Aynı ailede yaşayan bir dede, baba ve genç; dünyaya aynı pencereden bakmaz; bu sebeple her biri değişik bir devrin şartları içinde büyümüş, değişik olaylardan etkilenmiş ve değişik değerlerle yetişmiştir. Bir kuşağın “doğru” kabul etmiş olduğu davranış, başka bir dönem tarafınca gereksiz, baskıcı yada son zamanların arkasında görülebilir.
Bu farklılıklar daima çatışmaya dönüşmez. Sadece kuşaklar birbirlerini anlamaya çalışmadığında; değerler, yaşam biçimleri, kontakt alışkanlıkları ve beklentiler arasındaki ayrılıklar giderek büyür. İşte bu durumda dönem çatışması ortaya çıkar.
Dönem çatışması yalnızca anne, baba ve çocuklar içinde yaşanmış olan bir ihtilaf değildir. Eğitimden emek harcama hayatına, teknolojiden aile ilişkilerine, toplumsal değerlerden edebiyata kadar yaşamın derhal her alanında görülebilen toplumsal bir olgudur.
Dönem, ortalama olarak aynı yıllarda doğan, benzer toplumsal vakalara tanıklık etmiş ve ortak tarihsel şartlardan etkilenmiş insan topluluğudur. “Nesil” ve “jenerasyon” kelimeleri de bir çok vakit dönem anlamında kullanılmaktadır.
Bir insanoğlunun fikir yapısını yalnızca doğduğu yıl belirlemez. Aile ortamı, eğitim düzeyi, ekonomik şartlar, yaşamış olduğu çevre ve kişisel deneyimler de son aşama önemlidir. Bununla beraber aynı dönemde yaşayan insanoğlu; harp, ekonomik kriz, göç, teknolojik dönüşüm yada büyük toplumsal değişimler benzer biçimde ortak olaylardan etkilenebilir.
Bu yüzden dönem terimi yalnızca biyolojik değil, bununla beraber toplumsal ve tarihsel bir anlam taşır.
Bir kuşağın ortak özellikler kazanmasında şu unsurlar etkili olabilir:
Sadece kuşaklar kati çizgilerle birbirinden ayrılmış topluluklar değildir. Aynı kuşağa mensup iki insanoğlunun dünya görüşü, yaşam seçimi ve değerleri birbirinden oldukça değişik olabilir. Bu yüzden “Tüm gençler şöyledir.” yada “Yaşlılar değişime kapalıdır.” benzer biçimde genellemeler yanıltıcıdır.
Dönem çatışması, değişik yaş gruplarına ve kuşaklara mensup kişilerin kıymet yargıları, düşünceleri, davranışları, yaşam biçimleri ve beklentileri arasındaki farklılıklardan doğan anlaşmazlıktır.
Başka bir ifadeyle dönem çatışması; eski kuşağın deneyim ve geleneklere verdiği ehemmiyet ile yeni kuşağın değişiklik, özgürlük ve yenilik isteğinin karşı karşıya gelmesidir.
Bu çatışma bir çok vakit şu karşıtlıklar çevresinde gelişir:
Aile içinde yaşanmış olan her ihtilaf dönem çatışması değildir. Bir irdelemenin dönem çatışması sayılabilmesi için değişik dönemlerin kıymet ve yaşam anlayışlarının karşı karşıya gelmesi gerekir.
Dönem çatışmasının tek bir sebebi yoktur. Bir çok vakit birden fazla etken aynı anda devreye girer.
Her dönem, yetiştiği devrin değerlerini büyük seviyede benimser. Önceki kuşaklar için itaat, sabır, aile bütünlüğü ve toplumsal onay daha mühim olabilirken yeni kuşaklar bireysel özgürlüğe, kişisel sınırlara ve kendini gerçekleştirmeye daha çok ehemmiyet verebilir.
Mesela bir ebeveyn, çocuğunun meslek seçiminde ailenin düşüncesini dikkate almasını bekleyebilir. Genç ise bu sonucu yalnızca kendisinin vermesi icap ettiğini savunabilir.
Buradaki çatışma bir çok vakit iyi niyetli koruma isteği ile özgür karar verme isteği arasındadır.
Teknoloji, kuşaklar arasındaki mesafeyi görünür hâle getiren en mühim alanlardan biridir.
Daha yaşlı kuşaklar karşı karşıya iletişimi, telefon görüşmesini ve geleneksel data kaynaklarını tercih edebilir. Gençler ise mesajlaşma uygulamalarını, toplumsal medyayı, çevrim içi eğitim araçlarını ve suni zekâ uygulamalarını günlük yaşamın organik bir parçası olarak görebilir.
