KİTABIN ADI : Saray Ve Ötesi
KİTABIN YAZARI : Halid Ziya UŞAKLIGİL
YAYIN EVİ VE ADRESİ : İnkılap Ve Aka Kitap Evleri Koll. Şti. Ankara Cad. No.95
İstanbul
BASIM YILI : 1981
1.KİTABIN KONUSU: Abdulhamid’in tahttan indirilmesinden sonra tahta geçen Sultan Beşinci Reşat zamanında sarayda geçen olaylar anlatılıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ: Saray ve Ötesi, Halid Ziya Uşaklıgil’in hayatının sonunda kaleme aldığı hatıralarıdır. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra yerine geçen Sultan Beşinci Reşad Efendi’nin emri üzerine saraya mabeyn başkatipliğine Halid Ziya Uşaklıgil getirilmiştir ve saraydaki memuriyet hayatına başlamıştır.
Saraya başkatip olarak atanan Halid Ziya Uşaklıgil görevine yeni başlamanın heyecanı içerisinde sarayı ve sarayda geçecek günleri düşünüyordu. Başkatip, Yıldız Sarayı’na gelmiş ve burada ilk kez hünkarın önüne çıkacaktı. Beklenen heyecanlı an geldi ve başkatip hünkarın önüne çıkmıştı, onun odasındaydı. Hünkar ondan sarayın masrafını tahsisata göre ölçüp tayin etmesini istedi, çünkü artık o zamanlarda Osmanlı son dönemlerini yaşıyordu ve mali yönden oldukça zayıftı. Hünkarın öncelikli amacı lüzumsuz masraflardan kaçınmak için gerekli önlemleri almaktır.
Her cumartesi sabahı hünkarın Yıldız’da Hamidiye Camii Nurlami’inde icra edilen selamlık alayı için kullandıkları tabir “Resmi Ali” idi. O dönemde meşrutiyet ilan edilmiş ve padişahtan başka bir de hükumet vardı ve hükumet yeni padişahı halka göstermek için ilk selamlık yapıldı. Bu ilk selamlık halk tarafından alkışlanan hünkar için iyi bir moral kaynağı oldu ve sarayda teşkilata başlandı. Srayda öncelikli yapılan reformlardan birisi de tabla usulünden ayrımak oldu ve böylece tabldot usulüne geçildi.
Sultan Reşad’ın tahta çıkışından sonra şehzadeler mabeyne, sultanlar hareme gelmeğe ve yeni hünkara karşı saygı ve tebrik vazifesini yapmada müşaraat göstermeğe başladılar. Abdülhamid’in bütün çocukları diğer hanedan azasının içten yapıyor göründükleri bu ziyarete, babalarına karşı bir çeşit hiyanet gözüyle bakarak, amcalarını görmeğe lüzum duymamışlardı. Sultan Reşad, Abdulhamid’den bahsederken ya birader derdi. Kardeşinin çocuklarının ziyarete gelmemesine rağmen, hünkar onların bir ihtiyaçları vardır düşüncesiyle yeğenlerinin ziyaretine gidiyor.
Mabeynde yapılan diğer bir değişiklik ise harap bir görünümü olan sarayın elden geçirilmesi oldu. Saraydaki bütün odalar, bodrum kat dahil olmak üzere tamir edildi ve uygun bir hale getirildi.
Mart sonu isyanında Sadareti işgal etmekte bulunan Hüseyin Hilmi Paşa 31 Mart Olayı’ndan sonra bu makamdan çekilince Tevfik Paşa başa gelmişti ama daha sonra hünkar Hüseyin Hilmi Paşa’yı eski görevine getirdi ve Tevfik Paşa’ya Londra sefareti verildi. Pek kısa zamanda üç istifa daha metdana geldi. İlk istifa eden mabeyn katibi Asım Bey idi, ikinci istifa Hazinei Hassa Nazırı olan Nuri Bey’den geldi, üçüncü istifa ise Teşrifatı Umumiye Nazırı ve aynı zamanda tercüman divanı hümayun olan Galip Paşa tarafından gekdi. Bütün bu boşalan kadrolar, başka şahıslar tarafından derhal dolduruldu.
Cuma selamlıklarından sonra , resmi elbiseler değişip alay ve harçları da en basit bir şekle inmiş olunca hünkarın hususi gidişleri olurdu. Hünkar bu hafta Bursa’ya gidecekti ve gitmek için kendisine ıztırap veren araba seyahatinde kısa bir yola lüzum görünce Ihlamur Kasrı’nı tercih ederdi. Ihlamur Kasrı askında pek sarayı aratmıyordu, çünkü gerek konforu gerek se rahatlığı açısından adeta küçük bir saraydı. Aslında,Sultan Reşad için en rahat ve uygun olan deniz seyahatleriydi ve bu seyahatler için saltanat kayıklarını kullanırdı.
