakışla ele almıştır.
Cumhuriyet döneminde güldürü, gündelik yaşamın yanı sıra siyaset, politika, eğitim, kentleşme ve derslik ilişkilerine yönelmiştir. Haldun Taner, geleneksel tiyatro, kabare ve çağdaş sahne tekniklerini bir araya getirmiştir. Keşanlı Ali Destanı, toplumsal hicivle epik tiyatro anlayışını buluşturan mühim bir eserdir.
Aziz Nesin, toplumdaki bürokratik çelişkileri ve insan davranışlarındaki tutarsızlıkları gülmece yöntemiyle işlemiştir. Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı adlı eseri ise okul hayatından hareketle eğitim sistemini ve toplumsal değerleri eleştirir.
Turgut Özakman’ın Ah Şu Gençler adlı oyunu, kuşaklar arasındaki iletişimsizliği güldürü vasıtasıyla işler. Böylece Türk komedisi, yalnızca gelenekleri eleştiren bir tür olmaktan çıkarak çağdaş toplumun güncel sorunlarını tartışan geniş bir alana dönüşür.
Bir eserin yalnızca “gülünç olup olmadığına” bakmak, edebî çözümleme için kafi değildir. Komediyi incelerken gülmenin iyi mi üretildiği ve neyi görünür kıldığı araştırılmalıdır.
Bir güldürü metni değerlendirilirken şu sorular sorulabilir:
Bu sorular, komediyi vaka özeti düzeyinden çıkarıp edebî ve trajik yapı bakımından değerlendirmeye destek verir.
Noksan bir yargıdır. Güldürü eğlendirir; fakat hem de eleştirebilir, rahatsız edebilir ve düşünmeye yöneltebilir.
Güldürü cenk, ölüm, yoksulluk, baskı ve toplumsal eşitsizlik şeklinde ağır mevzuları da ele alabilir. Kara güldürü bunun belirgin örneğidir.
Bir yapıt karakter, töre ve entrika komedisinin özelliklerini aynı anda taşıyabilir. Sınıflandırmalar, eseri anlamayı kolaylaştıran araçlardır; değişmez kalıplar değildir.
İki tür içinde yakınlık bulunabilir; fakat kavramların tarihsel kapsamları farklıdır. Her entrika komedisi vodvil olmadığı şeklinde her vodvil de yalnızca entrikadan oluşmaz.
Klasik komedide uzlaşma ve düzenin tekrardan kurulması yaygındır. Çağıl komedide ise açık, buruk yada huzursuz edici sonlarla da karşılaşılır.
Güldürü, insanoğlunun kendi kusurlarına dışarıdan bakabilmesini elde eden en kuvvetli edebî türlerden biridir. Kimi zaman pinti bir karakteri, kimi zaman yanlış anlaşılmalarla büyüyen bir vakası, kimi zaman de işleyemez hâle gelmiş bir kurumu sahneye taşır.
Onun aslolan gücü, eleştiriyi direkt bir öğüde dönüştürmeden yapabilmesidir. Izleyici gülerken metnin hedefindeki çelişkiyi de farkına varır. Bundan dolayı güldürü hafifçe bir tür değildir; yalnızca ağır meseleleri değişik bir üslupla anlatır.
Kim bilir komediyi en iyi özetleyen benzetme aynadır. Sadece bu, gerçeği olduğu şeklinde gösteren düz bir ayna değildir. Kusurları büyüten, oranları değiştiren ve gizlenen ayrıntıları görünür kılan eğri bir aynadır. Görüntü abartılıdır; fakat kusur bütünüyle uydurulmuş değildir.
Güldürü; insan davranışlarının, olayların ve toplumsal ilişkilerin komik ya da tutarsız taraflarını işleyen edebî ve trajik türdür. Güldürmenin yanında eleştirme ve düşündürme işlevi de taşır.
Türkçe edebiyat öğretiminde başlıca güldürü türleri karakter komedisi, töre komedisi ve entrika komedisidir. Bunların yanında fars, vodvil, duygusal güldürü, satirik güldürü, kara güldürü, absürt güldürü ve duygusal güldürü şeklinde türlerden söz edilir.
Karakter komedisi bir kişinin cimrilik, kibir yada ikiyüzlülük şeklinde baskın özelliğine odaklanır. Töre komedisi ise bir toplumun yaşayış biçimini, geleneklerini ve derslik ilişkilerini eleştirir.
Entrika komedisi; yanlış anlama, kimlik karışıklığı, rastlantı ve beklenmedik karşılaşmalar üstüne kurulan hareketli güldürü türüdür. Vaka örgüsü, karakter çözümlemesinden daha belirgin olabilir.
Hayır. Gülmece, komik olanı üretme yada idrak etme biçimidir ve değişik sanat türlerinde kullanılabilir. Güldürü ise mizahı karakter, vaka örgüsü ve çatışma içinde kullanan edebî ya da trajik bir türdür.
Güldürü bir türdür; skeç ise kısa, azca kişili ve yoğun bir sahne biçimidir. Bir skeç gülünç olabilir, fakat her güldürü skeç olmadığı şeklinde her skeç de güldürü olmak zorunda değildir.
Şinasi’nin 1859’da yazdığı ve 1860’ta yayımladığı Ozan Evlenmesi, Batılı anlamda ilk yerli tiyatro eseri ve Türk edebiyatının ilk çağdaş güldürü örneği kabul edilir.
Trajedi geleneksel olarak ağır çatışmaları, yıkıcı neticeleri, korku ve acıma duygularını öne çıkarır. Güldürü ise insan kusurlarını, yanlışlıkları ve toplumsal çelişkileri gülme yöntemiyle işler. Çağıl eserlerde iki türün özellikleri bir araya gelebilir.
Kara güldürü; ölüm, cenk, hastalık ve yıkım şeklinde ağır mevzuları mizahi, ironik yada absürt bir anlatımla ele alan güldürü türüdür. Gülme ile hastalık duygusunu aynı anda oluşturabilir.
Hayır. Klasik komedilerde uzlaşma, evlilik ve toplumsal düzenin tekrardan kurulması yaygındır. Çağıl komediler ise açık, buruk yada düşündürücü sonlarla tamamlanabilir.
Gülmece Nedir? Dünya ve Türk Edebiyatında Gülmece İnsan, kimi vakit değiştiremediği bir gerçeğe güler. Bundan…
Son güncelleme: 22 Temmuz 2026 2026 YKS Tercih Rehberi Mühim: ÖSYM’nin 21 Temmuz’da yayımladığı 2026-YKS…
Pastoral Senfoni – Andre GideTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2009Yayınevi:Timaş YayınlarıISBN:9789752638976KarakterlerPapaz: Eserin anlatıcısıdır. Evli, çocuk sahibi ve toplumda…
Yavaşla – Kemal SayarTür:PsikolojiYazar:Kemal SayarYayınlanma Zamanı:2018Yayınevi:Kapı YayınlarıISBN: 9789752448377MevzusuYavaşla, çağıl yaşamın insanı sürüklediği hız kültürünü ele…
Fobi – Wulf DornTür:RomanYazar:Wulf DornYayınlanma Zamanı:2016Yayınevi:PegasusISBN: 9786053438168MevzusuFobi, görünürde kusursuz bir yaşam yaşayan bir kadının, bir…
Charlie Chaplin Melon şapkası, ufak bıyığı, bolca pantolonu ve bambu bastonuyla sinema tarihinin en tanınmış…