Bu farklılık şu tür yakınmalara yol açabilir:
Mesele bir çok vakit değişen teknolojinin kendisi değil, değişen teknolojinin iyi mi ve ne seviyede kullanılacağı mevzusundaki değişik beklentilerdir.
Önceki kuşaklarda duygu ve düşüncelerin açıkça ifade edilmesi her ailede teşvik edilmemiş olabilir. Sevgi, bir çok vakit sözle değil; çalışmak, korumak, mesuliyet almak ve fedakârlık yapmak kanalıyla gösterilmiştir.
Yeni kuşaklar ise duyguların açıkça konuşulmasını, kişisel sınırların korunmasını ve karar süreçlerine katılmayı daha çok önemseyebilir.
Bu durumda bir taraf:
“Ben senin iyiliğin için söylüyorum.”
derken öteki taraf:
“Beni anlamadan benim adıma karar veriyorsun.”
diyebilir.
Sıhhatli aile içi iletişim, dönem farklılıklarının yıkıcı bir çatışmaya dönüşmesini engellemiş olan en mühim unsurlardan biridir. Devamlı eleştiri, karşılaştırma ve tek taraflı karar alma ise anlaşmazlığı derinleştirir.
Geleneksel aile yapısında yaşça büyük olan kişinin sözü daha belirleyicidir. Aile büyüklerine itaat etmek, bir çok vakit saygının bir göstergesi kabul edilir.
Yeni kuşaklar ise saygı ile sorgulamayı birbirinden ayrı görür. Bir düşünceye itiraz etmenin saygısızlık olmadığını savunabilir.
Bu yüzden şu iki yaklaşım karşı karşıya gelir:
“Ben büyüğüm ve daha tecrübeliyim.”
ve
“Yaşım minik olabilir; fakat benim de düşüncelerim var.”
Otorite yalnızca yaşa dayandırıldığında gençler baskı altında hissedebilir. Gençlerin her itirazı saygısızlık olarak yorumlandığında ise kontakt kanalları kapanabilir.
Gençlik süreci, ferdin kendi kimliğini kurmaya başladığı bir dönemdir. Giyim seçimi, dost seçimi, eğitim, meslek, hususi yaşam ve gelecek planları mevzusunda bağımsız karar verme isteği artar.
Aile ise evladı korumak, yanlış karar vermesini engellemek ve toplumsal çevrenin negatif etkilerinden uzak tutmak isteyebilir.
Bu aşamada aile ile genç içinde sınır tartışması adım atar:
Bireyselleşme, aileden kopmak anlamına gelmez. Sadece aile bireyselleşmeyi otorite kaybı olarak görürse çatışma daha kolay ortaya çıkar.
Her dönem aynı ekonomik şartlarda büyümez. Bundan önceki dönem genç yaşta iş bulmuş, ev almış yada tertipli bir gelir elde etmiş olabilir. Yeni dönem ise işsizlik, yüksek yaşam maliyetleri, barınma problemi ve gelecek kaygısıyla karşılaşabilir.
Bu değişik şartlar dikkate alınmadığında şu tür yargılar ortaya çıkar:
Oysa değişik dönemlerin ekonomik imkânlarını direkt karşılaştırmak daima doğru netice vermez. Dönem çatışması yalnızca kültürel değerlerden değil; iş, gelir, barınma ve gelecek güvencesi benzer biçimde ekonomik sorunlardan da doğabilir.
Geçmişte doktorluk, öğretmenlik, mühendislik ve devlet memurluğu benzer biçimde meslekler daha güvenli ve saygı duyulan kabul edilebilirdi. Günümüzde ise yazılım, dijital içerik üreticiliği, oyun tasarımı, toplumsal medya yönetimi ve uzaktan emek harcama benzer biçimde yeni meslek alanları ortaya çıkmıştır.
Aile, geleneksel bir mesleği daha güvenli bulurken genç, hemen hemen tam olarak anlaşılmayan yeni bir alana yönelmek isteyebilir.
Çatışmanın temelinde bir çok vakit şu iki gerekseme vardır:
Toplumların yavaş değişmiş olduğu dönemlerde kuşaklar arasındaki farklar daha sınırı olan olabilir. Sadece değişen teknolojinin, tüketim alışkanlıklarının, eğitim anlayışının ve gündelik yaşamın hızla değişmiş olduğu dönemlerde on yada on beş senelik yaş farkı bile mühim tecrübe farklılıkları doğurabilir.