31 Mart İsyanı’nda işllediği suç için ölüm cezasına çaptırılan mahkum için padişahın yapabileceği birşey yoktu, çünkü kanunlar karşısında herkes çaresizdi. Hünkar, idam edilecek kişi için namaz kıldı ve kendi vicdanı ile hesaolaştı, sonunda hükumetin koymuş olduğu kanunlara herkes uyacaktı.
Sultan Reşad eğitim öğretim, medeniyet ve kültüre çok önem veren bir padişahtı. O her zaman Topkapı Sarayı Müzesi’ne gider ve oraya bir takım eşyalar koyar ve gelişmesini sağlardı. Hünkar, kışlaya bir kütüphane açtırdı ve tüm personelin buradan yararlanması için gerekli çalışmalar yaptı. Topkapı Sarayı’nda bulunan Hırkai Saadet Ramazan aylarıda boğçasından çıkartılarak halka gösterildi.
Sarayda kimin veliaht olacağı merak konusu idi. Veliaht olmak ve zamanı gelince padişah sıfatiyle bütün memleketi ayaklarının altında görmek için iki şart lazımdı: Ekber ve erşed olmak. Göz önünde iki veliaht vardı: Abülaziz oğlu Yusuf İzzeddin ve Abdulmecid oğlu Vahidüddin. Yusuf İzzeddin en büyükleriydi ama padişahlık için yeterli değildi, üstelik çok kuşkucu ve aynı zamanda da korkaktı. Vahidüddin ve Yusuf İzzeddin birbirlerinden nefret ediyorlardı ve hiçbir zaman yanyana gelmemeye çalışırlardı. Sarayda tutum ve davranışlarından dolayı Yusuf İzzeddin’e karşı gösterilen bir soğukluk vardı ve üstelik Reşad Efendi onu fazla sevmezdi.
Başkatip, Nişantaşı konağında uyurken, birdenbire telefon çaldı ve aniden uyandı. Gece yarısı bu telefonun amacını anlamaya çalışırken, pencereden dışarı baktı ve yangın olmadığını anladı. Apar topar saraya gitti ve Hüseyin Hilmi Paşa’yı saraydaki kendi odasında gördü. Başkatip bu ani çağrılmanın nedenini düşünüyordu ve sadrazam istifa etmek istediğini söyledi. İstifayı duyan başkatip şaşkınlık içerisinde hünkarın odasına gitti ve onu uykusundan uyandırdı, fakat padişah bu habere hiç şaşmadı.
Sırp Kralı, saraya ziyarete geliyordu ama gerekli hazırlıklar yapılmamıştı, yeterli malzeme ve de para da elde mevcut değildi. Netice de bir yerlerden malzemeler toplandı ve ziyafet verildi, konuklar verilen bu ziyafetten oldukça memnundular. Osmanlı artık iyice gidiyordu, son nefesini almaya çalışıyordu zaten elde avuçta hiç birşey kalmamıştı. İngilizlerin kovaladığı Alman zırhlısı Göben ve Breslau Kruvazörü Çanakkale’ye geldiler ve biz de Enver Paşa’nın isteği üzerine bu gemileri almakla, savaşa girmeyi kabul etmiş olduk. Enver Paşa’nın diğer bir hüsranla sonuçlanan olayı ise Sarıkamış Harekatı idi. I.Dünya savaşı’nın ilk senesinde Yusuf İzzeddin intihar etti, böylece; padişah Vahidüddin oldu. Abdulhamid’in kısa bir hastalık neticesinde ölmesiyle Sultan Reşad hem kardeşinin hem de yeğeninin ölümünü bir arada yaşamış oldu. Hükumet başkatibi bir görev ile Almanya’ya gönderdi ve hünkar benden oradan sarı şekayik getirmemi istedi, fakat getirdiğim çiçekleri göremeden Beşinci Mehmet iki sene sonra hayata gözlerini kapadı.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: Adalet ve kanunlar karşısında herkes eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Bu kişi ister padişah, ister sıradan bir vatandaş olsun herkes kanunlara uymalı ve görevinin getirdiklerini başarıyla yapmalıdır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Padişah: Giyinişinde, oturuşunda kibarca bir hal vardır. Herkes tarafından sevilen, sevimli, hoşgörülü, merhametli, iyimser, dürüstlüğü ve adaleti ile tanınan tam bir devlet adamıdır. Hiçkimseye karşı kin ve nefret beslemez, üstelik herkese iyi davranırdı.
Başkatip: Mabeynde başkatip olarak dört yıla yakın bir müddet kalmıştır. Dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla kendini padişaha ve diğerlerine ve özellikle İttihat ve Terakki ileri gelenlerine sevdirmiştir. Çünkü onun bu vazifede tek bir gayesi vardı: Sarayı meşrutiyet ahkamına uygun bir biçimde yeniden düzenlemektir. Bu arzusuna oldukça da yaklaşmıştır.