Daha yaşlı bir kuşağın seneler içinde öğrendiği data ve beceriler, yeni teknolojiler sebebiyle kısa sürede geçerliliğini yitirebilir. Bu durum yaşlı kuşakta değersizleşme, genç kuşakta ise üstünlük duygusu oluşturabilir.
Dönem çatışmasının en belirgin olduğu yer ailedir. Zira değişik yaş grupları aynı evde yaşar, aynı ekonomik kaynakları paylaşır ve birbirlerinin kararlarından direkt etkilenir.
Aile içindeki dönem çatışmaları çoğu zaman şu mevzularda ortaya çıkar:
Öğretmenlerle öğrenciler içinde öğrenme biçimleri, disiplin, ödev, teknoloji kullanımı ve derslik içi kontakt mevzusunda değişik beklentiler bulunabilir.
Mesela öğretmen uzun soluklu dikkat, tertipli not tutma ve karşı karşıya anlatımı önemseyebilir. Talebe ise video, görsel, etkileşimli uygulama ve kısa içeriklerle daha kolay öğrendiğini düşünebilir.
Bu farklılık doğru yönetildiğinde eğitim zenginleşir. Sadece taraflar birbirlerini “son zamanların arkasında” yada “sorumsuz” olarak etiketlerse çatışma büyür.
İş yerlerinde değişik kuşaklar aynı ekip içinde çalışabilir. Emek harcama disiplini, mesai, sıradüzen, terfi, geri bildirim ve iş-özel yaşam dengesi mevzularında değişik tutumlar görülebilir.
Mesela bazı çalışanlar uzun süre aynı kurumda kalmayı bağlılık olarak değerlendirirken bazıları yeni deneyimler kazanmak için sık iş değiştirmeyi organik görebilir.
Emek harcama hayatındaki dönem çatışmaları çoğunlukla şu alanlarda görülür:
Müzik, sanat, dil, moda, eğlence, evlilik, toplumsal roller ve siyasal düşünceler kuşaklar içinde farklılık izah edebilir.
Her yeni kuşağın kullandığı bazı kelimeler, dinlediği müzik yada benimsediği giyim seçimi önceki kuşağa yabancı gelebilir. Benzer şekilde gençler de geleneksel davranışları gereksiz yada baskıcı bulabilir.
Dönem çatışması burada yalnızca bireyler içinde değil, toplumun geçmişi ile geleceği içinde yaşanmış olan bir değişiklik tartışmasına dönüşür.
Kuşaklar arası anlaşmazlıkların çatışmaya dönüştüğünü gösteren başlıca emareler şunlardır:
Bu emareler uzun süre devam ettiğinde aile bağları zayıflayabilir, iş ortamında verim düşebilir ve bireyler kendilerini değersiz hissedebilir.
Bir baba, çocuğunun hukuk okumasını ister. Çocuk ise güzel sanatlar alanına yönelmek istemektedir.
Baba için tertipli gelir ve meslek güvencesi önemlidir. Genç için ise kabiliyetine uygun bir yaşam oluşturmak ön plandadır.
Bu örnekte çatışma, güvenlik ihtiyacı ile bireysel tercih arasındadır.
Anne, ailece yiyecek yerken telefon kullanılmasını saygısızlık olarak görür. Genç ise gelen mesajlara kısa yanıt vermenin düzgüsel bulunduğunu düşünür.
Burada çatışma, karşı karşıya kontakt anlayışı ile dijital kontakt alışkanlığı içinde yaşanmaktadır.
Aile, gencin kendi çevrelerinden biriyle evlenmesini ister. Genç ise eş seçiminin yalnızca kişisel bir karar bulunduğunu savunur.
Buradaki temel karşıtlık, aile ve çevre onayı ile bireysel özgürlük arasındadır.
Uzun senelerdir aynı kurumda çalışan yönetici, genç çalışanın mesai saatleri mevzusundaki esneklik talebini disiplinsizlik olarak görür. Genç çalışan ise yapmış olduğu işin sonucunun, ofiste geçirdiği süreden daha mühim bulunduğunu düşünür.
Bu örnekte geleneksel emek harcama disiplini ile netice odaklı emek harcama anlayışı çatışmaktadır.
Bir aile büyüğü, gençlerin toplumsal medya diliyle konuşmasını Türkçenin bozulması olarak değerlendirir. Genç ise dilin devamlı değiştiğini ve yeni kelimelerin organik bulunduğunu savunur.
Burada çatışma, dili koruma kaygısı ile dilin değişebilirliği arasındadır.
Dönem çatışması ile kültür çatışması birbirine benzese de aynı kavram değildir.
Dönem çatışması, değişik yaş grupları içinde yaşanır. Kültür çatışması ise değişik toplumlara, inançlara, yaşam tarzlarına yada kültürel çevrelere mensup kişiler içinde ortaya çıkabilir.
Sadece iki çatışma birbiriyle birleşebilir. Mesela göçmen bir ailede yetişen genç, yaşamış olduğu ülkenin kültürünü benimserken anne ve babası geldikleri ülkenin geleneklerini korumak isteyebilir. Bu durumda hem dönem hem de kültür çatışması yaşanır.
Benzer şekilde Türk edebiyatında işlenen Doğu-Batı çatışması, birçok eserde dönem çatışmasıyla iç içe geçmiştir. Eski dönem geleneksel yaşamı temsil ederken genç dönem Batılı ve çağıl yaşam biçimine yönelmiştir.
Dönem çatışması; roman, hikâye ve tiyatroda sık kullanılan temel çatışmalardan biridir. Edebî eserlerde vaka örgüsü bir çok vakit değişik düşüncelere, değerlere ve amaçlara haiz kişilerin karşı karşıya gelmesiyle gelişir.
Edebiyatta çatışma kavramı, anlatının hareket kazanmasını elde eden temel unsurlardan biridir. Kahramanlar kendileriyle, başka kişilerle, toplumla, doğayla yada değişik kıymet sistemleriyle çatışabilir. Dönem çatışması da kişiler arası ve toplumsal çatışmanın mühim bir görünümüdür.
Türk edebiyatında dönem çatışması bilhassa modernleşme, Batılılaşma, aile yapısının değişmesi ve geleneksel değerlerin çözülmesi çevresinde işlenmiştir.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Kiralık Konak romanı, Türk edebiyatında dönem çatışmasının en belirgin örneklerinden biridir.
Romanda aynı konakta yaşayan üç dönem üstünden Osmanlı toplumunun geçirdiği değişiklik anlatılır:
Konak yalnızca yaşanılan bir mekân değildir. Eski değerlerin, aile düzeninin ve toplumsal yapının sembolüdür. Konağın çözülmesiyle aile bağları ve geleneksel değerler de dağılmaya adım atar.
Romanda değişik kuşakların yaşam anlayışları karşılaştırılır. Böylece aile içindeki ihtilaf, toplumun yaşamış olduğu tarihsel dönüşümün aynasına dönüşür.
Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü romanında Ali Rıza Bey’in temsil etmiş olduğu terbiye anlayışı ile evlatlarının değişen yaşam seçimi karşı karşıya gelir.
Ali Rıza Bey;
Evlatları ise çağıl kent yaşamının tüketim, eğlence ve gösteriş anlayışına yönelir. Aile üyelerinin değişik beklentileri, evin yavaş yavaş dağılmasına niçin olur.
Romanın adındaki “yaprak dökümü”, aile bireylerinin birer birer evden uzaklaşmasını ve geleneksel aile düzeninin çözülmesini simgeler. Dönem çatışması burada yalnızca baba ile çocuklar arasındaki bir ihtilaf değildir. Değişen toplumun aile üstündeki tesirini de gösterir.
Peyami Safa’nın Fatih-Harbiye romanında direkt dönem çatışmasından oldukca geleneksel ve çağıl yaşam biçimleri arasındaki çatışma öne çıkar.
Neriman’ın Batılı yaşama duyduğu ilgi ile babası Faiz Bey’in temsil etmiş olduğu geleneksel çevre içinde belirgin bir kıymet farkı vardır. Bu yüzden romandaki Doğu-Batı karşıtlığı, bununla beraber baba ile genç kız arasındaki dönem farkını da görünür hâle getirir.
Eserde Fatih geleneksel yaşamı, Harbiye ise Batılı ve çağıl yaşamı temsil eder. Böylece mekânlar bile değişik kuşakların ve değerlerin sembolüne dönüşür.
Dönem çatışması sıhhatli şekilde yönetilmediğinde şu sonuçlara yol açabilir:
Çatışma esnasında devamlı aşağılanan yada dinlenmeyen şahıs, düşüncelerini paylaşmaktan vazgeçebilir. Bu durum görünürde sessizlik oluştursa da problemi çözmez. Bastırılan ihtilaf, ilerleyen dönemlerde daha sert şekilde ortaya çıkabilir.