Hüseyin Hilmi Paşa: Hüseyin Hilmi Paşa, Beşinci Mehmet zamanının sadrazamıdır. Hilmi Paşa, suskun, konuşmayan bir zat değildi, aksine o her zaman konuşmaktan çok hoşlanan, sohbeti pek dolgun ve pek cazipti. Padişahın huzurunda uzun bir zaman geçirirdi ve padişahı da bıktırırdı.
Tevfik Paşa: Tevfik Paşa dürüstlüğü, namusuyla herkesin imdinde pek muhterem sayılırdı. Kendisine verilen bütün görevi elinden geldiği kadarıyla en iyisini yapmaya gayret gösterirdi. O zaman için en münasip bir sadrazam ancak o olabilirdi.
Galib Paşa: Galib Paşa nazik, zarif, resmi olmağa özenen birisidir.Uzun boylu, fakat zayıf ve uzun boyunlu, kendisini çevresine güzel gösteren, giyim ve kuşamına özen gösteren bir zattır.
Sabit Bey: Gayet zeki bir adamdır, hünkarın herkesten çok ona ihtiyacı vardır. Hünkara karşı çok bağlıdır. Sabit Bey, yazdıklarını önce padişaha okuturdu çünkü o, mevkiisini kaybetmek istemezdi. Yaptığı bütün işleri zekice ve kurnazcadır, hiç birşeye gölge düşürmeyi istemez.
Hıfzı Ağa: İkinci Musahip Hıfzı Ağa okur yazar, sözü sohbeti yerinde, aklı başında, adeta aydın bir adam denecek kadar hatırını saydıracak liyakat sahibi, fakat cılız ve maraz bir zattı. Ayrıca Hıfzı Ağa karşısındakilere karşı her zaman saygılı, kibar ve nazik bir şahıstır.
Ahmet Rıza: Ahmet Rıza pek ziyade nazik, pek zarafet kaidelerine riayet eden hatır ve gönül okşamakta usta olmakla beraber bunu asıl küçüklere yahut aynı mevkiidekilere tatbik eder, diğerlerine karşı sert ve keskin olmaktan haz duyardı. Hele kendisine karşı sevgilerine emin oldukları hakkında hiçbir lisan ihtiyatına lüzum görmezdi.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Halid Ziya’nın yazmış olduğu bu “SARAY VE ÖTESİ” adlı kitabı okumakta oldukça zorlandım. Öncelikle kitap konu bakımından sıkıcı ve aynı zamanda içerisinde çok fazla uzun uzun tasvirler var. Kitabın konusu Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ve de sarayda geçtiğinden anlaşılması zor ve bir sürü yabancı kelime geçiyor. Kitap parça parça konu ve olaylardan oluştuğundan bir bütünlük yok. O zamanki sarayı anlattığından kahramanlar hep saray halkından oluşuyor kitapta ismi geçen bir sürü kahraman var ve ismi geçen bütün bu kahramanları hatırlamak ve anlamak oldukça güç. Ben genelde olay romanlarından hoşlandığımdan, sarayın durumunu anlatan ve tasvirlere çok yer vermiş olan bu hatıra bana sürükleyici gelmedi.
6.YAZAR HAKKINDA BİLGİ: 1867 yılında İstanbul’da doğdu ve 27 Mart 1945 yılında doğduğu yer olan İstanbul’da öldü. Roman ve öykü yazarıdır. Türkiye’de çağdaş Batı ronanının ilk gerçek örneklerini vermiştir. Uşaklızadeler olarak tanınan bir aileden Hacı Halil Efendi’nin oğludur. İstanbul’da Fatih Askeri Rüştiyesi’nde okudu. İzmir Rüşdiyesi’nde Fransızca dersleri aldı ve aynı lise de daha sonra Fransızca öğretmenliği yaptı. 1893’te İstanbul’da Reji İdaresi’nde başkatip oldu. II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra reji komiserliğine getirildi. Darulfünun-I Osmani’de Batı edebiyatı ve estetik dersleri verdi. 1909’da İttihat ve Terakki’nin önerisiyle V. Mehmed’in mabeyn başkatipliğine atandı. 1911’de Meclis-I Ayan üyesi seçildi. Daha sonra üniversiteye döndü. Siyasal görevlerle Fransa, Almanya ve Romanya’ya gitti. Yazarın başlıca eserleri şunlardır: Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu. Öbür önemli yapıtları: Sefile, Kırık Hayatlar, Bir Muhtıra’nın Son Yaprakları, Küçük Fıkralar, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Yunan Edebiyatı, Sanata Dair, Fransız Tarihi Edebiyatı.
Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…
Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…
Altıncı sual 30 puandır. Aşağıdaki ölçütler birbirinden bağımsız değerlendirilir. Boş yada tümüyle ilgisiz yanıt 0…
10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 2. Yazılı Soruları ve Cevapları — Senaryo…