Dönem çatışması daima bütünüyle negatif değildir. Doğru yönetildiğinde toplumsal değişime ve karşılıklı öğrenmeye katkı sağlayabilir.
Bu yüzden amaç, kuşaklar arasındaki tüm farklılıkları ortadan kaldırmak değildir. Aslolan amaç, farklılıkları karşılıklı gelişmenin kaynağına dönüştürmektir.
Her dönem, kendi periyodunun şartlarına bakılırsa düşünür. Bir davranışı derhal eleştirmek yerine o davranışın hangi ihtiyaçtan doğduğu anlaşılmalıdır.
Aile büyüklerinin kaygısının arkasında bir çok vakit koruma isteği vardır. Gençlerin itirazlarının arkasında ise bağımsızlık ve kendini ifade etme ihtiyacı bulunabilir.
“Siz gençler sorumsuzsunuz.” yada “Siz yaşlılar hiçbir şeyi anlamıyorsunuz.” benzer biçimde ifadeler iletişimi keser.
Davranış ile şahıs birbirinden ayrılmalıdır.
Yanlış ifade:
“Sen esasen daima saygısızsın.”
Daha doğru ifade:
“Konuşurken sözümün kesilmesi beni rahatsız ediyor.”
Bu yaklaşım, kişiliği hedef almak yerine somut davranış üstünde durur.
Dinlemek, konuşma sırasının gelmesini beklemek değildir. Karşıdaki kişinin ne hissettiğini ve niçin bu şekilde düşündüğünü anlamaya çalışmaktır.
Sıhhatli bir konuşmada taraflar:
Toplumda saygı bir çok vakit küçüğün büyüğe göstermesi ihtiyaç duyulan bir davranış olarak düşünülür. Oysa sıhhatli ilişkilerde saygı karşılıklıdır.
Büyükler tecrübeleri sebebiyle saygıyı hak eder. Gençler de duygu, fikir ve kişisel sınırları olan bireyler olarak saygı görmelidir.
Ev, okul yada iş yerindeki kurallar yalnızca bir tarafın isteğine bakılırsa belirlenmemelidir. Tarafların gereksinimleri konuşularak uygulanabilir sınırlar oluşturulmalıdır.
Mesela aile içinde telefon kullanımıyla ilgili şu tür bir ortak karar alınabilir:
Böylece kaide, baskı aracı olmaktan çıkar ve ortak uzlaşmaya dönüşür.
Kuşaklardan biri geçmişi, diğeri geleceği temsil etmek zorunda değildir. Deneyim ile yenilik beraber kullanılabilir.
Mesela bir iş yerinde deneyimli çalışan kurumun geçmişini ve işleyişini aktarırken genç çalışan yeni teknolojileri ve daha süratli şekilleri izah edebilir.
En sıhhatli çözüm, bir kuşağın diğerine üstün gelmesi değil; iki tarafın bilgisinin birleşmesidir.
Gençlerin hususi alanı, arkadaşları ve kararları olduğu benzer biçimde yetişkinlerin de alışkanlıkları ve sınırları vardır.
Kişisel alana saygı göstermek, ilgisizlik anlamına gelmez. Aksine güvene dayalı birlikteliğin temelidir.
Kuşaklar değişik düşünse de bir çok vakit temel amaçları aynıdır:
Münakaşa esnasında yalnızca ayrılıklar üstünde durmak yerine ortak amaçların hatırlanması çözümü kolaylaştırır.
Aile içindeki çatışma devamlı hakarete, baskıya, şiddete yada iletişimsizliğe dönüşmüşse aile danışmanı ya da ruhsal danışmandan destek alınabilir.
Uzman desteği almak, ailenin başarısız olduğu anlamına gelmez. Problemi yansız bir bakışla değerlendirme ve daha sıhhatli kontakt kurma fırsatı sağlar.
Bu fikir doğru değildir. Dönem çatışması iki tarafın değişik kıymet ve beklentilerinden doğar. Sorumluluğu yalnızca gençlere yüklemek problemi anlamayı engeller.
Bu da aşırı bir genellemedir. Her yaş grubunda yeniliğe açık yada kapalı insanoğlu bulunabilir.
Gençler bazı geleneklerin anlamını sorgulayabilir. Sorgulamak, daima reddetmek anlamına gelmez.
Doğru kontakt kurulduğunda dönem farklılıkları aile bağlarını güçlendirebilir. Büyükler deneyimlerini aktarırken gençler aileye yeni bakış açıları kazandırabilir.
Aynı dönemde doğan insanoğlu ortak bazı deneyimlere haiz olabilir. Sadece kişilik, aile, eğitim, ekonomik durum ve kültürel çevre farklılıkları son aşama önemlidir. Dönem etiketleri, insanları açıklamak için kullanılabilir; fakat insanları kalıplara hapsetmemelidir.
Dönem çatışması, değişik dönemlerde yetişmiş insanların değerleri, beklentileri ve yaşam biçimleri arasındaki ayrılıklardan doğar. Ailede, okulda, emek harcama hayatında ve toplumsal ilişkilerde görülebilir.
Bu çatışmanın temelinde bir çok vakit fena niyet değil, değişik yaşam tecrübeleri vardır. Eski dönem geçmişin birikimini korumaya, yeni dönem ise değişen dünyada kendine yer açmaya çalışır.
Mesele, kuşakların değişik olması değildir. Aslolan mesele, tarafların kendi deneyimini tek doğru kabul etmesi ve birbirini dinlemekten vazgeçmesidir.
Kuşaklar birbirlerini rakip olarak görmek yerine birbirlerinden öğrenebileceklerini kabul ettiğinde çatışma yerini diyaloğa bırakır. Zira cemiyet, yalnızca geçmişi koruyarak yada yalnızca yeniyi yücelterek gelişmez. Kalıcı gelişme, deneyim ile yeniliğin buluşmasıyla gerçekleşir.
Dönem çatışması, değişik yaş gruplarındaki insanların kıymet, fikir, davranış ve yaşam biçimi farklılıklarından doğan anlaşmazlıktır.
En mühim niçin, değişik dönemlerde yetişen insanların vakalara değişik kıymet ölçüleriyle yaklaşmasıdır. Teknoloji, aile yapısı, eğitim, iktisat ve kontakt biçimleri de çatışmayı etkisinde bırakır.
Hayır. Bir irdelemenin dönem çatışması sayılabilmesi için anlaşmazlığın değişik kuşakların kıymet, deneyim yada yaşam anlayışlarından kaynaklanması gerekir.
Meslek seçimi, evlilik sonucu, telefon kullanımı, eve dönüş saati, giyim seçimi, emek harcama biçimi ve para harcama alışkanlıkları dönem çatışmasına örnek olabilir.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Kiralık Konak ve Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü romanları, Türk edebiyatında dönem çatışmasının en belirgin örnekleri arasındadır.
Karşılıklı dinleme, genellemelerden kaçınma, ortak kurallar belirleme, kişisel sınırlara saygı gösterme ve deneyim ile yeniliği birleştirme çatışmayı azaltabilir.
Evet. Sıhhatli yönetildiğinde eski kuşağın tecrübesi ile yeni kuşağın yenilikçi bakışı birleşebilir. Bu durum hem ailelerin hem de toplumun gelişmesine katkı sağlar.
Evet. “Dönem çatışması” ve “nesil çatışması” aynı anlamda kullanılan ifadelerdir. Türkçede “dönem çatışması” kullanımı daha yaygındır.
Çeyiz – Hatice Kübra TongarTür:HikayelerYazar:Hatice Kübra TongarYayınlanma Zamanı:2022Yayınevi:HayykitapISBN: 9786258222029KarakterlerKitap tek bir vaka örgüsünden değil, birbirinden…
Babamın Yeri – Annie ErnauxTür:RomanYazar:Annie ErnauxYayınlanma Zamanı:2022Yayınevi:Can YayınlarıISBN:9789750754579KarakterlerAnnie Ernaux (Anlatıcı): Romanın anlatıcısı ve bununla beraber…
Yazar ve Ozan Olmak Yazar ya da ozan olmak, yalnızca güzel cümleler oluşturmak değildir. Dili…
Çarp Yoksa Ben Çarparım – Tarık UsluTür:ÇocukYazar:Tarık UsluYayınlanma Zamanı:2015Yayınevi:UğurböceğiISBN: 9786054965298MevzusuÇarp Yoksa Ben Çarparım!, matematiğin tarihini,…
Doğum Zamanı:1058Ölüm Zamanı:1111Meslek:İslâm âlimi, Yazarİmam Gazali Kimdir?İmam Gazâlî, yalnızca kitaplar yazmış büyük bir alim değil,…
11. Derslik 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Türk Dili ve Edebiyatı Senelik Ders Planı 11. Derslik Türk…